İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/444 E. 2026/460 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/444
- Karar No
- 2026/460
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO2026/444 Esas KARAR NO:2026/460
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :04/06/2026 KARAR TARİHİ:15/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirketin bir kamu iştiraki şirketi olduğunu, müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın, davalıya ait ... plakalı araç ile gerçekleşen kaza sırasında kamusal görevini yerine getirdiğini,kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, kazanın etkisiyle müvekkil şirketin aracının serviste kalması nedeniyle fiilen kullanım dışı kaldığından şimdilik 10,00 TL Araç Mahrumiyet Bedeli ve araçta meydana gelen ciddi zarar nedeniyle 10,00 TL Değer Kaybı tazminatı olmak üzere toplam 20,00 TL maddi tazminatın (HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak), haksız fiil tarihi olan 02.07.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, aksi halde faizin yasal faiz olarak takdirine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" dava ile talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, haksız fiilden kaynaklanan alacak davasıdır. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. Somut olayda, davanın alacak davası olduğu, ... Vergi Dairesi’nin 09/06/2026 tarihli cevabi yazısı ile davalı ...'in "...herhangi bir ticari kazancının olmadığı...VUK 'da belirtilen defter ve belge tutma yükümlülüğünün bulunmadığının....", İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 11/06/2026 tarihli cevabi yazısı ile davalı ...'in, "...gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarına göre ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının bulunmadığının..." bildirildiği, görevli mahkemenin dava tarihindeki şartlar esas alınarak belirlenmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle her iki davalının da tacir olmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul BAM 37.HD. 11/11/2022 T. 2022/567 E.-2022/2788 K. sayılı ilamı) TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. Maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir. HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, kararın kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, HMK nun 20.maddesi gereğince re'sen davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanın 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 3-İlk itirazlar, harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır