İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/590 E. 2026/546 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/590
- Karar No
- 2026/546
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2026/590 Esas
KARAR NO : 2026/546
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/06/2026
KARAR TARİHİ : 12/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı belediye arasında ticari mahiyette bir hukuki ilişki bulunmakta olup, müvekkili şirketin bu ilişki kapsamında edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, davalı belediyenin ticari işletmeciliğine dayalı hukuki işlem ve eylemlerinden kaynaklanan bu uyuşmazlıkta, müvekkili şirketin hak ettiği alacakların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak davalı tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğini, işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, alacağın varlığının, teslimin ispatı ve ispat yükü müvekkili şirket, davalı belediyeye yönelik edimlerini tam ve eksiksiz olarak ifa etmiş olup, icra takip talebine eklenen bu faturalar ve dayanak belgelerin, alacağın varlığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davalı belediyenin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde de müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını davalı tarafın itirazının iptali ile takibin sadece asıl alacak üzerinden değil, fer'ileriyle birlikte devamı gerektiğini, arz ve izah edilen, gerek toplanacak deliller, icra takip dosyası ve gerekse mahkemece re'sen tensip ve takdir edilecek diğer nedenlerle, davanın kabulüne, davalı borçlu belediyenin İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin asıl alacak "ve asıl alacağın ferileri" ile birlikte, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle devamına, alacağın likit olması ve itirazın haksızlığı dikkate alınarak, davalı aleyhine asıl alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı göürülmüştür.
GEREKÇE :
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
TTK'nun 19. maddesinde; "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” Ticari Dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri Mutlak Ticari Davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar Nispi Ticari Davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
TTK 16/2. Maddesinde ise; "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar."
Eldeki Uyuşmazlık; satış sözleşmesi kaynaklıdır. Satış sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen sözleşmelerden olması nedeniyle eldeki dava Mutlak Ticari Dava olarak nitelendirilemeyecektir. Davacı taraf tacir olup, davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının ise tacir olmadığı nazara alındığında davanın Nisbi Ticari Davanın koşullarını da taşımadığı görülmektedir.
Davalı ... Büyükşehir Belediyesi tacir sıfatını taşımadığı gibi dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce, davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir.
Davacı ve davalılardan birinin tacir olması davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirmemektedir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
TTK'nun 5. maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda mahkememizce, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalıya karşı açmış olduğu davada HMK.114/1-c, 115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3- Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair; Dosya üzerinden tarafların yokluğunda tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 12/06/2026
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza