İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/317 E. 2026/128 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/317
- Karar No
- 2026/128
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/317 KARAR NO : 2026/128
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Bono İptali) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: Müvekkiline 15.02.2025 tarihinde, davalı ve diğer ortakların tehdidiyle senet düzenlendiğini, işbu senedin 10.000.000,00 TL bedelli olduğunu, senede ilişkin olarak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine İstanbul Anadolu ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile itiraz ettiklerini, davalı tarafın, müvekkili, sözlü ve fiziksel tehdit ile üzerinde baskı kurmak suretiyle senedi zorla imzalattığını, söz konusu senette irade fesadı olduğunu, bu sebeple ortada geçerli bir senet olmadığını, buna ilişkin müvekkili aleyhine başlatılan hukuka uygun bir takibin söz konusu olmadığını, TTK m.631 gereği senedin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davaya konu senedi, korku ve baskı altında imzalamış bulunmakla yapılacak yargılama neticesinde bu hususun tespiti ile senedin iptaline karar verilmesini, ödeme yapılmaması için tedbir kararı alınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: Davacının dayanaktan yoksun senet iptali davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı tarafından davacı aleyhinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında takibe konu senetten ve takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, senedin davacının iradesinin sakatlanarak düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça tanık deliline dayanılmış ise de yasal süresi içerisinde tanık listesi bildirmediğinden tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı Ümit Şenkul beyanında, davacının elde edilen gelir ve dekontlarda oynama yaptıklarını farkettiklerini, kendisiyle görüştüklerinde bu durumu kabul ettiğini, 16 milyon TL'ye yakın tutar tespit ettiklerini ve 10.000.000 TL'lik senet vermeyi kabul ettiğini, davalı tanığı ... beyanında, davacının faturalar üzerinde oynama yaptığını farkettiklerini, alacak miktarlarının daha fazla olmasına rağmen 10 milyon TL'lik bono imzalamayı kabul ettiğini belirtmiştir. Tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 13/03/2026 günü, saat 10:00 da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi heyeti SMMM ... ve ...'ın 25/06/2026 tarihli raporunda özetle; Mali Bakımdan: davacının tek ortağı ve yetkilisi olduğu ... A.Ş isimli şirketin 2023,2024 ve 2025 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 13.03.2026 günü saat 10:00'dan itibaren inceleme günü mahkeme kaleminde hazır bulundurmadığı gibi ayrıca yerinde inceleme de talep etmediği görüldüğünden adı geçen şirketin ticari defterlerinin incelenemediğini, Nitelikli Hesaplamalar Bakımından; davacının kambiyo evrakının elinde korkutma ile rızası hilafına alındığını beyan ettiği, kambiyo evrakının 19.12.2024 düzenlenme tarihi nazara alındığında, 12.06.2025 dava tarihi itibarıyla, 2 yıllık sürenin geçmediği, mevzuata göre korkutmanın her türlü yolla ortaya konulabileceği, bu kapsamda Mahkemece davacının korkutulduğu ve borçlu olmadığı bir kambiyo evrakını imzalamak zorunda kaldığının kabulü halinde, niza konusu bononun geçersiz olacağı davacının irade sakatlığına uğramadığının kabulü halinde ise ilgili bononun geçerli olacağı belirtilmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları) Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir sebebe bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. (Yargıtay HGK 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. sayılı ilamı) Davacı tarafça hile ve tehdit ile senedin kendisine imzalatıldığından bahisle menfi tespit talep edilmiş ise de, irade fesadı hallerinin gerçekleştiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, yasal süresinde tanık listesi bildirmediğinden tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, yemin deliline dayanmadığından yemin teklifinin hatırlatılmadığı, senedin ödendiğinin de iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla sübut bulmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan toplam 170.775,00-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 170.043,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 1.010.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.23/09/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır