Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2250 E. 2026/1311 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2250
- Karar No
- 2026/1311
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2250 KARAR NO : 2026/1311
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2022 (Dava) - 11/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/709 Esas - 2023/498 Karar DAVA : Menfi Tespit BAM KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarih ve 2022/709 Esas - 2023/498 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adına 03.11.2017 tarihinde, 05.06.2018 vadeli, 128.600,00-TL bedelli ve 05.07.2018 vadeli, 30.000,00-TL bedelli iki adet bono keşide ettiğini, müvekkilinin bononun düzenleme tarihinden sonra bonoya ilişkin borcuna isinaden davalı ... .ın hesabına "senet kısmi ödeme, senet taksidi" ve sair açıklamalarla kısmi ödemeler yaptığını, ödemelerin varlığına rağmen davalı tarafça müvekkili aleyhine Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1764 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak müvekkili tarafından yapılan ödemelerin takip alacağından düşmediğini beyanla müvekkilinin 33.100,00-TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davanın yalnızca Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 E. Numaralı dosyası ile ikame edilen tasarrufun iptali davasını uzatmaya yönelik olduğunu, dosyanın karar aşamasında olduğunu, 2020 yılı esaslı bir dosya yönünden yaklaşık 3 yıl sonra dosya karar aşamasına geldiğinde "ben aslından bu kadar ödeme yapmıştım" diyerek haksız ve hukuka aykırı şekilde menfi tespit davası ikame etmek yalnızca bahsetmiş olduğumuz tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmak olduğunu, menfi tespit davası ikame edileceğinden bahsedilmiş olması sebebiyle Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 E. Numaralı dosyası iş bu eldeki davayı bekletici mesele yaptığını, davacının bir kısım ödeme yaptığını ve ödemelerin de Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1764 E. Numaralı dosyasına konu edilen bonolara ilişkin olduğunu iddia etmişse de, yapıldığı iddia olunan ödemelerin davacının müvekkiline olan başka borçlarına ilişkin ödemeler olduğunu, davacı ile müvekkili arasında birden fazla borç ilişkisi bulunduğunu, yapılan ödemelerin hiçbirinde Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1764 E. Numaralı dosyasına istinaden ödeme yapıldığını gösterir bir açıklama bulunmadığını, davacının yapılan ödemelerinin davacının ve davacının murisi ...'nın müvekkilinden daha evvel aldığı borçların geri ödemesine ilişkin olduğunu, söz konusu bedellerin, davacının müvekkiline mevcut olan daha evvel alınan borçlarının ödenmesine ilişkin olduğunu, ödeme açıklamasında senet ödemesi yazılmış ise de ödemesi yapılan ve borcu biten bonoların davacıya teslim edildiğini, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1764 E. Numaralı dosyasına konu edilen bonolara yönelik ise hiçbir ödeme yapılmadığını, davacı ile müvekkili arasındaki tek borç ilişkisinin Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1764 E. Numaralı dosyasına yönelik olmadığını, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/3996 E. Numaralı dosyasıyla davacının murisinden kalan borçlara ilişkin icra takibi başlatıldığını ancak davacı tarafça söz konusu dosya için de hiçbir ödeme yapılmadığını , yapıldığı iddia edilen ödemeler ise icra takibine konu edilmeyen ancak davacının müvekkiline olan başka borçlarının ödenmesine ilişkin olduğunu, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlarının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Davacı keşideci icra takibine konu 03/11/20217 keşide tarihli, 05/06/2018 vade tarihli 128.600,00 TL bedelli ve 05/07/2018 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli senetler için dava dilekçesinde açıkladığı üzere 33.100,00 TL kısmi ödemede bulunduğunu ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı yan ise davacının bir çok bonodan dolayı davalıya borçlu olduğunu, davacının ödediğini iddia ettiği kısmın başka bonolara ait ödemeler olduğunu, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini savunmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise bononun bir kısmının ödendiğini iddia eden davacı yanca talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı tarafta olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelinin ödendiğini ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olayda davacı tarafça bankadan ödeme yapılıp, banka kayıtlarında ödemenin takip konusu senetlere ilişkin olduğuna dair açıklama bulunmadığından, bu hali ile ödemelerin dava ve takip konusu senetlere ilişkin yapıldığı sübuta ermemiştir. Görülmekte olan davada ispat yükü davacıda olup, davacı, yapmış olduğu ödemelerin senet bedeline ilişkin olduğunu ispat etmelidir. Davacı tarafça davalının banka hesabına yapılan ödemelerde takip ve dava konusu senetlere ilişkin olduğuna dair açıklama bulunmadığından, davacı taraf iddiasını kanıtlayamamıştır. Davacının yemin deliline de açıkça dayanmamış olduğu anlaşılmıştır. İİK. 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar verildiğinde, borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir (KURU, Baki; İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 376-377). Davalı taraf % 20 oranında tazminat talep etmiş ise de; mahkememizce takibe ilişkin verilmiş herhangi bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından, icra takibi durdurulmadığından, davacı yönünden haciz işlemlerine devam edildiği görüldüğünden, alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın REDDİNE, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karar ile bilirkişi raporunun çeliştiğini, kanuni karineden davacı müvekkilinin yararlanması gerektiğini, müvekkilinin 05/02/2019-18/10/2019 tarihleri arasında her ay düzenli şekilde ve hemen hemen aynı miktarda olmak üzere para havalesi yaptığının çekişmeli bir vakıa olmaktan çıktığını, müvekkili tarafından gönderilen bazı havaleler, her ne kadar senet ödemesine ait olduğuna bir açıklama ihtiva etmese de, müvekkilinin muaccel borcu için davalıda bulunan senede yönelik havale yapıldığını kabul etmek gerektiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde, açıklamasız havalelerin müvekkilinin davalıya başka bir borcu nedeniyle gönderildiğini iddia etmiş ise de, bu iddiaları ispatlayamadığını, açıklamasız havale nedeniyle mevcut kanuni karineden faydalanması gereken tarafın davacı taraf olduğunu, zira aylık periyotlarla ve genellikle aynı miktar ile yapılan havalelerin davalıda mevcut senet için yapıldığının açıkça anlaşıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davaya konu icra takibindeki senetler için yapılan 33.100,00 TL ödeme uyarınca borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının yaptığı ödemelerin davaya konu icra takibine esas senetler için yapıldığına dair ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ödemelerin davaya konu senetlere ilişkin olduğunun ödeme bilgilerinde belirtilmediği, bu sebeple davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/709 Esas - 2023/498 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026