Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/124 E. 2026/883 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/124
Karar No
2026/883
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/124 KARAR NO : 2026/883

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Ticari Satımdan Kaynaklanan İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :11/06/2026

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Davalı şirket MM ... aleyhine, müvekkili ile ticari ilişki doğrultusunda alım-satım ilişkisinden kaynaklanan faturalar ile sabit ... TL bedelli borçlarının tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında alım-satımdan kaynaklanan ticari iş ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin teslim ettiği malların irsaliyeli elektronik faturalarını süresi içerisinde düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini, davalı şirketin, almış olduğu malların bedelini belli aralıklarla müvekkilinin bildirdiği banka hesabına eft yoluyla toplu şekilde ödemeler yaptığını, ancak müvekkilinin yapmış olduğu hesaplamalar neticesinde, takibe konu faturalara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, kalan ... TL bedelli teslim ettiği malların ücretinin kendisine ödenmediğinin fark edildiğini, müvekkillinin kendisine yapılan ödemeleri banka aracılığıyla aldığını ve elden ödeme almadığını, davalı şirketin müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığı gibi, malların teslim edilmediği iddiasıyla şimdiye kadar belge, makbuz vs. ibraz etmediğini, davalı şirketin, malların teslim edilmediği iddiasıyla borcunu ödemediğini beyan ederek, ilgili icra dosyasındaki ... TL asıl alacak tutarı üzerinden kısmi itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, hükmolunacak alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Davacı tarafın, dava dilekçesinde müvekkili şirketler ile ticari ilişkiden kaynaklanan alım satımdan ötürü bakiye alacaklarının olduğunu beyan ettiğini, ancak bu bakiye alacağın hangi ticari alım satımdan kaynaklandığının belirtilmediğini, taraflarınca şirket kayıtlarının incelendiğini ve davacı tarafın herhangi bir bakiye hak ve alacağının tespit edilemediğini, aksine müvekkili şirketlere borçlu olduğunun görüldüğünü, davacı tarafından dava konusu yapılan faturalara ilişkin herhangi bir ürünün müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacı şirketin son zamanlarda basiretli tacir gibi davranmaktan vazgeçtiğini, kendi ticari hayatlarını bitirerek sahte belge ve fatura düzenlemeye başladıklarını, müvekkili şirkete yapıldığı gibi haricen öğrenilen bilgilere göre de davacı şirketin özellikle eskiden iş yapmış oldukları şirketler ile irtibata geçerek makul fiyata mal teslim edecekleri iddiası ile ön ödeme aldıklarını, sahte fatura kestiklerini ve neticesinde de herhangi bir mal teslimi yapmadıklarını, davacı tarafın müvekkili şirkete kesmiş olduğu 2022/kasım ayına yönelik ....-TL tutarında faturanın sahte çıktığını ve müvekkili şirketin KDV iadesine dahi gidemediğini, davacı şirket tarafından sahte belge/fatura düzenlediği tespit edildiği için hakkında resen terk işlemi yapıldığını, yine davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde şirketin sigortalı herhangi bir çalışanının olmadığını, iş hacmi ve stokunda mal bulunmadığını, herhangi bir araç, depo veya şubesinin de bulunmadığının tespit edildiğini, davacı şirketin fiili olarak iş yaptığını gösterir herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, faturayı tanzim eden tarafın yalnızca akdi ilişkiyi kanıtlamasının yeterli olmadığını beyanla; davanın reddi ile davacının Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... E. Numaralı icra dosyasında yapmış olduğu takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ....-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu davalıya tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilinin süresinde itirazın iptali davası açtığı; dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, dava ve takip konusu 23/01/2023 tarihli ....-TL tutarlı faturanın tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, bu fatura bakımından tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği, ....-TL tutarlı faturanın davalı kayıtlarına işlenmesi nedeniyle ilgili fatura konusu malın davalıya teslim edildiğinin karine olduğu, davalının ticari defterlerinde yer alan belgesiz ödeme kayıtları için tevsik edici belge sunulmadığı, davalı tarafın yemin deliline dayanmasına rağmen bu hakkını kullanmadığı; netice olarak, davacının davasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı borçlunun Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın ....-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip konusu edilen ve hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan, takip konusu edilen ve hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si olan ....-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; bilirkişi raporu neticesinde davacı tarafın ticari defterlerinin denetime elverişli olmadığı, müvekkili şirketin ticari defterlerinin denetime elverişli ve usule uygun tutulmuş olduğunun tepitine ve dava konusu yapılan faturanın ödendiğinin tespit edilmiş olmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı taktirde iddiada bulunanın iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla faturayı tanzim eden tarafın yalnızca akdi ilişkiyi kanıtlamasının yeterli olmadığını, faturada yazılı bedel üzerinden çıkan uyuşmazlıklarda yazılı belge ile ispatla yükümlüğünün fatura alacaklısında olduğunu, fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamının doğduğunu, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımadığını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun, eğer fatura konusu mal ise de teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davacının bunu ispatlayamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı olarak ... TL asıl alacak, ... TL faiz olmak üzere toplam ... TL alacağın tahsili imacıyla 23/02/2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 28/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından 28/02/2024 tarihli dilekçe ile yasal 7 günlük sürede borca itiraz edildiği, borca itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği ve davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (6100 sayılı HMK m. 191). Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerinde olup, davacının faturalara konu hizmeti verdiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 22/02/2016, E. 2015/13357, K. 2016/2695 tarih ve sayılı ilâmı). Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davalı taraf dava ve takip konusu faturaya süresinde itiraz etmeyip faturayı ticari defterlerine kaydetmesi durumunda mal ve hizmetlerin kendisine teslim edildiğini kabul etmiş sayılır. Davacı taraf davalının bu kabul beyanı nedeniyle alacağın varlığını kanıtlama yükümlülüğünden kurtulur, buna karşılık davalı borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hale gelir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 tarih ve 2021/(19)11-990 E., 2022/1568 K. sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı tarafından düzenlenen toplam ... TL bedelli faturayı ticari defterlerine kaydeden davalı borçlunun mal ve hizmetlerin kendisine teslim edildiğini kabul ederek ödeme konusunda ispat yükünü üzerine aldığı, bilirkişi raporundaki tespitler ile tarafların kayıtlarının 01/12/2023 tarihine kadar birbirini doğruladığı ancak bu tarihten sonra davalı tarafın ticari kayıtlarında yer alan ve davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafın kayıtlarda yer alan ödemelere ilişkin üç adet çek ödemesi dekontunun bilirkişi incelemesinde bilirkişiye ibraz edildiği, 12/02/2024 tarihli ödeme dekontunda ... numaralı çeke ilişkin ... isimli kişiye ... TL ödendiği, 13/02/2024 tarihli ödeme dekontunda ... numaralı çeke ilişkin ... isimli kişiye ... TL ödendiği, 13/02/2024 tarihli ödeme dekontunda ... numaralı çeke ilişkin ... isimli kişiye ... TL ödendiği, bu ödemelerin dayanağı olan çeklerin davalı tarafından dosyaya ibraz edilmediği gibi davalı tarafından bu delile dayanılmadığı dolayısı ile ... isimli kişiye yapılan ödemelerin davalıya yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği, yapıldığı iddia edilen ödemelerin takip konusu faturaya mahsuben ödendiği yönünde dosyaya belge sunulmadığı, ödeme lehtarı ...'a ödeme yapılması yönünde davacı tarafından verilen bir talimatın ibraz edilmediği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi tarafından faturanın davalı kayıtlarına işlenmesi nedeniyle ilgili fatura konusu malın davalıya teslim edildiğinin karine olduğu, davalının ticari defterlerinde yer alan ödeme kayıtları için tevsik edici belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ... TL harçtan davalı tarafça yatırılan ... TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye ... TL’nin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/124, K. 2026/883, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-124-e-2026-883-k-dea1b4cfddb5