İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/259 E. 2026/556 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/259
- Karar No
- 2026/556
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/259 Esas - 2026/556 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/259 Esas KARAR NO : 2026/556
....
DAVA : Ticari Şirket / Ticaret Sicil Müdürlüğü İşleminin İptali DAVA TARİHİ : 25/03/2026 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 21/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Ticaret Sicil Müdürlüğü İşleminin İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... ortaklığından haklı sebeple çıkmak amacıyla açtığı davada haklı bulunduğunu;.... sayılı ilamı ile müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına izin verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ortaklıktan çıkarma kararının tescili ve ilanı amacıyla 21/01/2025 tarihinde ....resmi başvuruda bulunulduğunu ancak, söz konusu başvurunun, yasal süresi içerisinde sonuçlandırılmayarak zımnen reddedildiğini, müdürlük yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmelerde; tescili talep edilen kararda ortaklıktan çıkarılan paydaşın paylarının akıbetine ilişkin bir belirleme yapılmadığını ve kararda açıkça 'tescile' dair bir hüküm bulunmadığı gerekçe gösterilerek işlemin tesis edilmediğinin bildirildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün, ortaklıktan çıkarılan ortağın paylarının akıbetine dair bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle tescili reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ortaklıktan çıkarma kararının doğası gereği üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi ve sicilin aleniyeti ilkesi gereği tescilinin zorunlu olduğunu, ortaklıktan çıkarılan paydaşın paylarının akıbeti konusunda şirket genel kurulu tarafından henüz bir tasarrufta bulunulmamış olmasının, bu payların ticaret sicilinde 'çıkarılan ortak' üzerinde görünmeye devam etmesi sonucunu doğurduğunu, bu durumun, ticaret sicilinin gerçek durumu yansıtma borcuna aykırı olduğunu beyanla; .... zımnen red kararının iptaline, .... Esas sayılı kararı uyarınca müvekkilin ortaklıktan çıkma kararının çıkma tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde re'sen tescil ve ilanına, boşa çıkan payların TTK m. 642 uyarınca şirket adına hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu şirketin müdürü halihazırda davacı .... olup ortağın aynı zamanda şirkette müdürlük görevini üstlenmiş olması halinde ortaklık sıfatının sona ermesinin, müdür sıfatının sona ermesi sonucunu doğurmadığını, müdürlük sıfatının sona ermesi için müdürün bu görevden usule uygun olarak azledilmesi gerektiğini, bu halde ortağın, TTK m. 630’a uygun olarak müdürlük görevinden de azledilmesi gerektiğini, Müdürlükten azlin de ticaret siciline tescil ve ilanı gerektiğini, başvurunun, şirketi temsile yetkili olan davacının bizzat başvurusu yerine vekili aracılığıyla yapıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, öte yandan, haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebinin kabulü halinde, ayrılan ortağa ait payların akıbetine dair karar verme yetkisinin şirkete ait olduğu ilkesi gereği, mahkemelerce bu hususta ayrıca bir hüküm tesis edilmediğini, davacı vekili dilekçesinde payların akıbetine dair alınacak kararın şirket genel kurulunun yetkisinde olduğunu beyan etse de şirketin müdürünün davacı olmasından ötürü alınacak kararın tescil talebinin de yine davacı tarafından yapılmasının icap ettiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığından reddi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri beyan ve iddiaların bütünü ile 02/07/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında yapılan tespitler uyarınca, aşağıdaki vakıaların taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı değerlendirilmiştir; i. Davacı tarafın, dava dışı ..... tarihli ilamı ile izin verildiği ve bu kararın kesinleşmiş olduğu, ii. ortaklıktan çıkma kararının ticaret siciline tescil ve ilanı amacıyla davacı vekili tarafından 21/01/2025 tarihinde davalı kuruma başvuru yapıldığı, iii. ....Müdürlüğünce anılan kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda tescil ve ilan işleminin yerine getirilmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık aşağıdaki noktalarda toplanmaktadır; i. Şirket müdürü vasfını taşımaya devam eden çıkan ortağın; ticaret siciline yönelik tescil talebini vekaletname ile vekili aracılığıyla yapıp yapamayacağı (bizzat başvuru şartının bulunup bulunmadığı), ii. Limited şirketlerde ortaklıktan çıkan ortağın paylarının akıbetine dair bir şirket genel kurul kararı ibraz edilmeksizin ticaret sicili müdürlüğünce tescil işleminin (MERSİS altyapısı da dikkate alınarak) teknik ve hukuki olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği, iii. İdari merci niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğünün işlemlerine karşı ikame edilecek davanın; Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 39 uyarınca düzenlenmiş sekiz günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, iv. Mahkeme ilamında payların hükmen tesciline dair açık bir hüküm bulunmamasına rağmen re'sen yahut hükmen tescil işleminin ticaret sicili müdürlüğünce veya mahkemece re'sen uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... Karar sayılı ilamı: Davacının, dava dışı ..... Karar sayılı ilamı ile reddedildiği, böylece kararın 08/11/2013 tarihinde kesinleştiği, 18/12/2013 tarihli kesinleşme şerhinden anlaşılmıştır. 6. Mahkememizce .... K, sayılı kararına ilişkin davacı tarafından kararın tescili ve ilanı amacıyla başvuru yapılıp yapılmadığı, yapılmış ve yapılan başvuru reddedilmiş ise hangi gerekçe reddedildiğinin bildirilmesine ilişkin .... yazılan müzekkere cevabında; Avukat ... sayılı kararının sunulmuş olduğu, bahse konu kararda şirket ortaklarından .... şirket ortaklığından çıkmasına izin verildiği ve kararın kesinleşme şerhiyle birlikte müdürlüklerine bildirildiği, ilgili mahkeme kararına uyularak şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilen ortağın hisselerinin akıbetine ilişkin gerekli evraklarla müdürlüklerine bizzat müracaat edilmesi gerektiği, limited şirketlerde çıkma veya çıkarılma kararının uygulanmasında kalan payın akıbetinde hangi yolların izlenebileceğinin açıklandığı, buna göre limited şirketlerde tescil başvurusunda bulunma yükümlülüğünün şirket müdürlerine ait olduğunun bildirildiği görülmüştür. 7. Mahkememizin 24.04.2026 tarihli ara kararı ile davacının bizzat ..., sayılı kararı uyarınca müvekkili.... ortaklığından çıkarılmasına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ve ilanına, müvekkilinin ortaklıktan çıkması nedeniyle boşta kalan payların akıbetine ilişkin olarak TTK m. 642 ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin müdürlüklerince tesis edilmesine, tescil ve ilan işlemlerinin, kararın kesinleşme tarihi olan 20.01.2011 tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde yapılmasının talep edildiği görülmüştür. 8. Davalı .... sayılı yazısı: Davacıya hitaben düzenlenen bu yazı ile; ilgili mahkeme kararına uyularak, şirket ortaklığından çıkmasına karar verilen ortağın hisselerinin akıbetine ilişkin gerekli evraklarla Müdürlüğe bizzat müracaat edilmesi gerektiği, kalan payın akıbeti bakımından TTK m. 612 uyarınca şirketçe iktisap, üçüncü kişiye veya ortaklardan birine devir yahut sermaye azaltımı seçeneklerinin bulunduğu, ... Yönetmeliği m. 22 uyarınca tescil başvurusunda bulunma yükümlülüğünün şirket müdürüne ait olduğu ve şirket müdürünün hâlihazırda davacı olduğu belirtilerek tescil başvurusu yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Tescil ve ilan işlemi yapılmamıştır. 9. ..... kesinleşmiş kararı hatırlatılarak, TTK m. 642 ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi, payların akıbetine dair gerekli şirket kararlarının alınması ve tescil sürecine engel teşkil eden eksikliklerin giderilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. 10. .....aleyhine açılan davaya ilişkin dosyadır. Dosya içinde yer alan 13/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda (Doç. Dr. ....); şirketin 09/05/1997 tarihinde kurulduğu, sermayesinin 4.000 paya bölündüğü, sicildeki son ortaklık yapısına göre .... 80 pay sahibi göründüğü; şirket müdürlüğüne ilişkin son tescilli kararın 29/07/1998 tarihli olup ....’ın münferit imza yetkili müdür olarak tescil edildiği (04/08/1998 tarihli ve 4597 sayılı TTSG), 1998 yılından sonra müdür seçimine ilişkin bir ortaklar kurulu kararına rastlanmadığı; .... 08/11/2013 tarihinde kesinleşen inşai nitelikteki kararıyla ortaklıktan çıkmasına izin verildiği, ancak bu çıkmanın da ticaret siciline tescil ettirilmediği, sicil kayıtlarına göre....’ın hâlen hem 800 pay sahibi ortak hem de münferit yetkili müdür olarak göründüğü; ortak sıfatına bağlı müdürlük görevinin maddi hukuk yönünden kesinleşme tarihi itibarıyla sona erdiğinin değerlendirildiği, şirketin merkez adresinde bulunamadığı, uzun süredir genel kurul yapılmadığı ve şirketin 08/11/2013 tarihinden bu yana tescilli ve görevde bir müdürünün fiilen bulunmadığı tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 11. Dava, .... işleminin iptali ile davacının şirket ortaklığından çıkma kararının tescil ve ilanı istemine ilişkindir. 12. Davacı yan; dava dışı limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkmasına izin verilmesine ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilamının ticaret siciline tescili istemli başvurusunun davalı .... yerine getirilmemesi (reddi) üzerine, 6102 sayılı TTK m. 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 39 hükümlerine dayalı olarak; ret işleminin iptali ile ortaklıktan çıkma kararının çıkma tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde re’sen tescil ve ilanına ve ayrıca boşa çıkan payların şirket adına hükmen tesciline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 13. Ticaret sicili, TTK m. 24 ve devamı hükümleri uyarınca ticari işletme ve şirketlere ilişkin hukuki durumların kamuya açıklanması (aleniyet) işlevini gören resmî bir sicildir. Sicil müdürlüğü, tescil başvurularını TTK m. 32 çerçevesinde inceleme görevine sahip ise de bu inceleme, kanuni şartların mevcut olup olmadığının tespiti ile sınırlıdır. İlgililerin, sicil müdürlüğünün tescil, değişiklik veya silinme istemleri hakkındaki kararlarına karşı sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurma hakkı TTK m. 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 39’da düzenlenmiştir. Mahkeme, dosya üzerinde yapacağı inceleme sonucunda tescilin gerekli olduğu sonucuna varırsa tescilin yapılmasını müdürlüğe emreder. Somut uyuşmazlık bu kanuni çerçeve içinde çözümlenecektir. 14. 6102 sayılı TTK m. 27/1 uyarınca ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır; resen veya ilgili makamın bildirmesi üzerine tescil, kanunda öngörülen hâllere özgüdür. TTK m. 31/1 uyarınca tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur. TTK m. 587/1 uyarınca limited şirket ortaklarının kimliği ve esas sermaye payları tescil edilen hususlardandır. 15. TTK m. 33 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 36, tescili zorunlu olup da tescili istenmemiş hususlarda sicil müdürünün ilgilileri tescile davet etmesini, davete uyulmaması hâlinde durumun asliye ticaret mahkemesine bildirilmesini ve mahkemenin tescile hükmetmesi hâlinde olgunun resen tescil edilmesini öngörür. 16. TTK m. 638/2 uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir, bu dava sonucunda verilen çıkmaya izin kararı inşai (yenilik doğurucu) niteliktedir. TTK m. 612/2 uyarınca şirket, bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması sebebiyle kendi esas sermaye paylarını iktisap edebilir, bu yönde tasarruf yetkisi şirkete aittir. 17. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 22 tescil başvurusunda bulunmaya yetkili ve yükümlü kişileri, m. 26 tescil edilecek olguları, m. 39 ise müdürlük kararlarına karşı sekiz günlük itiraz süresini düzenlemektedir. 18. Doktrinde; limited şirkette haklı sebeple çıkmaya izin veren mahkeme kararının inşai nitelikte olduğu, ortaklık sıfatının kararın kesinleşmesi ile sona erdiği ve bu hususun ticaret siciline tescilinin kurucu değil açıklayıcı nitelik taşıdığı kabul edilmektedir.....). Çıkan ortağa ait payların akıbetinin (şirketçe iktisap, devir veya sermaye azaltımı) belirlenmesi ise şirketin, özellikle genel kurulunun yetki alanındadır. 19. Öncelikle davalı ....Yönetmeliği m. 39’da öngörülen sekiz günlük sürede davanın açılmadığını ileri sürmüştür. Anılan hüküm uyarınca sekiz günlük süre, müdürlükçe verilecek kararların ilgilisine “tebliği” tarihinden itibaren işlemeye başlar..... tescil talebini reddetmesi veya zımnen reddetmesi üzerine açılan bu davada, davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı kurum, .... m. 39 uyarınca sicil müdürlüğü kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde asliye ticaret mahkemesine itiraz edilmesi gerektiğini, başvuru tarihi (21.01.2025) ile dava tarihi (25.03.2026) arasında bu hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia etmektedir. 20. Somut olayda; davalı Müdürlüğün 31/01/2025 tarihli ve .... sayılı yazısının, davacının yurt içindeki .... adresine gönderildiği, bu yazının davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir tebliğ belgesinin dosyaya sunulmadığı, kaldı ki anılan yazının açık bir ret kararından ziyade tescile davet ve bilgilendirme içerikli olduğu, ayrıca yargılama sırasında Mahkememizin 24/04/2026 tarihli ara kararı üzerine davacı adına yapılan 29/04/2026 tarihli ve .... sayılı başvurunun da davalı Müdürlükçe karşılanmadığı, bu suretle ret iradesinin güncel olarak sürdürüldüğü anlaşılmıştır. Usulüne uygun bir tebligat bulunmadıkça hak düşürücü sürenin işlemeye başlamayacağı açık olduğundan, davalının süre yönünden ret istemine itibar edilmemiştir. 21.... ortaklığından çıkmasına izin verildiği, verilen kararın 08.11.2013 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 22. Davacı vekili tarafından davalı ticaret sicil müdürlüğüne hitaben 21.01.2025 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğu, ....., sayılı ortaklıktan çıkarma kararının tescili ve ilanının talep edildiği görülmüştür. 23. Çıkma kararının niteliği ve tescil zorunluluğu yönünden: .... Esas,....Karar sayılı ilamı, TTK m. 638/2 (6762 sayılı eTTK m. 551/2) anlamında haklı sebeple çıkmaya izin veren inşai nitelikte bir karar olup, 08/11/2013 tarihinde kesinleşmekle davacının dava dışı şirketteki ortaklık sıfatı bu tarih itibarıyla maddi hukuk bakımından sona ermiştir. Şirketin pay sahipliği yapısındaki bu değişiklik, TTK m. 587/1 ve m. 31/1 uyarınca tescile tabidir. Ticaret sicilinin temel işlevi, üçüncü kişiler nezdinde hukuki görünüme esas teşkil eden kayıtların gerçek durumu yansıtmasıdır (aleniyet ve sicile güven ilkeleri; TTK m. 36-37). Kesinleşmiş bir mahkeme ilamı ile ortaklığı sona ermiş bir kişinin, aradan geçen uzun süreye rağmen sicilde hâlen ortak (ve münferit yetkili müdür) olarak görünmeye devam etmesi, sicilin gerçeğe uygunluğu ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, davacı bakımından üçüncü kişilere ve kamu kurumlarına karşı haksız bir sorumluluk görünümünün sürmesine de yol açmaktadır. Bu nedenle çıkmanın sicile tescili kanuni bir zorunluluktur; tescil, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan, ilamın hüküm fıkrasında ayrıca “tescil ve ilanına” ibaresinin yer almaması tescil engeli oluşturmaz (.... Karar). 24. Davalı Müdürlüğün ret gerekçeleri yönünden: (a) Payların akıbetine ilişkin genel kurul kararı ibraz edilmediği gerekçesi isabetli görülmemiştir. Çıkan ortağın paylarının akıbetini (şirketçe iktisap, ortaklara veya üçüncü kişilere devir yahut sermaye azaltımı) belirleme yetkisi münhasıran dava dışı şirkete ait olup, bu belirleme çıkmanın tescilinin ön şartı değildir. Aksinin kabulü, somut olayda olduğu gibi uzun süredir genel kurulu toplanamayan, merkez adresinde bulunamayan ve fiilen organsız kalmış bir şirkette, kesinleşmiş ilamla ortaklığı sona ermiş kişinin sicil kaydının süresiz olarak gerçeğe aykırı biçimde devamı sonucunu doğurur ki bu, hukuken korunamaz. 25. MERSİS uygulamasının yazılımsal yapısının pay mevkiinin boşta kalmasına izin vermediği yönündeki savunma da, teknik altyapıya ilişkin bir kısıtın kanundan doğan tescil yükümlülüğünü ortadan kaldıramayacağı gerekçesiyle yerinde bulunmamıştır. Nitekim şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle tescil talebinin reddinin hukuka aykırı olduğu ve mahkeme kararının tescilinin zorunlu olduğu, payların akıbetine ilişkin belirsizliğin tescilden kaçınma sebebi yapılamayacağı kabul edilmektedir (.... Karar). b. Başvurunun bizzat yapılması gerektiği gerekçesi de isabetsizdir; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35 uyarınca vekâletname ibraz eden avukat aracılığıyla resmî daireler nezdinde başvuru yapılması usul ve yasaya uygundur. Kaldı ki Mahkememizin ara kararı üzerine 29/04/2026 tarihinde usulüne uygun biçimde yenilenen başvuru dahi, yine payların akıbetine ilişkin evrak bulunmadığı gerekçesiyle karşılanmamış; böylece Müdürlüğün ret iradesinin bizzat başvuru şartına değil, esasa ilişkin gerekçelere dayandığı teyit edilmiştir. c. Resen tescilin istisnai olduğu savunması yönünden ise; eldeki dava zaten TTK m. 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 39 kapsamında mahkemece tescilin emredilmesi istemini içermekte olup, TTK m. 33/3 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 36 sistematiği de mahkemenin tescile hükmetmesi hâlinde olgunun resen tescilini açıkça öngörmektedir. Dolayısıyla tescile mahkeme kararıyla hükmedilmesinin mevzuatta dayanağı mevcuttur. 26. Tescilin hüküm ifade edeceği an yönünden, Davacı, tescilin “çıkma tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde” yapılmasını istemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere çıkmaya izin kararı inşai nitelikte olup ortaklık sıfatı, tescilden bağımsız olarak kararın kesinleştiği 08/11/2013 tarihinde sona ermiştir; yapılacak tescil bu hukuki durumu açıklayıcı biçimde sicile yansıtacaktır. Tescilin açıklayıcı niteliği karşısında, hüküm fıkrasında ayrıca geriye etkililiğe ilişkin bir ibareye yer verilmesine gerek görülmemiş; kesinleşmiş ilamla oluşan hukuki durumun (ortaklığın 08/11/2013 tarihinde sona erdiğinin) tescil ve ilanı ile davacının bu husustaki hukuki yararı tam olarak karşılanmıştır. 27. Payların şirket adına hükmen tescili istemi yönünden: TTK m. 612/2 uyarınca şirketin, çıkan ortağın paylarını iktisap etmesi mümkün ise de bu, şirketin (genel kurulunun) iradesine bağlı bir tasarruftur. Pay sahipliği yapısına ilişkin bu tasarrufun, şirketin taraf olmadığı eldeki davada mahkeme kararıyla şirket iradesi yerine geçilerek gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Çıkan ortağın payları, akıbetleri şirket genel kurulunca belirleninceye kadar şeklen sicilde görünmeye devam edecek; bu paylara ilişkin tasarruf yetkisi ve yükümlülüğü dava dışı şirkete ait olacaktır. Payların akıbetinin belirlenmesi çıkmanın tescilinin ön şartı olmadığından ve bu hususta karar alma yetkisi münhasıran dava dışı şirkete ait olduğundan, davacıya ait payların şirket adına tescili istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır (.... Karar). 28. Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, celbedilen kayıt ve belgeler ile yukarıda tartışılan deliller bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; davacının dava dışı .... ortaklığından haklı sebeple çıkmasına izin veren kesinleşmiş mahkeme ilamı ile şirketin pay sahipliği yapısında meydana gelen değişikliğin TTK m. 31 ve m. 587 uyarınca tescili zorunlu olduğu; davalı Müdürlüğün, payların akıbetine ilişkin genel kurul kararı ibraz edilmediği, ilamda tescile ilişkin ibare bulunmadığı ve başvurunun bizzat yapılmadığı gerekçeleriyle tescilden kaçınmasının hukuka aykırı olduğu; bu nedenle davalı Müdürlüğün tescil talebinin reddine ilişkin 31/01/2025 tarihli ve .... sayılı işleminin iptali ile kesinleşmiş ilamla sabit ortaklıktan çıkmanın sicile tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği; buna karşılık payların şirket adına tescili hakkında, bu konudaki tasarruf yetkisinin dava dışı şirkete ait olması karşısında karar verilmesine yer olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 29. Davacının, ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına tescil ve ilan isteklerinin dayanağı kesinleşen mahkeme kararı olup, tüm gerçek ve tüzel kişilerin mahkeme kararlarını uygulama zorunlulukları bulunduğu için davalı .... mahkeme kararının gereğini yerine getirip tescil ve ilan işlemini yapması yasal zorunluluktur. Davalı .... tescil ve ilan işlemini yaptıktan sonra davacı tarafından temin edilmesi gereken belge halen mevcut ise bu eksiklikleri gidermelerini istemek yerine kesinleşen mahkeme kararını tescil etmekten kaçınmasının mümkün olmadığı, davalı ticaret sicil müdürlüğünün tescil talebini ret ederek bu davanın açılmasına neden olduğu için yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmıştır. VI-HÜKÜM 1-Davanın KABULÜNE, 2-Bu doğrultuda; ..... sayılı tescil talebinin reddine dair işlemin İPTALİNE, 3. .... ortağı olan ....’ın şirket ortaklığından çıkmasına dair kararın sicile TESCİL ve İLANINA 4. Davacıya ait payların şirket adına tescili talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına 5. Bu işlemlerinin davalı .... yerine getirilmesine, 6. Bu hususta karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, Karar ve İlam Harcı 7. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca alınması gereken 732,00.-TL harç peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasın ayer olmadığına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 8. Davacı tarafından yapılan 1.652,90,-TL posta masrafı ve tebligat ücreti, 8.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.652,90.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 9. Davacının dava açarken ödediği peşin harç, başvurma harcı ve vekalet harcı toplamı 1.568,00.-TL'nin davalı tarafdan alınarak davacıya ödenmesine, 10. Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 11. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ..... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"