İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/575 E. 2026/621 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/575
Karar No
2026/621
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/575 KARAR NO : 2026/621

....

DAVA : Alacak /Ticari Satımdan Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 14/07/2026 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 16/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. ....sayılı dosyasında davalı/k.davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında, ....müştemilatında bulunan otopark ve bağlantılı ticari faaliyetlerin işletilmesine ilişkin uzun süreli, çok kalemli ve gelir paylaşımına dayalı bir .... Sözleşmesi kurulduğunu, sözleşmede yalnızca otopark işletmesi değil; otopark abonmanlığı, oto yıkama, lastik değişimi, lastik oteli, araç kaplama ve sair yan faaliyetler de kapsam içine alındığını, tarafların, giderlerin bir tarafça karşılanması ve net kârın %50-%50 paylaşılması esasını benimsediğini, karşı tarafın, yalnızca kendi yönetim değişikliğini gerekçe göstererek ortaklığı ve sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesinin sözleşmesel yapının niteliğiyle bağdaşmamakta olup tamamen hukuka aykırılık teşkil ettiğini ve müvekkilinin zararını tazmin etme yükümlülüğünü doğurduğunu, davacı tarafın, ruhsat temini yükümlülüğünü yerine getirmediğini; ardından işletmeyi mühürleyerek müvekkilin faaliyetine fiilen son verdiğini, müvekkilinin işletmeye sokulmaması, gelir paylaşımı ve hesap verme yükümlülüğünün ihlali olduğunu, tahsilatların iki tarafta bulunan POS cihazları ve nakit yoluyla yapıldığından, gerçek alacak miktarının ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğini, davacı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin, geçmiş dönemden doğan alacak ve hesap verme borcunu ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın davranışının, ortaklığın tasfiyesinden çok alıkonulan gelirlerin iadesi ve mahsup edilmesi gereğini doğurduğunu, davacı tarafın.... açtığı davanın, alacağın miktarını somutlaştırmamış olduğunu kendi içinde de eksik olduğunu, davacı tarafın tahsil ettiği bedellerin, haklı bir sebebe dayanmaksızın uhdesinde tutulmuş ise sebepsiz zenginleşmenin gündeme geleceğini, karşı davanın, HMK m. 132 ve 133 kapsamında aynı ticari ilişkiden doğan bağlantılı taleplere dayandığını, müvekkilinin asıl alacaklı olduğunun yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, davacı tarafın işletme gelirlerini paylaşmaması nedeniyle müvekkilinin kâr payı alacağı doğduğunu, fesih öncesi ve sonrası dönemler bakımından hesaplaşmanın zorunlu olduğunu, müvekkilinin işletmeye sokulmaması nedeniyle alacağın tam miktarı belirlenemediğinden belirsiz alacak davası açılmasının zorunlu olduğunu, haksız fesih nedeniyle gelir kaybı tazminatı ve erken fesih tazminatı taleplerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin payına düşen gelirlerin davacı tarafça alıkonulmasının, sebepsiz zenginleşmeyi doğurduğunu beyanla, davacının davasının esastan reddine, müvekkilinin karşı davaya konu alacaklarını dava açılırken tam ve kesin olarak belirlemesinin mümkün olmaması nedeniyle, işbu karşı davanın HMK m. 107 kapsamında fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak kabulüne, şimdilik toplam 400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Usul ekonomisi gereğince davalı yana tebligat çıkarılmamıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasındaki hukuki ilişki hali hazırda değerlendirilmemiştir. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenmemiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 5. Karşı davada dava, taraflar arasında akdedilen işbirliği sözleşmesinin davacı karşı davalı yanca haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak gelir kaybı tazminatı ve erken fesih tazminatı alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6... E, sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ...., davalının .... Şirketi/... olduğu, davacının, taraflalr arasındaki işbirliği sözleşmesi ve karşılıklı fesih protokolü sürecinde davalının sözleşmeye aykırı şekilde müşterilerden kendi hesaplarına nakden ve IBAN üzerinden tahsil ettiği bedellerin iadesi istemi ile işbu davanın açıldığı, davanın 24/06/2026 tarihinde açıldığı ve halen derdest olduğu, mahkememize açılan işbu davanın, .... sayılı dosyasında açılan davaya cevap ile karşı dava olarak ikame edildiği görülmüştür. 7. HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” 8. Görüldüğü üzere aralarında bağlantı bulunan ve aynı mahkemede açılmış olan davalar, yargılamanın her safhasında istek üzerine ya da mahkemece kendiliğinden birleştirilebilir. Mahkeme, aralarında bağlantı bulunan davaların her hâlde birleştirilmesine karar vermek zorunda değildir; ancak tahkikatın (yargılamanın) daha iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli gördüğü hâllerde, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesine karar verebilir .... 9. Davaların birleştirilmesi ve ayrılması müesseselerinin temelinde usul ekonomisi ilkesi yatar (Kuru, B., a.g.e., s. 3392). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir. 10. Öte yandan HMK’nin 166. maddelerinde aralarında bağlantı bulunan, daha açık anlatımla aynı veya benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette olduğu davaların birleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. 11. Birleştirilen davalarda tek bir yargılama yapılır ve ortak deliller tek bir kez toplanır. Bunun sonucunda mahkeme uyuşmazlığın bütün taraflarının menfaatini aynı yargılama içerisinde görme, değerlendirme ve uyuşmazlığı bu çerçevede çözme imkânına sahip olur (Ermenek, İ.; Medeni Usul Hukukunda Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması, ....). Bu da hukuk güvenliğinin korunması ve çelişkili kararların önüne geçilmesine hizmet eder. 12. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise "bağlantı" kavramı açıklanmış olup; "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır" denilmiştir. 13. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mahkememizde yargılaması yürütülen davanın, ..., sayılı dosyasında açılan davaya cevap ile karşı dava olarak ikame edildiği, davalar arasında mutlak bir hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, her iki dosyada da aynı vakıalara yönelik tahkikat yürütülmesi gerektiği, bu anlamda yukarıda zikredilen HMK hükmü nazara alındığında her iki dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi bakımından delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, tarafların hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, davaların birleştirilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Mahkememiz.... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Yargılamanın ... Esas sayılı dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, 4-Harç, masraf, ücreti vekalet tayin ve takdirinin asıl davada nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dair tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda esas hükümle birlikte İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/07/2026

Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/575, K. 2026/621, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-575-e-2026-621-k-d3570bae7a25