İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1522 E. 2026/38 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1522
Karar No
2026/38
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1522 Esas KARAR NO : 2026/38

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 09/04/2026 KARAR TARİHİ : 10/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tır şoförü olarak çalışmakta olup, ... plakalı çekici ve ... plakalı dorse ile nakliye işleri yapmakta olduğu, somut olayda, 17.01.2025 tarihinde .../Tekirdağ'da bulunan ... deposundan, ... deposuna teslim edilmek üzere elektronik eşya (televizyon vb.) yüklemesi yaptığı, “Ancak taşıma süreci esnasında, malların sahibi veya yetkilisi olduğunu düşündüğüm üçüncü kişiler... Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma dosyasında şüpheli olarak yer alan ... ve beraberindekiler) beni arayarak yönlendirime yaptığı, bu şahıslar, şahsını yanıltarak teslimat rotasını değiştirmiş ve malların ...'de farklı bir adrese boşaltılmasını sağlamış oldukları, kendisi tamamen kendisine verilen talimatları yerine getiren bir şoför olarak hareket ettiği, malların çalınması veya dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği, olayın bir hırsızlık/dolandırıcılık eylemi olduğu sonradan ortaya çıkmış ve davalı tarafça haksız yere aleyhine icra takibi başlatıldığı, mesleği gereği sürekli uzun yolda tır şoförlüğü yapmakta olduğu, bu nedenle aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin tebligattan zamanında haberdar olamamış ve yasal süresi içinde borca itiraz edemediği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı kararında da örneklendiği üzere "ödeme emri müvekkili tatildeyken muhtara tebliğ edildiğini, bu nedenle yasal süresinde icra takibine itiraz edemediklerini" şeklindeki durumlar, borcun kabul edildiği anlamına gelmediği, ayrıca .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi "icra dosyasından gönderilen tebligatların müvekkili şirkete elektronik olarak tebliğ edilmiş ise de, sistemsel nedenlerle müvekkili şirketçe tebellüğ edilememesine karşın usulen tebliğ edilmiş sayılması üzerine süresi içerisinde bu dosyaya itirazlarını ibraz edilemediğini" gerçeği karşısında, salt tebligatın usulen yapılmış olması maddi gerçeği değiştirmediği, takibin itiraz edilmeyerek kesinleşmiş olması, şahsının borçlu olduğunu göstermeyeceği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı ilamında açıkça belirtildiği üzere, "Ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu cebri icra tehdidi altında olacağından menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır." bu nedenle işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu hasıl olduğu, kendisi yalnızca taşıma işini gerçekleştiren şoförü olduğu, olayda dolandırıcıların hilesine maruz kaldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararında benzer bir olay için tespit edilen "... ... isimli şahısın malların kendi ayarladığı depoya boşaltılmasını sağladığını ve malların bir kısmını satarak paraya çevirdiğini" şeklindeki eylemler, somut olayda da üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olduğu, bu suç örgütünün bir parçası olmadığı, borcun varlığını tamamen inkar etmekte olduğu, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6)" kuralı işler, davalı taraf, müvekkilinin hukuki sorumluluğunu kanıtlayacak hiçbir geçerli belge sunamayacağı, bu bağlamda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/1784 Esas, 2023/961 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi "davalının alacaklı olduğunu gösterir bir delile rastlanmadığı anlaşıldığından menfi tespit talebinin kabulüne" karar verilmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle öncelikle telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, İİK m. 72/3 uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla Haklı davamızın kabulü ile, .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı takip dosyası nedeniyle şahsının davalıya şimdilik 10.000,00 TL (OnbinTL) borçlu olmadığımızın tespitine, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatan davalı aleyhine, takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiği, müvekkili şirket tarafından, ... deposundan ... iline sevk edilmek üzere ... marka elektronik ürünler, 17.01.2025 tarihinde borçlu ...’in sevk ve idaresindeki ... çekici ve ... plakalı dorseden oluşan araca taşınmak üzere teslim edildiği, ancak müvekkili talimat vermemesine rağmen borçlu ..., taşıma rotasından tamamen saparak malları ... yerine ...’de bilinmeyen bir adrese boşaltarak malların zayi olmasına sebebiyet vererek müvekkili şirketi ağır maddi zarara uğratmış olduğu, bu olay üzerine borçlunun eylemleri nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na “Hırsızlık” (TCK 141) ve “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarından soruşturma başlatıldığı, akabinde ise müvekkili şirket, uğradığı zararların tazmini için 16.10.2025 tarihinde icra takibi yoluna başvurmuş ve ödeme emri borçlunun mernis adresine 31.10.2025 tarihinde tebliğ olduğu, davacının söz konusu eylemi sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nda soruşturması devam etmekte olduğu, davacı, üçüncü kişilerin kendisini yanılttığı yönündeki savunmalarla sorumluluktan kurtulamaya çalışmakta olduğu, Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere taşıyıcının zıya, hasar ve gecikmeden kaynaklanan sorumluluğunun hukuki niteliği bir kusursuz sorumluluk halid olduğu, taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için ancak kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir somut olgunun varlığını ispat etmesi gerektiği, bu noktada ispat yükü tamamıyla taşıyıcıya ait olup gönderene herhangi bir külfet yüklenemediği, ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiği, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde haksız ve hukuka aykırı ikame olunan davanın esastan reddine, itiraz edilen tutar üzerinden davacı-borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 10/04/2026 tarihli tensip tutanağının 12. Maddesi ile; 20/10/2025 tarihli ara karar ile; "-Arabuluculuk son tutanak ıslak imzalı aslının ve/ veya E-imzalı evrağın arabulucu tarafından onaylı bir suretini mahkememize sunmak üzere davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmesine, Arabulucu tarafından onaylı bir suretinin verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunulmadığı takdirde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına, iş bu ara kararın davacıya tebliği ile ihtaratın yapılmış sayılmasına," hususunda davacıya ihtaratlı davetiye çıkartıldığı, dosyanın incelenmesinde arabuluculuk son tutanağının sunulduğu başvuru tarihinin 22/04/2026 tarihi olduğu, dava açılış tarihinin 09/04/2026 tarihinin olduğu anlaşıldı. Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan haksız fiilden dolayı zararın tahsili amacıyla davacı aleyhine başlatılan takip nedeniyle davacının İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir. 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir. Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir. Somut olayda; İş bu davanın 09/04/2026 tarihinde açıldığı, davacı vekilince dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; ara buluculuk süreci başvuru tarihinin 22/04/2026 tarihi olduğu, dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, arabuluculuk dava şartı eksikliğinin dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenleme mevcut olmadığından arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesinde, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, buna göre arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının tesbiti üzerine davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Açılan davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.10/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1522, K. 2026/38, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1522-e-2026-38-k-497683fa16d9