İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/889 E. 2026/108 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/889
Karar No
2026/108
Karar Tarihi

T.C. ........... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/889 Esas - 2026/108 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ........... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/889 Esas KARAR NO : 2026/108 ............. ...................... .......................... . . ..................................

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2025 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR Y. TARİHİ : 14/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DOSYA İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı tarafından davalıdan alacaklı olduğu 17.307,60 Euro tutarında 25/08/2025 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı tarafın 25/08/2025 tarihli faturayı ödememesi üzerine 11/09/2025 tarihinde ........... 5. Genel İcra Dairesinin 2025/61660 sayılı icra takibiyle ilamsız işlem başlatıldığını, davalının icra ödemesine 16/09/2025 tarihinde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğinden %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, icra takibinin devamını talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYA İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .......... Enerji Hizmetleri A.Ş.'den fatura karşılığı 89.982,00 euro alacakları bulunduğunu, bu bedelin 927,60 euroluk kısmının ödenip bakiye 89.054,40 euronun ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla 01/10/2025 tarihinde ........... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/65022 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun muaccel bir borcu olmadığı gerekçesiyle takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca davanın hukuki ve fiili irtibat nedeniyle ........... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/889 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DOSYADA SAVUNMA: Asıl ve birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin asıl ve birleşen davadaki iddialarının ve talepleri somut olaya, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, Avusturya merkezli .......... Energy .......... olduğunu ve Türkiye'deki faaliyetlerini yürüten grup şirketi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin; GHE ile davacı ........... Ticaret AŞ arasında 01.09.2007 tarihinde akdedilen İşbirliği Sözleşmesi kapsamında yürütüldüğünü, Çerçeve Sözleşme'ye göre, davacı ........... Ticaret AŞ; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde satış temsilcisi olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin faaliyetlerine konu ürünlerin satışına ilişkin ticari işlemler için net fatura tutarının %4'ü oranında bir ücret (komisyon) alma hakkına sahip olduğunu, Çerçeve Sözleşme'ye ve taraflar arasındaki ticari teamüllere göre, her bir ticari iş için ek protokol düzenlenmesinin söz konusu olduğunu, asıl davaya konu edilen alacak iddiasının, kısaca "Çemişkezek Projesi" olarak anılan ticari işe ilişkin olarak 05.09.2024 tarihli "Addendum To Sales Representatıve Agreement" başlıklı "Ek Protokol" ile bu Ek Protokol'de açıkça atıf yapıldığı üzere Çerçeve Sözleşme hükümlerine tabi olduğunu, Çerçeve Sözleşme'nin "Komisyon" başlıklı 6. maddesinde, davacı şirketin komisyon alacağına hak kazanması için gerekli olan koşulların belirlendiğini, Ek Protokol ve Çerçeve Sözleşme hükümleri uyarınca, davacının aracılık yaptığı Çemişkezek Projesi sebebiyle komisyon talebinin muaccel olmadığını, zira davacının komisyona hak kazanabilmesi; müşterinin komisyona tabi ticari işlem için tutarı ödediği anda ve kadarıyla doğacağını ve bu komisyonun ödenmesinin, projenin sonuçlanmasına kadar müşterinin ödemesinin her şikayetsiz alınmasından sonra gerçekleşeceğini, dolayısıyla, davacının asıl davadaki talebinin, Çemişkezek Projesi kapsamında komisyon hakkının hukuken doğmadığını ve muaccel olmamış alacak iddiasına dayanmakta olup, davanın reddi gerektiğini, GHE'nin ve müvekkili şirketin tüm ortaklarının Avusturya'da bulunduğundan, Ülkemizdeki işlemlerin şirket ortağı olmayan genel müdür eliyle yürütüldüğünü, bu kapsamda, 17.09.2020 - 30.04.2024 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yapan ve şirketi münferiden temsile yetkili kılınan ............. isimli kişinin usulsüz işlemlerinin tespiti üzerine iç denetim yaptırıldığını, hazırlanan İç Denetim Raporuna istinaden 17.03.2025 tarihinde ........... Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık ve zimmet sebebiyle suç duyurunda bulunulduğunu, bunun üzerine 2025/72645 Soruşturma sayılı adli soruşturma dosyası açıldığını, bu sürecin hemen akabinde ise, adı geçen kişinin müvekkili şirketi temsilen davacı şirket ile çok sayıda protokol imzaladığı dikkate alınarak, taraflar arasındaki tüm ticari ilişkilerin gözden geçirildiğini, bunun neticesinde 09.04.2025 tarihinde davacı şirket ile müvekkil şirket arasında cari hesap ibranamesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan 09.04.2025 tarihli Cari Hesap İbranamesi'ne göre; 01.01.2024 ile 09.04.2025 tarihleri arasındaki döneme ilişkin cari hesabın 09.04.2025 itibarıyla 41.435,47 Euro olduğunun kabul edildiğini ve bu bakiyenin 2025 yılı cari dönem sonuna kadar ödeneceği konusunda mutabık kalındığını, davacının, birleşen davaya konu alacak iddiasının da, mutabık kalınan cari dönem içinde gerçekleşen ticari işlerle ilgili olduğunu, dolayısıyla, hem iddia edilen alacak miktarı ve alacağın dayanağı yönünden davacı haksız ve mesnetsiz talepte bulunduğunu hem de 2025 yılı cari dönem sonuna kadar ödeme vadesinin söz konusu olduğu halde aylar öncesinde icra takibi başlattığını, bu çerçevede, birleşen davanın da haksız ve mesnetsiz olduğunu, buna karşılık icra takibine konu edilen alacağa ve miktarına karşı yapmış oldukları borca itirazın somut olaya ve hukuka uyarlı olduğunu beyan ederek her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; asıl ve birleşen davanın reddini, haksız ve kötüniyetli icra takipleri sebebiyle takip konusu yapılan alacak miktarlarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine ayrı ayrı icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER .......... Energy .......... ile ........... Ticaret A.Ş arasında İşbirliği Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre .......... Energy ..........'nin davacı ........... Ticaret A.Ş'yi Türkiye Cumhuriyeti'nde bölge satış temsilcisi olarak atadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan Cari Hesap Başlangıç Tarihi: 01/01/2024- Cari Hesap Bitiş Tarihi: 09/04/2025 ve Cari Hesap Bakiyesi 41.435,47 TL olan, 09/04/2025 tarihli Cari Hesap İhbarnamesi'nde, alacaklı firma olarak davacı şirketin, borçlu firma olarak davalı şirketin yer aldığı ve imzalarının bulunduğu, ibranamede; "Taraflar, yukarıda belirtilen tarihler arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında doğan tüm alacak ve borçlarını karşılıklı olarak kabul etmişlerdir. Alacaklı firma cari dönem içinde borçlu firma kayıtlarının doğruluğunu kabul ederek; borçlu firma kayıtlarına göre cari hesabın 09.04.2025 tarihi itibarıyla 41.435,47.Euro (kIRKbİRBİNDörtyüzOtuzBeşbinAvroKırkYediCent) olduğunu kabul etmiştir. Bu bakiye Borçlu tarafından alacaklı 'ya 2025 yılı cari dönem içinde sonuna kadar ödeneceğini taraflar kabul ve beyan etmiştir. Taraflar, birbirlerini cari hesap ilişkisinden yukarıda yazılı meblağ dışında doğan tüm hak ve taleplerinden dolayı ibra ettiklerini beyan ederler. Bu ibraname ile taraflar arasında cari hesaba ilişkin yukarıda belirtilen meblağ dışında herhangi bir alacak veya borç kalmamıştır. Taraflar cari hesapta mutabık kalmışlardır. İşbu ibraname, taraflarca imzalandığı tarihte yürürlüğe girer.09.04.2025" denildiği, cari hesap başlangıç tarihinin 01/01/2024, cari hesap bitiş tarihinin 09/04/2025 olarak belirtildiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan Cari Hesap Başlangıç Tarihi: 01/01/2024- Cari Hesap Bitiş Tarihi: 09/04/2025 ve Cari Hesap Bakiyesi 0 TL (Sıfır TL) olarak, 09/04/2025 tarihli Cari Hesap İhbarnamesi'nde, alacaklı firma olarak davacı şirketin, borçlu firma olarak davalı şirketin yer aldığı ve imzalarının bulunduğu, ibranamede;"Taraflar, yukarıda belirtilen tarihler arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında doğan tüm alacak ve borçlarını karşılıklı olarak kabul etmişlerdir. Alacaklı firma cari dönem içinde borçlu firma kayıtlarının doğruluğunu kabul ederek belirlenen döneme ilişkin Cari hesabın 09.04.2025 tarihi itibarıyla oluşan O TL (yazı ile Sıfır Türk Lirası)'dir. Taraflar, birbirlerini cari hesap ilişkisinden doğan tüm hak ve taleplerinden ibra ettiklerini beyan ederler. Bu ibraname ile taraflar arasında cari hesaba ilişkin herhangi bir alacak veya borç kalmamıştır. İşbu ibraname, taraflarca imzalandığı tarihte yürürlüğe girer.09.04.2025" denildiği, cari hesap başlangıç tarihinin 01/01/2024, cari hesap bitiş tarihinin 09/04/2025 olarak belirtildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davadaki uyuşmazlık; taraflar arasında yazılı sözleşme ve mutabakat ve ibraname olduğu konusunda uyuşmazlık olmadığı; uyuşmazlığın taraflar arasındaki varsa yazılı Sözleşmede ve mutabakatta tarafların yükümlülükler ve sorumlulukları, kusur durumu ve sorumluluk hükümleri, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği muacceliyet ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, hangi tarihlerde gerçekleştiği, akdi ve temerrüt faiz oranlarının varsa sözleşmeye uygun olup olmadığı, talep edilen asıl alacak ve işlemiş faizin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, hususlarına yöneliktir. Davacı vekili asıl davada davacı tarafından davalıdan alacaklı olduğu 17.307,60 Euro tutarında 25/08/2025 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı tarafın 25/08/2025 tarihli faturayı ödememesi üzerine 11/09/2025 tarihinde ........... 5. Genel İcra Dairesinin 2025/61660 sayılı icra takibiyle ilamsız takip başlatıldığını, davalının icra ödemesine 16/09/2025 tarihinde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğinden bahisle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, icra takibinin devamını davalı tarafından da davacının tazminat istemine ilişkindir. Birleşen davada ise davalı .......... Enerji Hizmetleri A.Ş.'den fatura karşılığı 89.982,00 euro alacakları bulunduğunu, bu bedelin 927,60 euroluk kısmının ödenip bakiye 89.054,40 euronun 1,5 yıl boyunca ödenmediğinden bakiye alacağın tahsili amacıyla 01/10/2025 tarihinde ........... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/65022 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun muaccel bir borcu olmadığı gerekçesiyle takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca davanın hukuki ve fiili irtibat nedeniyle ........... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/889 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini davalı tarafından da davacı hakkında tazminata hükmedilmesi talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmıştır. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı). Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). Somut olayda 60 ve 67 nci maddeler bağlamında usuli sorun bulunmamaktadır. Hukuki yarar konusu 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin (h) bendinde dava şartları arasında sayılmıştır ve davacının talep ettiği şeye bağlanan, hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması durumunda bu talebi kabule şayan kılan ve yokluğu hâlinde davacının dava yetkisinin olmadığı değer olarak tanımlanabilir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, ........... 2009, s.345). Mahkemeye başvurmada korunmaya değer yararın bulunup bulunmadığı ise davanın açıldığı ana ilişkin bir değerlendirmedir. Bu nedenledir ki kural olarak hukuki yararın davanın açıldığı anda mevcut olması gerektiği kabul edilir. Ancak icra takibi ile aralarındaki sıkı bağ nedeniyle itirazın iptali davalarında, davacının takip tarihinde de hukuki yararının mevcut olması aranır (Adnan Değnekli/Sedat Kısa, İtirazın İptali Davaları, İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı: ........... 2013, s.110). Cari hesap kavramı teknik bir ifadedir ve ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89 uncu maddesinde düzenlenen koşulların varlığı hâlinde taraflar arasında cari hesap ilişkisinin varlığından söz edilebilecektir. Cari hesap; iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme olarak tanımlanır (TTK md. 89; Türk Hukuk Lûgatı, s. 204). Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmakta ise TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmalıdır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2023 tarih, 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı). Somut olayda davacı takip talebinde alacağın sebebini, asıl davaya konu ........... 5. Genel İcra Dairesinin 2025/61660 sayılı icra takibinde "17.307,60 Euro 25.08.2025 tarihli fatura alacağı" ve birleşen davaya konu ........... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/65022 sayılı icra takibinde "9.054,40 Euro Fatura alacağı 3.081.932,33 TL" olarak nitelendirdiği, taraflar arasında yazılı bir cari hesap mutabakatının bulunması nedeni ile mutabakatın geçerliliği ve TTK’nın cari hesapla ilgili düzenlemelerinin eldeki uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği ve uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekecektir. Bu bağlamda davacının takip tarihinde alacağının muaccel olduğu yönünde sunduğu deliller ile buna karşılık davalının takip anında ödeme zamanının gelmediği yönündeki savunması kapsamında sunduğu deliller incelenmelidir. Davacı tarafından asıl davada, davalıdan alacaklı olduğu Çemişgezek HES proje hizmet bedeli olarak 17.307,60 Euro tutarında 25/08/2025 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiği, birleşen davada ise 89.982,00 euro tutarında Damla 1 proje , Damla 2 Hes Proje, Silopi HES proje danışmanlık hizmet bedellerine ilişkin 03/05/2024 tarihli fatura düzenleyerek davalıya gönderdiğini belirttiği, davalı da savunmasında, alacak iddiasının, kısaca "Çemişkezek Projesi" olarak anılan ticari işe ilişkin olarak 05.09.2024 tarihli "Addendum To Sales Representatıve Agreement" başlıklı "Ek Protokol" ile bu Ek Protokol'de açıkça atıf yapıldığı üzere Çerçeve Sözleşme hükümlerine tabi olduğunu, 09.04.2025 tarihinde taraflar arasında cari hesap ibranamesi imzalandığını, taraflar arasında düzenlendiği anlaşılan 09.04.2025 tarihli Cari Hesap İbranamesi'ne göre; 01.01.2024 ile 09.04.2025 tarihleri arasındaki döneme ilişkin cari hesabın 09.04.2025 itibarıyla 41.435,47 Euro olduğunun kabul edildiğini ve bu bakiyenin 2025 yılı cari dönem sonuna kadar ödeneceği konusunda mutabık kalındığını, davacının, birleşen davaya konu alacak iddiasının da, mutabık kalınan cari dönem içinde gerçekleşen ticari işlerle ilgili olduğunu 24.11.2024 tarihli 64.003,20 Euro bedelli çek ile de davacı tarafa ödeme yapıldığını savunmakta, davacı taraf ise yapılan ibranamenin hükümsüz ve geçersiz olduğunu müvekkiline zorla ve baskıyla imzalatılmış bir belge olduğunu ileri sürmektedir. Öncelikle cari hesap ibranamesi ile borcu sona erdiren bir cari hesap yenilemesinin irdelenmesi gerekmiştir. Yenileme, borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, bir borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesidir. Borcun yenilenmesi, alacaklı ve borçlu arasında yapılan bir yenileme sözleşmesi ile gerçekleşmektedir. Bu sözleşme, tarafların eski bir borç yerine yeni bir borcu geçirme iradelerinden oluşmakta olup, yenileme sözleşmesi ile mevcut borcun yerine geçen borç, bağımsız bir borç niteliğindedir. Borcu sona erdiren yenileme sözleşmesi, bazen bir borcun konusunun ya da tabi olduğu hükümlerin değiştirilmesinde söz konusu olurken bazen de borcun sebebinin ya da tarafların değiştirilmesi şeklinde olabilir. ...Buna karşılık her iki borcun hukuki sebebi aynı ise burada ancak bir borç ikrarından söz edilebilir. Tarafların sadece borç miktarını veya ifa şartlarını değiştirmeleri yenileme için yeterli olmamakta, ayrıca mevcut borç ilişkisinin hukuki sebebinde de bir değişiklik yapılması gerekmektedir (Tekinay, Sulhi Selahattin/Akman, Sermet/Burcuoğlu, Hâluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 989). Yenilemenin sonuçlarından biri, eski borcun sona ermesi ve yeni bir borcun doğması ile birlikte eski borca bağlı olan feri hakların da aksi kararlaştırılmadığı takdirde sona ermesidir .Ayrıca, yenilik doğuran haklar, temsil hakları ve eski borca bağlı olan zamanaşımı def’î, ödemezlik def’î gibi def’î hakları da fer'î haklar içinde değerlendirilir ve bu haklar da eski borcun sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukuku I-II, Çeviren: Cevat Edege, ........... 1983, s. 656-657). Bu sonucun tek istisnasını BK’nın 115. (TBK m. 134) maddesinde hüküm altına alınan cari hesaptaki yenileme karinesi oluşturmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.09.2020 tarih, 2017/11-151 Esas, 2020/669 Karar. TTK m. 94/2 hükmüne göre, tespit edilen bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf aldığı tarihten itibaren 1 ay içinde noter marifeti ile veya taahhütlü bir mektupla, telgrafla veya güvenli elekronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmaz ise bakiyeyi kabul etmiş sayılır. TTK m. 18/2 hükmüne göre her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. TTK m. 18/2 gereğince basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacı tarafça TTK m. 94/2 hükmüne göre cari hesap ibranamelerine itiraz ettiğine dair bir delil ibraz edilmediğinden ibranamelerde belirtilen bakiyenin kabul edilmiş sayıldığı ve bakiye ile ilgili olarak 2025 yılı sonuna kadar vade belirlendiği anlaşılmaktadır. Asıl davada icra takip tarihi 11.09.2025, birleşen davda icra takip tarihi ise 01/10/2025 günüdür. Bu durumda asıl davadaki icra takibine dayanak olan Çemişgezek HES proje hizmet bedeli olarak fatura tarihinin 25.08.2025, birleşen davadaki icra takibine dayanak Damla 1 proje , Damla 2 Hes Proje, Silopi HES projefatura tarihinin 03.05.2024 olduğu, "Çemişkezek Projesi" olarak anılan ticari işe ilişkin olarak 05.09.2024 tarihli "Addendum To Sales Representatıve Agreement" başlıklı "Ek Protokol" ile bu Ek Protokol yapıldığı, 09.04.2025 tarihinde taraflar arasında cari hesap ibranameleri imzalandığı, taraflar arasında imzalanan 09.04.2025 tarihli Cari Hesap İbranamelerine göre; 01.01.2024 ile 09.04.2025 tarihleri arasındaki döneme ilişkin cari hesabın 09.04.2025 itibarıyla 41.435,47 Euro olduğunun kabul edildiği ve bu bakiyenin 2025 yılı cari dönem sonuna kadar ödeneceği konusunda mutabık kalındığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davalarında borca itiraz nedeniyle duran takibi devam ettirmek isteyen davacı alacaklı takip anında alacağının varlığını ve muaccel, istenilebilir durumda olduğunu ispatla yükümlüdür. Muacceliyet kelime anlamı olarak hem alacaklının borçludan eda talep edebileceği zamanı hem de borçlunun edada bulunmaya hakkı olduğu zamanı ifade eder (Türk Hukuk Lûgatı, s. 543, 807) ve alacaklı, ifa zamanı gelmeden yani alacak muaccel olmadan borçludan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği için henüz muaccel hâle gelmemiş bir borç için takip başlatmasında da korunmaya değer bir menfaati olduğundan söz edilemez. Böyle bir durumda itirazın iptali davasını gören mahkemenin, takipte ve buna bağlı olarak da davada hukuki yararın bulunmadığını kendiliğinden gözetmesi ve davayı usulden reddetmesi gerekir.(Yargıtay İBK, E: 2019/5, K: 2022/1, T: 18.02.2022 (RG, 04.11.2022, S. 32003),Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2023 tarih, 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı) Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller dava şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi), yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela kesin hüküm gibi). Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlü olması ve henüz muaccel olmamış alacak bakımından asıl ve birleşen davalarda icra takip tarihlerinde ve dava tarihinde hukuku yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davaların ayrı ayrı usulden reddine karar vermek, davacı tarafın icra takiplerinde haksız olmakla birlikte kötü niyeti tespit edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş; davalar ayrı ayrı reddedilmekle davalı lehine vekalet ücretinin belirlenmesinde dava şartının ön inceleme duruşmasında incelendiği ve ön inceleme aşması duruşması ile birlikte tahkikat duruşmasına geçilerek ilk celsede hüküm kurulmakla maktu olarak takdiri gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada Davanın HMK'nun 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 9.798,03-TL'nin mahsubu ile bakiye 9.066,03-TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde yatırana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan toplam yargılama giderinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, 5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm öninceleme aşamasının da olduğu ilk celsede kurulmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

BİRLEŞEN ........... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2025/1006 ESAS SAYILI DOSYAYA İLİŞKİN DAVADA 1-Davanın HMK'nun 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 62.836,93-TL'nin mahsubu ile bakiye 62.104,93-TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde yatırana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan toplam yargılama giderinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, 5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm öninceleme aşamasının da olduğu ilk celsede kurulmakla, karar tarihinde yürürlükte karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 12/02/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/889, K. 2026/108, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-889-e-2026-108-k-a22780d36531