İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/275 E. 2026/520 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/275
- Karar No
- 2026/520
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/275 Esas - 2026/520 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/275 Esas KARAR NO : 2026/520
...
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 02/04/2026 KARAR TARİHİ : 19/06/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 19/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu.... müvekkili banka ile yaptığı sözleşmeye dayanarak taksitli ticari kredi kullandırdığını, davalının kredi kullanımından doğan borçlarının geri ödemesini sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapmadığını, telefonla yapılan ikazlar sonuç vermeyince hesabı kat edildiğini ve müvekkili banka tarafından düzenlenen ihtarname ile temerrüt oluşturulduğunu, davalının hesap katına itiraz etmediğini, kesinleştiğini, hesap ekstresinde de bu durumun görülmediğini, borçlu aleyhine ..... dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, bu dava açılmadan önce tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, haksız ve dayanaksız itirazların iptaline, itirazın haksız ve dayanaksız olması nedeniyle %20’dan az olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı banka tarafından ikame edilen davanın hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin takipte belirtilen miktarda borcunun bulunmadığını, davacının iddialarının fahiş hesaplamalara ve usulsüz temerrüt kurgusuna dayandığını, ticari kredi sözleşmelerindeki yetki kuralı uyarınca İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının sözleşmenin tamamını sunmayarak yetki denetimini engellediğini, banka kayıtları ile ödeme planı arasında tutarsızlıklar bulunduğunu, ihtarname tarihindeki borç ile dava dilekçesindeki borç miktarı arasında fahiş fark olduğunu, takip talebindeki vergi oranlarının belirsiz ve çelişkili olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, asıl alacak içerisine faiz ve masrafların dahil edilerek faize faiz yürütüldüğünü, bunun Türk Borçlar Kanunu'nun 121/2 maddesine aykırı olduğunu, takip talebindeki faiz başlangıç tarihinin 27.11.2025 olarak esas alınmasının usulsüz olduğunu, 03.12.2025 tarihli ihtarnameden önce faiz işletilmesinin haksız kazanç teşkil ettiğini, yıllık %150 oranındaki temerrüt faizinin dürüstlük kuralına ve ekonomik gerçeklere aykırı olduğunu, bu oranın kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, takip sonrası dönem için toplam tutar üzerinden yeniden faiz yürütülmesinin bileşik faiz şüphesi doğurduğunu, 3.150,92 TL tutarındaki diğer masraf kaleminin içeriğinin belgelendirilmediğini, yapılan ödemelerin Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca öncelikle ana paradan mahsup edilmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmenin matbu olarak hazırlandığını ve genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, sözleşmenin müvekkil ile müzakere edilmediğini, yetki ve faiz oranları gibi kısımların boş bırakıldığını, bu durumun sözleşmenin geçersizliğini gösterdiğini, sözleşmedeki eş rızası hanesinin dahi boş bırakılmasının bankanın özen borcunu ihlal ettiğini, banka kayıtlarının ve ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin ana paradan mahsup edilerek yeniden hesaplama yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek usule ve esasa ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER -... Esas sayılı dosyası, -Sözleşme örnekleri, -Banka kayıtları, -Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davalı borçlu ile davacı banka arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça sunulan ihtarnamenin incelenmesinde, 03/12/2025 tarihli ihtarnamede davalı borçluya ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödeme yapılmasının ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 09/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu icra takibinin ise 12/12/2025 tarihinde başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesi ile birlikte davalı tarafa bir ihbar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de, alacaklının borçluya atıfet süresi tanıması halinde borcun ödenmesi atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiş olur. Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden de ödeme süresi bitmeden icra takibine geçilmesi Türk Medeni Kanunun 2. maddesine aykırıdır.... Karar sayılı emsal ilamları). Benzer bir dosyada ...sayılı kararında "....Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı .... arasında 03/11/2017 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, dava dışı.... tarafından takibe ve davaya konu alacağın ödenmemesi üzerine davalı ve dava dışı ... alacağın ödenmesi konusunda ihtarname gönderildiği ve ihtarnamede 1 günlük ödeme süresinin verildiği, davalı ile asıl borçluya ihtarnamenin 01/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen 1 günlük atıfet süresi beklenmeksizin 01/02/2019 tarihinde işbu dava konusu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. ... Somut olayda ise, davacı bankaca hesabın 25/01/2019 tarihinde kat edildiği, borçlulara gönderilen ihtarnamenin 01/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 günlük ödeme süresinin 03/02/2019 tarihinde dolduğu, atıfet süresi dolmadan 01/02/2019 tarihinde icra takibinin erken başlatıldığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır." denilmiştir. Somut olayda, davacı banka tarafından davalının hesabının 27/11/2025 tarihinde kat edildiği, borçluya gönderilen ihtarnamenin 09/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 3 günlük ödeme süresinin ise 12/12/2025 tarihinde dolduğu, atıfet süresi dolmadan 12/12/2025 tarihinde icra takibinin erken başlatıldığı anlaşıldığından davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, erken açılan takip nedeniyle, itirazın iptali davasında HMK'nın 114/2. maddesi anlamında aranan özel dava şartının eksik olduğu nazara alınarak, reddolunan alacak kalemleri açısından davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği dikkate alınarak (....). aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Başta peşin alınan 4.214,08 TL harçtan alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.482,08 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Davalı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2026
.....