İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/747 E. 2026/551 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/747
Karar No
2026/551
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/747 Esas KARAR NO : 2026/551

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/10/2025 KARAR TARİHİ : 13/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile birleşen ... A. Ş. ile davalı şirket arasında konusu güvenlik hizmetleri sağlanması olan Hizmet Alım Sözleşmesinin akdedildiği ve birleşmeden önce ... A. Ş. tarafından birleşmeden sonra davacı şirket tarafından davalıya güvenlik hizmetleri sunulduğu, davalı tarafın 2024 yılı Nisan ayından itibaren hizmet bedellerini ödememesi nedeniyle taraflar arasında yapılan görüşmelerde hizmet alım işinin 30.06.2025 tarihi itibarıyla sona erdirilmesine karar verildiği, davacı şirketin sözleşmeyle yükümlendiği güvenlik hizmetini fesih tarihine kadar eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirketin 2024 Nisan ayından 2025 Haziran ayının sonuna kadar hizmet bedellerini ve TTK 1530 maddesinde düzenlenen temerrüt faizini ödemediği, bu nedenle 2025 Nisan ayı sonuna kadar olan alacakların tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın takibe itiraz etmesiyle takibin durduğu belirtilerek itirazın iptali, takibin takip talebindeki şartlar ile devamı, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK m 200 uyarınca senetle ispatı gerektiren alacağın salt fatura ile ispat edilemeyeceği, açıklanan madde hükmü gereği dava konusu alacak miktarına ilişkin ispatın kesin ve yazılı delillerle ispat edilmesinin gerektiği, bu bakımdan davacının sadece faturaya ilişkin başlatmış olduğu icra takibinin ve devamında açmış olduğu davanın salt faturaya dayanarak ispat edilecek alacak miktarı olmadığı, buna ilişkin alacak miktarının senetle ispat kuralı gereği kesin ve yazılı bir delille ispatının gerektiği, tanık da dinletilemeyeceği, satılanın tesliminin hukuki işlem niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde genel usul hukuk kurallarının 6100 sayılı HMK 200 ve devamındaki hükümlerin göz önünde tutulmasının gerektiği, bunun sonucu olarak herhangi bir hukuki işlem gibi, teslimin de anılan hükümlerdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmesinin gerektiği, açıklanan nedenlerle davacının sadece faturaya dayanarak iş bu talep ettiği alacak miktarını ispat etmesinin HMK ve Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiği, davanın reddinin gerektiği, faturalara itiraz edilmemiş olmasının hizmetin ifa edildiği ve alacağın kesinleştiği anlamına gelmeyeceği, Yargıtay kararları doğrultusunda davacının öncelikle davalı ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına göre ifayı, faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işin tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim edildiğini, yükümlülüklerin yerine getirildiğini ispatlama ve faturayı dayanaklandırma zorunda olduğu, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğunun karinesi olduğu, iş ve hizmetin yapıldığının kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça düzenlenen faturanın Vergi Usul Kanununa aykırı olduğu, hizmetin mahiyetinin belirsiz olduğu, bu nedenle delil niteliğinin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalarda hizmetin mahiyeti, adedi, süresi, kapsamı gibi detayların bulunmadığı, bu nedenle ilgili faturaya konu hizmetin içeriği, süresi, hangi tarihlerde ve hangi kapsamda verildiğine dair açıklayıcı bilgilerin, teslim belgesi, hizmet raporu gibi ek bilgilerin iletilmesinin gerektiği, ayrıca davacının söz konusu edimleri fatura edebilmesi için sözleşme gereği yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin gerektiği, davacı yanın yükümlülüklerinin işçilerin SGK ve maaş ödemleri, gelir vergisi ödemeleri, muhtasar beyanname bildirimleri, ödemeleri gibi yükümlülükler olduğu, davacı yanın hangi ödemeleri yerine getirdiği faturada açık olarak belirtilmesi gerekirken belirtmediği, davacı tarafından kesilen faturaların aylık dönemlerde kesildiği, işçi ücret hesaplamalarının bulunulan ayın 1-31 aralığında düzenlendiği, davacının sunduğu faturaların bulunulan ayın bitiminden önce kesildiği, geri kalan sürede hakkedişlerin nasıl hesaplandığının belli olmadığı, faturaların mahkeme tarafından dikkate alınmaması gerektiği, davacı tarafın kötü niyetli olduğu, davalı lehine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek davanın reddine, davacı tarafından başlatılan ... 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasındaki takibin iptaline, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. ... 9. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafında davalı aleyhine toplam 7.186.920,80 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takip durduğu anlaşılmıştır. Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 22/04/2026 tarihli raporda; taraflar arasında 04.01.2016 tarihinde akdedilen Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında ticari ilişki bulunduğunun görüldüğü, davalı tarafın incelemeye katılmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından inceleme ve değerlendirme davacı kayıtlarına dayandığı, ticari ilişki kapsamında davacının düzenlediği faturalar davalıya tebliğ edilmiş olup, süresinde itiraz edilmediği, davacının düzenlediği Mart 2023 ayına kadar olan faturaların ödendiği, sonraki faturaların ödenmediğinin görüldüğü, hizmetin ifasına yönelik inceleme ve değerlendirme raporun ilgili bölümünde yapıldığı, davacı kayıtlarında 25.04.2025 tarihi itibarıyla davalıdan 6.353.508,72 TL alacak bulunduğunun görüldüğü, davacı tarafından 05.05.2025 tarihinde takip başlatılmış olup itiraz üzerine takibin durduğu, Mahkeme’nin takdiri hizmet ifasının yapıldığı yönünde olması halinde davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla toplam alacağının 7.056.005,24 TL olduğu, anapara alacağı olan 6.353.508,72 TL’ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar sözleşme hükümleri çerçevesinde (aylık %2) yıllık %24 faiz talep edilebileceği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer tüm taleplerinin değerlendirilmesinin Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir. Dava; itirazın iptali(ticari nitelikteki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan) davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda davacı ile davalı arasında akdedilen Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında davalı şirkete sunulan güvenlik hizmeti bedelinin davalı tarafça 2024 yılı Nisan ayından 2025 yılı Haziran ayının sonuna kadar hizmet bedelleri ve temerrüt faizini ödememesi sebebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce celp edilen ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 6.353.508,72-TL asıl alacak, 833.412,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.186.920,80-TL alacağın tahsiline ilişkin 05.05.2025tarihinde icra takibine geçtiği, ödeme emrinin borçluya 10.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 16.05.2025 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. Taraflar arasında 04/01/2016 tarihinde akdedilmiş olan Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin taraflarının işvere... adresinde faaliyet gösteren ...A.Ş. ile, yüklenici ...A.Ş.arasında yapıldığı, sözleşmenin konusunun "İşveren” in sözleşmenin 3.1 maddesinde belirtilen adres veya adreslerinde hizmetin gereklerine uygun teçhizat, ekipman ve eğitimli personel ile mal, can güvenliği ve asayişin sağlanması, bunun için önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerinin iş bu sözleşme şartlarına uygun olarak yapılmasını içerir. Hizmet süresince İŞVEREN'e ait bu sözleşmede belirtilen yerler dışındaki iş yerlerinde güvenlik hizmeti verilmesi gerektiğinde ana sözleşmeye ek protokol düzenlenecektir." olduğu, sözleşmenin 6.1.Madesi ile; "Bu sözleşme başlangıç tarihinden 31.12.2016 tarihine kadar geçerli olacaktır. Bu tarihten itibaren ve takip eden her on iki ayda bir hizmet bedelinde TUİK TÜFE oranında artış uygulanacaktır. Hizmetin süresi içerisinde asgari ücret ve bundan doğan SGK Taban Ücreti, İşsizlik sigortası işçi ve işveren payında meydana gelen artış miktarları, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ve mavi kart ücretlerine gelen artışlar hizmet bedeline ilave edilecektir.", 6.2.Maddesi ile; " YÜKLENİCİ hizmet verilen ayın son iş gününe kadar fatura kesecek, İŞVEREN işbu fatura tarihinden itibaren hizmet bedelini 7 gün içinde YÜKLENİCİ” nin hesabına ödeyecektir. Ödemede meydana gelebilecek gecikmelerde aylık 962 gecikme faizi uygulanacaktır.", Madde 7.ile " İş bu sözleşme 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında geçerlidir." hükümlerinin imza altına alındığı, taraflarca imza inkarında bulunulmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmiştir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin alıcıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Akdedilen hizmet sözleşmesi çerçevesinde davacının edimi davalının adresinde hizmetin gereklerine uygun teçhizat, ekipman ve eğitimli personel ile mal, can güvenliği ve asayişin sağlanması, bunun için önleyici tedbir alınmasıdır. Davalının ise bu hizmet karşılığı bedelin ödenmesidir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi raporunda yapılan mali incelemede, davacının ticari defter ve belgelerinde 24.05.2025 tarihi itibarı ile davalıdan 6.353.508,72 TL alacak görülmekte olup, davacı tarafından bu tutar talep edildiği, cari hesap incelendiğinde her aya ilişkin hizmet bedelinin ay sonunda faturalandırıldığı, genellikle takip eden ayın başında peşin olarak ödendiğinin görüldüğü, son ödeme 09.04.2024 tarihinde Mart 2023 ayı faturasının ödenmesi ile yapılmış olup, daha sonra düzenlenen faturaların ödenmediği, taraflar arasında 04.01.2016 tarihinde imzalanmış olan Güvenlik Hizmet Sözleşmesi dosyaya sunulduğu, sunulan sözleşmede fiyat artışlarına ilişkin madde bulunmasına karşılık, çalıştırılacak sayısı, alınacak ücret gibi bilgilerin bulunmadığı, bu huşuların ek protokollerle tespit edildiği anlaşılmakla birlikte bu konuda belge sunulmadığı, faturalara itiraz edilmediği davalı tarafından da belirtildiği, davalı tarafından defter ve kayıtlar sunulmamasına karşılık vergi dairesi bildirimlerinden faturaların tebliğ edildiği ve KDV indiriminde kullanıldığının anlaşıldığı, davalının 2023 yılından devreden borcu ile 2024 yılı ilk üç aylık hizmet bedelini ödediği, daha sonraki aylara ilişkin faturaların ödenmediği, davacı tarafından bu hizmetin verildiğine dair bir evrak sunulmamış olup, sadece 21.12.2025 tarihli cevaba cevap dilekçesinde “taraflar arasında düzenlenen Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından istihdam edilen personelden ..., ...ve ... tarafından davacı ve davalı şirket aleyhine işçilik alacakları istemiyle açılan ... 28. İş Mahkemesi’nin ... Esas numaralı dosyalarına sunulan dava dilekçesi ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere davacının edimini yerine getirdiğini, davalının bu dosyaya cevap vermesinden bunun anlaşılacağını” ifade ettiği, bu davanın hizmetin ifa edildiğine karine olup olamayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu tespit edilmiş olup; her ne kadar davalı tarafça "davacının öncelikle davalı ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına göre ifayı, faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işin tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim edildiğini, yükümlülüklerin yerine getirildiğini ispatlama ve faturayı dayanaklandırma zorunda olduğu"nu ileri sürmüş ise de; tüm dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede, taraflar arasında 04/01/2016 tarihinde akdedilmiş olan Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun anlaşıldığı, ticari ilişki kapsamında davacının düzenlediği faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu ve davalı tarafça faturalara süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğu, 2024 yılı Mart ayına kadar davacının ifa ettiği hizmet bedellerinin ödendiği, bu tarihten sonra verildiği iddia edilen hizmetlere ilişkin faturalar düzenlenmiş olup, davalı tarafından ödenmediği, Mahkememizce yaptırılan mali incelemede davacı kayıtlarında 25.04.2025 tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.353.508,72-TL alacaklı bulunduğunun görüldüğü, davalı tarafın yapılan ihtarata rağmen incelemeye katılmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından istihdam edilen personellerden ..., ...ve ... isimli çalışanlar tarafından davacı ve davalı şirket aleyhine işçilik alacakları istemiyle açılan davaların bulunduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunduğu kanaatine varılarak ayrıca davanın kısmi dava olarak açıldığı dikkate alınarak taleple bağlı kalınarak Mahkememizce davanın kabulüne, davalının ... 9.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 2.100.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, cari hesap - fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D. ...E. ... K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, davalının ... 9.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİ ile; takibin 2.100.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında hesaplanan (2.100.000,00-TL*%20=) 420.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 143.451,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 142.835,60 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 312.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin/nisbi harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 110,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.725,40 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/747, K. 2026/551, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-747-e-2026-551-k-4dd6cd7d1574