İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/727 E. 2026/547 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/727
- Karar No
- 2026/547
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/727 Esas KARAR NO : 2026/547
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2025 KARAR TARİHİ : 13/07/2026
Mahkememizde görülmekte olanİtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereğince davalıya mal/hizmet bedellerine ilişkin faturalar kesildiğini, davalıya faturaların tebliğ edilmesine rağmen bakiye borcunu ödemediğinden aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen ödeme emrine rağmen borcunu ödemediği ve borca itiraz ederek, aleyhine açılan icra takibini durdurduğunu belirterek borçlunun borca itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıya ödettirilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili şirket aleyhine faturaya dayalı alacak iddiası ile işbu davayı ikame ettiği, ancak dava dilekçesinde ileri sürülen alacağın hangi ticari ilişkiye, hangi hukuki sebebe ve hangi somut hizmet veya mal teslimine dayandığının açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulmadığını, davacının iddiasını ispata elverişli somut açıklamalar yapmadığını, HMK'nın 194. Maddesi uyarınca tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için ileri sürüldüğünü açıkça belirtmeleri gerektiğini, ancak davacı tarafın ne dava dilekçesinde ne de sunduğu delil listesinde bu hususları açıklamadığını, hangi delilin hangi vakıayı ispat için sunulduğunun belirtilmemesi nedeniyle delil listesinin dikkate alınmaması gerektiğini, davacı tarafın bundan sonra yeni delil İistesi sunmasına muvafakat edilmediğini, dava dilekçesine ekli olmayan ve yasal süresi içerisinde sunulmayan herhangi bir delilin dosya kapsamına alınmaması gerektiğini, usul hükümlerine aykırı şekilde delil veya tanık bildirilmesi halinde bunların değerlendirme dışı bırakılmasının gerektiğini ve ayrıca davalı şirketin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının iddia ettiği şekilde bir fatura alacağının mevcut olmadığını, mali bilirkişi incelemesi neticesinde de borcun mevcut olmadığının ortaya çıkacağı gibi, davacı tarafın, müvekkili şirketin kendisine borçlu olduğunu ileri sürmesine rağmen, bu alacağın hangi ticari ilişkiden kaynaklandığını, hangi hizmetin verildiğini veya -hangi mal teslimine dayandığını açıklamadığı, ticari alışverişin mahiyetinin dahi belirtilmediği, bu nedenle iddiaların soyut, afaki ve ispattan uzak olduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, ancak TTK hükümleri gereğince cari hesap ilişkisinin varlığının yazılı cari hesap sözleşmesi ile ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, salt cari hesap ilişkisinin var olduğunun ileri sürülmesinin alacağın doğduğunu ispata yeterli olmayacağını, ortada taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaksızın davacının cari hesap ilişkisine dayanarak alacak talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle dava konusu edilen borcun doğmadığının açık olduğunu, Medeni Kanun'un 6. maddesi gereğince herkesin hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olduğu, bu kapsamda davacının müvekkili ile hukuki ilişki kurulduğunu, hizmet verildiğini veya mal teslim edildiğini ispat etmesi gerektiği halde davacı tarafından bu ispat yükünün yerine getirilmediğini, davacı tarafından sunulan faturaların tek başına taraflar arasında hukuki ilişkiyi ispata yeterli olmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında davacıya ait herhangi bir kayıt veya faturanın bulunmadığı, bu nedenle davacının yalnızca kendi düzenlediği faturaya dayanarak alacak talebinde bulunamayacağı ve Faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için öncelikle borç doğurucu hukuki işlemin mevcut olması gerektiği, faturanın tek başına bir akit niteliğinde olmadığı, ancak mevcut bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olarak hüküm ifade edeceği, TTK m.23 kapsamında faturanın muhatabı bağlayabilmesi için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının şart olduğu belirtmiş ve taraflar arasında davaya konu edilen hukuki işlemin mevcut olmadığı, davacının yalnızca fatura düzenlemek suretiyle alacak iddiasında bulunduğu, ne faturanın düzenlenmiş olmasının ne de karşı tarafa tebliğinin tek başına hizmetin verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, faturayı düzenleyenin ayrıca hizmetin ifa edildiğini de ispat etmesi gerektiği, davacının ise bunu ortaya koyamadığını belirterek davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın 420'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 88.363,88 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 28/04/2026 tarihli raporda; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ TEMEL Fatura ve Temel İrsaliye Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiğini, Temel fatura senaryosu ile kesilen faturaların alıcısına kesin olarak tebliğ edildikleri ve bu faturalara itirazın Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesinin mümkün olduğu, davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurduğu ve davacıya 75.412,23 TL borçlu olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, davacının, davalıdan ... 2. İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyası ile, 81.198,22 TL asıl alacak, 7.165,56.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.363,68 TL talep ettiği, yapılan incelemede, davacının davalıyı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. Maddesi uyarınca temerrüde düşürmediği, bu nedenle takip öncesine ilişkin 7.165,56 TL tutarındaki işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, davacının, davalıdan takip tarihi ile 75.412,23 TL talep edebileceği ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun gereği yıllık 444,25 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faiz oranından faiz işletilmesi gerekeceği belirtilmiştir. Dava;itirazın iptali(ticari nitelikteki alım-satımdan kaynaklanan) davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce celp edilen ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 81.198,22-TL asıl alacak, 7.165,46-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.363,68-TL alacağın tahsiline ilişkin 10.09.2025tarihinde icra takibine geçtiği, ödeme emrinin borçluya 12.09.2025 tarihinde e-tebliğ yapılarak tebliğ tarihinin 17.09.2025 tarihinde edildiği, davalının 12.09.2025 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmiştir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin alıcıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiden aldırılan rapor ile davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ TEMEL Fatura ve Temel İrsaliye Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiğini, Temel fatura senaryosu ile kesilen faturaların alıcısına kesin olarak tebliğ edildikleri ve bu faturalara itirazın Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesinin mümkün olduğu, davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurduğunun tespit edildiği, ...Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen tarafların karşılıklı BA-BS beyannamelerinin incelemesinde, davacının davalıya düzenlemiş olduğu mal/hizmet satışına ilişkin olarak, KDV hariç 87.324,96-TL tutarında ve 12 adet fatura ile işlem yapıldığı bilgisine yer verildiği, aynı beyannamede davalı şirketin de davacıdan 12 adet fatura karşılığında yine KDV hariç 87.324,96-TL tutarında mal/hizmet alımı yaptığına ilişkin kayıt mevcut olduğu, dolayısıyla taraflar arasında beyan edilen kayıtların birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmiş olup, davalı tarafça yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtların sunmadığı gibi yapılan incelemeye de katılmadığı tüm dosya kapsamı itibari ile yapılan inceleme sonucunda davalının davacıya 75.412,23 TL tutar kadar borçlu olduğunun kabul edilmesi gerekeceği kanaatine varılarak öte yandan davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebi yönünden harçlandırılmış talebi olmadığı anlaşılmakla neticeten Mahkememizce de davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafından ... 2.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 75.412,23-TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak talebinin reddine, işlemiş faiz alacağı yönünden harçlandırılan tutar olmadığından işlemiş faiz yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, cari hesap - fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D. ... E. ...K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı tarafından ... 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 75.412,23-TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak talebinin REDDİNE, işlemiş faiz alacağı yönünden harçlandırılan tutar olmadığından işlemiş faiz yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında hesaplanan (75.412,23-TL*%20=) 15.082,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.151,41 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.386,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.764,74 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 5.785,99-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.386,67 TL peşin/nisbi harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 110,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.496,67 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 7.891,22 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin 4.272,02 TL'sinin davalıdan,327,98 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına, 9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır