İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/661 E. 2026/527 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/661
Karar No
2026/527
Karar Tarihi

T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/661 Esas KARAR NO : 2026/527 ................ ..................... ........................ ........................... ........................... ..................................

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 30/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; davalı tarafından davacı aleyhine 2.600.000,00-TL bedelli bono asıl alacak ile yine 493.964,00-TL tutarındaki geçmiş gün faizi tutarında icra takibi başlattığını, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının davalı taraftan süreç içerisinde değişik zamanlarda borç paralar aldığını ve almış olduğu bu borçları da fazlasıyla geri ödediğini, davalı ... ile ...........'ın kardeş olup davacı tarafından yapılan öemelerin bir kısmının ise davalının kardeş olan ...........'ın banka hesabına gönderildiğini, ayrıca yine iş bu borçlara mahsuben ........ adındaki kişiye elden 1.000.000,00 TL ödendiğini, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak borca istinaden icra takibi başlatıldığını, işbu sebeplerle davanın kabulünü, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, dava konusu ...... İcra Müdürlüğü'nün 2024/4927 sayılı takip dosyasının kesinleştiğini ve teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların %20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından davalı-alacaklı müvekkili adına tanzim edilmiş olan bono nedeniyle taraflarınca .......... ...... İcra Dairesi nezdinde 2024/4927 esasına kayden kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibi başlatıldığını, sözkonusu icra takibine davacı yanca itiraz edilmediğinden anılan takibin kesinleştiğini, davacı yanca davalı müvekkilinin kardeşi olan ...........'a yapıldığı iddia edilen ödemelerin, davacı yanla davadışı üçüncü kişi konumundaki ........... arasındaki alacak-borç ilişkisinin konusunu teşkil ettiğini, işbu davaya konu uyuşmazlığın dayanağının icra takibindeki bonodaki mevcut alacak ilişkisinin dışında bir konu olduğunu söz konusu icra takibinin dayanağı olan bononun, davacı yanın davalı müvekkile olan borcuna karşılık, davacı yanca davalı müvekkil adına keşide edilmiş, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. ve 777. maddeleri hükümleri uyarınca yasal zorunlu unsurları taşıyan bono (senet) vasfında bir kambiyo senedi olduğunu, kanunun aradığı zorunlu unsurları taşıyan bir kambiyo senedi düzenlenmekle birlikte kambiyo borcu doğduğunu, icra takibine dayanak senette bir kambiyo senedi olarak sebepten soyut olduğunu. davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı-borçlu yanın, mahkemece teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki talebinin de haksız ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun Madde 72 hükmünün üçüncü fıkrası uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün olmamakla birlikte, yargı kararları uyarınca da, borçlunun alacağın %115'i tutarında göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın davalı-alacaklı müvekkiline verilmemesini isteyebilmesinin mümkün olduğunu, bu itibarla, davacı-borçlu yanın uyuşmazlık konusu takip hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair taleplerinin açıkça haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğunu, davacı-borçlu yanın bu meyandaki iddia, talep ve beyanlarına itiraz ettiklerini, davacı yanca talep dilen kötüniyet tazminatı da haksız ve hukuka aykırı olup itiraz ettiklerini, 2004 sayılı İİK Madde 72 hükmü uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde tazminata hükmedilebilmesi için, borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin hem haksız hem de kötüniyetli olması gerektiğini, bu konudaki ispat yükünün de davacı yanda olduğunu, davacı yanca ikame edilen işbu menfi tespit davasının açıkça haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetle ikame edilmiş olduğundan, mahkemece alacaklarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının davalı müvekkiline icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ettiklerini beyan ederek davanın reddini, işbu dava davacı yanca haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetle ikame edilmiş olduğundan, alacaklarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının davalı müvekkiline icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER : ...... (..........) İcra Dairesi'nin 2024/4927 Esas Sayılı İcra Dosyasının incelenmesinde; davalı ... tarafından davacı ... aleyhine asıl alacak ve ferileri toplamı 3.093.964,00.-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, takibe dayanak belgenin 2.600.000,00.-TL miktarlı 14/06/2024 Tanzim Tarihli, 24/06/2024 Vade Tarihli Senet olarak belirtildiği, ödeme emrinin 09/11/2024 tarihinde borçlu yana tebliğ edildiği, icra dosyası muhteviyatında borca itiraza ilişkin bir belgeye rastlanmadığı görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan dava konusu senet fotokopisinin incelenmesinde; 24/06/2024 ödeme tarihli, 2,600.000,00 TL bedelli ödeyeni ..., lehtarı ... olan 14/06/2024 düzenleme tarihli senet olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 77 adet banka dekontunun incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... adına toplam 1.808.500,00.-TL, ........... adına toplam 450.300,00.-TL ve Yusuf Binici adına 59.842,28.-TL tutarında banka ödemesi yapıldığı, ödeme açıklamalarında dava konusu senede ilişkin bir detaya rastlanmadığı, yapılan ödemelerden 883.000,00 TL tutarın, dava konusu çekin vade tarihinden -24.06.2024- sonra yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlık üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmış olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı ... vekilince, ...... (..........) İcra Dairesi 2024/4927 esas sayılı icra dosyası ile, 08/11/2024 tarihinde 2.600.000,00.-TL asıl ve 493.964,00.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.093.964,00.-TL alacak üzerinden takip yapıldığı, takibin 2.600.000,00.-TL miktarlı 14/06/2024 Tanzim Tarihli, 24/06/2024 Vade Tarihli Senede ilişkin olduğu, davacı vekili tarafından verilen 08/12/2025 tarihli beyan dilekçesinde; tarafların ticari defter ve belgelerinin bulunduğu yerlerin bildirilmesini ve söz konusu defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir. Davacı vekili tarafların tacir olmadığını ve ticari defterlerin bulunmadığını beyan ettiği bu nedenlicari defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı Vekili Tarafından 21/10/2025 tarihli dilekçe ekinde Mahkemeye İbraz Edilen 1 Zarf Dolusu / 77 adet banka dekontunun incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... adına toplam 1.808.500,00.-TL, ........... adına toplam 450.300,00.-TL ve ........... adına 59.842,28.-TL tutarında banka ödemesi yapıldığı tespit edilmekle, ödeme açıklamalarında dava konusu senede ilişkin bir detaya rastlanmadığı, keşideci ... tarafından lehtar ...'a yapılan ödemelerden 883.000,00 TL tutarın, çekin vade tarihinden -24.06.2024- sonra yapıldığı anlaşılmakla, ödemenin dava konusu bonoya İstinaden yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ihtilafın; davalı tarafından davacı aleyhine 2.600.000,00-TL bedelli bono asıl alacak ile yine 493.964,00-TL tutarındaki geçmiş gün faizi tutarında icra takibi başlattığı, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı, davacının davalı taraftan süreç içerisinde değişik zamanlarda borç paralar aldığı ve aldığı bu borçları da geri ödediği, borca istinaden icra takibi başlatıldığı ileri sürülerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Kıymetli evrak nitelikli borç senedi mahiyetindedir (TTK m. 646). Borç senedi ise borç ikrarını içerir. Kıymetli evrakta -senette- hile veya ağır kusuru bulunmadıkça, borçlu vade geldiğinde senedin niteliğine göre alacaklı olan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur (TTK m. 646/2). Davacı , kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. İlkesel olarak kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması ve bononun içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi ve başkalarına da devredilememesi, vasıflı ve soyut bir borç ikrarı olması ilkeleri karşısında; eski borç ''asıl borç ilişkisi olarak'' varlığını korumaktadır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.11.2022 tarih, 2021/4112 Esas, 2022/8251 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, .........., 1969, s.16). Yargıtay HGK'nun 13.06.2018 tarih, 2017/19-1627 2018/1187 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ''Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., .......... 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., .......... 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., .......... 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.'' TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla uygulanacak olan aynı Kanun’un 687. maddesi gereğince; senedin teminat senedi olduğuna dayalı bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin senet hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, senedin bedelsizliğine dair def’în yazılı delille ispatlanması zorunludur. İspat yükü bakımından ise; Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/(19)11-659 Esas, 2022/82 Karar sayılı kararı) Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 776/1-b.maddesi gereğince bononun kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi unsurunu taşıması zorunludur. Bu niteliğe haiz olmayan bono, kambiyo senedi vasfında kabul edilmez. Kıymetli evrakın içerdiği hak parasal değeri olan bir hak olmalıdır. Parasal değer, nesnel (objektif ) olmalı kişiden kişiye değişmemelidir. İddia, savunma, dekont örnekleri, bono örneği, bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamına ve yukarıda belirtilen içtihatlar doğrultusunda davacı taraf, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını ve tarafların tacir olmadığını beyan etmiş olmakla, ticari defterlere yönelik bir inceleme yapılmamış; takibe dayanak senet incelendiğinde yasal unsurları tam bir senet olduğu davacı tarafın imza inkarı olmadığı anlaşılmıştır. Davacı Vekili Tarafından 21/10/2025 tarihli dilekçe ekinde Mahkemeye İbraz Edilen 1 Zarf Dolusu / 77 adet banka dekontunun incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... adına toplam 1.808.500,00.-TL, ........... adına toplam 450.300,00.-TL ve Yusuf Binici adına 59.842,28.-TL tutarında banka ödemesi yapıldığı bu ödemelerin dava konusu senedin vadesinde önce olduğundan senetteki borcun ödenmesine yönelik olmadığı ancak, ispat yükü davacı tarafta olmakla senet keşidecisi davacı ... tarafından lehtar davalı ...'a yapılan ödemelerden 883.000,00 TL tutarın, bononun vade tarihinden -24.06.2024- sonra yapıldığı, bu kez ödemeye karşı ispat yükü davalıda olmakla, davalının yemin dahil başkaca kesin delile dayanmadığı anlaşılmakla mahkememizce dava konusu senedin vadesinden sonra davacı tarafça yapılan söz konusu ödemenin dava konusu alacağa istinaden yapıldığı kabul edilmekle; mahkememizce davanın kısmen kabulü ile; davacının ...... (..........) İcra Dairesi’nin 2024/4927 Esas sayılı takip dosyasında işleme konulan bono nedeniyle davalıya 883.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, davanın miktar olarak kısmen kabulüne karar verilmekle kabul edilen üzerinden %20 oranında hesaplanan kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı takipte kısmen de olsa haklı olduğu ve kötüniyeti tespit edilemediğinden davalının kötüniyet tazminat isteminin reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile; davacının ...... (..........) İcra Dairesi’nin 2024/4927 Esas sayılıtakip dosyasında işleme konulan bono nedeniyle davalıya 883.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Kabul edilen 1.717.000,00-TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 343.400,00-TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı takipte kısmen de olsa haklı olduğu ve kötüniyeti tespit edilemediğinden davalının kötüniyet tazminat isteminin reddine, 4-Hükmolunan miktar üzerinden hesaplanan 60.317,73-TL harçtan, peşin alınan 52.837,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.480,55-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 138.450,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 327.534,96-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 40.325,00-TL (dava açılış masrafı, tebligat gideri, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere) yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 11.291,00 TL ile 52.837,18 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın başvuran üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/661, K. 2026/527, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-661-e-2026-527-k-c58f5c4d7aca