İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/954 E. 2026/465 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/954
- Karar No
- 2026/465
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/954 KARAR NO : 2026/465
DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 18/11/2024 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026
DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin davalı şirketlerin ortağı olduğunu, davalı şirket müdürlerinin müvekkilinin bilgisi olmadan kararlar aldıklarını, bugüne kadar kar payı dağıtılmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, bankalardan krediler çekildiğini, kötü yönetildiğini, şirketlerin tasfiyesine karar verilmesi için haklı sebepler bulunduğunu belirterek şirketlerin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına yapılan usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın; limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı sebep olgusunun bulunup bulunmadığı, haklı sebep bulunmakta ise istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, duruma uygun başka bir çözüme hükmedilip hükmedilmeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davalı Tasfiye Halinde ... Hafriyat İnşaat Nakliye Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi karşı açılan davanın işbu dosyadan tefriki ile Mahkememizin .... esasına kaydı yapılmıştır. Dosyanın uyuşmazlık hususlarında inceleme yapılmak ve ayrıca davacının çıkma payını hesaplamak üzere 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof.Dr....., Makine Mühendisi Prof.Dr.... ve YMM ...'ın 26/09/2025 tarihli raporunda özetle; Davalı şirketin ticari defterlerinin ibraz edilmediğini, mali incelemelerin Avcılar Vergi Dairesince dava dosyasına sunulan beyanname ve mali veriler üzerinde gerçekleştiğini, Mahkemenin talebi üzerine, Avcılar Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Avcılar Polis Merkezi Amirliği'nce dava dosyasına sunulan araştırma tutanağında ; “... Konu gereği yapılan araştırmada belirtilen adreste bulunan dükkanın kapalı olduğu açık olmadığı anlaşılmış, çevre esnaftan yapılan araştırmada ... Harfiyat İnşaat Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. hakkında bilgi sahibi kimseye rastlanılmamıştır... ” tespitine yer verilmek suretiyle davalı şirketin resmi adresinde bulunmadığının belirtildiğini, Avcılar Vergi Dairesince dava dosyasına sunulan kurumlar vergisi beyannameleri eklerinde yer alan bilanço ve gelir tabloları tarafımızdan incelenmiş olduğunu, son beş yılda 2021 takvim yılı haricinde faaliyetlerin kârla sonuçlandığının görüldüğünü, ancak son dört yılda ciroların oldukça düştüğünü, işletme hacmi dikkate alındığında elde edilen ticari kârın tatmin edici olmaktan uzak olduğunu, şirketin borca batık olmadığını, sermayesini muhafaza ettiğini, Avcılar Vergi Dairesince dava dosyasına sunulan 2023 takvim yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilançolarda 131 Nolu Hesapta-Ortaklardan Alacaklar Hesabı'da 2.961.851,68-TL'lik tutarın yer aldığı görülmekle beraber, defter, mizan ve muavin dökümler incelenemediğinden anılan tutarın hangi hissedara/hissedarlara ait olduğunun tespit edilemediğini, Avcılar Vergi Dairesince dava dosyasına sunulan 2023 takvim yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilançonun pasifinde yer alan hesapların incelendiğini, öncelikle 31.12.2023 bilançosunun pasifi incelendiğinde herhangi bir banka borcunun bulunmadığının görüldüğünü, şirket hacmi dikkate alındığında vergi ve sgk borcunun (Bir kısmının tahakkuk işleminden kaynaklandığı, vadesinin henüz gelmediği de dikkate alındığında) kabul edilebilir düzeyde olduğunu, dava konusuna ilişkin çalışma ve tespitlerde bulunmak için öncelikle defter ve belgelerin incelenmesi, akabinde ise aktifte yer alan sabit kıymetlerin somut olarak görülmesi gerektiğini, rayiç kıymet/rayiç bilanço ve çıkma payının ancak bu şekilde tespit edilebileceğini, ancak defter ve belgelerin tarafımıza ibraz edilmediğini, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında, somut uyuşmazlık bakımından herhangi bir değerlendirme yapılamadığını bildirmiştir. Davalı tarafa yapılan ihtara rağmen davalı ticari defter ve belgelerinin sunulmamış olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir. Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir. Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294). Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11.HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar). Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça davalı şirket müdürlerinin müvekkilinin bilgisi olmadan kararlar aldıklarını, bugüne kadar kar payı dağıtılmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, bankalardan krediler çekildiğini, şirketlerin kötü yönetilmesi nedeniyle zarara uğratıldığını, tasfiyeye karar verilmesi için haklı sebepler bulunduğunu belirterek şirketlerin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talepli dava açılmıştır. Davanın mahiyeti itibariyle davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi zorunlu olduğundan dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş, davalı tarafça ticari defterler inceleme için ibraz edilmemiştir. Mahkememizce HMK m.220 gereğince çıkarılan meşruhatlı tebligata rağmen defter ve belgelerin inceleme için ibraz edilmediği, bu sebeple davacı tarafın şirketin zarara uğratıldığı yönündeki beyanlarının davalı tarafça kabul edilmiş sayılacağı (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 07/06/2021, 2017/1187 Esas, 2021/747 karar sayılı ilamı) anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı ... HARFİYAT İNŞAAT NAKLİYE TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere SMM ....nin tasfiye memuru olarak atanmasına, 3-Tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre arttırılıp eksiltilmek üzere 40.000-TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına, 4-Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine tebliğine, 5-Tasfiye masrafları olarak belirlenen 20.000-TL’nin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına, 6-Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine, 7-Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına, 8-Alınması gereken 732,00-TL'nin davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 304,40-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Davacı tarafından yapılan ilk yargılama harç gideri olan 855,20-TL, davetiye, müzekkere ve bilirkişi gideri 39.513,50-TL olmak üzere toplam 40.368,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 13/05/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır