Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1149 E. 2026/1687 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1149
- Karar No
- 2026/1687
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1149
KARAR NO:2026/1687
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/02/2026
NUMARASI:2024/953 Esas - 2026/183 Karar
DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:25/02/2026
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/10/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı; murisi ...'ün vefatından sonra davalı şirketin kötü yönetildiğini, şirketin ana faaliyetlerinin fiilen durduğunu, şirketin mali kaynaklarının şirket faaliyetlerinde kullanılmadığını, ortaklık haklarının ve bilgi alma hakkının engellendiğini ileri sürerek TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; şirket yönetiminin ticari teamüller, piyasa şartları ve şirketin mali durumu birlikte değerlendirilerek yönetim kurulu kararlarına ve kanuna uygun biçimde, basiretli bir tacir gibi yürütüldüğünü, asıl olarak davacı tarafın şirketin yönetilememesi ve zarara uğraması yönünde çaba gösterdiğini, davacının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/901 Esas sayılı dosyasında genel kurul kararının iptali davası açtığını ve bu dava karara çıktığından eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş, yargılama sırasında ayrıca şirketin mali sıkıntı içinde bulunduğunu ve davacının paylarının devralınmasının mümkün olmadığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına göre son dört yılda gerçekleştirilen satışların davalı şirketin taşıt parkı ve giderleri, faaliyet giderleri ile son genel kurulda belirlenen ücret ve huzur hakkıyla uyumlu olmadığı, faaliyetine devam etmeyen şirketin feshi için haklı sebebin oluştuğu, fesih son çare ise de kârlılık getirecek faaliyeti bulunmayan şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına ve kararın kesinleşmesinden sonra ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyadaki raporlar ile başka dosyada alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu,haklı sebeplerin varlığı hâlinde dahi feshin son çare olduğunu ve asıl olanın şirketin yaşatılması olduğunu, mahkemenin fesih yerine davacı ortağın paylarının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebileceğini, bilirkişi raporlarında çıkarma hâlinde çıkma payının hesabı için ek inceleme gerekeceği belirtilmişken mahkemenin bu alternatifi ve ek bilirkişi incelemesi yolunu göz ardı ederek en ağır sonuca hükmettiğini, aynı hususlar Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/901 Esas sayılı genel kurul kararının iptali davasına konu edildiğinden davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, TTK'nın 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık; haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise ilk derece mahkemesince fesih yerine TTK'nın 531. maddesinde öngörülen alternatif çözümlerin araştırılıp araştırılmadığı noktalarında toplanmaktadır.TTK'nın 531. maddesine göre haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Şirket ortaklarından objektif olarak şirketin ortağı olmaya devam etmelerinin beklenemeyeceği ve üçüncü kişilerin menfaatinin şirketin devam etmesini mecbur kılacak nitelikte olmadığı durumlarda haklı sebebin varlığından söz edilebilir.Fesih davasında anonim şirketin feshine karar verilebilmesi için azınlık tarafından ileri sürülen sebeplerin haklı olmasının yanında şirketin feshini gerektirecek ağırlık ve nitelikte olması da gerekir. TTK'nın 531. maddesi hâkime, haklı sebebin varlığını belirlemenin yanında uyuşmazlığı gidermeye elverişli çözümü belirleme konusunda da takdir yetkisi tanımakta olup, bu yetki feshin son çare olması ilkesinin bir sonucudur. Haklı sebeple fesih sebeplerinin gerçekleşmesi hâlinde, kanun koyucunun amacına uygun olarak fesih yerine, özellikle şirketin mevcut malvarlığıyla esas sözleşmede yer alan amaçları gerçekleştirebilmesi durumunda şirketin ayakta kalmasına öncelik tanınarak diğer alternatif çözümlerin uygulanması gerektiği yerleşik yargı uygulamasıdır. Alternatif çözümün ne olabileceği belirlenirken şirketin ve bütün ortakların menfaati gözetilmelidir. Fesih yerine alternatif bir çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekir.Haklı sebeple fesih koşulları oluştuğunda mahkeme, tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın davacının paylarının karar tarihindeki gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasına veya kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir; anonim şirkette pay sahibinin doğrudan çıkma talebinde bulunması mümkün olmadığından, davacı pay sahibinin şirketten ayrılması ancak bu dava içinde mahkemenin takdiriyle sağlanabilir. Bu takdir kullanılırken şirketin, çıkarma hâlinde ödenecek tutarı diğer ortakları ağır zarara uğratmadan karşılayabilecek nakit ve malvarlığına sahip olup olmadığı da belirleyici niteliktedir.Davalı vekilinin hukuki yarara ilişkin istinaf sebebi yönünden; TTK'nın 531. maddesine dayanan fesih davasının açılabilmesi için genel kurul kararlarının iptali veya butlanının tespiti, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması, bilgi alma ve özel denetim gibi yolların önceden tüketilmiş olması şart değildir. Davacının bir genel kurul kararının iptali için ayrıca dava açmış olması, şirketin genel durumuna dayanan eldeki fesih davasında hukuki yararını ortadan kaldırmaz. Bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin alternatif çözümlere ilişkin istinaf sebebi yönünden ise; hükme esas alınan 06/10/2025 tarihli kök rapor ve 26/01/2026 tarihli ek rapora göre davalı şirket, özellikle pay sahiplerinden ...'ün vefatından sonra ana faaliyet konusundan uzaklaşmış, 2021 yılında şirkete ait taşınmazın satışından elde edilen nakit işletme faaliyetlerinde kullanılmayıp dört y ıl boyunca vadeli mevduat hesaplarında değerlendirilmiş, son dört yılın kârı ana faaliyetten değil, başta taşınmaz satışı olmak üzere faiz ve kambiyo kârları gibi faaliyet dışı kalemlerden elde edilmiş, taşıt ve diğer giderler faaliyet dışı faiz gelirleriyle karşılanmıştır. Raporlarda, şirketin faaliyetsizliği ve mali yönetimi nedeniyle fesih için haklı sebeplerin bulunduğu görüşü bildirilmekle birlikte, ek raporda feshin en son başvurulacak çare olduğu ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş; her iki raporda da mahkemece davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi hâlinde çıkma payının hesaplanması için makine mühendisi bilirkişiye ihtiyaç duyulacağı açıkça yazılmıştır.Bu tespitlere göre somut olayda davacının sermayenin en az onda birini temsil eden paylara sahip olduğu ve toplanan delillere göre haklı sebebin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin borca batık ve malvarlığı bulunmayan bir şirket olmadığını, aksine taşınmaz satışından elde ettiği önemli miktarda nakit varlığa sahip olduğunu göstermektedir. Şirketin ana faaliyetten uzaklaşmış olması, hali hazırda faaliyetinin olmaması kendi başına şirketin ekonomik bakımdan yaşatılamayacağı anlamına gelmez; mevcut malvarlığıyla esas sözleşmedeki amaçlarını sürdürüp sürdüremeyeceği ve bunun ortaklar bakımından ekonomik ve rasyonel olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Nakit varlığı yüksek bir şirkette davacının paylarının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılması, şirketin tüzel kişiliğini ve diğer pay sahiplerinin ortaklığını sona erdirmeden davacının ortaklıktan ayrılma ihtiyacını karşılayabilecek bir çözüm olup, bunun üzerinde durulması gerekir.İlk derece mahkemesince, şirketin kârlılık getirecek bir faaliyeti bulunmadığı gerekçesiyle doğrudan fesih sonucuna varılmış; davacının paylarının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması, kâr payı dağıtılması veya duruma uygun düşen başka bir çözümün somut olayda uygulanabilir olup olmadığı tartışılmamış, bu yönde taraflardan beyan alınmamış, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki malvarlığı ve davacı payının gerçek değeri belirlenmemiş, bilirkişi raporlarında açıkça işaret edilen ek inceleme yaptırılmamıştır. Feshin son çare olduğu kabul edildiği hâlde alternatif çözümlerin neden uygulanamayacağı gerekçede ortaya konulmadığından, kurulan hüküm TTK'nın 531. maddesinin öngördüğü değerlendirmeyi içermemektedir. Yargıtay 11 HD'nin 03/03/2016 Tarih ve 2015/9088 E. - 2016/2352 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere davalı şirketin halen elinde bulundurduğu mevcut malvarlığı ile şirket anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği gözetildiğinde şirketin feshi yerine davacı ortağın paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmalarına karar verilmesi üzerinde durulmalıdır. Bu nedenle şirketin, diğer pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının menfaatleri gözetilerek davacının paylarının gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verilip verilemeyeceği tartışılmadan verilen fesih kararı eksik incelemeye dayalı olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2026 Tarih 2024/953 Esas - 2026/183 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/10/2026