Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/22 E. 2026/1730 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/22
Karar No
2026/1730
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/22 - 2026/1730 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2021/22 KARAR NO : 2026/1730

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 02/03/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/318E., 2020/166K.

DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 19/10/2026

Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılacak 200.000,-TL kredilerin teminatı olmak üzere üzerinde ipotek işlemi yapılan taşınmaz ile ilgili değer belirleme hizmetinin davalıdan hizmet alımı şeklindi yerine getirildiğini, kredi geri ödemesinde sorun ile karşılaşıldığı için asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi yanında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile de icra takibi yapıldığını, alacaklarının tahsil edilmemesinin nedeninin taşınmazın davalı tarafından ileri sürerek 161.225,60 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili özetle: Hak düşürücü süre ve zaman aşımının söz konusu olduğunu, derdestlik hali olduğu gibi, iş bölümünün ve görevsizlik halinin bulunduğunu, taşınmazın değeri belirlenir iken kendilerinin rapor düzenledikleri 2013 yılına ait özelliklerin dikkate alınması gerektiğinii, sadece taşınmaz değeri esas alınarak kredi kullandırılamayacağı için zararın oluşumuna davacının da kusuru ile neden olduğunu, bu nedenle talep edilen zarardan indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Bu konudaki ilk rapor bankacı bilirkişi ...' tan alınan 30/05/2018 tarihli rapordur. Bilirkişimiz kredi kullandırılması sırasında asıl borçlu şirketin borçlu olmasını sağlayan işlem dışında ayrıca şirket ortak ve yetkilisi ... kefil yapılmakla birlikte ayrıca bu kişiye ait taşınmaz üzerinde de davacı banka lehine ipotek oluşturulduğu, icra takiplerinin süresinde başlatılıp etkili takip işlemleri yapıldığı gibi, tüm işlemlerde yasal düzenlemelere ve bankacılık iç yönergelerine uygun davranıldığı, bu hali ile kredi alacağının tahsil edilememesine davalının değer raporu düzenler iken gerçeğe aykırı rapor düzenlemesinin neden olduğu, davacı banka yönünden ortaklaşa kusur sayılması gereken eylem ve işlem olmadığı, banka zararına davalının eyleminin neden olduğu şeklinde görüş bildirilmiş, ayrıca davalıdan talep edilebilecek banka zararı da ayrıca hesaplanmış, taşınmazla ilgili mahkememizin aldığı rapordaki her iki değere göre de davacının zararının dava ile talep edilen kadar yada daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bu rapora yönelik itiraz üzerine aynı bilirkişinin 01/12/2018 ve 19/12/2019 tarihli ek raporlarda da bilirkişimiz asıl rapordaki düşüncesini tekrar etmiştir. Davalı vekili kesin aciz belgesi alınmadan kendilerine başvurulamayacağını ileri sürmüş ise de, asıl borçlu ve kefiller hakkında etkili takip işlemleri yapıldığı, borç için bono veren şirket yetkilisi hakkında da etkili takip işlemi yapılmasına rağmen paraya çevrilebilir varlığa ulaşılamadığına ilişkin haciz tutanakları ve diğer takip işlemleri dikkate alındığında bu tutanakların aciz belgesi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle somut olayda davalıya başvuru koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir. Toplanan delillere göre ; davacı bankanın kredi kullandırılması öncesinde yasal ve banka iç düzenlemelerine uygun tüm araştırmaları yaptığı, kredi geri ödemelerinin aksatılması sonrasında bu kez tüm etkili takip işlemlerini yaptığı, davalının ipotek alınan taşınmazla ilgili olarak düzenlediği eksper raporunda olması gereken değer yerine abartılı değer belirleyerek kredi kullandırılmasına neden olduğu, zararın davalının usulsüz değer raporu düzenlemesinin kaynaklandığı ve davacının ipoteğin paraya çevrilmesi sonucu tahsil edilen miktar dışındaki davacı zararının davalı tarafından karşılanması ..." na karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkili şirkete başvuru koşullarının oluşmadığı, yoksun kalınan tahsilat oranı ve kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği, sadece teminata dayalı olarak kredi kullandırılmasının mümkün olmaması, davacı tarafın kusur oranının değerlendirilmemesi nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, gayrimenkul değerleme işlemi nedeniyle oluşan banka zararının tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 11.013,32 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.753,33 TL harcın düşümü ile kalan 8.259,99 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 15/10/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2021/22, K. 2026/1730, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-22-e-2026-1730-k-d32c5d284c1a