Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1314 E. 2026/1632 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1314
Karar No
2026/1632
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1314

KARAR NO:2026/1632

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/01/2023

NUMARASI:2019/39 Esas - 2023/21 Karar

DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:21/01/2019

İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/10/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; taraflar arasında 13.03.2018 tarihli elektrik alım satım anlaşması imzalandığını, bu sözleşme gereğince tarafların her ikisinin de satıcı ve alıcı konumuna gelebildiğini,anlaşma uyarınca davacı ve davalı şirketin 2018 Ekim ayında birbirlerine

elektrik enerjisi satımı gerçekleştirdiğini ve faturalar düzenlediklerini, davacı tarafından Ekim ayında satılan elektrik enerjisi için davalı şirkete 31.10.2018 tarihli 9.341.068,80-TL bedelli e-fatura düzenlendiğini, davalı şirket tarafından ise kendi elektrik satışı dolayısı ile 31.10.2018 tarihli 5.570.955,57-TL bedelli e-fatura düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenen bu iki faturanın davalı tarafça takasa konu edilmesi hususunda gönderilen mail üzerine, sadece elektrik satış faturalarının takasa konu edilebileceğinin kabul edildiğini ve kesinleşen bu faturalardaki alacakların takas ve mahsubu sonrası davacı şirketin bakiye alacağının kaldığını, takas ve mahsup sonunda davalı şirketin davacıya bakiye3.370.113,23-TL borçlu olmasına rağmen, yalnızca 123.959,55-TL ödeme yaptığını, kalan 3.646.121,58-TL'lik ödemeyi yapmadığını, davalının davacı şirketin alacağına ilişkin faturayı kabul ederek mahsuplaşmaya konu etmesi ve faturaya kısmi ödeme yapmış olmasının, fatura alacağının varlığının davalı tarafça kabul edildiğini gösterdiğini, kesinleşmesine rağmen takas ve mahsup sonrası kalan fatura bakiyesi olan 3.646.121,58-TL'nin ödenmesi için davalı şirkete 29.11.2018 tarihli ihtarın gönderildiğini, ihtarnamede belirtilen 4 iş günlük ödeme süresi içerisinde ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı şirketin 08.12.2018 tarihinde temerrüde düşmüş olup, asıl alacak taleplerine ilaveten 08.12.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiz ödenmesi gerektiğini belirterek, 31.10.2018 tarihli fatura ile sabit olan ve karşılıklı mahsuplaşma ve ödeme sonrası kalan 3.646.121,58-TL alacağın şimdilik 10.000-TL’sinin 08.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH:Davacı vekili 20.10.2022 tarihli dilekçesiyle dava değerini 50.000-TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; taraflar arasında 13.03.2018 tarihli sözleşme ile, taraflar arasındaki her bir alım satım ve bu alım satıma ilişkin özel şartların ise sözleşmenin eki protokolde belirlendiğini,21.05.2018 tarihli protokolde müvekkili şirketin davacı şirkete belirlenen süre boyunca piyasa takas fiyatı üzerinden 20 MW elektrik satmakla yükümlü olduğu bir elektrik alım satım akdi, bir de müvekkili şirketin davacı şirketten belirlenen süre boyunca 217-TL/MW bedelden 45 MW elektrik satın alma hakkı içeren bir opsiyon düzenlendiğini, müvekkili şirketin sahip olduğu alım opsiyonunu davacı şirkete gönderdiği 24.09.2018 tarihli bildirim ile kullandığını, daha sonra 06.11.2018 tarihinde tarafların alım opsiyonunda belirtilen fiyatta değişiklik yapmak üzere anlaştıklarını ve müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı 45 MW elektriğin fiyatını 20 MW'lik kısmı için 217 TL/MW ve 25 MW'lik kısmı için ise 252-TL/MW olarak tadil eden tadil protokolü akdedildiğini, davacı şirketin 13.11.2018 tarihinde gönderdiği bildirim ile risk birimlerinin yaptığı değerleme neticesinde müvekkili şirketin son çeyrek (...) dönemine ilişkin yapılan işleme karşılık müvekkili tarafından verilen bir teminat mektubu bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinden üç gün içinde 16.592.688-TL tutarında bir teminat mektubu sunmasını talep ettiğini, akabinde üç günün bitiminde 16.11.2018 tarihinde gönderdiği fesih bildirimi ile 16.1 madde uyarınca sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, davacının feshini haklı kılacak hiç bir hukuki gerekçe bulunmadığını, sözleşmenin 16.1.6 maddesinde taraflardan birinin kendisi tarafından sağlanmış teminatı reddetmesi veya 18. maddesinde teminat sunma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin fesih sebebi olarak düzenlendiğini, ancak sözleşme veya protokol gereği müvekkilinin teminat sunma yükümlülüğü olmadığını, aksine protokol gereği davacının teminat mektubu sunmakla yükümlü olduğunu, sözleşmenin 18.2 maddesinde bir tarafın diğer taraf ile ilgili bir önemli olumsuz değişiklik meydana geldiği kanısına varması halinde, talep eden tarafın yazılı ihbar ile makul miktar ve şekilde teminat sağlanmasını talep etme hakkının bulunduğunun, diğer tarafın ihbarın ulaştığı tarihten itibaren 3 iş günü içinde talep edilen teminatı sağlayacağının düzenlendiğini, dolaysıyla 18.2 madde uyarınca teminat mektubu sunma yükümlülüğünün doğması için müvekkili ile ilgili önemli olumsuz değişiklik meydana gelmesi gerektiğini, maddenin devamında önemli olumsuz değişiklik halleri belirtilmiş olup bahsedilen koşullardan hiç birinin mevcut olmadığını, ifa teminatı sunma yükümlülüğü bulunmayan müvekkili açısından önemli olumsuz değişiklik halinin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu, bu nedenle davacının teminat mektubu talep etmesinin dayanağı bulunmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiğini, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, fesih nedeniyle 18.11.2018 tarihinden itibaren davacının müvekkiline tedarik yükümlülüğünü yerine getirmediğini, elektrik tedarikçilerinin sisteme verdiği elektrik ile çektiği elektrik miktarının aynı olmaması durumunda bu tedarikçinin aradaki farkı duruma göre daha yüksek fiyattan elektrik almak veya daha düşük fiyattan satmak zorunda kaldığını, davacının 18.11.2018-31.12.2018 arası döneme ilişkin teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı şirketin müvekkiline satış yapmaması nedeniyle müvekkilinin 25MW ve 20MW elektrik ihtiyacı doğduğunu, 18.11.2018 tarihinde 25MW için dengesizlik fiyatından elektrik satmak zorunda kaldığını, kalan 20 MW elektriği ise gün öncesi piyasasından davacı şirkete teslim edeceğini düşünerek aldığını, 19.11.2018-31.12.2018 arasında gün öncesi piyasasından bu miktarı temin ettiğini, 22.11.2018-31.12.2018 arasında ise yeni bir satıcıdan elektrik tedarik ettiğini, bu nedenle müvekkilinin 18.11.2018 tarihine ilişkin kısmen dengesizlik cezası ile teslim edilmeyen elektriğe ilişkin ikame elektrik alımı ve kısmen dengesizliğe uğraması nedeniyle, 19.11.2018-21.11.2018 arasında 45MW elektrik alımı nedeniyle, 22.11.2018-31.12.2018 arasında ise yeni bir satıcı ile akdettiği sözleşme gereği ilave zarara uğradığını, müvekkilinin uğradığı toplam zararın 3.663.748-TL olduğunu, müvekkilince keşide edilen 21.11.2018 tarihli ihtarname ile davacıdan bu tutarın ödenmesini, aksi takdirde bu tutarın davacıya olan borcu ile takas edileceğini bildirdiğini, ancak davacının ödeme yapmaması nedeniyle bu tutarın davacıya olan borçtan takas edilerek kalan 123.959,55-TL'nin 27.11.2018 tarihinde davacıya ödendiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin 18.1 maddesinde, işbu anlaşma çerçevesinde tarafların sağlayacağı teminatların protokollerde belirtileceği, 18.2. maddesinde, herhangi bir zamanda bir tarafın iyi niyetli olarak diğer taraf ile ilgili bir önemli olumsuz değişiklik meydana geldiği kanısına varılması halinde, talep eden tarafın yazılı ihbar yolu ile makul olarak kabul edilebilir bir miktarda, şekilde diğer tarafın akreditif ya da diğer teminatların sağlanmasını ya da bunların miktarını arttırmasını talep etmek hakkı bulunduğunun, diğer tarafın kendisine böyle bir yazılı ihbarın ulaşmasından itibaren 3 iş günü içerisinde talep eden tarafa ifa teminatını sağlayacağı, bir taraf adına ifa teminatı sağlayan bir kurumun daha sonrasında talep eden tarafça makul olarak kabul edilebilir olmaya devam etmemesi veya diğer tarafın işbu anlaşma tahtındaki yükümlülüklerini ifa teminatın da belirtilen azami tutar toplamını aşması halinde, işbu anlaşma hükümlerine göre talep eden tarafın, diğer taraftan ek ifa teminatı sunmasını talep etme hakkını haiz olduğunun, bir taraf açısından aşağıdaki olaylardan bir ya da daha fazlasının gerçekleşmesi ve bunun devam ediyor olması durumunda önemli olumsuz değişikliğin meydana gelmiş olacağının ve bunların; tarafın kredi destek sağlayıcı olarak hizmet veren bir bankanın kredi derecesinin geri çekilmesi veya bunlardan daha düşük olan uygulanmak üzere notunun düşürülmesi, bir ifa teminatının anlaşma kapsamında diğer tarafın ödenmemiş herhangi bir borcuna ilişkin olarak süresinin sona ermesi, bitmesi veya yerine getirilmemesi halinde ya da ifa teminatı’nın 30 gün içinde süresinin sona erecek ya da bitecek olması, bir tarafın kredi destek sağlayıcısının kendisi tarafından sağlanmış olan herhangi bir ifa teminatının tamamını ya da bir kısmını reddetmesi ya da ifa teminatının geçersizliğini iddia etmesi veya bu ifa teminatının geçersizliğini iddia etmesi ya da bu ifa teminatına ilişkin yükümlülüklerini başka şekilde yerine getirmemesi halinde ve bu aykırılığın uygulanabilir olan ihlalin giderilmesi süresinden sonra da devam etmesi olduğu, bu hüküm uyarınca, teminatın verilmesi için önemli olumsuz değişiklik olarak sayılan durumların gerçekleşmesi gerektiği, dosya kapsamında önemli olumsuz bir değişiklik olup olmadığı hususunda bir belge bulunmadığı ve taraflar arasındaki yazışmalarda da bu yönde bir beyana rastlanmadığı, mali incelemede 3.663.747,54-TL bakiye farkın, davalının sözleşmenin feshi nedeniyle davacı adına düzenlediği 21.11.2018 tarihli 3.663.747,54-TL tutarındaki “sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat bedeli” açıklamalı faturasının davacının ticari defterlerine kayıt edilmemesinden kaynaklandığının tespit edildiği, taraflar arasında ilk olarak 21.05.2018 tarihinde akdedilen protokolde; davalı şirketin davacı şirkete belirlenen süre boyunca piyasa takas fiyatı üzerinden 20MW elektrik satmakla yükümlü olduğu, davalı şirketin davacı şirketten belirlenen süre boyunca 217-TL/MW bedelden 45MW elektrik satın alma hakkını içeren bir opsiyon düzenlendiği, daha sonra 06.11.2018 tarihinde taraflarca alım opsiyonunda belirtilen fiyatta değişiklik yapmak üzere anlaşıldığı, davalı şirketin davacı şirketten alacağı 45MW elektriğin fiyatını 20 MW’lik kısım için 217-TL/MW ve 25MW’lik kısım için ise 252-TL/MW olarak tadil edildiği, sözleşme fesh tarihi 16.11.2018 olup, davalı tarafın 16.11.2018 tarihinde 17.11.2018 tarihine ilişkin sözleşme ile teslim edeceği elektrik miktarı için ikili alım-satım bildirimlerini yapmış olması nedeniyle 17.11.2018 tarihine ilişkin zararı bulunmadığı, dava konusu bakiye tutara esas 31.10.2018 tarihli 9.341.068,80-TL bedelli e-fatura ile 5.570.955,57-TL bedelli e-fatura tahakkuklarına taraflarca itiraz edilmediği,davalı şirketin sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zarara yönelik yapılan hesaplamalarının Elektrik Piyasası Dengeleme Ve Uzlaştırma Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, hesaplamalarda dikkate alınan gün öncesi piyasa fiyatının ve sistem marjinal fiyatının (18.11.2018 tarihi dengesiz 25MW güç için dikkate alınan) ...' tarafından belirlenen fiyatlar olduklarını, sözleşmenin davacı tarafından teminat sunma yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle feshedildiği, davalı tarafından teminat sunulmasını gerektirecek önemli olumsuz değişiklik meydana geldiği davacı tarafından ispatlanamadığından yapılan feshin haksız olduğu, bilirkişi raporunun teknik inceleme bölümünde de belirtildiği üzere davalı şirketin uğradığı zarara yönelik yapılan hesaplamanın Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu,TBK'nın 139 maddesi hükmünde iki kişinin, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebileceğinin, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takasın ileri sürülebileceğinin düzenlendiği, buna göre koşullardan özdeşlik ve karşılıklı alacak hakkı sahibi olma şartının sağlandığı, davalının zararını davalıdan olan alacağına takas ettiğinde davacının davalıdan alacağının kalmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili;takasın söz konusu olabilmesi için, aynı nitelikte muaccel iki borcun bulunması gerektiğini, sözleşme kapsamında her iki tarafın da kestiği 31.10.2018 tarihli aynı nitelikteki para borcunu ihtiva eden elektrik satışından kaynaklı faturalardaki muaccel hale gelen bedellerin takas edilmesi hukuken mümkün olup, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığını, ancak davalının sözleşmenin feshi nedeniyle ileri sürdüğü tazminat talebinin muaccel hale gelmediğini, davalının bu iddialarına ilişkin olarak takas talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davalı tarafça çekişmeli alacakların da takasa konu edilebileceği savunulmuş ise de, ilgili Yargıtay kararlarında da yer verildiği üzere alacağın çekişmeli olması halinde dahi öncelikle hukuka uygun olarak doğmuş ve var olan bir alacaktan söz edilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat istemli 21.11.2018 tarihli e-faturanın müvekkilince süresi içinde reddedilerek iade edildiğini,davalının zarar tazmini adı altına kestikleri ve iade edilen fatura 21.11.2018 tarihli olmasına rağmen, cevap dilekçesinde zarar açıklaması altında yapılan açıklamalarda 22.11.2018 tarihinde imzalandığı belirtilen ikili anlaşmadaki fiyat farkı nedeniyle uğranılan zararın da belirtildiğini, dolayısıyla fatura tarihi olan 21.11.2018 ile imzalandığı belirtilen ikili anlaşmanın tarihi olan 22.11.2018 tarihi dikkate alındığında ve ayrıca 22.11.2018 ila 31.12.2018 dönemine ilişkin uğradıkları iddia edilen zarar açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceğini, fatura tarihinden sonra akdedilen bir ikili anlaşmanın önceki tarihli bir faturaya dayanak yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müspet zararın takasa konu edilemeyeceğini, zira zararın takas talebi tarihi itibariyle oluşmadığını, davalının sözleşmenin feshinden sonra başka bir şirketle sözleşme imzalamak zorunda kaldığını ve bu şirketten aldığı elektriğin kendisine daha fazla maliyet oluşturduğunu iddia ettiğini, davalının bu istemi müspet zarar niteliğinde olup sözleşmenin feshinden sonra müspet zararın doğrudan oluşmayacağını, ancak yeni bir sözleşme kurulması ve bu sözleşmenin ifa edilmesinden sonra, arada bir fark var ise bu zararın müspet zarar olarak talep edilebileceğini, davalının uğradığını iddia ettiği zararın önemli bir kısmının sonraki sözleşmenin imzalanmasıyla doğduğunu, fatura edilmesiyle de muaccel hale geldiğini iddia ettiğini, ancak zararın borçlandırıcı işlem ile değil, bunun yanında tasarruf işleminin gerçekleştirilmesiyle doğabileceğini, şu hâlde 22.11.2018-31.12.2018 tarihleri arasındaki fiyat farkının iddia olunduğu üzere zarar adı altında müvekkilinin alacağından takas edilmesinin ancak bu dönemde gerçekleştirilen her bir tasarruf işleminden sonra mümkün olabileceğini, söz konusu 40 güne ilişkin iddia olunan zarar miktarının bilirkişi raporuna göre toplam 3.363.360-TL olduğunu, 22.11.2018-31.12.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak herhangi bir tasarruf işlemi gerçekleşmeden, 21.11.2018 tarihinde fatura kesilmesinin alacağı muaccel hale getirmeyeceğini, zira takasın şartlarının, takas beyanında bulunulduğu tarihte aranacağını, yine dava konusu alacak faturadan kaynaklanmakta iken, davalı şirketin iddialarına konu alacak tazminata ilişkin olduğundan, alacaklar arasındaki bir özdeşlikten bahsedilemeyeceğini, mahkemenin feshin haksız olduğu yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, sözleşmenin 18.2 maddesinde olumsuz değişikliğin varlığının sadece sözleşmede sayılan durumlarla sınırlandırılmadığını, maddenin ilk fıkrasında iyi niyetli olarak olumsuz esaslı değişiklik oluştuğu kanısına varılmasının, teminat isteminin çerçevesi olarak belirlendiğini, ancak mahkemece hatalı olarak teminatın verilmesi için önemli olumsuz değişiklik olarak sayılan durumların gerçekleşmesinin tek şart olarak kabul edildiğini ve maddenin bütününün dikkate alınmadığını,davacı şirket açısından esaslı olumsuz değişikliğin gerçekleştiğini, zira dürüstlük kuralına aykırılığın hukukun temel ilkeleri yönünden de olumsuz ve esaslı yeni bir durum meydana getireceğini, nitekim müvekkilince kendisinden istendiğinde teminat mektubu verilmesine rağmen, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak ... dönemine ilişkin ifa teminatı isteğinin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davalı şirket müvekkilinden aynı şartlarda ifa teminatı almışken, müvekkilince talep edilen ifa teminatını vermemesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, yine bilirkişi raporuna yönelik itirazları haklı görülerek ek rapor alınmasına rağmen ek raporda itirazları dikkate alınmadan aynı kanaatin bildirildiğini, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki elektrik alım satım ilişkisi kapsamında karşılıklı düzenlenen fatura bedellerinin takas mahsubu sonucunda kalan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflarca imzalanan 13.03.2018 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi kapsamında birbirine elektrik satışı yaptıkları, 2018 yılı Ekim ayında yapılan satış doğrultusunda davacı tarafından davalı şirket adına 31.10.2018 tarihli 9.341.068,80-TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından da kendi elektrik satışına ilişkin davacıya 31.10.2018 tarihli 5.570.955,57-TL bedelli fatura düzenlendiği,tarafların her iki faturanın takas mahsubu konusunda anlaşmaları sonucunda faturaya dayalı olarak davacı şirketin davalı şirketten 3.770.113,23-TL bakiye alacağı kaldığı, davacı şirketçe davalıya gönderilen 13.11.2018 tarihli ihtarname ile son çeyrek (...) dönemine ilişkin yapılan işleme karşılık bir teminat mektubu bulunmadığı belirtilerek davalıdan 3 gün içinde 16.592.688-TL tutarında bir teminat mektubu verilmesi talep edildiği, 3 günlük sürenin bitiminde ise sözleşmenin davacı tarafça gönderilen 16.11.2018 tarihli ihtarname ile teminat sunma yükümlülüğüne aykırılık gerekçesiyle feshedildiği, bunun üzerine davalı tarafça sözleşmenin feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 3.663.747,54-TL zararın 21.11.2018 tarihli fatura konusu edilerek ödenmesinin, aksi halde mevcut ise davacıya olan borçlarından takas edileceğinin 21.11.2018 tarihli ihtarname ile davacıya ihtar edildiği, sonuçta davalı tarafça iddia edilen bu zarar tutarının, tarafların mutabık olduğu fatura alacaklarının takası sonucu oluşan davalı borcundan mahsup edildiği ve kalan 123.959,55-TL'nin ise 27.11.2018 tarihinde davalı tarafça davacıya ödendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 31.10.2018 tarihli karşılıklı faturalar ve bu fatura bedelleri ile fatura bedellerinin takasa konu edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olup uyuşmazlık; davacının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, buna bağlı olarak davalı tarafın fesih nedeniyle bir zarara uğrayıp uğramadığı ve bir zarar mevcutsa davalının davacıya olan bakiye fatura borcundan takası koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.13.03.2018 tarihli sözleşmenin 16. maddesinde, taraflardan birinin kendisi tarafından protokol uyarınca sağlanmış bir teminatı reddetmesi kabul etmemesi, inkar etmesi veya 18. madde uyarınca teminat sunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi derhal fesih nedenleri arasında gösterilmiş olup, sözleşmenin 18. maddesinde ise, işbu anlaşma çerçevesinde tarafların sağlayacağı teminatların protokollerde belirtileceği, herhangi bir zamanda ve muhtelif zamanlarda, bir tarafın iyi niyetli olarak diğer taraf ile ilgili bir önemli olumsuz değişiklik meydana geldiği kanısına varması halinde, bu tarafın diğer taraftan yazılı ihbar yolu ile kabul edilebilir bir miktarda ve şekilde akreditif ya da diğer teminatların sağlanmasını ya da bunların miktarını arttırmasını talep hakkı bulunduğu, diğer tarafın yazılı ihbarın ulaşmasından itibaren 3 iş günü içinde talep eden tarafa talep edilen ifa teminatını sağlayacağı, bir taraf adına ifa teminatı sağlayan bir kurumun daha sonrasında talep eden tarafça makul olarak kabul edilebilir olmaya devam etmemesi veya diğer tarafın işbu anlaşmadaki yükümlülüklerini ifa teminatında belirtilen azami tutar toplamını aşması halinde, işbu anlaşma hükümlerine göre talep eden tarafın diğer taraftan ek ifa teminatı sunmasını talep etme hakkını haiz olduğu, bir taraf açısından aşağıdaki olaylardan bir ya da daha fazlasının gerçekleşmesi ve bunun devam ediyor olması durumunda“Önemli Olumsuz Değişiklik” meydana gelmiş olacağı belirtildikten sonra önemli olumsuz değişiklik hallerinin; 1-tarafın kredi destek sağlayıcı olarak hizmet veren bir bankanın kredi derecesinin geri çekilmesi veya bunlardan daha düşük olan uygulanmak üzere, kredi notunun belirtilenlerin aşağısına düşürülmesi, 2-bir ifa teminatının anlaşma kapsamında diğer tarafın ödenmemiş herhangi bir borcuna ilişkin olarak süresinin sona ermesi, bitmesi veya yerine getirilmemesi ya da ifa teminatının 30 gün içinde süresinin sona erecek olması, bir tarafın kredi destek sağlayıcısının kendisi tarafından sağlanmış olan herhangi bir ifa teminatının tamamını ya da bir kısmını reddetmesi ya da ifa teminatının geçersizliğini iddia etmesi veya ifa teminatına ilişkin yükümlülüklerini başka şekilde yerine getirmemesi halinde ve bu aykırılığın ihlalin giderilmesi süresinden sonra da devam etmesi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davacı şirketçe davalıya gönderilen 13.11.2018 tarihli ihtarname ile son çeyrek (...) dönemine ilişkin yapılan işleme karşılık bir teminat mektubu bulunmadığı belirtilerek davalıdan 3 gün içinde 16.592.688-TL tutarında bir teminat mektubu sunması talep edilmiş olup, davalının belirtilen sürede teminat mektubu sunmaması üzerine sözleşmenin teminat sunma yükümlülüğüne aykırılık gerekçesiyle feshedildiği sabittir.Sözleşmenin 16. maddesinde, taraflardan birinin 18. madde uyarınca teminat sunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi derhal fesih nedenleri arasında gösterilmiştir. Sözleşmenin 18. maddesinde ise, işbu anlaşma çerçevesinde tarafların sağlayacağı teminatların protokollerde belirtileceği, bir taraf hakkında diğer tarafça bir önemli olumsuz değişikliğin meydana geldiği kanısına varılması halinde, ilgili tarafın diğer taraftan yazılı olarak kabul edilebilir bir miktar ve şekilde teminat sağlanmasını talep edebileceği, karşı tarafın bu talebin kendisine ulaşmasından itibaren 3 iş günü içinde teminatı sağlayacağı kararlaştırılmıştır. Maddenin devamında önemli olumsuz değişiklik halleri sayılmış olup, davalı bakımından önemli olumsuz değişiklik hallerinden herhangi birinin mevcut olduğu ispatlanamamıştır.Sözleşmede tarafların sağlayacağı teminatların protokollerde belirleneceği belirtilmiş olup, sözleşme eki protokolde davacının sunacağı teminat düzenlenmiş iken, davalı bakımından teminat yükümlülüğü düzenlenmemiştir. Nitekim davacının davalıya teminat mektubu vermesine rağmen, davalı tarafça davacıya bir teminat mektubu verilmediği gibi davacı da 13.11.2018 tarihine kadar davalıdan bu yönde bir talepde bulunmamıştır.Davalı bakımından sözleşmenin atıf yaptığı protokolde teminat sunma yükümlülüğü yer almamasına ve davacı tarafça daha evvel talep edilmemesine rağmen, davacının sırf kendisi sunduğu halde davalının sunmadığı gerekçesine dayalı feshin haksız olduğunun kabulü gerekmektedir. TBK'nın 112 maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 125. maddesinde ise borçlunun temerrüdü sonucu, alacaklıya üç hak tanınmış olup bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı istemek, derhal ifadan vazgeçip müspet zararın tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zarar talebidir. Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır.Sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüte düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme nedeniyle tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrütü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararın tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır.Bu kapsamda davalı tarafça, sözleşmenin haksız olarak feshi sonucunda uğranılan zararlar takas defi konusu edilmiş olup, müspet zarar niteliğindedir. Davalı tarafça iddia edilen zarar kalemleri toplamı 3.663.747,54-TL olarak 21.11.2018 tarihli ihtarname ile takas konusu edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca; "iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir."Takas için, alacağın muaccel olması şarttır. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Karşılıklı alacaklar çekişmeli ise takasa bağlı hukuki sonuçlar, çekişmeli alacağa ilişkin mahkeme kararına göre belirlenir. Mahkeme alacağın varlığını kabul ederse takas geçerli olur, aksi takdirde takas sonuç doğurmaz. Takas borcu sona erdiren sebeplerden biri olup, takas ile her iki borç da az olanı oranında sona erer. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, davalı şirketin haksız fesih nedeniyle bir zararı oluşmuş ise bu tutar takas konusu edilebilecektir.Davalı tarafça haksız fesih sonucu oluştuğu iddia edilen zarar kalemleri; 18.11.2018 tarihinde karşılıklı teslim edilecek 20MW ve 25MW elektriğin teslim edilmemesi nedeniyle, dengesizlik fiyatı ve gün öncesi piyasası fiyatı üzerinden yapılan alımlar nedeniyle 23.192-TL ve 28.457-TL, 19.11.2018-21.11.2018 arası elektriğin sözleşme fiyatından yüksek olan piyasa takas fiyatından satın alınması nedeniyle oluşan 106.089-TL ve 69.611-TL fark, 22.11.2018- 31.12.2018 arası dönemde davacının yeni bir satıcı ile sözleşme akdetmesi sonucunda davacı ile olan sözleşmedeki bedelden daha yüksek bedelle elektrik alması nedeniyle aradaki fark olan 1.868.160-TL ve 1.495.200-TL, yeni sözleşme için brokere ödenen komisyon bedeli 576-TL ve 720-TL, yeni sözleşme gereği teminat mektubu nedeniyle 86 ay için faiz olarak toplam 31.878-TL ve 39.847-TL olmak üzere toplam 3.663,748-TL olarak açıklanmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda son işlem tarihi olan 30.09.2019 itibariyle davacının defterlerinde davalıdan 3.646.121,58-TL alacaklı, davalının defterlerinde ise davacıdan 17.625,96-TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki farkın toplam 3.663.747,54-TL olduğu, davacının 18.11.2018 tarihinden itibaren uğradığını iddia ettiği zarar kalemleri bakımından ise yapılan hesaplamaların Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu, hesaplamalarda esas alınan gün öncesi fiyatı ile sistem marjinal fiyatının ... fiyatlarına uygun olduğu tespit edilmiştir. Hesaplanan zarar kalemleri sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshi sonucunda oluşmuş olup, sözleşme feshedilmeseydi davalının bu zarara uğramayacağı belirlenmekle,doğan zarar müspet zarar kapsamında davalı tarafça talep edilebilecek ve takas edilebilecektir. Davacı vekilince, davalı tarafça 21.11.2018 tarihinde dava dışı şirket ile imzalanan sözleşme kapsamında 22.11.2018-31.11.2018 arası döneme ilişkin zararın, davalının buna ilişkin 21.11.2018 tarihli zarar faturası tarihinden sonraki döneme ait olması nedeniyle muaccel olmadığı ve takas konusu edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu zarar kalemi, sözleşmenin feshi nedeniyle davalının o dönem aralığında davacının elektrik almak üzere yeni bir satıcı ile sözleşme akdetmesi sonucunda davacı ile olan sözleşmedeki bedelden daha yüksek bedelle elektrik alması nedeniyle oluşan fark bedele ilişkin olup, sözleşme tarihi de takas defi öncesi olan 20.11.2018 tarihidir. Bu nedenle söz konusu zarar kalemi bakımından da takas koşulları oluşmuştur. Davacının mutabık kalınan takas konusu faturalardan bakiye alacağı 3.770.113,23-TL olup, davalının 123.959,55-TL ödemesi sonucunda 3.646.153,68-TL alacak kalmıştır. Davacı tarafça da dava dilekçesinde 3.646.121,58-TL alacaklı oldukları belirtilmiştir. Davacının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi sonucunda davalının oluştuğu belirlenen ve takas konusu edilen zarar miktarı 3.663.730-TL olup, bu tutarın davacının talep ettiği 3.646.153,68-TL'den düşülmesi sonucunda davacının bakiye alacağı kalmamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacının bakiye fatura alacağı takas defi nedeniyle sona erdiği belirlendiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 854-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 122-TL harcın isteği halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 37-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1314, K. 2026/1632, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1314-e-2026-1632-k-6ea47af38250