Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1168 E. 2026/2287 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1168
Karar No
2026/2287
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1168 KARAR NO : 2026/2287

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2023 NUMARASI : 2021/124 Esas 2023/281 Karar DAVA : RÜCUEN TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/10/2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/124 Esas ve 2023/281 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı bir kısım davalılar ... Şti. ve .... Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalıların, Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Alanında çöplerin bertarafı için iş makineleri çalıştırılması işine yönelik ihale alan yüklenici firmalar olduğunu, İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2015/181 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, dava dışı işçi ....'un dava dilekçesinde belirtilen davalılar nezdinde çalıştığını, davalı firmalarda işçi olarak çalışan .... tarafından idare aleyhine İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2015/181 esas sayılı dosyası ile açılan davada, işçi kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, agi alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı, genel tatil ücreti alacağının İdareden talep edildiğini, Mahkemece 2016/360 karar sayılı ilamı ile hüküm kurulduğunu, ilam uyarınca davacı tarafından İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4102 sayılı dosyası ile takibe konularak idare tarafından İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4102 sayılı dosyasına 17/07/2020 tarihinde 41.385,95-TL, 19/02/2021 tarihinde 1.740,20-TL, 16.07.2020 tarihinde 307,24-TL damga vergisi ile 5.643,40 TL gelir vergisi ve 30/04/2020 tarihinde 2.139,79 TL harç ve gecikme bedeli ödendiğini, söz konusu ilamın İdare tarafından temyiz edildiğini ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2020 tarih 2017/28553 ve 2020/4696 K sayılı onama kararı ile temyiz talebinin reddedilerek mahkeme kararın kesinleştiğini, arabuluculuk görüşmelerin de olumsuz sonuçlandığını, arabuculuk görüşmeleri ile anlaşmaya varılamaması nedeniyle, davalı şirketlerin işçisi olan ....'un kendi firmalarında çalıştığı dönemlerde doğacak alacaklarından sorumlu olduklarından, idare tarafından İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4102 sayılı dosyasına 17/07/2020 tarihinde ödenen 41.385,95 TL, 19/02/2021 tarihinde ödenen 1.740,20 TL, 16.07.2020 tarihinde ödenen 307,24 TL damga vergisi ile 5.643,40 TL gelir vergisi ve 30/04/2020 tarihinde ödenen 2.139,79 TL harç bedelinin, her bir bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... Şti. ve .... Şti vekili cevap dilekçesiyle; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı idarenin muvazaalı olarak çalıştırdığı işçiler ile ilgili ödemiş olduğu miktarı müvekkili firmalardan istemesi haksız zenginleşmeye yönelik bir talep olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen ve müvekkili firmaların sorumlu olduğuna dair talepler ile olarak dosyaya sunulan ihale sözleşmelerinin incelenmesi gerektiğini, buna göre müvekkili firmaların davacı nezdinde yapmış oldukları iş alt taşeronluk görünümünde ancak gerçekte muvazaalı bir iş olduğunu, alt taşeronların ....'nun bordrolama işini yaptıkları bunun dışında herhangi bir fonksiyonlarının olmadığı zira birden fazla alt taşeron değişmesine rağmen asıl işveren görüntüsündeki....'nun değişmediğini, davacının bu kapsam altında ödemiş olduğu işçilik ücretinin kendi sorumluğu altında olduğu dikkate alınarak davanın reddini gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriği incelendiğinde müvekkili şirketin asli edimin iş makinesi temininden ibaret olduğunun açık olduğunu, bu anlamda da işçilerin prim ve sair özlük hakları ile tazminat haklarının tamamının asıl işverenin kasa hesabından çıkmak suretiyle müvekkili üzerinden gerçekleştirildiğini, nitekim işbu sözleşme kapsamında da hakların müvekkilinin sorumluluğuna bırakılmadığını, Kamu İhale Kanunu uyarınca da sözleşme hükümlerinde yer almayan işbu hükümler nedeniyle müvekkilinden tazmin talebinin hukuka aykırı olduğunu, husumet yokluğu nedeni ile mevcut davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili firma ile ... arasında hizmet alım sözleşmesi kapsamında icra edilen işin yapılması esnasında doğan bir borç söz konusu olduğunu, açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olarak açılmış olan işbu mesnetsiz davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...-..... vekili cevap dilekçesiyle; öncelikle, açılmış olan davada görevli Asliye Ticaret Mahkemeleri olmayıp görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, söz konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı .... sözkonusu işçi ... .'un asıl işvereni olup ....'un tüm yasal haklarından da ...'nun sorumlu olduğunu, davacının rücu talebinde bulunduğu çalışan .... müvekkili işyerinde 15.09.2011 tarihinde çalışmaya başladığı ve 31.01.2012 tarihinde iş akdi sonlandırıldığını, brüt maaşın ise 887,00 TL olduğunu, İzmir 7. İş Mahkemesinin 2015/181 esas sayılı dosyasındaki davacı ... ..işbu dava davacısı ... nezdinde çalıştığını, müvekkilinin ...'dan Hizmet Alımı İşi'ni yüklenmiş ve bu kapsam doğrultusunda iş yapmaya başladığını, müvekkili firmanın hukuken geçerli anlamda alt işveren konumunda bulunmadığı gibi ihalenin bir başka firma üzerinde kalması üzerine işyerini zorunlu olarak terk etmek durumunda kaldığını, bu durumda olsa olsa yasal düzenleme uyarınca ve işyeri devrine bağlı olarak davacı dahil tüm çalışanların iş sözleşmelerinin yeni firmaya geçtiğini, devir tarihi itibarıyla iş sözleşmeleri ihaleyi kazanan yeni firma ile devam ettiğini, devir anında veya öncesinde iş sözleşmelerinin feshi yönünde herhangi bir söz, davranış, açıklama veya iradesi bulunmayan müvekkili firma açısından, davacı ve arkadaşlarının iş sözleşmelerini feshinden söz edilemeyeceğinden, olmayan feshin geçersizliğinden söz etmenin müvekkili açısından böyle bir davaya muhatap olmanın da anlamsız ve yersiz olacağını, iş yerinin devri, müvekkili firmanın işyerini zorunlu olarak terk etmesi ve işverenlik sıfatının ortadan kalkmasından sonraki bir aşamada ihaleyi üstlenen yeni işverenin şartname veya sözleşmedeki kayıtlar veyahut başka neden ve saiklerle davacının da aralarında yer aldığı bazı işçileri işe başlatmaması, çalıştırmaması, çalışmasına fiilen imkan tanınmaması durumunda ihaleyi üstlenen ve işyerini devralan yeni firmanın, iş sözleşmesini sona erdirmesinden söz edilebilecektir ki bu durumda da müvekkil firmaya iş sözleşmesini feshinden son alt işveren olduğundan bahisle husumet yöneltilmesinin yerinde olmayacağını, hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkili firmanın ihale makamına hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde hizmet veren alt işveren konumunda bulunduğu kabul ve değerlendirmesinde dahi, mevzuat çerçevesinde ihaleyi yeni dönem için üstlenen firmaya işyerini davacı dahil tüm çalışanlarıyla birlikte devretmiş bulunan devir tarihi veya öncesinde iş sözleşmelerini sona erdirme konusunda herhangi bir söz davranış veya irade ortaya koymamış bulunan müvekkili firmanın son işverenliğinden de söz edilemeyecek, buna bağlı olarak özellikle feshe bağlı hak ve alacaklar açısından son işverenliğe bağlı hukuki sonuçlardan sorumluluk söz konusu olmayacağını, iddia edilenin aksine davacının iş sözleşmesi müvekkil firma tarafından feshedilmemiş olup, davacının çalıştığı işyerinde yeni dönem için ihalenin kazanılamaması, bir başka firma tarafından üstlenilmesi üzerine işyerinin devri söz konusu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dava; hizmet sözleşmesi kapsamında işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarını yükleniciden tahsili için açılan rücuen tahsili davasıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede tazminat ve işçilik alacaklarından asıl işverenin sorumlu olacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/2943 Esas 2018/5569 Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde sözleşmede açıkça belirtilmiş olmasa dahi işçilerin ücretinden hizmet veren davalıların sorumlu olduğu, davalıların davacı tarafından ödenen işçilik alacakları ve masraflarından işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğu üzere dava dışı işçi ....'un iş akdinin 30.09.2014 tarihinde yeni alt işverenle sözleşme yapılmayarak fesholduğu, dava dışı işçi tarafından davacı şirket ve davalı ...Şti. aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talebiyle İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2015/181 Esas sayılı davanın açıldığı, Mahkemenin 2015/181 Esas 2016/360 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/28553 Esas 2020/4696 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, mahkeme kararının konu edildiği İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4102 Esas sayılı dosyasına davacı şirket tarafından 17.07.2020 tarihinde 41.385,95 TL, 30.04.2020 tarihinde 2.139,79 TL ve 19.02.2021 tarihinde 1.740,20 TL ödeme yapıldığı, Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketlerin işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olarak sorumlu oldukları miktarın tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ ile; İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4102 Esas sayılı dosyasına davacı tarafından; 17.07.2020 tarihinde ödenen 41.385,95.TL işçilik alacağı, 307,24.TL damga vergisi ve 5.643,40 TL gelir vergisi olmak üzere toplam 47.336,59 TL'nin 487,98 TL'sinin ....-...., 4.187,13 TL'sinin..... Şti., 3.838,69 TL'sinin ....-...., 2.147,89 TL'sinin .... Şti., 36.674,90 TL'sinin ..... Şti.'den 17.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 30.04.2020 tarihinde ödenen 2.139,79 TL'nin 20,14 TL'sinin ....-...., 228,21 TL'sinin ..... Şti., 186,59 TL'sinin ....-...., 120,82 TL'sinin ..... Şti., 1.584,03 TL'sinin ....Şti.'den 30.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 19.02.2021 tarihinde ödenen 1.740,20 TL'nin 16,38 TL'sinin ....-...., 185,59 TL'sinin .... Şti., 151,75 TL'sinin ....-....., 98,25 TL'sinin .... Şti., 1.288,23 TL'sinin ..... Şti.'den 19.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalılar .... Şti. ve ....Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar .... Şti. ve .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, mahkemenin kararının gerekçesiz olmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu çalışanın ....çalışanı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu alacak kalemlerine yönelik sorumluluğunun bulunmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının muvazaalı olarak çalıştırdığı işçiler için ödediği tazminatı yüklenicilerden istemesinin haksız olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkillerinin sorumlu olduklarına ilişkin açık ve net bir düzenleme bulunmadığını, davacının taleplerinin ihale şartlarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, hükme esas alınamayacağını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, işçilik tazminatına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Davalı .... Şti. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden; 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasa ile değişik HMK 341/2. maddesinde öngörülen istinaf sınırı, yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında dava tarihi olan 2021 yılı için 5.880.00-TL'dir. Yerel mahkemece, davalı .... Şti. yönünden toplam 2.366.96.TL rücuen tahsiline karar verilmiş olmakla, davalı ..... Şti. tarafından istinafa konu edilen 2.366.96.TL rücuen tazminat yönünden 29.03.2023 tarihli karar, dava tarihi olan 25.02.2021 tarihi dikkate alınarak istinaf edenin sıfatına göre miktar yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında HMK 346/1. madde uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu itibarla, davalı ..... Şti. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 2-Davalı .... Şti. vekilinin istinaf itirazı yönünden; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesindeki hükümler gereğince davacı şirketin mahkeme ilamına dayalı olarak dava dışı işçilere ödediği işçilik alacak ve tazminatlardan davalı şirket nezdinde çalıştığı süre ile sınırlı olarak davalı şirketten talep edebileceğine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ....Şti. vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince davalı .... Şirketi vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın davalı ....Şirketi'ne iadesine, 3-Davalı ....Şirketi tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, II-1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih ve 2021/124 Esas 2023/281 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı.... Şirketi vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.701,46.TL istinaf nispi karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL'nin mahsubu ile bakiye 2.521,56.TL harcın davalı .... Şirketi'nden alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı .....Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, III-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1168, K. 2026/2287, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1168-e-2026-2287-k-08e2ae0f17d2