Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/166 E. 2026/1308 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/166
Karar No
2026/1308
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/166 - 2026/1308

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/166 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1308

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA : Alacak

BİRLEŞEN ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/679 ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 12/10/2026 YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı vekili asıl dosyada verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında, 24/01/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda davalı şirketten alım yapıldığını, her alımın kendi başına mukavelede belirtilen indirimlere tabi olduğunu, indirimler dışında sözleşme dönemi sonunda da firmanın cirosuna bağlı olarak risturn tutarının ilgili firmadan ayrıca istenildiğini, bu doğrultuda müvekkilce, davalı şirketten malzeme satın alındığını, söz konusu tutar üzerinden davalı yanın ödemesi gereken 1. dönem risturn tutarının ödendiğini ve söz konusu sözleşme süresinin 24/04/2020 tarihine kadar uzatıldığını, ilerleyen süreçte davalı şirkete yazıyla tekrar bildirim yapıldığını ve sözleşme kapsamında doğan 2. dönem risturn tutarı olan 34.998,76 TL’nin ödenmesi gerektiğinin iletildiğini, ancak davalı şirketçe herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek, ödenmesi gereken 34.998,76 TL risturn borcunun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı asıl dosya davalısı vekili birleşen dosyada verdiği dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/01/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi akdedildiğini, ancak sözleşmenin 24/01/2020 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin bitimi üzerine müvekkil şirketin davalı idareye başvuruda bulunarak sözleşmenin uzatılması yönünde istemde bulunduğunu, buna karşın pandemi koşulları göz önüne alınarak sözleşmenin yenilenmediğini, sözleşmenin devam ettiği süre zarfından müvekkil şirketin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, 2020 yılı içerisinde meydana gelebilecek olan talepleri karşılamak amacıyla stok tutmaya başladığını, davalı idarece sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle malların stokta kaldığını, ilerleyen süreçte 08/07/2020 tarihinde davalı idare tarafından müvekkil şirkete gönderilen yazı ile 2. dönem risturn bedelinin yatırılmasının istendiğini, bu kapsamda taraflar arasında görüşmelerin gerçekleştiğini, daha sonra davalı idarece müvekkil şirkete hiçbir ihtar yapılmadan daha önce verilen 50.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davalı idarece hesaplanan risturn tutarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, risturn alacak tutarının yeniden hesaplanarak belirlenecek tutarın sunulan 50.000,00 TL tutarındaki teminat mektubundan mahsubuna ve kalan tutarın yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Birleşen dosya davacısı asıl dosya davalısı vekili asıl dosyada verdiği cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 24/01/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi'nin 24/01/2020 tarihinde sona erdiğini ve sonrasında yeniden uzatılmadığını, sözleşmenin bitiminde müvekkil şirketin idareye başvuruda bulunarak sözleşmenin uzatılması yönünde istemde bulunduğunu, buna karşın pandemi koşulları göz önüne alınarak sözleşmenin yenilenmediğini, sözleşmenin devam ettiği süre zarfından müvekkil şirketin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, 2020 yılı içerisinde meydana gelebilecek olan talepleri karşılamak amacıyla stok tutmaya başladığını, asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofisçe sözleşmenin yenilenmemesi üzerine malların stokta kaldığını, ilerleyen süreçte 08/07/2020 tarihinde Ofis tarafından müvekkil şirkete gönderilen yazı ile 2. dönem risturn bedelinin yatırılmasının istendiğini, bu kapsamda taraflar arasında görüşmelerin gerçekleştiğini, daha sonra davalı idarece davacıya hiçbir ihtar yapılmadan 50.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte teminatın nakte çevrilmesi ve risturn tutarının tahsil edilmesi nedeniyle asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısının bir alacağının kalmadığını ifade ederek, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı vekili birleşen dosyada verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ile davacı şirket arasında, 24/01/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2 yıllık süreyi kapsadığını, ancak asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketin istemi doğrultusunda birer ay süreyle sözleşmenin üç kez uzatıldığını ve 24/04/2020 tarihine kadar sözleşmenin uygulanmaya devam ettiğini, hatta bu süreçte asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketin e-satış portalı üzerinde aktif olduğunu ve beş farklı müşteriden sipariş aldığını, sözleşmenin 19/2 maddesinde tedarikçinin talebi halinde sözleşmenin birer aylık dönemler halinde uzatılabileceğinin düzenlendiğini, söz konusu sözleşmede sürenin uzatılması için Ofisin kabul beyanında bulunması gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığını, Ofis mevzuatında risturn konusunda yapılan değişikliklerin Kurumun 11/02/2020 tarih ve 8409 sayılı yazısı ile asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirkete bildirildiğini ve yapılan değişikliklerin kabul edildiğini bildirir 23/02/2020 tarih ve 23870 sayılı yazının bahsi geçen tarafından müvekkile gönderildiğini, teminatın irat kaydedilmesi işleminde hukuka ve sözleşmeye aykırılık bulunmadığını savunarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/01/2018 tarihli Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satınalma Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 19. maddesinde sözleşme süresinin 24/01/2018 tarihinden itibaren 24/01/2020 tarihi mesai bitimine kadar devam edeceğinin öngörüldüğü, 23/01/2020 tarihinden itibaren asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketin bir çok kez süre uzatma talebinde bulunduğu, her ne kadar bu yönde asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofis tarafından verilen olumlu veya olumsuz bir yanıt bulunmasa da talimat mahkemesi aracıyla alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketin sözleşme süresinin bitiminden sonra 12/05/2020 tarihine kadar sipariş/satış işlemini gerçekleştirmeye devam ettiği, böylece taraflar arasındaki sözleşmenin uzatıldığının anlaşıldığı, öte yandan 11/02/2020 tarihinde asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofis tarafından risturn uygulama değişikliği yapıldığı ve bu durumun karşı tarafa bildirildiği, devam eden süreçte asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketçe değişikliğin kabul edildiğinin 11/02/2020 tarihli yazı ile asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofise iletildiği, bahsi geçen değişikliğin sadece 12’şer ayda bir istenilen risturn ödemelerinin 3’er aylık dönemlerde ödenmesine ilişkin olduğu, asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofis tarafından gönderilen 08/07/2020 tarihli yazı ile KDV dahil toplam 34.998,76 TL risturn tutarının en geç 31/07/2020 tarihine kadar ödenmesinin istenildiği, ancak asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketçe ödeme yapılmaması üzerine 13/04/2021 tarihinde 50.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiği, asıl davada davacı vekilince ödenmeyen risturn tutarının tahsilinin talep edildiği, davalı vekilince sözleşme süresinin bitiminden sonra risturn uygulama değişikliğine gidildiği ve söz konusu değişikliğin tarafları bağlamadığı savunulmuş ise de, imzalanan sözleşmenin süresinin, asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirketin istemi üzerine uzatıldığı, yine yapılan değişikliğin açıkça davalı şirketçe kabul edildiği, dolasıyla aksi yöndeki davalı şirket savunmasına itibar edilemeyeceği, öte yandan asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı şirket vekilince, daha önce yatırılan 50.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile risturn alacağının ödendiği iddia edilmekle birlikte, sözleşmenin gerek ilk halinde gerekse değişiklikten sonraki 18-3/b maddesinde bildirime rağmen Ofis alacağının ödenmemesi veya istihkakının bulunmaması durumunda firmanın teminatının irat kaydedileceği ve bu durumda Ofis alacağının teminattan mahsup edilmeyerek bu tutarın tahsili için ayrıca yasal yollara başvurulacağı hususunun öngörüldüğü, o halde risturn alacağının teminattan mahsup edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olmasına karşın çelişkilerle dolu ikinci bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğunu, teminat mektubunun asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofis tarafından nakte çevrildiğini ve risturn tutarının tahsil edildiğini, dolayısıyla tahsil edilen 34.998,76 TL için yeniden alacak davası açılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, 24/01/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi'nin 24/01/2020 tarihinde sona erdiğini ve sözleşmenin tekrar uzatılmadığını, asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı Ofisin sözleşme süresinin uzatıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 24/01/2020 tarihinden sonra yapılan risturn uygulama değişikliğinin müvekkil şirketi bağlamayacağını, sözleşmenin sona ermesine karşın 13/04/2021 tarihinde 50.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakte çevrilmesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, imzalanan sözleşmede sürenin dolması veya sözleşmenin feshi durumunda risturn tutarının ne şekilde isteneceğine dair bir düzenlemenin yer almadığını, sözleşme süresinin uzatılması konusunda müvekkil şirketçe yapılan bir kabul beyanının bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, 24/01/2018 tarihinde imzalanan ve sözleşme hükmü çerçevesinde 24/01/2020 tarihinde sona eren 2018/2 sayılı Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi'nin sürenin bitimine rağmen devam edip etmediği ve bu kapsamda sözleşmenin uzatılması konusunda tarafların iradesinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre; Asıl dosyada, davacının, sözleşme kapsamında risturn bedeli talebinin yerinde olup olmadığı, Birleşen dosyada ise, davacı yanca yatırılan teminat mektubunun sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı ofis tarafından nakte çevrilmesinin ve risturn tutarından mahsup edilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, asıl dosyada ve birleşen dosyada alacak talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Esasa yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve gerekçeli karar ile hüküm çelişkisi bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nun 24.02.2010 Tarihli ve 2010/1-86 Esas, 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Yine HMK'nun 297/2. maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir." düzenlemesi getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında "taleplerden her biri hakkında" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür. Diğer yandan, HMK'nın 355/1.m.2.cümlesi; "...Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir..." hükmünü içermektedir. Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında, "1-Asıl davanın kabulüne, 34.998,76 TL alacağın 01/08/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, ......... 2-Birleşen davanın reddine,..." şeklinde karar kurulduğu, gerekçeli kararının gerekçe kısmında ise ; "...taraflar arasında imzalanan sözleşmenin gerek ilk halinde gerekse değişiklikten sonra ki 18-3/b maddesinde bildirime rağmen Ofis alacağının ödenmemesi veya istihkakının bulunmaması halinde firmanın teminatının irat kaydedileceği ve bu durumda Ofis alacağının teminattan mahsup edilmeyerek bu tutarın tahsili için ayrıca yasal yollara başvurulacağının öngörüldüğü, dolasıyla risturn alacağının teminattan mahsup edilmesinin mümkün olmadığı,..." şeklinde yazılmak suretiyle gerekçe ile birleşen dosyanın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış, hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. HMK'nın 355/1.m.2. cümle hükmü re'sen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/475 Esas, 2023/430 Karar sayılı ve 12/06/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA 2-HMK'nın 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısına İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 12/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/166, K. 2026/1308, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-166-e-2026-1308-k-144489ad5703