İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/234 E. 2026/402 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/234
- Karar No
- 2026/402
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO : 2024/234 Esas KARAR NO : 2026/402
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 16/05/2024 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin sigortacılık işi ile iştigal eden sigorta şirketlerinden biri olduğunu, müvekkilinin dava dışı sigortalısı ... Gıda Un Tekstil Nakliye Tic. Ve San. A.Ş.'ye ait emtianın taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, müvekkili şirket sigortalısı tarafından alıcı nihai alıcı olan ... şirketine buğday emtiası satıldığını, ... numaralı konşimento tahtında Türkiye'den Sri Lanka'ya taşınmak üzere "..." gemisine yüklendiğini, tahliye esnasında gemiye yüklenen buğday emtialarının ıslandığı ve bu sebeple emtiaların hasarlandığının tespit edildiğini, meydana gelen hasarın fark edilmesi ile davalıya hasar ihbarı yapıldığını, müvekkilinin sigortalısının zararını tazmin ettiğini, ödenen hasar bedelinin tahsili için .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edildiğini, .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, konşimentonun arka yüzünde yer alan 26. Maddedeki yetki anlaşılması nedeni ile yetkili mahkemelerin İngiliz Mahkemeleri olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğunu, CIF teslim şeklinde yapılan taşımanın tüm risklerinin alıcı üzerinde olduğundan sigortalının sigortalanabilir bir menfaatinin bulunmadığını, mal faturasına göre sigortalının mal bedelini tam ve eksiksiz tahsil ettiğinin anlaşıldığını, iddia edilen ıslaklığın nevine göre yağmur suyundan ileri gelen hasarların sigorta kuvertürü dışında olduğunu, TTK 1185 maddesi gereğince süresinde hasar ihbarının yapılmadığını, her iki tarafın iştiraki ile mahkemeler vasıtası ile yapılmış bir tespitin bulunmadığını, taşımaya konu konteynerin içinde ne olduğunu ve nasıl halde bulunduğunun bilinmediğini, iddia olunan hasarın ne zaman ve ne şekilde meydana geldiğinin belli olmadığını beyanla öncelikle davanın milletlerarası yetki şartı nedeniyle usulden reddine, aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine ve her halükarda davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE EGERKÇE : Dava, deniz taşıması sırasında oluşan hasar bedelini sigortalısına ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bu bedeli taşıyandan rücuen tahsili istemiyle başlatılan itirazın iptali davasıdır. Dava dışı sigortalı ... Gıda’ya ait, fatura bedeli 99.990,00 USD olan, her biri 25 Kg 9.900 çuval (net; 247.500,00 Kg, Brüt; 248,425,00 Kg) buğday unu emtiasının Türkiye’den Colombo Sirilanka’ya, davalı tarafından CIF taşınma şekli ile taşınması sırasında toplam 10 adet konteynerden, “...-0” numaralı konteyner muhteviyatı, 990 çuval (brüt; 24.875,00 Kg) buğday unu emtiasının, ... numaralı konişmento tahtında “... ...” adlı gemi ile taşındığı anlaşılmaktadır. Konşimentonun ... Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı görülmektedir. Davacı ... Sigorta A.Ş.ile Dava dışı ... GIDA UN TEKSTİL NAKLİYE TİC. VE SAN. A.Ş.'ye ait emtianın taşıma sırasında oluşabilicek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alınmıştır. Sigortalanan emteanın hasarlanması nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından hasar tazmin edilerek rücuya ilişkin eldeki davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde konişmentonun ön yüzünde bulunan taşıma şartlarında uyuşmazlığın çözümünde Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun düzenlendiğini ve milletlerarası yetki şartı nedeniyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... A.S.'nın Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydı olmayıp, Kopenhag/Danimarka merkezli bir anonim şirkettir. Davalının Danimarka kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi Kopenhag^da olan bir şirket olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu açıktır. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir. Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. Maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi sona erecektir. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. Dosyada sunulu bulunan konişmento arka yüzünde, konşimento ile belgelenen taşıma sözleşmesi kapsamında taşıyan ve tacir arasında meydana gelen tüm talepler ve uyuşmazlıkların münhasıran Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin görüleceği düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Rayegân Kender / Ergon Çetingil / Emine Yazıcıoğlu, Deniz Ticareti Hukuku Temel Bilgiler, C:1, 2014, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi sirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildigini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzası yer almamakla ve ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmamakla birlikte konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan ... A.S.'nın hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve ... A.S. adına acente olarak ... Denizcilik A.S tarafından imzalanan kıymetli evrak niteliğindeki konişmento yer alan yetki şartı davacının sigortalısının imzasını ihtiva etmese dahi geçerlidir. Bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı gönderen ve TTK'nın 1472. maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcıdır. TTK'nın 105/2. Maddesinde, acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartların geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Bu maddenin öngörülme amacı yabancı tacirlere Türkiye’de dava açılması olanağını sağlamak ve Türkiye'de bir tebligat adresi tesis etmekten ibarettir(TTK 105. Madde gerekçesinden). Bahsi geçen düzenleme esasında acentenin aracılık ettiği sözleşmelere ilişkin olarak açılacak bir davada müvekkilini aktif ve pasif temsil yetkisine ilişkindir. Bu hüküm emredici nitelikte olup, düzenlemeye konu temsil yetkisini kaldıran sözleşme hükmü geçersiz olacaktır. Bu nedenle maddedeki emredici düzenlemeye bağlı olarak geçersizlik yaptırımı, temsil yetkisinin ortadan kaldırılması dışındaki bir hususu kapsamadığı gibi bu düzenleme yabancı tacirlere karşı acenteye izafeten açılacak davalarda Türk Mahkemelerine münhasır yargı yetkisi veren bir düzenleme de değildir. Zira anılan hüküm yetkiye ilişkin bir düzenleme olmayıp acentenin aracılık ettiği sözleşmelerde yabancı tacirin davalarda temsiline imkan veren Türk hukuk sistemine has bir müessesedir(Yargıtay 11.HD'nin 27/11/2023 Tarih ve 2022/3129 E. - 2023/8856 K. Sayılı kararı, Yargıtay 11. HD'nin 20/11/2025 Tarih ve 2025/1544 E. - 2025/6907 K. Sayılı kararı). Dolayısıyla TTK'nın 105. maddesinin konişmentodaki yetki şartına bir etkisi bulunmamaktadır. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. 6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından internet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konişmentonun ön yüzündeki düzenleme ile taraflarca Marsilya Ticaret Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Yabancılık unsuru bulunan eldeki davada yetkiyle ilgili olarak MÖHUK'un 47. Maddesi uygulanacak olup, Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında iç hukuka ilişkin HMK'nın 18. maddesi kapsamında yetkili mahkeme de belirli durumdadır. Buna göre tüccarın taşıyıcıya açacağı davaların adı geçen bu mahkemenin inhisari yetkisinde olduğu düzenlendiğine göre uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme belirlenmiş vaziyettedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/1-a Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Türk mahkemelerinin yetkisi MÖHUK 47/1. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunulması hâlinde nazara alınacaktır. Ancak, davalı tarafın bu itirazında yetkili mahkemeyi doğru göstermesi de gerekli değildir. İtirazın bulunduğu hallerde Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunmaması giderilemez bir dava şartı eksikliği olup HMK'nın 115/2. maddesine göre dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda, konişmentodaki yetki şartının geçerli olması, sigortalının konişmentoya taraf olması, davalı tarafça cevap dilekçesi ile Türk mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş olması, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmaması ve kamu düzenine aykırılık bulunmaması ile deniz ticaretiyle ilgili özel hukuka ilişkin olması karşısında uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkün olmadığından itirazın iptali davasının usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davalı ... A/S ye izafeten ... Denizcilik A.Ş.'ne açılan davada, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile Türk Mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmaması nedeniyle HMK 114//1-a ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 1.148,67.TL den karar harcı olan 732,00.TL nin mahsubu ile fazla alınan 416,67.TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davalı yargılama gideri toplamı olan 107,00.TL'nin davacıdan alınıp davalıya ÖDENMESİNE, 4-Davalı vekili için takdir edilen 45.000,00.TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, 5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verildiğinden davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır