Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/72 E. 2026/4566 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/72
- Karar No
- 2026/4566
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/145 Esas, 2025/1295 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/230 E., 2021/229 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile dava dışı sigortalı ... Tic. A.Ş.'ye ait oto koltuğu parçası emtialarının, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı sigorta teminatı altında olduğunu, dava konusu araba koltuğu emtiasının yüklü olduğu konteynırların, davalının düzenlemiş olduğu deniz yolu taşıma senedi tahtında Türkiye'den Amerika'ya taşınmak üzere "..." gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, konteynerin tahliyesi esnasında emtiaların ıslak olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz incelemesi ile söz konusu konteynerin sefer sırasında delinerek içine su alması sonucunda emtianın ıslanması olarak belirtildiğini, hasarın davalının sorumluluğunda gerçekleştiğini, noter ihtarnamesi ile davalı şirkete hasar ihbarı yapıldığını, davalının "fiili taşıyan" sıfatıyla zarardan sorumlu olduğunu, davacının sigortalısına 161.994,22 TL hasar tutarını 05.03.2019 tarihinde ödediğini, ibraname ve temlikname düzenlendiğini, davalıdan tahsili için başlatılan icra takibinin haksız itirazı ile durdurulduğu ileri sürerek İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesinin 2019/35757 E. sayılı dosyasıyla 161.994,22 TL hasar tutarının takip tarihi itibariyle avans faizi ile tahsili için 08.11.2019 tarihinde başlatılan icra takibine itirazın iptali ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, taşıma senedine göre uyuşmazlığın Türk hukukuna göre yürütülmesi gerektiğini, dava konusu konteynerin denizyolunda hasarsız taşındığı ve tahliye edildiğini, süresi içinde hasar ihbarı yapılmadığını, ayrıca hasarın istif hatası nedeniyle meydana geldiğini, konteyner hasar ve delinmesine ilişkin delil olmadığı savunarak davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yük gönderilene 19.12.2018 tarihinde teslim edilmiş olmasına rağmen tarafların katılımıyla bir ekspertiz incelemesinin yapılmadığı ve hasara yönelik ihbarın davalı taşıyana ilk kez 31.12.2018 tarihinde e-posta ile yapıldığı, davalı taşıyana hasar ihbarının ilk kez yükler teslim edildikten yaklaşık 11 gün sonra 31.12.2018 tarihinde yapılmış olduğu, bununla birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1185. maddesi uyarınca dava konusu hasarın haricen belli (gözle görülen) bir hasar olması münasebetiyle, bildirimin teslim tarihinde yapılması gerektiği, ancak yine dosyadaki bilgi ve belgelerden, yükün 19.12.2018 tarihinde teslim alınmış olunmasına rağmen TTK'nın 1185. maddesinde öngörülen sürede davalı taşıyana bildirilmediğinin anlaşıldığı, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalının sorumluluğunu ispatlaması gerektiği, hasarın ve ıslanmanın taşımanın hangi safhasında meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılamadığından ve dosyada gümüş nitrat testi de bulunmadığı değerlendirildiğinde ve taşımaya konu konişmentolardaki "shıpper's Load, Count And Sealed" kaydı gereği yüklerin yükletenin sorumluluğunda, konteyner içerisine yüklendiği, istiflendiği, sayıldığı ve mühürlendiği, taşıyıcı/taşıyanın konteyner içerisindeki yükün akıbetinin ne olduğu hususunda sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, varma yerinde yapılan kontrollerde konteynerin mühürlerinin sağlam olduğunun tespiti karşısında, emtiaların gemiye hasarsız olarak teslim edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığından ayrıca ıslanmanın deniz suyundan kaynaklandığına ilişkin de dosyaya bir delil sunulmadığından hasarın, davalının sorumluluk alanı içerisinde ve deniz taşıması esnasında meydana geldiğine dair kanaat uyanmadığı, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesi sebebiyle davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında deniz yoluyla taşıma aşamasında konteynerın fiziki hasarına ilişkin somut bir delil olmadığı gibi hasarın deniz suyundan meydana gelip gelmediğine ilişkin gümüş nitrat testinin yapılmadığı ve teslim ordinosunda hasarlı emtianın bulunduğu konteynerin dış görünüşüne ve hasarlı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı da gözetildiğinde davacı tarafça, hasarın deniz taşıması sırasında ve davalı taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten meydana geldiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, deniz taşımasına konu emtiada oluşan hasar bedelini, verilen muvafakat ile sigorta ettirene ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bu bedelin davalıdan rücuen tahsili istemi ile başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.