İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/617 E. 2026/14 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/617
- Karar No
- 2026/14
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/617 Esas - 2026/14 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/617 KARAR NO : 2026/14
... DAVA : Maddi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2023 KARAR TARİHİ : 16/01/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 20/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan; Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; 02/12/2022 tarihinde sürücü ... Tepeli idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkili Kadir Kurşunbekiroğlu idaresindeki ... plakalı araca tam kusurlu şekilde çarptığı; kaza neticesinde müvekkilinin sol elinde çok parçalı metakarp kırıkları oluştuğu ve ameliyat edildiği; müvekkilinin ... şirket yetkilisi olduğu ve yüksek kazanç kaybı yaşadığı; kaza sonrası 45 gün istirahat ettiği ve bakıma muhtaç kaldığı; tedavi süresince ulaşım giderleri yaptığı beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100,00.-TL geçici iş göremezlik tazminatı; 100,00.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı; 100,00.-TL tedavi gideri; 100,00.-TL ulaşım gideri ve 100,00.-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 500,00.-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 01/10/2025 tarihli dava değeri artırım dilekçesi kapsamında ise özetle; dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile tespit edilen zararlar doğrultusunda dava değerinin artırıldığı beyan edilmiş olup; sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin 2.306.739,44.-TL'ye; geçici iş göremezlik tazminatı talebinin 40.905,86.-TL'ye; bakıcı gideri talebinin 2.365,15.-TL'ye; ulaşım gideri talebinin 10.357,00.-TL'ye ve yan tedavi gideri talebinin 2.000,00.-TL'ye yükseltilerek toplam 2.362.367,45.-TL'nin kaza tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) CEVAP : Tensip zaptı ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı ... Sigorta A.Ş.'ye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
III) DELİLLER : .... ... Adına Düzenlenen 02/12/2022 Tarihli .... .... Epikriz Raporu. ... Epikriz Raporu. Kusur Tespiti Hususunda, .... Dairesi Tarafından Hazırlanan 24/05/2024 Tarihli Rapor. Maluliyet Tespiti Hususunda,...Düzenlenen 20/02/2025 Tarihli Rapor. Aktüer Hesaplama Hususunda Uzman Bilirkişi .....Tarafından Düzenlenen 24/09/2025 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... tarafından, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik açılan "Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davası" olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi (veya başkaca bir sözlü ve/veya yazılı beyan) sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. Bu doğrultuda uyuşmazlığın; 02/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak kusur durumlarının ve oranlarının tespiti; davacıda geçici ve sürekli iş göremezlik meydana gelip gelmediği; davacının geçici bakıcı ve tedavi giderleri sarfına sebebiyet verilip verilmediği; anılan hususların mevcudiyetinin tespiti halinde oran ve tazmin miktarlarının tespiti; davalının işbu maddi tazminat kalemlerinden sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ile temerrüt tarihinin yanı sıra uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Haksız Fiilden Doğan Sorumlulukta Mevzuatın İrdelenmesi : Haksız fiillerden doğan borç ilişkileri, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Zararın ve Kusurun İspatı" başlıklı 50. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2) Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın Belirlenmesini Düzenleyen 51. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. (2) Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın İndirilmesini Düzenleyen 52. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. (2) Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Bedensel Zarar Halinde Zararı Düzenleyen 54. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. (2) Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta Dış İlişkiyi Düzenleyen 61. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir: "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta İç İlişkiyi Düzenleyen 62. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. (2) Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı 99. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. (2) Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz işgünü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder. (3) Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar 108.000.000.- lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar." 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Uygulanacak Hükümler" başlıklı 100. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Bu Kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95 inci maddesi, doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin 97 nci maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109 uncu maddesi ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır."
d) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının Hukuki Nitelendirmesi: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; trafik kazaları sonucunda üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları güvence altına alan temel bir sigorta türüdür. Bu sigortanın hukuki çerçevesi; başta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) olmak üzere ilgili mevzuatla detaylı bir şekilde çizilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; hukuki niteliği itibariyle bir sorumluluk sigortasıdır ve sigorta ettirenin, bir haksız fiil sonucu üçüncü kişilere vereceği zararlardan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına alır. Bu sorumluluğun temeli, araç işleteninin kusursuz sorumluluğudur (KTK 85. maddesi); amacı ise, kusurlu sürücünün mali gücünün yetersiz kalması halinde dahi, kazada zarar gören üçüncü kişilerin mağduriyetini önlemektir. İşbu sigortanın yaptırılması zorunluluğu, 2918 Sayılı Kanundan kaynaklanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91/1. maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." amir hükmü düzenlenmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, bir kaza durumunda sigortalı aracın sürücüsünün hukuki sorumluluğu çerçevesinde, karşı tarafa ve üçüncü kişilere verilen zararları karşılar. Sigortalı aracın kendi hasarı bu sigortanın kapsamında değildir. Sigortanın kapsamı ve teminat limitleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile detaylandırılır. Bu kapsamda; kaza sonucunda diğer araçlarda veya üçüncü kişilere ait eşyada meydana gelen hasarlar (onarım bedeli, değer kaybı vb.); yaralanan kişilerin, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, tedavi masrafları (KTK m. 98 uyarınca Bu teminat, .... Kurumu'nun sorumluluğunda olan ve Kurum tarafından karşılanan tedavi giderlerini de kapsamaktadır); sürekli sakatlık durumunda kişinin gelecekteki ekonomik kayıplarını karşılamak üzere maluliyet oranına göre belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatı; bir kişinin hayatını kaybetmesi durumunda, ölen kişinin desteğinden mahrum kalan yakınlarına (mirasçılarına) destekten yoksun kalma tazminatı ödenmektedir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, kural olarak manevi tazminat taleplerini karşılamaz. Sigorta Genel Şartlarında bu durum açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla zarar görenler; manevi tazminat taleplerini doğrudan kusurlu araç sürücüsüne ve işletenine karşı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca açacakları dava ile ileri sürmek zorundadırlar. Zarar görenler, tazminatlarını sigorta poliçesinde belirtilen limitler dahilinde kalmak şartıyla, doğrudan doğruya sigortacıdan talep edebilirler Sigorta şirketi; hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin gerekli tüm belgeleri sigortacıya ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, haklı bir gerekçesi olmaksızın ödemeyi yapmazsa temerrüde düşmüş sayılır.
İşbu maddi tazminat talepleri için zamanaşımı süreleri; KTK'nın 109. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda, maddi ve bedensel zararlara ilişkin talepler; zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu'nda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olması halinde, işbu zamanaşımı süresi, tazminat talepleri için de geçerlidir. Türk Ceza Kanunu'na göre taksirle yaralama suçlarında ceza zamanaşımı 8 yıl, taksirle ölüme neden olma suçlarında ise 15 yıl olduğundan, yaralanmalı kazalarda sigortaya başvuru süresi 8 yıla, ölümlü kazalarda ise 15 yıla kadar uzayabilmektedir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sisteminin en önemli sosyal tamamlayıcı unsurlarından biri Güvence Hesabı'dır. Hesabın görev ve yetkileri KTK m. 108 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14'te düzenlenmiştir. Güvence Hesabı, aşağıdaki durumlarda devreye girerek yalnızca bedensel zararları (sakatlanma ve ölüm tazminatları ile tedavi giderleri) karşılar: Kazaya neden olan aracın tespit edilememesi (vurup kaçma). Kazaya karışan aracın geçerli bir trafik sigortasının bulunmaması. Sigorta şirketinin mali bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası. Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın kazaya karışması ve işletenin sorumlu tutulamaması.
e) İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının Hukuki Niteliği : İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMSS), sigortalının motorlu bir aracı işletmesi sırasında üçüncü şahıslara verebileceği bedeni ve maddi zararlar neticesinde hukuken sorumlu olacağı tazminat taleplerini, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılması zorunlu olan Mali Sorumluluk Sigortası'nın (Trafik Sigortası) limitlerini aşan kısmı için teminat altına alan bir özel sigorta türüdür. İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının temel amacı; zorunlu trafik sigortası'nın limitlerinin yetersiz kaldığı durumlarda sigortalıyı yüksek tazminat yükümlülüklerinden korumaktır. Bu kapsamda; İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının hukuki niteliği birkaç temel başlık altında incelenebilir: a) Bir Sorumluluk Sigortası Olması: İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası; 6102 Sayılı TTK'nın 1473. maddesi ve devamında düzenlenen sorumluluk sigortalarının tüm temel özelliklerini taşır. Sorumluluk sigortalarının özü, sigortalının malvarlığındaki aktiflerin (örn: arabası, evi) değil, pasiflerin (borçlarının) sigorta edilmesidir. Sigortacı, sigortalının üçüncü bir kişiye karşı doğan tazminat borcunu, poliçede belirtilen şartlar ve limitler dahilinde üstlenmektedir. Bu noktada sigorta edilen riziko; sigortalının hukuki sorumluluğunun doğması halidir. Başka bir anlatımla; haksız fiil sonucu bir başkasına zarar verme ve bu zararı tazmin etme borcu altına girme riskidir. b) İsteğe Bağlı Bir Sigorta Olması: İMSS'yi; zorunlu mali sorumluluk sigortasından ayıran en temel hukuki nitelik; İMSS'nin ihtiyari olmasıdır. Bununla birlikte ZMSS., KTK'nın 91. maddesi uyarınca, her araç işleteni tarafından yapılması kanunen emredilmiş bir sigorta türü olup; yaptırılmaması yaptırıma tabidir. c) Sözleşme Serbestisi: İMMS koşulları, tamamen tarafların (sigortacı ve sigorta ettiren) serbest iradelerine dayanır. Bu sigorta, Türk Borçlar Kanunu'nda ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen "sözleşme serbestisi" ilkesinin bir yansımasıdır. Taraflar; sözleşmeyi yapıp yapmamakta, sigortanın limitlerini belirlemekte, teminatın kapsamını (örneğin manevi tazminat taleplerini de dahil etmek gibi) genişletmekte ve poliçe özel şartlarını kararlaştırmakta serbesttirler. d) Üçüncü Kişi Yararına Bir Sözleşme Olması: Tüm sorumluluk sigortaları gibi İMMS de, "üçüncü kişi yararına sözleşme" niteliği taşır. Sözleşmenin tarafları sigortacı ve sigorta ettiren (araç sahibi/işleteni) olmakla birlikte, sigorta tazminatından faydalanacak kişi, zarara uğrayan üçüncü kişidir. TTK.'nın 1478. maddesi uyarınca, zarar gören üçüncü kişi; sigorta sözleşmesinde belirlenen limitler dahilinde doğrudan sigortacıya başvurarak zararının tazminini talep etme hakkına sahiptir. Bu husus; zarar gören kişiye kanun tarafından tanınmış, "doğrudan bir dava ve talep hakkı" (actio directa) vermektedir. e) Tamamlayıcı (....) Sigorta Niteliği: İMMS'nin pratikteki en önemli fonksiyonu ve hukuki niteliği; "tamamlayıcı" veya "aşkın" bir sigorta olmasıdır. Bu özellik; anılan sigortanın tek başına değil, mevcut bir zorunlu sigortanın üzerinde konumlandığı anlamına gelmektedir. Başak bir anlatımla bu özellik; İMMS'yi hukuken bir "ikincil" ancak "tamamlayıcı" koruma katmanı olarak konumlandırır. f) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında, 02/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve iş gücü kaybına uğradığı iddia edilerek; sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi, ulaşım ve bakıcı giderlerinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Kusur Durumu ve Oranlarının Değerlendirilmesi : Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespiti hususunda, öncelikle bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. .....Tarafından Düzenlenen 24/05/2024 Tarihli Rapor : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; sürücü ... Tepeli'nin orta şeritten kontrolsüz şekilde sola manevra yaparak arkadan gelen aracın şeridini kapattığı ve asli kusurlu olduğu; davacı sürücü Kadir Kurşunbekiroğlu'nun ise kavşak yaklaşımında hızını şartlara göre ayarlamadığı ve tali kusurlu olduğu; olayda sürücü ... Tepeli'nin %85 oranında, davacı Kadir Kurşunbekiroğlu'nun ise %15 oranında kusurlu olduğu hususları rapor edilmiştir. Anılan bilirkişi raporuna yönelik olarak, taraflarca herhangi bir beyan/itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. ii. .... Dairesi tarafından düzenlenen 24/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun herhangi bir çelişki barındırmadığı ve rapor kapsamının, 2918 Sayılı KTK hükümlerine (Madde 52/1-a ve 53/1-b) uygun analizler içerdiği; anılan rapor kapsamında tarafların beyanlarının, kaza tespit tutanağının ve olay yerinin teknik özelliklerinin (meskun mahal, hız limiti, yol genişliği ve zemin durumu) birlikte irdelediği; "davalı sürücü ... Tepeli’nin orta şeritten kontrolsüz şekilde sola manevra yaparak sol şeridi kapatmış olması" hususunun belirtilmesinin, asli kusur tespiti bakımından yerinde olduğu; davacı sürücü ....’na izafe edilen %15 oranındaki kusurun ise davacının "kavşak yaklaşımında zemin şartlarını (ıslak zemin) gözeterek daha tedbirli bir hızla seyretmesi ve her an önlem alabilecek bir sürüş sergilemesi gerektiği" ilkesine dayanmakta olduğu anlaşılmış ve bu doğrultuda söz konusu raporun, ayrıntılı ve denetime elverişli nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce kusur tespiti hususunda aldırılan işbu bilirkişi raporu ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; davacının, ıslak zeminli ve meskun mahal içi bir yolda kavşağa yaklaşırken, her an ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı aracını kontrol altında tutabilecek uygun hıza düşmemesi ve karşı aracın hatalı manevrasına karşı (davalının orta şeritten kontrolsüz dönüşü) zamanında ve etkili bir frenleme veya manevra ile kazayı önleyebilecek dikkati sergileyemeyerek "tedbirsizce kavşağa girmesi" fiillerinin, "kusur" olarak nitelendirilmesi gerektiği ve söz konusu fiillerin, kazanın asıl sebebini oluşturmamakla birlikte, kazanın meydana gelmesinde ikincil düzeyde etkili olduğu kanaatine varılarak; davacıya %15 oranında "alt düzeyde tali kusur" izafe edilmesinin yerleşik Yargıtay uygulamalarıyla uyum içerisinde olduğu kanaatine varılmıştır. Maluliyetin Değerlendirilmesi :
Mahkememizce; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespitine yarar yeterli delil toplanmış olduğu anlaşılmakla; müteakiben maluliyetin tespiti hususunda bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. ... 20/02/2025 Tarihli Rapor : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; 02/12/2022 tarihli trafik kazası neticesinde davacı Kadir Kurşunbekiroğlu'nun engel oranının %25 olduğu; 5 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı; 2 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu ve devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı hususları rapor edilmiştir. 20/02/2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından sunulan 07/04/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "davacının elindeki hareket kısıtlılığının ve nörolojik kayıpların yeterince değerlendirilmediği, engel oranının daha yüksek olması gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edildiği; davalı tarafından ise bilirkişi raporuna yönelik herhangi bir beyan/itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. 20/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin itirazları doğrultusunda başlangıçta ... sevk kararı verilmiş ise de; müteakiben yine davacı vekili tarafından 02/07/2025 tarihinde sunulan beyan dilekçesi kapsamında 07/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz beyanlarından vazgeçildiğinin beyan edildiği anlaşılmıştır. ii..... 20/02/2025 Tarihli Raporun Değerlendirilmesi : .... tarafından düzenlenen 20/02/2025 tarihli maluliyet raporunun; herhangi bir çelişki barındırmadığı; anılan rapor kapsamında davacının sol el dominant ekstremitesi üzerinde yapılan muayenede, 2, 3, 4 ve 5. parmaklardaki ... eklemlerinin fleksiyon ve ekstansiyon açıları derece cinsinden tek tek ölçülerek ankiloze durumlar bilimsel olarak tespit edilmiş olduğu; kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak düzenlendiği; maluliyet oranının tespitinde, her bir parmak için ayrı ayrı engel oranının belirlenmiş olduğu; söz konusu oranların, Balthazard Formülü ve ilgili tablolar kullanılmak suretiyle sırasıyla el engel oranına, üst ekstremite engelliliğine ve neticeten tüm vücut engel oranına (%25) dönüştürüldüğü; hangi anatomik kısıtlılığın, yönetmeliğin hangi şekil veya tablosuna göre hangi orana tekabül ettiğinin açıkça gösterilmesi nedeniyle teknik ve hukuki denetime imkan sağlandığı anlaşılmakla; söz konusu raporun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmış ve her ne kadar davacı vekilinin itirazları doğrultusunda tekrar inceleme cihetine gidilmiş ise de; davacı vekili tarafından da itiraz beyanlarından vazgeçildiği anlaşılmakla; bu hususta ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir. Aktüer Hesaplama Hususunda : Mahkememizce; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespiti ile maluliyeti hususunda yeterli delil toplanmış olduğu anlaşılmakla; müteakiben gerçek zararın tespiti hususunda aktüer hesaplama yapılması amacıyla bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. Aktüer Hesaplama Uzmanı Bilirkişi .... Tarafından Düzenlenen 24/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacının %15 kusur durumu ve %25 maluliyet oranı esas alınarak; geçici iş göremezlik tazminatının 40.905,86.-TL; geçici bakıcı giderinin 2.365,15.-TL; ulaşım masrafının 10.357,00.-TL; yan tedavi giderinin 2.000,00.-TL olduğu; sürekli iş göremezlik tazminatının ise pasif dönem hesaplama yöntemine göre alternatifli olarak 2.176.324,39.-TL veya 2.306.739,44.-TL hesaplandığı hususları rapor edilmiştir. Anılan bilirkişi raporuna yönelik olarak taraflarca itiraz sunulmamıştır. ii. Aktüer Hesaplama Uzmanı Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 24/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunun Değerlendirilmesi : Aktüer hesaplama uzmanı bilirkişi .... tarafından düzenlenen 24/09/2025 tarihli bilirkişi raporunun herhangi bir çelişki barındırmadığı; raporun, hem sağlık personeli (doktor) hem de aktüer hesaplama uzmanı tarafından müştereken hazırlanmış olduğu; hem tıbbi tedavi giderlerinin tespiti hem de teknik tazminat hesaplamaları açısından kapsamlı inceleme yapıldığı; hesaplamalarda, Mahkememizce aldırılan ve kesinleşen 24/05/2024 tarihli .... kusur raporundaki oranlar ile 20/02/2025 tarihli .... maluliyet raporundaki bulguların eksiksiz ve hatasız bir şekilde esas alındığı; tazminat hesabının, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, teknik faiz uygulanmaksızın Progresif Rant yöntemine göre ve 1/Kn metoduna bağlı kalınarak (%10 artırım ve %10 iskonto) yapıldığı; raporda, 2022 yılı itibariyle asgari geçim indiriminin (AGİ) kaldırılması neticesinde pasif dönem tazminat hesabında oluşan hukuki görüş ayrılıkları dikkate alınarak, hem "vergi iadesi dahil" (22.104,00.-TL) hem de "vergi iadesi hariç" (18.591,02.-TL) net asgari ücret üzerinden iki farklı alternatifli hesaplama sunulduğu; doktor bilirkişi tarafından davacının ikamet adresi ile tedavi gördüğü hastaneler arasındaki mesafe ve güncel ulaşım tarifeleri (taksi/toplu taşıma) baz alınarak, belgelendirilemeyen ulaşım ve yan tedavi masrafları (basit pansuman vb.) hususunda somut ve gerekçeli bir hesaplama yapıldığı; bakıcı gideri hesaplanırken, ... emsal kararlarına uygun olarak "brüt asgari ücret" üzerinden değerlendirme yapılmış olduğu ve neticeten raporun matematiksel olarak doğru kurgulandığı ve bu doğrultuda ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmış; bu hususta ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir. Hükmolunan Tazminat Miktarlarının Belirlenmesi Hususunda : Davacı tarafından sunulan sürekli iş göremezlik tazminatı talebi ile ilgili olarak; bilirkişi teknik görüşüne göre 2.176.324,39.-TL tazminat hesaplandığı; davacı vekili tarafından sunulan değer artırım dilekçesinde ise (işbu tazminat kalemi yönünden) toplam 1.000.000,00.-TL olarak talep edildiği anlaşılmış ve neticeten Mahkememizce (taleple bağlılık ilkesi uyarınca) sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1.000.000,00.-TL tazminat miktarı belirlenmiştir.
Davacı tarafından sunulan geçici bakıcı gideri talebi ile ilgili olarak; bilirkişi tarafından 2.365,15.-TL tutarında hesaplama yapıldığı; davacı vekili tarafından, bu tutarı birebir esas alınması suretiyle talebin 2.365,15.-TL'ye yükseltildiği anlaşılmış ve neticeten Mahkememizce geçici bakıcı gideri olarak 2.365,15.-TL tazminat miktarı belirlenmiştir. Davacı tarafından sunulan geçici iş göremezlik, tedavi ve ulaşım giderleri talebi ile ilgili olarak; bilirkişi tarafından toplamda 51.409,31.-TL hesaplama yapıldığı; ancak davacı vekili tarafından sunulan değer artırım dilekçesi kapsamında değer artırımı yapılmadığı anlaşılmakla; 100,00.-TL geçici iş göremezlik tazminatına, 200,00.-TL tedavi ve ulaşım giderine hükmedilmiştir. Hesaplamada .... (Asgari Geçim İndirimi) uygulamasının 2022 yılında kaldırılarak yerine getirilen "Asgari Ücret Vergi İstisnasının" esasında çalışanlara yapılan bir "vergi iadesi" niteliğinde olduğu; pasif dönemde (emeklilik/çalışılmayan dönem) fiili bir çalışma ve vergilendirme olmadığı için, çalışanlara sağlanan bu vergi iadesinin zarara eklenemeyeceği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu kanaatiyle 2025 yılı pasif dönem tazminat hesabının 18.591,02 TL (vergi iadesi hariç net asgari ücret) üzerinden yapılması görüşü benimsenmiştir. Temerrüt Faizinin, Dava Tarihinden İtibaren Başlatılması Hususunda ; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 99. maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca; sigorta şirketlerinin temerrüde düşmesi için, hak sahibinin gerekli belgelerle birlikte sigorta şirketine başvuruda bulunması ve bu başvurunun sigorta şirketine tebliğ edildiği tarihten itibaren 8 iş gününün geçmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla Kanun, sigorta şirketinin temerrüdü için "kaza tarihini" değil, "ihbar tarihini" esas almaktadır. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine 01/02/2023 tarihinde başvuru yapıldığının beyan edilmiş olduğu anlaşılmakta ise de; işbu başvurunun davalıya ulaştığını kanıtlayan (kargo teslim tutanağı, iadeli taahhütlü posta alındısı, noter tebliğ şerhi vb.) herhangi bir delil sunulmamış olması nedeniyle; "dava tarihi" olan 11/09/2023 tarihi, temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş ve faizin, işbu tarihten itibaren işletilmesine karar verilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda 02/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde; a) Sürekli İş Göremezlik ile ilgili olarak; 1.000.000,00.-TL'nin, 11/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, b) Geçici İş Göremezlik ile ilgili olarak; 100,00.-TL'nin, 11/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, c) Geçici Bakıcı Giderleri ile ilgili olarak; 2.365,15.-TL'nin, 11/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, d) Tedavi ve Ulaşım Giderleri ile ilgili olarak; 200,00.-TL'nin, 11/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 68.492,06.-TL. harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan toplam 17.387,75-TL. (269,85-TL. peşin harç ve 17.117,90-TL. tamamlama harcı) harcın mahsubu ile bakiye kalan 51.104,31-TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 269,85-TL. peşin harç, 269,85-TL. başvurma harcı, 160,00-TL. vekalet harcı ve 17.117,90-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 17.817,60-TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.000,00 TL. bilirkişi ücreti, 4.150,00-TL. Adli Tıp Döner Sermaye Ücreti ile 347,25-TL. posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 14.497,25.-TL. yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00.-TL. arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 1.002.665,15.-TL. üzerinden) takdir edilen 156.399,77.-TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 16/01/2026
... ¸ ¸
Gerekçeli Karar