İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/117 E. 2021/119 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/117
- Karar No
- 2021/119
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/117 KARAR NO : 2021/119 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/02/2020 KARAR TARİHİ : 02/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı taraf arasında akdedilen 11.03.2019 tarihli sözleşme gereğince müvekkil şirket davalıya ait tapunun Kemalpaşa İlçesi...Mahallesi ... parselde kayıtlı ve...Evleri ... Kemalpaşa /İzmir adresinde bulunan inşaatın PVC doğrama, Can, Panjur, Panjur kutuları, mermer, kompozit levha, silikon cephe ve sineklik yapımı hususlarında anlaştıklarını, sözleşme bedelinin 94.200,00- TL olarak belirlendiğini, müvekkil şirket sözleşme ile üstlenmiş olduğunu imalat ve montajları sözleşmeye uygun olarak kusursuz olarak yaptığını ve edimlerini ifa ettiğini yapılan işlerle ilgili müvekkil tarafından 24.07.2019 tarih ve... sıra nolu 94.200,00- TL 'lik faturanın düzenlendiğini, faturaya konu alacağın 69.000,00- TL 'si( 23.000,00-TL 'si 30.07.2019 tarihli, 23.000,00- TL'si 30.06.2019 tarihli ve 23.000,00- TL 'si 30.05.2019 tarihli çekler ise tahsil edildiğini, müvekkili tarafından düzenlenen fatura ve sevk irsaliyeleri eksik ve ayıplı ifa iddiası ile karşıyaka... Noterliğinin 02.08.2019 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade edildiğini, Müvekkili adına davalı borçlu hakkında sözleşmeye dayalı bakiye alacağın tahsili için İzmir ... Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden başlattıkları icra takibine karşı kısmı itiraz edildiğini, davalı/borçlunun kısmi itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yapılan arabuluculuk başvurusunun da İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... sayılı numarası ile olumsuz sonuçlandığını, davalı tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptali için iş bu davayı açma zaruretinin doğduğunu, açıklanan nedenler ile fazlaya ilişkin her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile itirazın iptali davamızın kabulü ile İzmir ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan kısmi itirazın iptaline, takibin itiraz edilmeyen asıl alacak ve ferileri yönünden iptaline, takibin itiraz edilmeyen asıl alacak ve ferileri yönünden devamına, davalı tarafından yapılan haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin karşı taraf davacı şirket ile 11/03/2019 tarihinde arsa "silikon cephe ve kompozit levha kaplama" başlıklı eser sözleşmesini akdettiklerini, iş bu sözleşme kapsamında karşı yan şirket müvekkiline ait İzmir İli Kemalpaşa İlçesi,...Mah. ...Parselde kayıtlı bulunan arsa üzerindeki evin dış cephesinin tamamının silikon cephe ve kompozit levha ile kaplanması hususlarında anlaştıklarını, karşı yan davacı şirketin sözleşmedeki edimlerini tamamladığını, Sözleşmenin tarafı ve yüklenicisi konumunda olan davacı tarafın sözleşmeye uygun imalat yapmadığını iş bu sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından keşide edilmiş olan ve davalı müvekkilce yasal süresi içerisinde karşıyaka... Noterliğinin 02/08/2019 tarihli ve... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz ve iade edilmiş olan 24/07/2019 tarihli ve 94.200,00 TL bedelli faturaya karşılık davalı müvekkil 30.05.2019 tarihli 23.000 TL bedelli çek, 30.06.2019 tarihli 23.000 TL bedelli çek, 30/07/2019 tarihli 23.000 TL bedelli çek vasıtası ile davacı yana toplam 69.000 TL ödeme yaptığını, haksız yere icra takibine maruz kaldığını müvekkilin Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş nolu dosyasındaki rapor ile birlikte davacı şirkete sözleşme kapsamında daha önceden yapmış olduğu 69.000 TL tutarındaki ödemeleri de nazara alarak icra dosyasındaki borç miktarının asıl alacağın 6.314,00 TL'lik kısmını kabul ettiğini ve ödendiğini borcun geri kalan kısmına ve tüm ferilerine de itiraz ettiğini açıklanan nedenler ile haksız ve kötüniyetli olarak açılan davanın reddine, takibin haksız ve kötü niyetli olan alacakla davacı yanın takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... esas sayılı dosya numarası, İzmir Arabuluculuk bürosunun ... nolu arabuluculuk numarasının son anlaşamama tutanağının aslı, 2-İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, 3-Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş Esas sayılı dosyası, 4-İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi,... Mahallesi,...parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı, 5-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 6-Davalıya ait ticaret sicil kayıtları, 7-Davalıya ait vergi sicil kayıtları, 8-Davalıya ait esnaf sicil kayıtları, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU: Açılan dava, taraflar arasında davalıya ait olduğu belirtilen İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde... Evleri ... adresinde bulunan evin PVC Doğrama, cam, panjur, panjur kutuları, mermer, kompozit levha, silikon cephe ve sineklik yapımı hususunda yapılan anlaşma gereğince imzalanan 11/03/2019 tarihli eser sözleşmesi dolayısıyla yapılan işler doğrultusunda davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan kısmi itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67.maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Davalının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki işlemlerin davalının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davalının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davalının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevapları kapsamında her ne kadar davalının tacir sıfatının bulunduğu görülmekte ise de, dava konusu uyuşmazlığın davalının ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette olduğuna dair herhangi bir delil ve belge dosya içerisinde yer almamaktadır. Kemalpaşa Tapu Müdürlüğü nezdinde İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi,... parsel sayılı taşınmaza ait olarak bulunan tapu kaydının incelenmesi neticesinde, taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın niteliğinin 'Bodrumlu Dubleks Betonarme Konut Havuz ve Arsası' olduğu görülmekle, bu çerçevede taşınmazın davalının ticari işletmesi ile ilgili olmadığı kanaatine varılmaktadır. Davalının ticari işletmesi ile ilgili bulunmayan ve İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... Evleri ...adresinde bulunan evin PVC Doğrama, cam, panjur, panjur kutuları, mermer, kompozit levha, silikon cephe ve sineklik yapımı hususunda yapılan anlaşma gereğince imzalanan 11/03/2019 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davalının tüketici sıfatını haiz olduğu izahtan varestedir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemni kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan, kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde, finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanun'un 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1.maddesinde ise, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir. ( Emsal mahiyette; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 01/05/2016 tarih 2015/10238 esas 2016/4889 karar ve yine 11. HD'nin 15/06/2016 tarih 2016/6247 esas 2016/6612 karar ve 11.HD'nin 18/01/2016 tarih 2015/15629 E. 2016/436 K. sayılı içtihatları). Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... esas sayılı dosya numarası, İzmir Arabuluculuk bürosunun... nolu arabuluculuk numarasının son anlaşamama tutanağının aslı, İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin...D.İş Esas sayılı dosyası, İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi,... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında davalıya ait olduğu belirtilen İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi, ...Mahallesi,...ınmaz üzerinde ... ... adresinde bulunan evin PVC Doğrama, cam, panjur, panjur kutuları, mermer, kompozit levha, silikon cephe ve sineklik yapımı hususunda yapılan anlaşma gereğince imzalanan 11/03/2019 tarihli eser sözleşmesi dolayısıyla yapılan işler doğrultusunda davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan kısmi itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, davalının ticari işletmesi ile ilgili bulunmayan ve İzmir İli, Kemalpaşa ilçesi,... Mahallesi,...parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... ... adresinde bulunan evin PVC Doğrama, cam, panjur, panjur kutuları, mermer, kompozit levha, silikon cephe ve sineklik yapımı hususunda yapılan anlaşma gereğince imzalanan 11/03/2019 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davalının tüketici sıfatını haiz olduğu, yine taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73/1.maddesinde düzenlendiği üzere tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen çerçevede iş bu davaya bakmakla görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, açılan davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k. maddesi atfiyla aynı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/02/2021
Katip ... E imza
Hakim ... eimza