İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/1010 E. 2021/25 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/1010
Karar No
2021/25
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1010 Esas KARAR NO : 2021/25 DAVA : Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/10/2019 KARAR TARİHİ : 13/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının kooperatif ortağı olup, davalıların 12/05/2013 ve 29/04/2016 tarihleri arası yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, ödeme yapmayan üyelere genel kurulda alınan karara rağmen aylık gecikme faizini uygulamadıklarını, kooperatif hakkındaki icra takiplerinde borcu süresinde ödemediklerini, icra dosyalarıyla ilgili İcra Hukuk ve Ticaret Mahkemelerince verilen kararları temyiz etmediklerini, bu nedenlerle davalıların kooperatifin zarar etmesine ve zararın artmasına sebebiyet verdiklerini, genel kurulda ibra edilmelerinin kooperatif ana sözleşmesinin 36.maddesi ve TTK'nun 424.maddesi karşısında ibra kararının bir öneminin bulunmadığını, ibra kararının alındığı genel kurul toplantısında dava konusu edilen ibraların ve olayların hiç görüşülmediğini, davalılar hakkında Cumhuriyet Başsavcılının ...soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın sürdüğünü, davanın niteliği gereği belirsiz alacak olarak açılıp TTK'nun 555.maddesine dayalı olarak davayı açtıklarını bildirmiş, şimdilik 25.000,00-TL tazminatın 27/09/2019 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kooperatife ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; TBK'nun 72.maddesi gereği davanın zararın doğduğu tarihten iki yıl içinde ve Kooperatifler Kanunun 37.maddesi gereği ödemelerin yapıldığı andan başlamak üzere bir yıl içinde açılmasının zorunlu olup zaman aşımının oluştuğunu, davanın görülebilmesi için 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesi yollaması ile yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 341. maddesi hükmüne göre, genel kurulca sorumluluk kararı alınması ve davanın denetçilerin tümü tarafından açılıp, takip edilmesinin gerekmesine rağmen somut olayda, müvekkili davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış bir karar bulunmadığını, davanın özelde müvekkili ...'a duyulan ağır husumet nedeni ile açıldığını, müvekkillerinin davacının eşi olan ...'nin de içinde bulunduğu yönetim kurulu ve tüm yedek üyelerin istifa etmesi nedeni ile yapılan olağanüstü genel kurul ile yönetici olarak seçildiklerini, istifa eden yönetim kurulunun görevde olduğu dönemde işçi maaşlarını, SGK prim ödemelerini, hizmet satın alınan üçüncü kişilere olan borçları, muhtasar vergi ödemelerinin bir çoğunu ödemediğini, ayrıca kooperatife karşı bu dönemde birçok icra takibi açıldığını, bu dönemden kalan borçların müvekkillerinin yönetimi döneminde ödenmek sureti ile kapatıldığını, istifa eden yönetimin pis su arıtma sistemini yapmadıkları için kooperatifin ağır cezaların muhatabı haline getirildiğini, müvekkillerinin kimsenin aday olmaması nedeni ile zorunlu olarak aday olup yönetime seçildiklerini, eski yönetim tarafından yapılmayan işler ve ödenmeyen borçların yanında ayrıca aidat borcu olan üyelerden aidat alacaklarının tahsil edilmediğinin tespit edildiğini, ayrıca geçmiş tüm yönetimler de dahil olmak üzere aidat borcu olan hiçbir üyeden gecikme zammı veyahut gecikme faizi adı altında herhangi bir paranın tahsil edilmeliğinin anlaşıldığını, bu tespitlerin ardından en acil konu olan pis su arıtma tesisinin yaptırılarak kooperatifin olası ağır bir para cezasından kurtarıldığını, sonrasında etkin bir takip ile aidat borçlarını tahsil etmeye bir yandan da ödenmeyen borçları yaptıkları sıkı pazarlık ile faiz ve diğer alacak ferileri olmadan ödemeye başlayıp ve ödemeleri vadesinde yaparak kooperatifi düştüğü borç batağından çıkardıklarını, yıllardır...'a devri yapılamayan elektrik sistemini yoğun bir çalışma yaparak...'a devrini sağladıklarını ve şantiye elektriği kullanan kooperatifi ve üyelerini bireysel aboneliğe geçirdiklerini, kooperatif üyelerinin hiçbir yönetim döneminde geciken aidatlar için gecikme faizi ödemediğini, bu hususun teamül haline geldiğini, müvekkili yöneticilerin bu uygulamayı devam ettirip eşitlik ilkesi gereği aynı durumda olan üyelerin borçları için uygulamadıklarını, bu hususun davacı tarafından da bilindiğini, eşinin de aynı uygulamayı yapması nedeni ile bu durumun hakkın tipik bir kötüye kullanımı olduğunu, müvekkillerin faiz almayarak kooperatifi zarara uğratma veyahut kendilerine bir menfaat sağlama amacı olmadığı gibi geciken aidatlardan faiz alınmamasının ödenmeyen aidatların tahsilatını kolaylaştırdığını ve kooperatifin çok kısa süre içinde yönetimsel ve mali açıdan işler hale geldiğini, müvekkili davalıların başarılı yönetiminin genel kurulda takdir gördüğünü, husumet bilen 4-5 üye dışında müvekkillerinin büyük bir çoğunluk tarafından ibra edildiğini ve ibranın geçerli olduğunu, davanın müvekkillerinden ...'un kooperatif yönetiminden ayrıldıktan sonra kooperatife yeni yönetimin ödemekte direndiği huzur hakkının tahsili için başlattığı hukuki işlemler nedeni ile bir öç alma mantığı içinde güdümlü olarak açıldığını, müvekkilinin ödeme yapılmaması üzerine açtığı davada verilen hüküm sonucu huzur hakkını tahsil ettiğini, ayrıca müvekkili hakkında alınan kararların iptali için dava açıldığını, kooperatife açılan icra takiplerinin tamamının davacının eşinin de aralarında bulunduğu önceki yönetim kurulu döneminden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olduğunu, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına konu edilen senetteki ...'ye ait olan imzanın, ...'nin kooperatif üyesi olmamasından dolayı usülsüz olduğu gerekçesi ve konusu suç teşkil eden diğer eylem ve işlemleri nedeni ile hakkında kamu dava açıldığını, bu nedenle senedin ödenmediğini, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ....E sayılı dosyasına konu edilen ve alacaklısı ... olan icra takibinin davalıları zor duruma düşürmek için yapılmış bir icra takibi olup, mütahhide ödenen para için ...'nin ödediği 20.000,00-TL'yi kooperatiften tahsil ettikten sonra kalan 18.000,00-TL için takip başlattığını, sonradan mütahhide hakedişten fazla ödeme yapıldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacının eşinin üyesi bulunduğu yönetim kurulununun ibra edilmediğini, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alındıktan sonra İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....E sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu, müvekkillerinin yönetime gelir gelmez eski yöneticilerin bıraktığı büyük bir borç ile karşı karşıya kalıp, sözü edilen icra takiplerinin açıldığı tarihlerde kooperatifin kasa ve banka hesaplarında yeterli para olmadığı için sözkonusu borçların ödenemediğini, ayrıca önceki yönetim kurulunun ibra edilmemesi nedeni ile ödeme yapılmamasının gerektiğini, bunun yanında şaibeli ve aşırı mali yük getiren taş yol yapım işinin çok ucuz bir yöntem ile tamamlandığını, bundan rahatsız olan ... ve bir kaç kişinin müvekkilleri hakkında Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını, bu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen kararın kesinleştiğini bildirmiş, davanın reddine ve davacı tarafın HMK'nun 329.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davacının ortağı olduğu kooperatifin görevli oldukları dönemde yöneticileri olan davalıların, dava dilekçesinde iddia edilen karar, işlem ve eylemleri ile kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına bağlı olarak oluşan zararın davalılardan tahsili ile dava dışı kooperatife ödenmesi istemine ilişkindir. Davalılar vekili tarafından davanın görülebilmesi için genel kurul kararı alınmasının zorunlu olduğu iddia edilmiş ise de; kanunda aranan bu zorunluluğun kooperatif tüzel kişiliği veya denetçiler tarafından açılacak davalarda aranan dava şartı olup kooperatif ortaklarının açtıkları ve kendileri için talepte bulundukları doğrudan zarar ile kooperatif adına tazminatın ödenmesini talep ettikleri dolaylı tazminat davalarında aranmasının gerekmediği, somut davanın davacının iddia ettiği dolaylı zararı nedeni ile açılıp tazminatın kooperatife ödenmesinin talep edildiği, buna göre davanın açılması konusunda genel kurul kararının aranmasının gerekmediği göz önünde tutularak bu yöndeki itiraz haklı görülmemiştir. Davalılar vekili, TBK'nun 72.maddesi uyarınca iki yıllık ve Kooperatifler Kanununun 37.maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeni ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini bildirmiş ise de TTK'nun 560.maddesinde tazminat hakkının zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının ayrıca fiilin cezayı gerektirip TCK'da daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunması halinde tazminat davasında bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, davalılar hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması ile yapılan ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında kararın davalılar hakkında yeterli delil elde edilememesi nedenine dayalı olarak verilmesi nedeniyle zamanaşımının görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin ön görülen dava zamanaşımı olarak göz önüne alınması gerekip davacıların görev sürelerinin 12/05/2013 tarihinde başlayıp 29/04/2016 tarihinde sona erdiği, dava zamanaşımının TCK'nun 66(1/e) maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu, buna göre davanın ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresi içinde açıldığı dikkate alındığında davalı tarafın zamanaşımı defi haklı görülmemiş, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına ilişkin soruşturma dosyası, talimatla dinlenen yeminli tanık beyanları, mahkememizce usul yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile; davalıların 12/05/2013 ile 29/04/2016 tarihleri arasında davacının ortağı oldukları ...Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, davacının davalılar ile dava dışı şüpheliler hakkında kooperatif yöneticiliğinden kaynaklanan görevlerini kötüye kullandıkları iddiası ile Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma nolu dosyasında yapılan soruşturma sonunda 03/11/2014 tarihli kararla dava konusu edilen iddialara ilişkin olarak davalıların üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair dava açmaya yeterli şüphe oluşturan delillerin elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin verilen kararın itiraz yoluna başvurulmaması nedeni ile kesinleştiği, davalıların görev yaptıkları süre içinde gerçekleştirilen davacının olumsuz oy kullanmasına rağmen 23/03/2014, 06/12/2015 ve 30/04/2016 tarihli genel kurullarda ibra edildikleri, 08/05/2011 ve 23/03/2014 tarihli genel kurul toplantılarında aidatlarını süresinde ödemeyen üyeler hakkında aylık %2,5 oranında gecikme faizi alınmasına karar verilmesine rağmen bilirkişilerin yaptığı tespite göre bütün yönetimler döneminde geciken aidatlar için alınan bu konudaki genel kurul kararlarının uygulanmadığı ve bu durumun bir teamül haline dönüştüğü, buna göre davalıların da görev yaptıkları dönemde gecikme faizi konusunda işlem ve icra takibi yapmamalarının bu işleyişe ve üyeler arasındaki eşitlik ilkesine ve dürüstlüğe uygun olduğu gibi aidat ödemelerindeki aksama ve gecikme faizi tahakkuk ettirilmemesi durumunun davalıların döneminde ortaya çıkmış bir sorun olmadığı, davacının eşi kooperatif eski yöneticisi ...'nin tarafların ortağı olduğu kooperatife yönetici olduğu dönemde makbuz karşılığı borç verip ardından icra takibi yapması karşısında kooperatif ile ... arasında bir sözleşme yapılmamış olması, borcun vadeye bağlanmamış olması, yönetim kurulu üyesi olan kooperatif yöneticilerinin kooperatife genel kurul kararı alınmadan ve yazılı bir sözleşme düzenlenmeden borç vermelerinin istismara açık bir durum olması ile borç para verme konusundaki somut olaydaki eksiklik ve belirsizlikler karşısında icra takibine itiraz edilmesinde yapılan işlemin somut olaya dürüstlük kurallarına ve hukuka uygun olduğu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın davacı ile birlikte şikayetçisi ... tarafından kooperatif hakkında yapılan icra takibinde adı geçen kişinin kooperatif ortağı olup kooperatif yollarının yapımı konusunda iş yapan ...'ın kooperatiften aldığı senetleri ...'ya devretmesi, yolların tamamının yapılmadığı, yapılanların kısa sürede bozulduğu iddiaları ile ortaklar tarafından yasal yollara başvurulduğu, senetlerin kooperatifin çift imza ile temsil edilerek düzenlenmesinin gerekmesine rağmen yalnız o dönemdeki yönetici ... tarafından tek imza ile düzenlenmiş olması karşısında takibe itiraz edilmesinde somut olaya ve yasa hükümlerine uygun davranıldığı gibi kooperatif hakkında yapılan icra takiplerinin çoğunluğunun eski yönetim döneminden kalan borçlanmalara ilişkin olup ayrıntıları ve gerekçeleri bilirkişi raporunda açıklandığı üzere icra takibine konu borçları ödeyecek kooperatifin mevcut parasının bulunmaması yanında takibe konu alacakların varlığının ve borçlanma şeklinin itiraz edilmesini gerektirmesi nedeni ile icra takiplerine itiraz edilmesinde hukuka ve somut olaya uygunluğun bulunduğu, bunun yanında mahkemece verilen gerekçeli kararlara göre istinaf veya temyiz yoluna gidilmemesi, kararların niteliğine uygun olup kanun yoluna başvurulması halinde kooperatif lehine çıkacak bir kararın varlığını gösterir delillerin bulunmaması nedeni ile yasal yollara başvurulmamasının davalıların sorumluluğunu gerektirmeyeceği, her ne kadar bilirkişi raporunda ... ve...ya yapılan ödemeler nedeni ile bu ödemelerin icra takibine itiraz etmeden yapılmış olmaları halinde raporda belirtilen miktarlarda faiz farkı belirlenmiş ise de yukarıda açıklanan gerekçelerle icra takiplerine itirazların somut olayın özelliklerine ve hukukun temel ilkelerine göre yapılması gerekmekte olup bunun yanında itiraz tarihlerinde kooperatifin ödeme gücünün de bulunmaması karşısında sözü geçen takipler hakkındaki ödemelerin itirazdan sonra ve yasal hakların kullanılmasından sonra yapılması nedeniyle doğan ve ödemedeki geciken vadeye bağlı faiz farkı nedeni ile davalıların kooperatifi kasıtlı veya kusurlu davranarak zarara uğrattıklarından söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, yeminli tanık beyanları ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalıların yönetime geldiği dönemde kooperatifin dava konusu da edilen borçları yanında başkaca borçlarının da bulunduğu, bunun yanında elektrik, su arıtma tesisi gibi konularda sorunların yaşandığı, davalıların yönetimi döneminde sorunların çözümlendiği, kooperatifin mali durumunun düzeltildiği, davalılar hakkında yapılan soruşturmada da haklarında dava açılmasını gerektirecek bir delile ulaşılamadığı, dava konusu edilen iş eylem ve kararlarla ilgili davalıların sorumluluğunu gerektirecek kasıtlı ve kusurlu davrandıklarına ilişkin delil toplanmadığı gibi davacı tarafın bu yöndeki iddialarını kanıtlayamadığı birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30-TL harcın peşin yatırılan 426,94-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 367,64-TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalılar yararına AAÜT' nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 76,00-TL dört adet tebligat gideri, 100,00-TL dört adet tanık ücreti, 13,00-TL talimat gönderme giderinden oluşan toplam 189,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile ihbar olunan kooperatif vekilinin yüzüne karşı davalılar vekilinin yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/01/2021

Başkan ... E-imza Üye ... E-imza Üye ... E-imza Katip ... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/1010, K. 2021/25, T. 13.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-1010-e-2021-25-k-f2b751b9106a