İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/1257 E. 2018/1255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1257
- Karar No
- 2018/1255
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1257 KARAR NO : 2018/1255 DAVA : Sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminata ilişkin yapılan takibe itirazın iptaline ve davalının teknesinde meydana gelen yangında davalının donatan olarak sorumlu olup olmadığına ilişkin DAVA TARİHİ: 02/12/2013 KARAR TARİHİ: 29/11/2018 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Sigorta AŞ vekilinin 02.12.2013 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... poliçe numaralı sigortalı ...’e ait ... isimli teknenin davalıya ait olan tekneden çıkan yangın sonucunda hasarlandığını, yangın raporuna göre ... isimli tur teknesinde çıkan yangının sigortalı tekneye sirayet ederek hasara neden olduğunu, yapılan ekspertiz incelenmesinde teknenin tamamen yanmasıyla “tam ziya” olduğu ve hasar bedelinin 60.000,00-TL olarak tespit edildiğini, 14.01.2013 tarihinde bu bedelin sigortalı ...’e ödendiğini, TTK m. 1472’ye göre sigortalının haklarına halef olduğunu, davalıya ait teknenin sigortacısı olan ... A.Ş’den 17.000,00-TL tahsil edildiğini, bakiye 43.000,00-TL üzerinden davalı aleyhine Karşıyaka ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip nolu dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ödeme emrine davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin 05.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ettiği şekilde elektrik aksamından yangın çıkmadığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, eTTK m. 947 ve devamına yTTK m. 1061, 1062 ve devamına göre donatının sorumluğunun gemi ve navlunla sınırlı olup, kusura bağlı bir sorumluluk olduğunu, buna göre donatanın gemi adamlarının hizmet akitlerinden dolayı meydana gelen zarardan şahsi mal varlığıyla sorumlu olduğunu, donatanın üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun TTK'da yer almadığını ve haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olabileceğini, somut olayda da gemi adamlarının veya donatanın herhangi bir kusuru olmadığını, özellikle elektrik kontağından çıktığı belirtilen yangında müvekkilinin geminin elektrik aksamını yaklaşık olaydan bir yıl önce sigortadan ödenen bedel karşılığında tamir ettirdiğini ve yenilediğini, bu nedenle müvekkilinin kusursuz sorumlu olamayacağını, yangının müvekkilinin yani donatanın veya gemi adamlarının kusurundan kaynaklanmadığını, ayrıca ... isimli teknenin de balıkçı barınağında bulunan davacı şirket tarafından sigortalı ... isimli tekne ile müvekkile ait ... isimli tekne arasında bulunduğunu ve bu teknenin fiberglass niteliği itibariyle yangının artmasına sebebiyet verdiğinden müterafik kusurlu olduğunu, balıkçı barınağında yangın söndürme tertibatının olmadığını, bekçinin bulunmadığını, meydana gelen bir yangında kaçmanın mümkün olmadığını belirterek; davayı kabul etmediğini, ayrıca davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini, müvekkili hakkında Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’nde ... E. sayılı dosyasında yangına sebebiyet verme suçundan dava açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin ... isimli teknesinin sigorta poliçesinden davacının bir miktar ödeme aldığını, ... teknesinin donatan veya kaptanının yangın sırasında denize sintine ederek yakıtını deniz yüzeyine yaydığını ve yangının diğer teknelere sıçramasına sebebiyet verdiğini, hasar bedeli ödenen teknenin hurda bedelinin hesaplanmadan sigortalıya tam ödeme yapıldığını, oysa teknenin kuyruk kısmı ve motorunun denizden sağlam çıkarıldığını ve bu parçaların asgari değerinin 7.000,00-EURO olduğunu belirterek; davanın reddi ile birlikte ..., ... A.Ş, ... ve ...’a davanın ihbar edilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin bu talebi gereğince dava ..., ... AŞ, ... ve ...’e ihbar edilmiştir. Davacı vekilinin 21.03.2013 tarihli replik dilekçesi ile; davalı tarafın donatanın sınırlı sorumlu olduğuna ilişkin talebinin TTK m. 1328’de düzenlendiğini, buna göre; yTTK m. 1342 ile de kişisel sorumlulukta fon kurulması hükmünün yer aldığını, yTTK’nın Yürürlüğü Hakkındaki 6103 Sayılı Kanun m. 37 ile de bu sözleşmenin (1976 tarihli sözleşmenin) uygulanır olduğunun tespit edildiğini, davalının böyle bir fon oluşturduğuna ilişkin bir kayıt öne sürmediğini, TBK m. 69 (BK m. 58) gereğince yapı malikinin kusursuz sorumluluğu gereğince sorumlu olduğu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmaması gerektiğini, yine Mahkememizin ... E. sayılı dosyasında inceleme yapıldığı iddiasının da müvekkilini etkilemediğini, davalı tarafın hasar tutarlarına itiraz ederek teknenin hurdasının mahsup edilmediğini iddia etmesinin de doğru olmayıp, ekspertiz raporunda sovtaj değeri olmadığının açıklandığını, müvekkilinin sigortalısına ait teknenin davalıya ait ... isimli tekneden çıkan yangın nedeniyle yandığını, ... isimli teknenin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemlerine bağlı kabloların kısa devre yapması nedeniyle yangının başladığını belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ...’in vekilinin 18.04.2014 tarihli düplik dilekçesinde; 1976 Londra Konvansiyonu 2. maddesi 1. fıkrası a bendinde; donatanın sorumluluğunun sınırlandığını, TTK m. 1342’de yer alan fon tesisinin zorunlu olmadığını, sınırlı sorumluluğun TTK hükümlerine göre uygulanması gerektiğini, TBK m. 69’un bu olayla ne ilgisi olduğunu, bu hükmün yapı malikinin kusursuz sorumluluğunu düzenlediğini, TTK m. 1062’ye göre müvekkilinin sorumluluğunun kusur sorumluluğunda olup, müvekkili veya gemi adamları kusurlu olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca teknenin elektrik aksamının bir süre önce yenilendiğini, fiilin gemi adamlarının görevlerini ifa ettikleri sırada işlenmediğini, yangının meydana geldiği tarihte turizm sezonu sona erdiğinden gemi adamları ve donatanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, TTK m. 1358 ve TTK m. 1062/2’ye göre müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, TTK m. 1332’ye göre sözleşmenin 6. maddesi 1. fıkrasının b bendi uyarınca; sorumluluk sınırının 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dava; sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminata ilişkin yapılan takibe itirazın iptaline ve davalının teknesinde meydana gelen yangında davalının donatan olarak sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu belirlenmiştir. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Ekspertiz raporu, keşif sırasındaki tanık beyanları, davalıya ait teknedeki elektrik aksamının tamirine ilişkin beyan ve buna dair ... AŞ’den tahsil edilen hasara ilişkin hasar dosyası, ... isimli tekneye ait sicil kayıtları, ödeme makbuzları ve ibranameler, yangın raporu, Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası, CD kayıtları, mutabakatname ve Karşıyaka ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası incelenmiş, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Karşıyaka ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip numaralı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... Sigorta A.Ş’nin takip borçlusu ... aleyhine 43.000,00-TL asıl alacak ve işlemiş faizle birlikte 46.200,00-TL üzerinden 01.11.2013 tarihinde ilamsız takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 06.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 12.11.2013 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durduğu belirlenmiştir. Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Müşteki ...’ın şikâyeti üzerine Özdere Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan soruşturmada; şüpheli ...’e ait teknenin ...’nda yanması nedeniyle mağdur 20 kişiye ait 22 adet teknenin yanmasına sebebiyet verdiği ve kusuru dolayısıyla (... isimli yat teknesinin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemine bağlı kabloların elektrik kısa devresi yaparak yangın çıkmasında) hakkında soruşturma başlatıldığı, müştekilerin ifadelerinin alındığı ve Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Sor. – ... E. nolu 27.12.2012 tarihli iddianame ile şikayetçiler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nun şikayeti üzerine ... hakkında taksirle yangına sebebiyet vermekten TCK m. 171/1-a fiilinden cezalandırılması için kamu davası açıldığı, ... hakkında 26.12.2012 tarihinde kasten yangın çıkarma suçundan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller kapsamında yangının çıkış sebebinin teknenin ön kısmında bulunan mutfakta elektrik aksamından doğduğunun sabit olduğu, teknenin yanmasıyla diğer teknelerin alev aldığı, halatı kopunca diğer tekneleri de yaktığı, yangının kısa sürede diğer teknelere sıçradığının belirlendiği, davanın yargılamasının devam ettiği belirlenmiştir. Mahkememizce davalının teknesinde daha önceden meydana geldiği ve elektrik aksamından kaynaklandığı belirtilen hasara ilişkin ekspertiz raporunun incelenmesinde; 17.01.2012 tarihli ekspertiz raporunda, hasarın kaynağının ... isimli teknenin makine dairesinde çıkan yangından kaynaklandığı, yanan ... isimli teknedeki hasar miktarının 15.538,00-TL olduğu ve elektrik devrelerindeki kablolardan yangının meydana geldiğinin belirlendiği, hasar bedelinin ...’e sigorta şirketi tarafından ödendiği belirlenmiştir. Mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde tanıklar dinlenmiş, yangının çıkış sebebi, ne şekilde meydana geldiği, yanan ... isimli teknenin donatanının, Liman İdaresi ve diğer zarar gören teknelerin kusurlu olup-olmadığı konularında bilirkişi raporu alınmıştır. Elektrik Mühendisi ..., Gemi İnşa Mühendisi ... ve Deniz Hukukçusu ...’den oluşan heyetten 26.12.2014 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davalı ...-...’in maliki olduğu gezinti gemisinin TTK m. 965 gereğince sicilden silinmesine karar verildiği ve 07.12.2012 tarihinde sicil kayıtlarından silindiği, zarar gören sigortalı ...’e ait ... isimli teknenin de İzmir Gemi Sicili’nin ... numarasında kayıtlı ticari yat olduğu, teknenin ikinci el piyasa fiyatının 50.000,00-TL ile 70.000,00-TL arasında değiştiği, 24.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda; ... isimli teknenin tam zıyaya uğrayarak ekonomik değerinin kalmadığı, hurda değerinin de bulunmadığı, değerinin 60.000,00-TL olduğu, ... A.Ş tarafından ... isimli tekne sahibi ...’e 12.02.2013 tarihinde 17.000,00-TL ödeme yapıldığı, yangının 01.11.2012 tarihinde ... isimli teknenin kusuru ile meydana geldiği, bu teknenin herhangi bir hurda değerinin de bulunmadığının belirlendiği, ... Başkanlığı’nın 01.11.2012 tarihli ... sayılı yazısında; ... isimli teknenin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemine bağlı kabloların kısa devre yaparak yangının çıktığı, ... isimli teknenin denize elverişlilik belgesinde bir adet yangın pompası, sabit yangın söndürme tertibatı, üç adet portatif yangın söndürme cihazının bulunduğu, ... isimli teknenin 01.12.2012 tarihinde meydana gelen yangından önceki sezonda da elektrik aksamında yangın meydana geldiği ve ... tarafından tamir edildiği, buna ilişkin olarak 27.12.2011 tarihinde makine dairesinde ... isimli teknede yangının çıktığı, söndürüldüğü, yangın sebebinin kabloların kısa devre yapması sonucu ortaya çıktığının belirlendiği, ...’nda yangın söndürme ekipmanlarının bulunmadığı, 01.11.2012 tarihinde meydana gelen yangına ... isimli teknenin sebebiyet verdiği, tanık beyanlarından da bu teknede birçok balıkçı personelinin gece-gündüz yatılı olarak kaldığı, tüm tanık beyanları ve yangının CD görüntülerine göre; teknede yemek pişirilmesi ve birçok kişinin teknede kaldığı gözetilerek; bu sebepten kaynaklanmış olabileceği, Limanlar Yönetmeliği’ne göre balıkçı barınağında yangının söndürülmesine ilişkin gerekli tertibatın bulunması gerektiği, ancak; yangın söndürme tertibatının balıkçı barınağında bulunmadığı ve yangına müdahale edilemediği, ... isimli teknenin hurda değeri bulunmaksızın tümünün yandığı, bu değerin 60.000,00 -TL olmasının rayice uygun olduğu, sonuç olarak; ...’in olayda %75, ...’nın da %25 oranında kusurlu olduğu, yangının 01.11.2012 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle 6102 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrıca; TTK m. 1062 atfıyla 1996 tarihli Londra Protokolü ile tadil edilen 19.11.1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlandırılması Hakkında Milletlerarası Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği (TTK m. 1328 ve 6103 Sayılı Yürürlük Kanunu m. 37), bu halde; donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında sınırlı şahsi sorumluluk sistemi’nin uygulanacağı, TTK m. 1329’a göre; bu sözleşmenin yabancılık unsuru bulunmayan hallerde dahi; uygulanması gerektiği, ...’in gemi maliki ve donatan sıfatının TTK m. 1061/1f’ye göre bulunduğu, TTK m. 1062’ye göre gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğun deniz ticaretine özgü bir sorumluluk şekli olup; adam çalıştıranın sorumluluğundan daha farklı hükümler ifade ettiği, TBK m. 66 (eBK m. 55) hükümlerinin uygulanamayacağını, bu halde; donatanın sorumluluğunu doğuran kusurlu bir gemi adamının davranışının bulunması gerektiği, TTK m. 934’e göre; gemi adamı, kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişiler (örneğin; istifçiler yada donatanla istihdam ilişkisi bulunmasa bile; gemide çalışan diğer kişiler) olabileceği, aynı donatana ait ... isimli teknenin ... isimli tekne ile yan yana bağlandığı, ... teknesinin tadilatta olması nedeniyle; ... teknesinde işçilerin kaldığı, yangının da teknenin mutfak-bar bölümünde çıktığı, ilk görünüş olarak gemi adamlarının kusurlu eyleminden yangının çıktığının ispat edildiği, ... isimli teknenin elektrik donanımının tamirini yapan, bunların hizmetlerinden yararlanan kişilerin de TTK m. 1062 anlamında gemi adamı niteliğinde olduğu, donatanın yanında balıkçı barınağının da kusurunun mevcut olduğu, zarar görenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin zararının 17.000,00-TL’lik kısmının ... A.Ş tarafından karşılandığı, geri kalan 43.000,00-TL’lik zararının karşılanmadığı, davalı-donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması gerektiği, dava konusu alacağın deniz alacağı niteliği taşıdığı, sınırlı sorumluluk hakkının kullanılmasının donatanın bu sorumluluğunun sınırlanmasının iki şekilde mümkün olduğu, bunlardan birincisinin fon kurulması, ikincisinin ise; sorumluluğun def’i olarak ileri sürülmesi olduğu (TTK m. 1335), donatanın cevap dilekçesinde; sınırlı ayni sorumluluğu ileri sürdüğü, sorumluluk sınırının ... teknesinin 33,01-gross tonilato olması nedeniyle TTK m. 1332’ye göre; 300 tonilatodan küçük gemiler için 83.500-ÖÇH olduğu, aynı olayda birden fazla deniz alacağı doğduğu ve alacaklılar arasında garame uygulanması gerektiği, Londra Sözleşmesi m. 6’ya göre; bütün deniz alacaklıları için garame esasının uygulanması gerektiği, Londra Sözleşmesi m.10/2 uyarınca; fonun paylaştırılması hakkında m.9 ve 12’de yer alan esasların uygulanması gerektiği, derdest dosyada deniz alacağı miktarının 83.000,00-TL, bunun yüzdelik karşılığının %10,93 olup, 83.500-ÖÇH karşılığındaki değerinin 9.126,55-ÖÇH olduğu, bu miktarla sınırlı olarak Türk Lirası’na ödeme/tahsil anında çevrileceğini belirtmişlerdir. Bu rapora karşı davacı ve davalı vekilleri beyanda bulunmuşlardır. Davacı vekili 23.01.2015 tarihli beyanında; bilirkişilerin davalıların cevap dilekçesini şahsi sorumluluk def’i olarak kabul etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle; bu def’inin gözetilmeksizin davalının sınırsız sorumlu olması gerektiği belirtilmiştir. Davalı vekili 12.01.2015 tarihli beyanında; teknik bilirkişilerin değerlendirmelerinin yerinde olmadığını, diğer teknelerin kusura kaçınmada etkilerinin bulunup-bulunmadığının incelenmediğini, ... isimli geminin donatanının da limandaki demirlemede usturmaçaların yanak yanağa demirlemeyi kabul etmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, bu teknenin hurda değerinin hesaplanmadığını belirterek; kusur dağılımına itiraz etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında yer alan, bilirkişinin davalının şahsi sorumluluk def’ini ileri sürmediği iddiası davacının replik dilekçesi ile çelişmektedir. Zira; davalı taraf cevap dilekçesinde donatanın sınırlı sorumlu olduğuna ilişkin beyanını hem cevap dilekçesinde ve hem de düplik dilekçesinde müvekkilinin sorumluluğunun TTK m. 1332’ye göre; 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğunu ileri sürmüş, ayrıca; bu iddiasına ilişkin olarak da dosyaya 14.04.2014 tarihli hukuki uzman görüşünü de sunmuştur. Bu nedenle; davacının bu def’iyi ileri sürmediğini ve bilirkişinin bunu göz önüne alamayacağı iddiasını kabul etmek mümkün değildir. Mahkememizce bilirkişi raporu, ceza dosyasındaki tanık beyanları ile mevcut derdest dosyamızda yapılan keşif ve tanık beyanlarının tümünü değerlendirdiği, ayrıca; meydana gelen yangın olayında donatanın sorumluluğunun sadece derdest dosyamız açısından değil; ceza dosyası ile de belirlendiği, ayrıca ... isimli teknenin personelinin teknede yatılı olarak kaldığı, yemek pişirdiği, limandan çekilen elektrik kablosu ile elektrik kullanıldığı, ... Belediyesi ... Başkanlığının 01.11.2012 tarihli ... sayılı yazısında da makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemi kablolarının kısa devre yaparak yangının çıktığını belirttiği, tanık beyanlarının da bu kanaati güçlendirici nitelikte olduğu, böylece gemi adamlarının kusurunun olayda gerçekleştiği ve TTK m. 1062’ye göre donatanın sorumluluğunun doğduğu tespit edilmekle; davalının kusura ilişkin itirazın reddi gerekmiştir. Davalının dosyamıza ibraz etmiş olduğu 14.04.2014 tarihli hukuki uzman görüşünde de; donatanın sorumluluğunun deniz alacaklarına karşı mesuliyetin sınırlandırılmasına ilişkin 1976 tarihli Milletlerarası Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği ve donatanın tüm sorumluluğunun 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu görüşüne de dayandığı ve bu görüşünün yaptırılan bilirkişi incelemesince de aynı yönde değerlendirme yapılarak davalı-donatanın sorumluluğunun 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu tespit edilmekle; bu yöndeki itirazı kabul edilmemiştir. Davalı-donatanın sorumluluğunun 1976 tarihli Londra Sözleşmesi m. 6 uyarınca; toplam 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu, ÖÇH’nin Merkez Bankası’nın günlük olarak belirlediği ve kurlara dayalı bir ölçü birimi olması nedeniyle, ancak alacağın tahsili anında (taleple bağlı kalınarak bu miktarı geçmemek kaydıyla) Türk Lirası’na çevrilerek tahsil edilebileceği tespit edilmekle; donatanın sorumluluğunun davacı-sigorta şirketi açısından bilirkişilerin 26.12.2014 tarihli raporlarında da belirttiği 9.126,55-ÖÇH karşılığı -TL’nin ibraname tarihi olan 14.01.2013 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizi ve takipten sonra işleyecek avans faizi ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı 28.04.2016 tarihli kararıyla mahkememiz kararı bozulmuştur. Bozma gerekçesinde "...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne; davacı-sigorta şirketinin sigortalısının teknesinin tam zayi olmasında davalı donatana ait ... isimli teknenin gemi adamlarının kusurlu olduğu tespit edilmekle; davacının sigortalıya ödediği ve TTK m. 1472’ye göre halef sıfatına sahip olduğu ve kalan alacağının tahsili için Karşıyaka ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takibe itirazın kısmen iptali ile; donatanın 1976 tarihli Londra Sözleşmesi m. 6 uyarınca sorumlu olduğu 83.500-ÖÇH den payına düşen 9.126,55 ÖÇH asıl alacağının takip tarihindeki karşılığı olan (1 ÖÇH=3.0773 TL) 28.085,13 TL ve sigortalıya yapılan ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 3.200,00 TL (taleple bağlı kalınarak) faiz toplamı olan 31.285,13 TL üzerinden takibin devamına, bunlardan asıl alacak olan 9.126,55 ÖÇH'nin Merkez Bankası’nca belirlenen karşılığı 28.085,13 TL ye takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi uygulanmasına, asıl alacak likit olup itiraz haksız olmakla %20 icra inkar tazminatı tutarı olan 6.257,03 TL'nin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, ödemelerin, icra giderlerinin ihtarname giderlerinin icra müdürlüğünce nazara alınmasına fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava; tekne sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı ...’in donatanı olduğu ... adlı teknenin ...'nda demirlediği sırada 01.11.2012 tarihinde yangın çıktığı, yangının barınakta demirlemiş 22 adet tekneye sirayet ettiği ve zarara sebebiyet verdiği uyuşmalık konusu değildir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, 26.12.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan 26.12.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda haklı olarak somut uyuşmazlığa neden olan yangın olayının 01.11.2012 tarihinde meydana gelmesinden dolayı 01.07.2012 tarihinde yürürlüğü giren 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna bağlı olarak 6102 sayılı TTK'nın “Gemi adamlarının kusurlarından doğan sorumluluğu” başlıklı 1062. maddesinin 2. fıkrasında “Donatanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır” hükmü ile yapılan atıf uyarınca 6102 sayılı TTK'nın 1328. maddesi ve 1329 maddesi hükümleri nazara alındığında donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında sınırlı şahsi sorumluluk sistemini kabul eden ve kısaca 1976 tarihli Londra Konvansiyonu” olarak anılan sözleşme hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Hükme esas alınan 26.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda “1976 tarihli Londra Konvansiyonu”nun 2/1,b.a maddesi uyarınca sorumluluğun temeli ne olursa olsun “gemide veya geminin işletilmesi “....” ile doğrudan doğruya ilgili olarak vukubulan “...” her türlü eşya ziya ve hasarı ve sair bütün zararlardan doğan alacakların...” sınırlamaya tabi deniz alacağı niteliğinde olduğu, somut olaya dayalı donatanın sorumluluğu ve deniz alacağının da 1976 tarihli Londra Konvansiyonu uyarınca sınırlı sorumluluğun kapsamında bulunduğu, aynı olay sebebiyle ve 1976 tarihli Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesi uyarınca birden fazla deniz alacağı doğduğu taktirde belirlenen sınırlamanın “bütün” deniz alacakları için “garame esasına” göre uygulanacağı (1976 tarihli Londra Konvansiyonu m.9), bu sebeple fon kurulmadan sınırlı sorumluluk ileri sürülse dahi, konvansiyonun 12. maddesi hükmünün uygulanması suretiyle alacaklılara karşı sınırlı sorumluluğun ileri sürülebileceği, Konvansiyonun 10/2. maddesi uyarınca, fonun paylaştırılması hakkındaki 12. madde, 9. maddede yer alan garameten sınırlama için esas alınacağı, buna göre aynı olay çerçevesinde farklı dosyalar üzerinden bilirkişi tayin edildikleri için davalı donatana karşı ileri sürülen diğer deniz alacaklarını tespit edebildiklerini, usul hukuku açısından sınırlı sorumluluğun ileri sürülmesi ve paylaştırmanın yapılması ve devamında icra açısından ilgili dosyaların birleştirilmesinin uygun olacağı, somut olayda da deniz alacağının kaynağının teknelerde meydana gelen eşya zararı olduğu ve bu alacakların hepsi 1976 tarihli Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinden kaynaklandığı için TTK'nın 1332. maddesinde yer alan 83.500 TL'lik ÖÇH sınırı tayin edilirken, davalıların aynı yangın sebebiyle doğan “bütün” ödemelerinin de tespit edilmesi gerektiği, dosya içerisinde davalının sigortacısı tarafından kısmi ödemelerde bulunduğunun görüldüğü, ancak dosyalar birleştirilmeden ve bütün ödemeler tespit edilmeden her bir deniz alacağı için sınır tespit etmenin afaki olabileceği, hesap tarzının somutlaştırılması adına kendilerine rapor tanzimi için tevdi edilen 3 dosyadan bilgi sahibi oldukları alacak ve ödeme miktarı dikkate alınarak yapacakları oranlama ile işbu dosyadaki sorumluluk sınırının tespit edilebileceğini bildirerek, 43.000,00 TL için geçerli olacak sınırın 9.126,55 ÖÇH olacağı....” bildirilmiş ise de anılan rapora davalı ...vekili itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, anılan bilirkişi raporu benimsendiği halde raporda işaret edilen ve gerekliliği bildirilen dava konusu yangında zarar gören tüm teknelerle ilgili zarar miktarı ve yapılan ödemeler tespit edilip, bu tespitin yapılması için gerektiğinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilerek bilirkişi raporunda işaret edilen eksiklikler giderilmeden “sadece” bilirkişilerin bilgi sahibi olduğu 3 dosyaya ilişkin rakamların ortalaması esas alınarak yapılan garame hesabına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." Mahkememizce bozma kararına uyularak ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı her üç dosyanın ayrı ayrı birleştirilmesi yoluna gidilmiş ve HMK m. 166/ 1'e göre davalardan önce açılan / ilk numara alan dava İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla bu derdest davanın birleştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizce derdest ve davası devam etmekte olan ... Esas sayılı dosyanın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı 28.04.2016 tarihli kararı ile birleştirilmesi gerektiği belirtildiğinden, derdest dosyanın ... Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesi için BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Davanın esasının bu şekilde kapatılmasına, esaslar arasında bağlantı kurulmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı esas hüküm ile birlikte 2 haftalık süre içerisinde Temiyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/11/2018 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı