Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1602 E. 2026/2221 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1602
- Karar No
- 2026/2221
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1602 KARAR NO : 2026/2221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2020/203 Esas - 2023/174 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14/10/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/01/2019 tarihinde davalı şirketin bulunduğu Bornova ... Mahallesi ... ada .... parsel sayılı taşınmazda çıkan yangının, yan taraftaki davacının işlettiği ... sofrası isimli işletmeye sıçraması nedeniyle zarar gördüğünü, olaya ilişkin İzmir 8 SHM'nin 2019/11 Diş sayılı delil tespiti dosyası ve İzmir CBS 2019/69233 Sor. Sayılı dosyasının açıldığını, ancak itfaiye raporu ve delil tespiti dosyasındaki tespitlerin gerçek zararı yansıtmadığını, müvekkilinin zayi olan mallarının miktar ve değerlerini bizzat tutanak altına aldığını, 22/01/2019 tarihine kadar faaliyet gösteremediğini, müşteri kaybı ve tam kapasite faaliyete geçemediğinden sonrasında da kazanç kaybı ve hasılatta düşüş yaşadığını,elektrik tesisatının zarar görmesi nedeniyle jenaratör almak zorunda kaldığını , lokanta olması nedeniyle gıda ürünleri, mutfak dekoru ve mutfak malzemelerinin zarar gördüğünü, çalışanların çalışmadıkları 15 gün için de ücret ve SGK primlerinin ödendiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla 200.000 TL maddi tazminatın işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 02/03/2021 (uyap) tarihli dilekçesinde maddi tazminat kalemlerini açıklamış; (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) jenaratör mazot masrafı 25.000 TL, kazanç kaybı 50.000 TL, tamirat-tadilat telef olan ürün ve eşya zararı 115.000 TL, 7 adet çalışan için maaş+sigorta prim ödemeleri 2 aylık 10.000 TL olarak bildirmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, yaptırılan delil tespiti incelemesine göre davacı işyerinin 15 gün kapalı kalmasını gerektiren bir durum bulunmadığını, her zarar kalemine yönelik miktarın açıklanması gerektiğini, soruşturma dosyasında ön ödeme yapılmasının kusuru kabul anlamına gelmediğini, davacının tek taraflı tuttuğu tutanağın bir geçerliliği bulunmadığını, komşu işyeri zararına ilişkin .... Sigortada hasar dosyası oluşturulduğunu, davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, müvekkilinin yangın nedeniyle kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İzmir 8 SHM'nin 2019/11 Diş sayılı dosyası, İzmir CBS 2019/69233 sor. Sayılı dosyası, İtfaiye Raporu, Görgü, Tespit Tutanağı, sigorta hasar dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacının işyerinin yanarak zarar gördüğü yangın nedeniyle davalının sorumluluğu kabul edilerek bilirkişi raporları doğrultusunda gerekçeli kararda gösterilen nedenlerle ;"Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-a)Hasar bedeli, tamirat, tadilat ve lokantada bulunan içecek ve yiyecek malzemelerine yönelik maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 62.949,24-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 52.050,76-TL'ye yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Kazanç kaybına yönelik maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 4.428,19-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 45.571,81-TL'ye yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, c)Tamirat süresince yapılan elektrik ve yakıt giderlerine yönelik maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 7.935,04-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 17.064,96-TL'ye yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, d)Tamirat süresince ödenen işçilik bedelleri ve sigorta giderlerine yönelik maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 6.780,30-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 08/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 3.219,70-TL'ye yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE", karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;kazanç kaybı hesabında sadece vergi kayıtlarının dikkate alınmasının hakkaniyetli olmadığını, Z raporu ve pos cihazı çıktılarının da nazara alınması gerektiğini, 3 çalışanı olan 2. Katında 50 kişilik şark köşesi ile faaliyet gösteren işyerinin kazancının belirlenen kadar az olamayacağını, sadece 15 gün değil tekrar müşterilerin gelmeye başlaması için 3 ay geçtiğini, zarar gören eşyalar için 2. el piyasa değeri hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, 2. el değerinden yıpranma payı düşülmesinin de yanlış olduğu, eğri duvar yönünden yıkımı gerekmediği şeklinde yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını, görgü tespit tutanağındaki hasarların bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, 2 buzdolabı ve 3 derin dondurucuda bulunan gıdalar için davacı tarafından hazırlanan liste yerine stok kaydına göre hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, hasarların imkanlar dahilinde peyderpey giderilebilmesi nedeniyle dava tarihinden sonraki tarihli 49.332,26 TL'lik faturanın hesaba katılması gerektiğini, .... evraklarına göre 26/03/2019 tarihinde elektrik sorununun giderildiği sabit olup jeneratör kullanılan tüm süre için yakıt hesabı yapılması gerekir iken sadece sunulan faturalardaki miktarların dikkate alınmasının eksik olduğunu beyanla kararın reddedilen kısım için kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan 3 raporun birbirinden farklı olduğunu, inşaat, mobilya ve makine zararı için %15 amortisman ve yıpranma payı düşülmesi gerektiğini, elektrik aksamında hasar oluşmadığını, oluşsa idi jeneratörün de çalışmayacağını, bu kalem için belirlenen 12.000 TL'lik zararın neye ilişkin olduğunun açıklanması gerektiğini, 13.448,02 TL'lik demirbaş eşya bedelinin zarara eklenmesinin de doğru olmadığını, bunların zarar gördüğüne ilişkin bir iddia ve tespit bulunmadığını, kazanç kaybı hesabında cirodan giderler düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, işletmenin 2018 yılı aylık kar beyanının 463,05 TL olduğunu, jeneratör kullanılan dönemde elektrik faturası ödenmediğinden mazot bedelinden yapılmayan bu giderin düşülmesi gerektiğini, kazanç kaybı ile birlikte işçi ücret ve sigorta giderlerinin istenmesi ve hükmedilmesinin doğru olmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, davalı şirkete ait işyerinde çıkan yangının davacının kiracı olarak faaliyet gösterdiği işyerine sirayeti sonucu yangından kaynaklanan maddi tazminat isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 ıncı maddesine göre de, İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK'nun 49 uncu maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.Aynı Kanunun 50/1. fıkrası gereğince zarar gören de zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür. Ayrıca, kusursuz sorumluluk türlerinden olan 6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden dolayı oluşan zararı gidermekle yükümlüdür. Yargıtay kararlarında, öğretide bina ve yapı malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" "olağan sebep sorumluluğu" olarak isimlendirilen bir kusursuz sorumluluk halidir. Zarar ile özen eksikliği arasında uygun nedensellik bağının sorumluluk için yeterli olup özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi durumlarda kusur aranmayacaktır. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Başka bir anlatımla, bir bina ve yapı tesis ve benzerlerinin zarara neden olması durumunda yapı malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın bina ve yapının yapımı veya bakımındaki özen eksikliğinden doğmuş olması, zarar ile yapımı veya bakım eksikliği arasında uygun bir nedensellik bağı bulunması gereklidir. Genel bir tanımla toprağın altında yada üstünde sürekli ya da geçici, doğrudan veya dolaylı olarak toprağa bağlı olan, kurulmuş, dikilmiş, takılmış, döşenmiş, eklenmiş tüm nesnelere yapı eseri denilir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir. Somut olayda; 07/01/2019 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çıkan yangının davacının kiracı olarak bulunduğu işletmeye sirayeti neticesi işletme ve eşyaları zarar gördüğünden jenaratör mazot masrafı, kazanç kaybı, tamirat-tadilat, telef olan ürün ve eşya zararı, çalışılmayan dönem işçi maaş+sigorta prim ödemelerinden kaynaklanan zararların tazmini için iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu olaya ilişkin İzmir CBS 2019/69233 Soruşturma sayılı dosyasında ön ödemelik suç nedeniyle ön ödemenin yapılması nedeniyle davalı şirketin sahibi ... hakkında 2020/20847 karar sayılı, 06/03/2020 tarihli kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, kararın itirazın reddi ile kesinleştiği görülmüştür. Her ne kadar kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değilse de, soruşturma dosyasındaki tespitler, bilirkişi raporu, itfaiye raporu ile eldeki davada toplanan delillere göre; yangının davalıya ait işyerinin arka bahçesindeki depoda ana binanın duvarına monte edilmiş olan elektrik panosundaki sigorta ve kabloların yıpranma sebebiyle kısa devre yapması sonucu meydana geldiği sabit olup, soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporunda kaçak akım rolesi bulundurmayan davalı işyeri sahibinin bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlendiği gibi, binanın yapımından bakım ve onarımından kaynaklanan bina malikinin sorumluluğunu gerektiren kusursuz sorumluluk nedeniyle de davacı zararından davalının sorumlu olduğunun kabul edilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafın tazminat alacağı bakımından ise; hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Gerçek zarar, kişinin isteği dışında gerek malvarlığında ve gerekse kişi varlığında meydana getirilen bir eksilmedir. Miktarı ise malvarlığında hukuka aykırı tecavüzün meydana gelmeden önceki ve sonraki durumları arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Malvarlığındaki eksilmenin saptanması için zarar verici eylemden sonra meydana gelen durum ile bu davranış yapılmasa idi gösterecek olduğu durumun karşılaştırılması gerekir. Zararın varlığı ile tutarının belirlenmesi tazminatın saptanmasından önceki bir evredir ve onun dayanağını oluşturur. Tazminat miktarı hiçbir zaman meydana gelen gerçek zarar tutarını aşmamalıdır. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. Davalı şirket tarafından yangının sebebinin belirlenmesi ile kendi işyerinde ve yangının sirayet ettiği komşu işyerlerinde oluşan hasarın tespitine ilişkin İzmir 8 SHM'nin 2019/111 Diş sayılı delil tespitinin yaptırıldığı, 24/01/2019 tarihinde icra edilen keşif sonucu inşaat ve elektrik mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanan 14/02/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda zemin kat ve merdiven boşluğunun boyanarak temizlik işleri yapılarak işletmenin faaliyete geçirildiği tespiti ile birlikte devamla inşaat işleri 29.000 TL, islenme sonucu kirlenen sandalye, koltuk halı, dahil tüm işletme içi mefruşatın temizlenmesi 3000 TL, soğutucu teşhir dolabı kaplamasındaki kabarma ve darbe izlerinin giderilmesi için 1500 TL olmak üzere hesaplanan 33.500 TL'den %15 amortisman ve yıpranma payı düşülerek 28.475 TL zarar hesaplandığı görülmüştür. Mahkemece mahallinde keşif icrası suretiyle alınan uzman bilirkişiler kurulunun 03/02/2022 tarihli kök raporunda; elektrik tesisatında hasar oluştuğu, elektrik tesisatındaki hasarın 15 gün içinde giderilebileceği bu giderildikten sonra da 15 gün içinde diğer hasarların onarılabileceği, faturalı jeneratör mazot giderinin 7.935,04 TL, dava tarihi itibariyle ve KDV hariç inşaat işleri 29.000 TL, eşya zayiatı olmadığı belirtilerek mobilya temizleme işi için 3000 TL, soğutucu dolabı kaplamasındaki hasar için 1500 TL, elektrik panosunun değiştiği belirtilerek elektrik tesisatındaki hasar için 12.000 TL hesaplandığı, Davacının gelir beyannamesine göre, 2018 yılı aylık gelirinin 463,05 TL, 2019 yılı aylık gelirinin 709,46 TL olduğu, davacının Z raporları ve yazar kasa çıkışları incelenerek 600.01.001 yurt içi satışlar hesabına göre 2019 yılı 3 aylık toplam 108.023,11 TL satış miktarından aylık ortalama satış miktarının 36.007,70 TL olarak hesaplandığı, KDV beyannamelerine göre ise, Aralık 2018'de 35.425,49 TL toplam satış, 2019 Ocak ayında 18.080,54 TL, Şubat 37.852,31 TL, Mart 52.090,26 TL satış miktarı olduğu belirlenerek, Aralık ayına ilişkin 35.425,49 TL üzerinden belirlenen 15 günlük satış miktarının (17.712,75 TL) kazanç kaybı olduğu, buna 15 gün için 7 çalışanın ücret ve sigorta primleri toplamı 6.780,30 TL de eklenerek gelir kaybının 24.493,05 TL olarak hesaplandığı, 24/05/2022 havale tarihli 1. ek raporda; davacının faaliyet gösterdiği sektörde %25 karlılık ile çalışıldığı kabulü ile kök raporda 15 günlük gelir kaybı için hesaplanan 17.712,75 TL'nin %25'i olan 4.428,19 TL'nin kar mahrumiyeti olduğu, buna 15 gün için 7 çalışanın ücret ve sigorta primleri toplamı 6.780,30 TL de eklenerek gelir kaybının 11.208,49 TL olarak hesaplandığı, kök rapordaki diğer hususlarda değişiklik yapılmadığı, 16/08/2022 havale tarihli 2. Ek raporda; 2019 yılı kayıtlarında 150.01.004 ve 150.01.006 malzeme hesap kodundaki verilere göre 2019 yılı alımı 48.014,65 TL hesaplanarak, olay anında işyerinde 1 aylık malzeme stoğu bulunduğu varsayımı ile stok gıda malzemesi değerinin 4.001,22 TL hesaplandığı, Ayrıca, davacının demirbaş kayıtlarında tespit edilerek bilirkişi raporunda listelenen yazar kasa, masa takımı,...., derin dondurucu ve inverter klima toplam bedelinin 13.448,02 TL gösterildiği, itfaiye raporunda zarar gördüğü belirtilen malzeme ve eşyaların muhasebe kayıtlarında bulunmadığı belirtilerek bunlarla ilgili bir hesaplama yapılmadığı, gıda ve demirbaşlara ilişkin bu kalemlerin de zarar hesabına eklendiği, ayrıca 02/03/2021 tarihli fatura bedelinin de eklenmesi halinde toplam zararın 117.977,01 TL olarak hesaplandığı, 02/01/2023 tarihli 3. Ek raporda; raporlarda hesaplamaların dava tarihine göre yapıldığı belirtilerek olay tarihi bedelleri için delil tespiti raporundaki (elektrik işleri hariç) 33.500 TL'lik hesaplamanın uygun olduğunun belirtildiği, dava tarihine göre yapılan hesabın .. verilerine göre 03/03/2021 tarihine güncellendiği, bu defa dava tarihine göre hesaplanan inşaat bedelinin (29.000 TL) fatura bedelinden (49.332,26 TL) mahsubu ile bakiyenin diğer kalemler için önceki raporlarda hesaplanan bedellere eklenmesi suretiyle toplam 88.977,01 TL zarar hesaplandığı görülmüştür. İDM' ce 29.000 TL inşaat işleri, 3000 TL mobilya (temizlik), 1.500,00 TL makine( soğutucu kaplama düzeltme), 12.000 TL elektrik tesisat onarım, 13.448 TL demirbaş kayıtlarında geçen eşya bedeli, 4.001,22 TL 1 aylık gıda stoğu bedeli, 4.428,19 TL 15 günlük kar mahrumiyeti, 6.780,00 TL 15 günlük işçi ücret ve sigorta primleri,7.935,04 TL jeneratör için yakıt giderine ilişkin zarar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle, zarar hesabında olay tarihi piyasa değerleri esas alınarak KDV dahil hesaplama yapılması gerektiğinden kök ve ek raporlarda dava tarihi esas alınarak KDV hariç hesaplama yapılması doğru değildir. Öte yandan, 02/01/2023 tarihli 3. ek raporda olay tarihi hesabında delil tespiti raporunun uygun olduğu belirtilmiş olup, kök raporda inşaat işleri, mobilya ve makine için dava tarihine (08/04/2020) göre ve KDV hariç yapılan hesapla delil tespitinde 24/01/2019 tarihine göre (KDV dahil olup olmadığı hususunda açıklama bulunmamaktadır) yapılan hesabın miktar itibariyle birebir aynı olduğu, piyasa koşulları ve artan maliyetlere rağmen bu hususa ilişkin bir açıklama da yapılmamış olduğundan raporun bu yönden denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Zayi olan eşya bulunması halinde olay tarihi itibariyle 2. el piyasa değerinin belirlenmesi gerekmektedir. Eldeki davada ise, delil tespiti dosyasında zayi olan bir eşya belirtilmediği, İDM'ce alınan kök raporda da zayi olan eşya bulunmadığından delil tespiti ile aynı yönde olduğu sadece is nedeniyle temizlik maliyeti (miktar olarak da aynı 3.000,00 TL) hesaplandığı, demirbaş kaydında görünen eşyalara ilişkin bir hasar/zayi kaydının görgü tespit tutanağında da bulunmadığı, ancak itfaiye raporunda islenip ıslanarak zarar gören bir kısım eşyanın belirtildiği görülmüştür. Buna göre, davacı tarafından tek taraflı hazırlanan listedeki eşyaların ancak zarar gördüklerinin ispatı halinde zarar hesabına katılabileceği, ancak itfaiye raporunda zarar gördüğü belirtilen eşya ve malzemelerdeki zararın niteliği, zayi olup olmadıkları belirlenip netleştirilerek, varılacak sonuca göre eşya, makine zararının belirlenmesi gerekir iken bu hususta yeterli inceleme yapılmadan ve hesaba katılmaması hususunda yeterli gerekçeye yer verilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Görgü tespit tutanağında elektrik tesisat kablolarının yanmış olduğunun tespit edildiği, işletmede olay tarihinden 26/03/2019 tarihine kadar şebeke elektriği bulunmadığı sabittir. Buna göre elektrik tesisatı ile ilgili de davacı zararının oluştuğu anlaşılmakta ise de; gerek kök gerekse ek raporlarda elektrik tesisatına ilişkin hesaplanan 12.000 TL'nin elektrik panosunun yerinin değiştirilmesi nedeniyle bu tesisatın onarım bedeli olarak hesaplandığı (16/08/2022 havale tarihli 2. Ek rapor) belirtilmektedir. Yanan elektrik panosunun davalıya ait işyerinde bulunmasına göre, bu bedelin davacı işyerindeki tesisata ilişkin mi, panonun taşınmasına ilişkin tüm bedel mi olduğu hususunun yeterince açık olmadığı görülmüş, davalı yapısındaki tesisata ilişkin onarım bedelini de içerip içermediği hususunda oluşan tereddüt nedeniyle raporların bu yönden de yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Kazanç kaybı, işçi ücret ve primleri ile jeneratör yakıt giderleri yönünden ise; işçiler için yapılan giderler ile elektrik giderine ilişkin talebin kazanç kaybına ilişkin hesaplama ile bağlantısı nedeniyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. İDM'ce hükme esas alınan gelir hesabı davacının delil olarak bildirdiği yazar kasa çıktıları Z raporu ile uyumlu olan KDV beyannamelerinde belirtilen miktara göre belirlenmiştir. Gelir beyannamesindeki rakamlar dikkate alınmamıştır. Gerçekten de Z raporu ile uyumlu ve piyasa koşullarına daha uygun olduğu anlaşılan KDV beyannamesine göre yapılan hesaplamada işletmenin faaliyet gösteremediği 15 gün için (yangın olmasa idi yapılacak ortalama satış miktarı) gelir miktarı yukarıda izah edilen yöntem ile 17.712,75 TL olarak hesaplanmış olup, bu gelirin %25'inin kar olduğu belirlendiğine göre bakiye kısmın (%75) giderleri karşıladığı, anılan işçi ücret ve primleri ile elektrik vs ödeme ve masrafların da gider kalemlerini oluşturacağı, dolayısıyla yangın olmasa idi işletmenin normal faaliyeti kapsamında gelirinden giderleri düşüldükten sonra kalan karının 4.428,19 TL olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle, hesaplanan bu kar mahrumiyetine ayrıca işçi ücret giderlerinin de eklenmesi sebepsiz zenginleşme sonucunu doğuracağından davacının işçi ücret ve primlerine ilişkin isteminin reddi gerekir iken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yakıt gideri de işletme gideri içinde olup, belirlenen yakıt giderinin yangın olmasa idi olağan işletme faaliyetinde doğacak elektrik gideri maliyetini aşması halinde davacının bu aşan kısım yönünden gerçek zararının varlığının kabulü gerekeceği, aksi halde olağan gider içinde olduğundan kar mahrumiyeti ile birlikte talep edilmeyeceğinin gözetilmesi gerekir iken bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bozulan gıda malzemeleri yönünden ise; görgü tespit tutanağında zemin kat fırın arkasında 3 derin dondurucu ve 2 dikey buzdolabında, et, köfte, kıyma malzemeleri bulunduğu ve bozulduğu belirlenmiş olmakla davacının bozulan gıda malzemelerinden kaynaklı zararının bulunduğunun kabulünde dosya kapsamına aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, stoklu muhasebe kaydının bulunmamasına göre mevcut kayıtlardaki malzeme hesap kodu verisi esas alınarak 1 aylık stok bulunduğu varsayımı ile yapılan hesaplamanın Lokanta işletme faaliyetinin niteliğine uygun olup olmadığı, bu sektörde et cinsi gıda ürünlerinde 1 ay süreli stok uygulaması olup olmadığı, ürünün niteliği gereği ne kadar süreli malzeme alımları yapıldığı araştırılmadan ve görgü tutanağında belirtilen 3 derin dondurucu ve 2 buzdolabı depolama kapasitesi yönünden değerlendirme yapılmadan tamamen varsayıma dayalı olarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınamayacağı, zararın net olarak belirlenememesi halinde dahi anılan hususlar gözönünde bulundurularak TBK madde 50/2 uyarınca varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca, hükme esas alınan kök ve ek raporların açıklanan nedenlerle hüküm kurmaya elverişli olmadığı, İDM'ce delil tespiti ve eldeki davada rapor sunan bilirkişiler dışında belirlenecek inşaat mühendisi, elektrik mühendisi, mali müşavir bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden gerekçeli, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerekir iken yetersiz bilirkişi raporları ile karar verilmesi doğru görülmediğinden taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik istinaf nedenleri anılan yönlerden yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin (yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi) toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve istinaf nedenlerine göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/203 Esas - 2023/174 Karar sayılı, 16/03/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-İstinaf nedenlerine göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacının peşin yatırdığı 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davalının peşin yatırdığı 1.402,00 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi uyarınca 14/10/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.