İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/274 E. 2018/1254 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/274
- Karar No
- 2018/1254
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/274
KARAR NO : 2018/1254
DAVA : Sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminat davasında davalının teknesine meydana gelen yangında davalının donatan olarak sorumlu olup olmadığı ve rücuen tazminata ilişkin
DAVA TARİHİ: 14/12/2012
KARAR TARİHİ: 29/11/2018
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... A.Ş. vekilinin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne açtığı davada ihtiyati tedbir talepli 14.12.2012 tarihli dava dilekçesi ile; davalı ...-...’in malik olduğu ... tescil numaralı ... teknesinin ... barınağına demirlediği 01.11.2012 tarihinde, yangın raporunda belirtildiği üzere teknenin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemine bağlı kabloların kısa devre yapması sonucu yangın çıktığını, bu yangının kısa sürede yayılması ile müvekkili sigorta şirketine sigortalı olan ...’na ait ... adlı yatın tamamen yanarak hasarlandığını, 22.11.2012 tarihli ekspertiz raporu ile ... adına ait bu yatın yangının sirayet etmesi sebebiyle yanarak battığı, sigorta bedenlinin 100.000-Euro olduğunu, bu bedelin 233.670,00-TL olarak 06.12.2012 tarihinde ödendiğini, ... teknesinin diğer davalı ... A.Ş’ye sigortalı olduğunu, TTK m.1472 gereğince sigortalısına ödediği bedeli rücu etmek için dava açtıklarını belirterek; 233.670,00-TL’nin davalı ... A.Ş yönünden ödemekle zorunlu olduğu miktarla sınırlı olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline ve davalıya ait mal varlıklarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesince 18.12.2012 tarihinde ... E.- ... K. sayılı kararla davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği, 15.01.2013 tarihinde kararın kesinleştiği, davacının süresi içerisinde verdiği tahrik dilekçesi ile dosyanın mahkememize gönderilmesini talep ettiği ve dosyanın mahkememizin gelerek ... Esasına kayıtladığı belirlenmiştir.
Davacının tedbir talebi değerlendirilmiş, davalıya ait taşınmazlar üzerine 27.02.2013 tarihinde ihtiyati haciz konulmuş, buna karşılık davalıya ait tekneler yönünden ise ihtiyati haciz şartları gerçekleşmediğinden talep reddedilmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin 13.03.2013 tarihli cevap dilekçesi ile; davacının zarar talebinin diğer zarar görenlerle birlikte poliçe kapsamı içinde değerlendirildiği ve proporsiyonel olarak ... nolu hasar dosyası ile 22.02.2013 tarihinde 17.000,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, 3. kişi mali sorumluluk teminatının kişi başına tekne bedelinin %10'nu aşamayacağını ve somut olayda davacı tarafa tüm sorumluluk miktarının ödendiğini ve teminatının kalmadığını, davacının hasarını ispat etmek zorunda olduğunu belirterek teminat ödenmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...-... vekilinin 20.03.2013 tarihli cevap dilekçesi ile; davanın müvekkiline ait teknenin elektrik aksamından çıkan yangın nedeniyle davacının sigortalısı olan teknenin hasara uğradığı iddiasına dayandığını, oysa müvekkilinin yangının çıkışı ile ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığı, müvekkilinin tüm sorumluluğunun gemi ve navlun ile sınırlı olduğunu, milletler arası deniz hukukunda sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, somut olayda müvekkilinin ve adamlarının hiçbir kusurunun bulunmadığını, limana demirlenmesinden sonra henüz belirlenemeyen bir nedenle gemide yangın çıktığını, donatanın kusursuz sorumluluğunun olmadığını, ayrıca müvekkilinin kusurunun da bulunmadığını, müvekkili hakkında Menderes Sulh Ceza Mahkemesinde ... E. sayılı dosyasında yangına sebebiyet verme suçundan dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek; davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 10.04.2013 tarihli replik dilekçesi ile; donatanın kendi fiil ve eylemleri nedeniyle sorumlu olduğu gibi gemi adamlarının görevlerini yerine getirirken işledikleri kusura bağlı olarak 3. kişilere verdikleri zarardan sınırsız sorumlu olduklarının düzenlediğini (TTK m.1062), davalının sınırlı sorumluluk iddiasının ortadan kalktığını, donatan için sorumluluğun objektif kusur sorumluluğu olduğunu ve kurtuluş beyyinesinin bulunmadığını, davalının sınırsız şahsi sorumluluğunun bulunduğunu belirtmiştir.
Davalı ...’in vekilinin 04.06.2013 tarihli düplik dilekçesinde; TTK m. 1062’ye göre donatanın sorumluluğunun kusura bağlı bir sorumluluk olduğunu, sözleşme dışında bir sorumluluk olup şahsi mal varlığı sorumluluğunun olmadığı, Türkiye’nin Milletlerarası Deniz Hukukunda geçerli anlaşmalara imza koyarak bunları uyguladığını, 1924 Brüksel Konvansiyonu, 1957 Brüksel Konvansiyonu, 1976 Londra Konvansiyonunun bunlardan bazılarının olduğunu, bu sistemde hiçbirinde sınırsız sorumluluğunun olmadığını, donatanın sorumluluğunun hükümlerine göre olduğunu, akdi ve akit dışı olabileceğini, ancak somut olayda donatanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yangının herhangi bir kusur olmaksızın ortaya çıktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava; sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminat davasında davalının teknesine meydana gelen yangında davalının donatan olarak sorumlu olup olmadığı ve rücuen tazminata ilişkin olduğu belirlenmiştir.
Davalı vekilinin bu talebi gereğince dava, ... ve ...’e ihbar edilmiştir.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Ekspertiz raporu, keşif sırasındaki tanık beyanları, davalıya ait teknedeki elektrik aksamının tamirine ilişkin beyan ve buna dair ... A.Ş’den tahsil edilen hasara ilişkin hasar dosyası, ... isimli tekneye ait sicil kayıtları, ödeme makbuzları ve ibranameler, yangın raporu, Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası, CD kayıtları incelenmiş, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Müşteki ...’ın şikâyeti üzerine Özdere Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan soruşturmada; şüpheli ...’e ait teknenin ...’nda yanması nedeniyle mağdur 20 kişiye ait 22 adet teknenin yanmasına sebebiyet verdiği ve kusuru dolayısıyla (... isimli yat teknesinin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemine bağlı kabloların elektrik kısa devresi yaparak yangın çıkmasında) hakkında soruşturma başlatıldığı, müştekilerin ifadelerinin alındığı ve Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Sor. – ... E. nolu 27.12.2012 tarihli iddianame ile şikayetçiler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nun şikayeti üzerine ... hakkında taksirle yangına sebebiyet vermekten TCK m. 171/1-a fiilinden cezalandırılması için kamu davası açıldığı, ... hakkında 26.12.2012 tarihinde kasten yangın çıkarma suçundan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller kapsamında yangının çıkış sebebinin teknenin ön kısmında bulunan mutfakta elektrik aksamından doğduğunun sabit olduğu, teknenin yanmasıyla diğer teknelerin alev aldığı, halatı kopunca diğer tekneleri de yaktığı, yangının kısa sürede diğer teknelere sıçradığının belirlendiği, davanın yargılamasının devam ettiği belirlenmiştir.
Mahkememizce davalının teknesinde daha önceden meydana geldiği ve elektrik aksamından kaynaklandığı belirtilen hasara ilişkin ekspertiz raporunun incelenmesinde; 17.01.2012 tarihli ekspertiz raporunda hasarın kaynağının ... isimli teknenin makine dairesinde çıkan yangından kaynaklandığı, yanan ... isimli teknedeki hasar miktarının 15.538,00-TL olduğu ve elektrik devrelerindeki kablolardan yangının meydana geldiğinin belirlendiği, bu miktarın ...’e sigorta şirketi tarafından ödendiği belirlenmiştir.
Mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde tanıklar dinlenmiş, yangının çıkış sebebi, ne şekilde meydana geldiği, yanan ... isimli teknenin donatanının, Liman İdaresi ve diğer zarar gören teknelerin kusurlu olup-olmadığı konularında bilirkişi raporu alınmıştır.
Bu konuda öncelikle 17.12.2013 tarihinde yapılan keşif ve 06.01.2014 tarihinde Bilirkişiler ... ve ...’dan alınan ilk raporda; ... isimli teknede meydana gelen hasarın ve zarar bedelinin 100.000,00-Euro olarak belirlenmesinin teknenin sigorta değeri ile uygun olduğu, teknenin donatanının %80, sigortalı teknenin donatanın %20 kusurlu olduğunun bildirildiği tespit edilmiştir.
Ancak bu rapora karşı tarafların itirazları gözetilerek; yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, toplanan delillerle 26.06.2014 tarihinde yapılan ikinci keşifte bilirkişiler ile inceleme yapılarak ikinci ve en son bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişiler Elektrik Mühendisi ..., Gemi İnşa Mühendisi ... ve Deniz Hukukçusu ...’den oluşan heyetten 26.12.2014 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davalı ...-...’in maliki olduğu gezinti gemisinin TTK m. 965 gereğince sicilden silinmesine karar verildiği ve 07.12.2012 tarihinde sicil kayıtlarından silindiği, zarar gören sigortalı ... isimli teknenin de bağlama kütüğünde ... numarası ile özel yat olarak kayıtlı olduğu, ... Bürosunun hazırladığı 22.11.2012 tarihli ekspertiz raporunda; ...’na ait ... isimli teknenin hasar bedelinin 100.000,00-Euro olduğu ve yangın nedeniyle tamamen yandığı, tam zıyaın oluştuğu, yangının ... isimli teknenin kusuru ile meydana geldiği, bu teknenin herhangi bir hurda değerinin de bulunmadığının belirlendiği, 100.000,00-Euro hasar bedelinin ...’na 06.12.2012 tarihinde ödendiği, ... Başkanlığı’nın 01.11.2012 tarihli ... sayılı yazısında; ... isimli teknenin makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemine bağlı kabloların kısa devre yaparak yangının çıktığı, ... isimli teknenin denize elverişlilik belgesinde bir adet yangın pompası, sabit yangın söndürme tertibatı, üç adet portatif yangın söndürme cihazının bulunduğu, ... isimli teknenin 01.11.2012 tarihinde meydana gelen yangından önceki sezonda da elektrik aksamında yangın meydana geldiği ve ... tarafından tamir edildiği, buna ilişkin olarak 27.12.2011 tarihinde makine dairesinde ... isimli teknede yangının çıktığı, söndürüldüğü, yangın sebebinin kabloların kısa devre yapması sonucu ortaya çıktığının belirlendiği, ...’nda yangın söndürme ekipmanlarının bulunmadığı, 01.11.2012 tarihinde meydana gelen yangına ... isimli teknenin sebebiyet verdiği, tanık beyanlarından da bu teknede birçok balıkçı personelinin gece-gündüz yatılı olarak kaldığı, tüm tanık beyanları ve yangının CD görüntülerine göre; teknede yemek pişirilmesi ve birçok kişinin teknede kaldığı gözetilerek; bu sebepten kaynaklanmış olabileceği, Limanlar Yönetmeliği’ne göre balıkçı barınağında yangının söndürülmesine ilişkin gerekli tertibatın bulunması gerektiği, ancak; yangın söndürme tertibatının balıkçı barınağında bulunmadığı ve yangına müdahale edilemediği, ... isimli teknenin hurda değeri bulunmaksızın tümünün yandığı, bu değerin 100.000,00-Euro olmasının rayice uygun olduğu, sonuç olarak; ...’in olayda %75, ...’nın da %25 oranında kusurlu olduğu, yangının 01.11.2012 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrıca; TTK m. 1062 atfıyla 1996 tarihli Londra Protokolü ile tadil edilen 19.11.1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlandırılması Hakkında Milletlerarası Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği (TTK m. 1328 ve 6103 Sayılı Yürürlük Kanunu m. 37), bu halde; donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında sınırlı şahsi sorumluluk sisteminin uygulanacağı, TTK m. 1329’a göre; bu sözleşmenin yabancılık unsuru bulunmayan hallerde dahi; uygulanması gerektiği, ...’in gemi maliki ve donatan sıfatının TTK m. 1061/1f’ye göre bulunduğu, TTK m. 1062’ye göre gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğun deniz ticaretine özgü bir sorumluluk şekli olup; adam çalıştıranın sorumluluğundan daha farklı hükümler ifade ettiği, TBK m. 66 (eBK m. 55) hükümlerinin uygulanamayacağını, bu halde; donatanın sorumluluğunu doğuran kusurlu bir gemi adamının davranışının bulunması gerektiği, TTK m. 934’e göre; gemi adamı, kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişiler (örneğin; istifçiler yada donatanla istihdam ilişkisi bulunmasa bile; gemide çalışan diğer kişiler) olabileceği, aynı donatana ait ... isimli teknenin ... isimli tekne ile yan yana bağlandığı, ... teknesinin tadilatta olması nedeniyle; ... teknesinde işçilerin kaldığı, yangının da teknenin mutfak-bar bölümünde çıktığı, ilk görünüş olarak gemi adamlarının kusurlu eyleminden yangının çıktığının ispat edildiği, ... isimli teknenin elektrik donanımının tamirini yapan, bunların hizmetlerinden yararlanan kişilerin de TTK m. 1062 anlamında gemi adamı niteliğinde olduğu, donatanın yanında balıkçı barınağının da kusurunun mevcut olduğu, zarar görenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin zararının 17.000,00-TL’lik kısmının ... A.Ş tarafından sigorta poliçesi kapsamında aynı olay sebebiyle kişi başına tekne değerinin %10’unu aşmayan bir ödemede bulunma zorunluluğu olduğundan 170.000,00-TL’nin %10’u olan 17.000,00-TL’yi ödediği, böylece; davacının bu miktar zararının karşılandığı, ... A.Ş’nin davacıya karşı sorumluluğunun bulunmadığı, 233.670,00-TL ödemeden geri kalan 216.670,00-TL’lik zararının karşılanmadığı, davalı-donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması gerektiği, dava konusu alacağın deniz alacağı niteliği taşıdığı, sınırlı sorumluluk hakkının kullanılmasının donatanın bu sorumluluğunun sınırlanmasının iki şekilde mümkün olduğu, bunlardan birincisinin fon kurulması, ikincisinin ise; sorumluluğun def’i olarak ileri sürülmesi olduğu (TTK m. 1335), donatanın cevap dilekçesinde; sınırlı ayni sorumluluğu ileri sürdüğü, sorumluluk sınırının ... teknesinin 33,01 gross tonilato olması nedeniyle TTK m. 1332’ye göre; 300 tonilatodan küçük gemiler için 83.500-ÖÇH olduğu, aynı olayda birden fazla deniz alacağı doğduğu ve alacaklılar arasında garame uygulanması gerektiği, Londra Sözleşmesi m. 6’ya göre; bütün deniz alacaklıları için garame esasının uygulanması gerektiği, Londra Sözleşmesi m. 10/2 uyarınca; fonun paylaştırılması hakkında m.9 ve 12’de yer alan esasların uygulanması gerektiği, derdest dosyada deniz alacağı miktarının 216.670,00-TL, bunun yüzdelik karşılığının %55,04 olup, 83.500-ÖÇH karşılığındaki değerinin 45.958,4-ÖÇH olduğu, bu miktarla sınırlı olarak Türk Lirası’na ödeme/tahsil anında çevrileceğini belirtmişlerdir.
Bu rapora karşı davacı ve davalı vekilleri beyanda bulunmuşlardır.
Davacı vekili 12.01.2015 tarihli beyan dilekçesinde; davalının şahsi sorumluluğuna herhangi bir itirazının bulunmadığını, 83.500-ÖÇH karşılığının 11.01.2015 tarihi itibarı ile 273.815,38-TL olduğunu, yeni bir rapor alınması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili 12.01.2015 tarihli beyanında; teknik bilirkişilerin değerlendirmelerinin yerinde olmadığını, diğer teknelerin kusura kaçınmada etkilerinin bulunup-bulunmadığının incelenmediğini, ... isimli geminin donatanının da limandaki demirlemede usturmaçaların yanak yanağa demirlemeyi kabul etmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, ... isimli teknenin yangının yayılmasında 2/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu teknenin hurda değerinin bulunduğunu ve hurda değerinin hesaplanmadığını belirterek; kusur dağılımına itiraz etmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporları, ceza dosyasındaki tanık beyanları ile mevcut derdest dosyamızda yapılan keşif ve tanık beyanlarının tümünü değerlendirdiği, ayrıca; meydana gelen yangın olayında donatanın sorumluluğunun sadece derdest dosyamız açısından değil; ceza dosyası ile de belirlendiği, ayrıca ... isimli teknenin personelinin teknede yatılı olarak kaldığı, yemek pişirdiği, limandan çekilen elektrik kablosu ile elektrik kullanıldığı, ... Belediyesi ... Başkanlığının 01.11.2012 tarihli ... sayılı yazısında da makine dairesinde bulunan akü ve enerji sistemi kablolarının kısa devre yaparak yangının çıktığını belirttiği, tanık beyanlarının da bu kanaati güçlendirici nitelikte olduğu, böylece gemi adamlarının kusurunun olayda gerçekleştiği ve TTK m. 1062’ye göre donatanın sorumluluğunun doğduğu tespit edilmekle; davalının kusura ilişkin itirazın reddi gerekmiştir.
Davalının dosyamıza ibraz etmiş olduğu 14.04.2014 tarihli hukuki uzman görüşünde de donatanın sorumluluğunun deniz alacaklarına karşı mesuliyetin sınırlandırılmasına ilişkin 1976 tarihli Milletlerarası Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği ve donatanın tüm sorumluluğunun 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu görüşüne de dayandığı ve bu görüşünün yaptırılan bilirkişi incelemesince de aynı yönde değerlendirme yapılarak davalı-donatanın sorumluluğunun 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu tespit edilmekle; bu yöndeki itirazı kabul edilmemiştir.
Davalı-donatanın sorumluluğunun 1976 tarihli Londra Sözleşmesi m. 6 uyarınca; toplam 83.500-ÖÇH ile sınırlı olduğu, ÖÇH’nin Merkez Bankası’nın günlük olarak belirlediği ve kurlara dayalı bir ölçü birimi olması nedeniyle ancak alacağın tahsili anında (taleple bağlı kalınarak bu miktarı geçmemek kaydıyla) Türk Lirası’na çevrilerek tahsil edilebileceği tespit edilmekle; donatanın sorumluluğunun davacı-sigorta şirketi açısından bilirkişilerin 26.12.2014 tarihli raporlarında da belirttiği 45.958,40-ÖÇH’nin (alacağın tahsili anındaki) karşılığının -TL’nin taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı ...’den tahsiline karar vermek gerekmiş, diğer davalı ... A.Ş’ye karşı açılan davada ise; bu sigortacının ... nolu poliçe kapsamında 22.02.2013 tarihinde proporsiyonel ödeme yoluyla sigortacıya ödeme yaptığı belirlenmekle; bu davalı yönünden davanın konusu kalmadığından; karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ancak; davalı sigorta şirketi bütün zarar gören teknelere belli bir hesaplama tablosu sonucunda sigorta kapsamında sırasıyla 18 adet hasar gören tekne için ödeme yaptığından, dava tarihi itibarı ile henüz ödeme yapılmamış olmakla birlikte davacıya da ödeme yapıldığı belirlenmekle; bu davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği belirlenmekle; aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemiştir. Buna göre; A) Davacı-sigorta şirketinin sigortalısının teknesinin tam zayi olmasında davalı donatana ait ... isimli teknenin gemi adamlarının kusurlu olduğu tespit edilmekle; davacının sigortalısına ödediği ve TTK m. 1472’ye göre halef sıfatına sahip olduğu ve kalan alacağı olan donatanın 1976 tarihli Londra Sözleşmesi m.6 uyarınca sorumlu olduğu 83.500-ÖÇH’den payına düşen 45.958,40-ÖÇH alacağın tahsili anındaki karşılığı -TL’nin (talep miktarı olan 216.670,00-TL'yi geçmemek kaydıyla) taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı donatan ...’den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine ve B) Diğer davalı ... AŞ’ye karşı açılan davada bu sigortacının ... nolu poliçe kapsamında 22.02.2013 tarihinde sigortalıya hissesine düşen 17.000,00-TL ödeme yapmış olduğundan; bu davalı yönünden davanın konusu kalmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, karar verilmiştir.
Bu karar davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı 28.04.2016 tarihli kararıyla mahkememiz kararı bozulmuştur.
Bozma gerekçesinde "...1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2), (3) ve (4) nolu, davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yat sigorta poliçesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkindir. Davalı ...’in donatanı olduğu ... adlı teknenin ...'nda demirlediği sırada 01.11.2012 tarihinde yangın çıktığı, yangının barınakta demirlemiş 22 adet tekneye sirayet ettiği ve zarara sebebiyet verdiği uyuşmalık konusu değildir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece 26.12.2014 tarihli bilirkişi raporu ve davalı tarafça dosyaya ibraz edilen 14.04.2014 tarihli hukuki mütalaya göre yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan 26.12.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda haklı olarak somut uyuşmazlığa neden olan yangın olayının 01.11.2012 tarihinde meydana gelmesinden dolayı 01.07.2012 tarihinde yürürlüğü giren 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna bağlı olarak 6102 sayılı TTK'nun “Gemi adamlarının kusurlarından doğan sorumluluğu” başlıklı 1062. maddesinin 2. fıkrasında “Donatanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır” hükmü ile yapılan atıf uyarınca 6102 sayılı TTK'nun 1328. maddesi ve 1329 maddesi hükümleri nazara alındığında donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında sınırlı şahsi sorumluluk sistemini kabul eden ve kısaca 1976 tarihli Londra Konvansiyonu” olarak anılan sözleşme hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 26.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve hukuki mütalada “1976 tarihli Londra Konvansiyonu”nun 2/1,b.a maddesi uyarınca sorumluluğun temeli e olursa olsun “gemide veya geminin işletilmesi “....” ile doğrudan doğruya ilgili olarak vukubulan “...” her türlü eşya ziya ve hasarı ve sair bütün zararlardan doğan alacakların...” sınırlamaya tabi deniz alacağı niteliğinde olduğu, somut olaya dayalı donatanın sorumluluğu ve deniz alacağının da 1976 tarihli Londra Konvansiyonu uyarınca sınırlı sorumluluğun kapsamında bulunduğu, aynı olay sebebiyle ve 1976 tarihli Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesi uyarınca birden fazla deniz alacağı doğduğu taktirde belirlenen sınırlamanın “bütün” deniz alacakları için “garame esasına” göre uygulanacağı( 1976 tarihli Londra Konvansiyonu m.9), bu sebeple fon kurulmadan sınırlı sorumluluk ileri sürülse dahi, konvansiyonun 12. maddesi hükmünün uygulanması suretiyle alacaklılara karşı sınırlı sorumluluğun ileri sürülebileceği, Konvansiyonun 10/2. maddesi uyarınca, fonun paylaştırılması hakkındaki 12. madde, 9. maddede yer alan garameten sınırlama için esas alınacağı, buna göre aynı olay çerçevesinde farklı dosyalar üzerinden bilirkişi tayin edildikleri için davalı donatana karşı ileri sürülen diğer deniz alacaklarını tespit edebildiklerini, usul hukuku açısından sınırlı sorumluluğun ileri sürülmesi ve paylaştırmanın yapılması ve devamında icra açısından ilgili dosyaların birleştirilmesinin uygun olacağı, somut olayda da deniz alacağının kaynağının teknelerde meydana gelen eşya zararı olduğu ve bu alacakların hepsi 1976 tarihli Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinden kaynaklandığı için TTK'nun 1332. maddesinde yer alan 83.500 TL'lik ÖÇH sınırı tayin edilirken, davalıların aynı yangın sebebiyle doğan “bütün” ödemelerinin de tespit edilmesi gerektiği, dosya içerisinde davalı sigorta şirketinin kısmi ödelerde bulunduğunun görüldüğü, ancak dosyalar birleştirilmeden ve bütün ödemeler tespit edilmeden her bir deniz alacağı için sınır tespit etmenin afaki olabileceği, hesap tarzının somutlaştırılması adına kendilerine rapor tanzimi için tevdi edilen 3 dosyadan bilgi sahibi oldukları alacak ve ödeme miktarı dikkate alınarak yapacakları oranlama ile işbu dosyadaki sorumluluk sınırının tespit edilebileceğini bildirerek, 216.670 TL için geçerli olacak sınırın 45.958,ÖÇH olacağı....” bildirilmiş ise de anılan rapora davalı ... vekili itiraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece, anılan bilirkişi raporu ve hukuki mütala benimsendiği halde raporda ve mütalada işaret edilen ve gerekliliği bildirilen dava konusu yangında zarar gören tüm teknelerle ilgili zarar miktarı ve yapılan ödemeler tespit edilip, bu tespitin yapılması için gerektiğinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilerek bilirkişi raporunda işaret edilen eksiklikler giderilmeden bilirkişilerin bilgi sahibi olduğu “sadece” 3 dosyaya ilişkin rakamların ortalaması esas alınarak yapılan farazi hesaba itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenla davacı ve davalı ... yararına bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece, “davalı ... AŞ’ye karşı açılan davada 22.02.2013 tarihinde sigortalının hissesine düşen 17.000,00TL ödeme yaptığından bu davalı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı ... A.Ş aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına” karar verilmiş ise de davalı ... AŞ'nin yaptığı 17.000 TL ödemenin dava tarihi olan 14.12.2012 tarihinden sonra ödendiği sabit olup mahkemece AAÜT’nin “...Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz” hükmünü içeren 6. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak yargılama masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davalı ... AŞ'nin yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması yönündeki kararı doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin davalı ... yönünden red-kabul oranına göre hükmedilen vekalet ücretlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (2), (3) ve (4) nolu benlerin kapsamı dışında kalan, davalı ... vekilinin (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ve davalı ... yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... AŞ'ye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... yönünden davanın red-kabul oranına göre hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi..."
Mahkememizce bozma kararına uyularak ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı her üç dosyanın ayrı ayrı birleştirilmesi yoluna gidilmiş ve HMK m. 166/ 1'e göre davalardan önce açılan / ilk numara alan dava İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla bu derdest davanın birleştirilmesi gerektiği belirlenmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizce derdest ve davası devam etmekte olan ... Esas sayılı dosyanın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı 28.04.2016 tarihli kararı ile birleştirilmesi gerektiği belirtildiğinden, derdest dosyanın ... Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesi için BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Davanın esasının bu şekilde kapatılmasına, esaslar arasında bağlantı kurulmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı Esas hüküm ile birlikte 2 haftalık süre içerisinde Temiyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08.12.2018
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı