İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/367 E. 2026/1020 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/367
- Karar No
- 2026/1020
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/367 Esas KARAR NO : 2026/1020
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... arasındaki distribütörlük ilişkisi devam ederken müvekkili şirketin yetkilisi ...'ın kredi hesabı bulunan ...'ın yetkililerinin müvekkili şirket hesapları üzerindeki mutat incelemeleri çerçevesinde şirketin yüklü miktarda alacağının var olduğunu fakat bu alacaklara ait kayıtların düzensiz olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine yapılan araştırmalarda Ekim 2015 ile Haziran 2016 tarihleri arasında hem müvekkili şirketin hem de davalı ... çalışanlarının birlikte hareket ederek müvekkiline zarara uğratan bir takım yolsuzluklar yaptıklarının ortaya çıktığını, davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili şirketten sorumlu distribütör müdürü olarak görevlendirilen diğer davalı ... ve yakın arkadaşı ... ile ... arasında önemli bir para akışı olduğunu, sahte ürün iade formları ve sonradan iptal edilen sevk irsaliyeleri aracılığıyla müvekkili şirketin deposundan mal çıkışı sağlamak suretiyle toplamda şirkete 4.500.000-TL zarar verildiğinin ortaya çıktığını, .... Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 2017/... Esas sayılı dosya ile yargılama yapıldığını ve davalı ... hakkında güveni kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmalarına karar verildiğini, müvekkili şirket depolarından açıklanan yöntemler kullanılarak çıkışı sağlanmış olan malların ise yine ... ürünlerini satan şirketler olan ... Gıda İnş. San. Tic. A.Ş. ve ... Dağ. Paz. Dan. Tic. A.Ş. unvanlı şirketler tarafından kayıt dışı olarak alındığını ve çeşitli yerlere satıldığını, ceza soruşturması sırasında ifadesi alınan kişilerin de yapılan usulsüzlüğü ispatlar ifadelerde bulunduklarını, davalılar tarafından yapılan yolsuzlukların kısa bir süre içerisinde müvekkili şirkette çok ciddi bir envanter açığı oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin hileli davranışlarla dolandırılması şeklinde gerçekleşen olaylar ve bu olayların sektörde duyulması neticesinde müvekkilinin çok ciddi bir ticari itibar kaybı yaşadığını, bu itibar zedelenmesi sonucu bazı bankaların kredilerini geri çağırdığını ve faizlerin oranlarını önemli bir biçimde yükselttiğini, bu nedenle davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki distribütörlük ilişkisi 01/11/2013 tarihinde başladığını, bir yıl süreli olarak yapılan sözleşmelerin yine bir yıl süreli sözleşmeler yapılmak suretiyle yenilenerek devam ettiğini, daha sonra .... Noterliği kanalıyla gönderilen 05/10/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtar ile sözleşmenin artık yenilenmeyeceği ve ticari ilişkinin sürenin bitiminde sona ereceğinin bildirildiğini, diğer davalı ...'ın müvekkili şirkette 01/02/2012 tarihinde Bölge Satış Yöneticisi olarak çalışmaya başladığını, davalının iş sözleşmesinin 03/05/2016 tarihli ikale anlaşması ile 31/05/2016 tarihinde sona erdirildiğini, davacının müvekkilinden talep edebileceği herhangi bir hakkı bulunmamakla beraber varlığını ileri sürdüğü tüm maddi ve manevi tazminatların ve taleplerinin zaman aşımına uğradığını, olay tarihi itibariyle davacının müvekkili şirketin distribütörü olup kendi nam ve hesabına ticaret yapan bir tüzel kişi olduğunu, somut olayda davacı ile aralarındaki sözleşme kapsamında işin gereklerine aykırı bir talimatı ya da yönlendirmesi olmadığını, davacının kendi çalışanının sahte ciro yoluyla çek bedellerini zimmetine geçirmiş olmasının ve yine sahte belgelerle davacının deposundan ürün çıkışı yapmış olmasının gerek davacının müvekkili şirketle olan ticari ilişkisi ile gerekse müvekkilinin bu kapsamdaki edimi ve çalışanlarına verdiği görevle hiçbir ilgisi ve ilintisi bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanlarının sistemi sadece müvekkili şirket yönünden iş takibi ve raporlara amaçlı kullanmakta olup, distribütör işleyişinde herhangi bir kontrol yetkisine veya veri girişinde yanlışlığa sebebiyet vererek distribütörü zarara uğratabilecek bir kullanım yetkisine sahip olmadığını, manevi tazminat talebinin bir zenginleşme aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin eskiden çalışmış olduğu ... firması ile davacı arasındaki sözleşmenin 31/12/2016 tarihinde sona erdiğini, iş bu davanın 5 yıllık dava zaman aşımının sona erdikten sonra ikame edildiğini, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, mantık ve hayatın olağan akışına açık bir şekilde aykırılık oluşturduğunu, sözü edilen malların sıkıştırılarak paketlense bile yaklaşık olarak 40 tır hacminde bir sevkiyata neden olduğunu, bayinin haberinin olmadan 40 tır hacminde malın depodan çıkışının yapılmasının imkan ve ihtimal dahilinde bulunmadığını, mal çıkışlarının kontrol altına alınması ve sevkiyatlarının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi adına bayi müdürü tarafından her ay fiziki ve sistemsel stok sayımı yapıldığını ve yapılan sayımlar neticesinde raporlar çıkarıldığını, bayinin deposunda eksik ürün çıkması durumunda en fazla 1 ay içerisinde durumun hem bayi hem de ... sistemlerinde fark edildiğini, müvekkilinin görev alanının bulunduğu firma olan ... ile bayi arasındaki koordinasyonu sağlamak olduğunu, müvekkilinin bayinin satış planı, siparişlerin alınması ve sevkiyatı hakkında herhangi bir yetki sahibi olmadığı gibi hiçbir zaman söz konusu faaliyetlerde de görev almadığını, söz konusu tarihlerde finansal sıkıntılar yaşayan, banka teminat mektuplarında problemleri mevcut olan, limit artıramayan bayinin ...'un hedeflerini tutturabilmek adına daha fazla ürün satmak ve kar marjını artırmak gayesi altına girildiğini, yüksek iskonto yapma yetkisini haiz olduğu büyük çaplı işletmeler adına irsaliyeler düzenlemek suretiyle mal çıkışı yaptığını ancak çıkışı yapılan malların adresinin büyük çaplı işletmeler olmadığını, düşük iskonto yapılması gereken küçük çaplı işletmeler olduğunu, söz konusu usulsüzlüğün anlaşılmaması adına da ... sistemine yüksek iskonto uygulanan büyük çaplı işletmelere mal satışı yapılmış gibi faturalar yansıtıldığını ancak bayinin kendi sistemine gerçek faturalar kaydedildiğini, söz konusu usulsüzlüğün çok geçmeden ... tarafından fark edildiğini, İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından davacı şirkete yönelik denetimler başladığını, gelişmeler ve usulsüzlüğün anlaşılması üzerine ... sorumluları tarafından tutanak tutulmuş olup, ... ile ... firmasının bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ceza davasının devam etmekte olup kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin 08/09/2025 tarihli, 47 sayfadan ibaret raporunda özetle; Mali İnceleme Neticesinde; Mali açıdan değerlendirildiğinde sonuç olarak davacının zararlarının; 29 adet çek nedeniyle 1.566.000 TL zararının olduğu, davacı kayıtlarında bulunan davacı tarafça envanter açığına ilişkin sunmuş olduğu 01.10.2023 tarihli 40 nolu yevmiye maddesinde 4.325.213,71 TL tutarında 153 Ticari Mallar hesabındaki stoğun 136.01.153 ... hesabına virman yapıldığı 4.325.213,71 TL stoğun azaltıldığı, dosya muhteviyatında envanter açığına ilişkin sayım tutanağı yada 4.325.213,71 TL tutarı kadar malın eksik olduğuna dair tevsik edici belge bulunmadığı, davacı tarafça envanter açığı nedeniyle kayıtlarında stok kaybının 4.325.213,71 TL olduğu, dolayısıyla mahrum kalınan kar yönüyle davacı taraf defter kayıtlarındaki kayıtlarından çıkartılan stok üzerinden hesaplama yapıldığında; 4.325.213,71 TL stoğun alış maliyeti olduğu bu tutarın ortalama SMM/Net Satışlardan oranı %87 oranından satılsa 4.971.510,01 TL ‘ye (4.325.213,71 / 0,87) satılabileceği bu tutarında %3,78 faaliyet karının 187.923,08 TL olabileceği sonuç itibariyle de envanter açığı nedeniyle 187.923,08 TL mahrum kalınan kar hesap edildiği, sayın mahkemece davacının kredi maliyetleri nedeniyle zararını talep edebileceği kanaati oluşması halinde kullanılan kredilerden dolayı 4.854.403,91 TL kredi maliyetine katlandığı, envanter açığı nedeniyle mahrum kalınan kar yönüyle hesap yapılabilmesi için davacı tarafça envanter açığına ilişkin tutarsal tevsik edici kayıtlarının sunulması gerektiği, toplam zarar miktarından sulh anlaşması ile tahsil edilen 665.000 TL‘nin mahsup edilmesi gerektiği değerlendirildiği,
İşletme - Sektörel İnceleme Neticesinde; Raporun yukarıda İŞLETME - SEKTÖREL TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER maddesinde incelenen “F. Sektörel Sonuç” alt başlığındaki işletme – sektörel sonuçlarına ulaşıldığı, Teknik İnceleme Neticesinde; Teknik olarak sistem tamamen davalının kontrolünde olduğu, davalının sisteme ne şekilde ve nasıl müdahale ettiği ve/veya etmediği hususunda bir bilgi verilememektedir. Şöyle ki online inceleme sırasında davalı ... bünyesinde Bilgi Teknolojileri Müdürü olarak çalışan ... sistemin log kaydı tutmadığını belirtmiştir. Sistem log kaydı olmadan yani sistem verileri olmadığından sistem hakkında net bir şey söylenenemediği, Hukuki İnceleme Neticesinde; Takdir Sayın Mahkemenizin olmak üzere, ...’ın işlediği fiil bakımından TBK m. 49’da düzenlenen haksız fiil hükümlerine tabi olduğu kanaatine ulaşıldığı, işlediği fiillerin aynı zamanda suç oluşturması sebebiyle, ceza zamanaşımının uygulanabileceği, sürenin 15 yıl olduğu, davalı ... şirketinin TBK m. 116 kapsamında sorumlu tutulup tutulamayacağının takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu, bilirkişinin görüşünün TBK m. 66 kapsamında adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebileceği ancak bu durumda ceza zamanaşımının uygulanamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyetinin 03/05/2026 tarihli, 16 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; kök raporda ifade edilen görüşlerimizde esaslı bir değişiklik oluşmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Islah; davacı vekili 22/05/2026 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu artırdığını bildirmiş, 500.000,00-TL olan maddi tazminat taleplerini, 8.867.540,70-TL artırarak toplam 9.367.540,70-TL'na çıkarttıklarını bildirmiş olup, ıslah dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir Dava, sözleşmeden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin 12/03/2025 tarihli duruşmasında tanık ...'ın dinlenildiği, tanık beyanında; "Ben 2016 yılı ile 2019 yılı arasında davacı şirketin muhasebe müdürüydüm dava dışı ...'da benim altımda ...'dan sorumlu muhasebe operatörüydü, davacı şirketin dışarıdan hizmet aldığı ...'da şirketin defter ve belgelerini incelerken dava dışı ... şirket ile oluşan cari hesaplarda uyuşmazlık olduğunu fark ettik, işi detaylandırdığımızda ...'ın zimmetine çek bedelini geçirdiğini anladık, daha sonra diğer hesapları da inceledik, ...'ın şirketin müşterilerinden zimmetine para geçirdiğine ilişkin kullandığı yöntem şöyledir; örneğin ... şirketinden 1 milyon TL alacaklı olmamıza rağmen söz konusu alacağı kapatmak için alınan çekleri kendisinin ve yakınlarının hesabına geçirmiş müşteride gözüken alacağı da müşteriler sanki söz konusu malları iade için e-fatura düzenlemiş şekilde excel üzerinden sahte e-fatura düzenleyerek muhasebede oynamalar yapmış olduğunu ve böylelikle şirketi zarara uğrattığını gördük daha sonra ...'ın olayın ortaya çıkışından 1 hafta sonra işine son verildi ancak benimle olan konuşmalarında abi beni kurtar bu işin içinde ...'un yöneticileri de var diyordu ancak benim irtibatım kesildi, ...'la nasıl bir ilişki var çalışanlarıyla nasıl bir ilişki var hangi yöntem kullanıldı bilmiyorum, dava dışı ... Atay'la davalı ... arasında şöyle bir para ilişkisi vardır; ... ile ...'ın yargılandığı ağır ceza mahkemesi celp edilen banka hesaplarında ...'ın ... Atay'a değişik aralıklarla birbirlerinin şahsi hesaplarına para transferleri yaptıklarını gördüm, bana sorulan panaroma yazılımı büyük şirketlerin stok takip programıdır, söz konusu yazılımın kontrolü tamamen ...'a aittir, söz konusu program üzerinden davacı ... şirketinin stok takibi ...'un kontrolündedir, davacı şirketin stoklarında oynama yapılabilmesi için ...'un yetkilisinin veya IT uzmanının müdahalesi gerekmektedir, söz konusu dolandırıcılık ...'un yetkilisi olmadan ... Atay tarafından gerçekleştirilemez, söz konusu panaroma programı üzerinden ...'un davacı şirkete sevk yaptığı mal sevkiyatının davacı şirketin deposuna gerçekte girmemiş olmasına rağmen sanki stokta varmış gibi gösterilerek piyasada spotçulara satılarak mal paraya döndürülüyor, ... şirketinin burada nasıl bir kusuru var bilmiyorum, ... zaten ...'dan sorumlu muhasebe operatörüdür, bu nedenle ...'dan gelen mallarla ilgili stok kaydı girebilmesi hususunda panaroma programına girme yetkisi sadece ...'a aitti ancak geriye dönük envanter düzeltimi ve stok düzeltme yetkisi yoktur, ... ... ...'un bölge satış sorumlusuydu, bölge satış sorumlusunun stoklarda ve muhasebede zaten sorumluluğu olamaz ancak ana firmanın yetkilisi olarak promosyon, reklamasyon ve hedeflere ilişkin direktifleri olurdu." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 12/03/2025 tarihli duruşmasında tanık ...'ın dinlenildiği, tanık beyanında; "Ben davacı şirketin mali müşaviri olarak çalışırım, davacı şirketin stoklarının incelenmesi sırasında faturalarda uyumsuzluk yakaladık, uyumsuzluk şöyle gerçekleşti; ... firması davacı şirkete e-fatura kesmiş gibi gözüküyordu. İşleyişte maliye bakanlığı'ndan firmalar fatura seri numaraları belirler sonra da sistem otomatik olarak ardışık olarak seri numarası atar, ...'in faturasını incelediğimde fatura üzerinde seri numarasının ... firmasına ait seri numarası olduğunu anladım, beraber kontrol yaptığımız davacı şirket çalışanı ...'a durumu bildirdim fatura portalını kontrol ettik, ... şirketinden söz konusu seri numaralı ve fatura numaralı herhangi bir fatura düzenlenmediğini anladık, sonra daha detaylı inceleme yaptık ... şirketinden aslında alacaklı olmamıza rağmen sahte mutabakat zabıtlarıyla hesapların kapatıldığını gördük sonra ...'ı çağırdık, bilgisayarlarını açtırdık bilgisayarda e-faturaların pdf ile kaydedildiğini ve üzerinde oynama yapıldığını gördük sahte fatura düzenlediğini anladık davalı ... şirketinin davacıya kullandırdığı satış programı olan panaroma programını davacı şirketteki kullanıcısı ... ... sadece yetki onda vardır ancak günlük stokları girebilirdi ancak geçmişe dönük işem yapabilmesi için ...'dan yetki alarak stoklarda düzenleme yapabilir, bizim zimmet olayını anlamamızın nedeni panaromada programındaki oynama nedeniyledir, bu oynamada ...'un yetkilisi olan ...'ın izni ve bilgisi olmadan gerçekleşemez, ayrıca son kullanma tarihi geçmiş veya patlak yırtık gibi ürünler imha edilmesi gerekirken sağlam ürünlerde imha edilmesi gereken ürünler gibi gösterilerek düzmece olarak imha edilmiş gibi tutanağa bağlanmış ancak bu ürünler spot piyasa da satılmış, normalde ... çok fazla satış elemanı olduğundan sürecin kendi ürünleri ile ilgili bütün süreçlerden haberdar olur ve ...'un bu süreci bilmesi muhtemelken davacı şirkete haber vermedi, davalı ... ana firmanın temsilcisi oalrak genelde öğleye kadar davacı ...'da bulunur sevkiyatı takip eder buna rağmen ... adına ... şirketinin deposundan çıkan tırlar panaroma programı üzerinden stok kaydı yapılmasına rağmen fiilen ... girmeden piyasada spotçulara dağıtılarak paraya çevrilmiş bu parayı ... ile ... muhtemel paylaşıyorlardı, ... sevk edilen stokların ... şirketinin deposuna girip girmediğini bilebilecek birisiydi, çünkü ...'un bir tane distribütör firması vardı o da ...'ydu dolayısıyla günde kaç tır çıktığını bilebilecek durumdaydı, tarafların yargılandığı mahkemelerce celp edilen banka kayıtları incelendiğinde ... ile ...'ın birbirleriyle para trafiği olduğunu anladık, bu olaylar nedeniyle davacı şirket finansman krizine girdi şirket ortağı ... şirkete sermaye aktarmak zorunda kaldı, bu da yetmedi bankalardan finansman kullanmak zorunda kaldı finansman maliyetleri nedeniyle şirket ekonomik sıkıntıya girerek kapandı, 80 kişi çalışıyordu işçilik hakları ödenince şirket zora girdi çalışanlar da mağdur oldu, ayrıca kayıtlar üzerinde biriken ancak gerçekte olmayan stokları eritiyor gibi gözükmek için marketlere, büfelere sahte fatura düzenlenmiş bu nedenle de şirketin gelirleri yüksek gözüktüğü için fazladan kdv ve kurumlar vergisi ödemek zorunda kaldı bu da şirketi zarara soktu." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Dava ve cevap dilekçeleri, bilirkişi raporları, tespit tutanakları, .... Ağır Ceza Mahkemesi ... Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde; davanın, davalı şirket çalışanının ve dava dışı davacı çalışanının suç teşkil eden eylemleri nedeni ile uğranılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasında 01.01.2013 tarihinde başlayan ... Distribütörlük Sözleşmesinin düzenlendiği, bu şekilde ticari ilişkinin başladığı, .... Ağır Ceza Mahkemesi ... Karar sayılı ilamına da konu edilerek mahkumiyetle sonuçlanan yargılama safahatından ve dosyadaki bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere davacı şirket çalışanları ile davalı şirket çalışanlarının ortaklaşa bir şekilde davacının zarara uğramasına neden oldukları, davacı şirketin sahte cirolarla borçlu gösterildiği gibi envanter açığı ve kar kaybına da uğrattıkları, mahkememizce konusunda uzman bilirkişi heyetinden davacının uğramış olduğu zararların tespitinin sağlandığı, mahkememizce de benimsendiği üzere davacı ile davalı şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunması nedeni ile davalı şirketin sorumluluğunun TTK 116 maddesi uyarınca sözleşmenin ifası sırasında yardımcı elemanların vermiş olduğu zarar sorumluluğunu teşkil ettiği, davacı ile davalı şirketin 01.01.2013 tarihinde distribütörlük sözleşmesinin imzaladıkları, yapılan bilirkişi tespitlerine göre davacının uğramış olduğu envanter açığı ile kar kaybının 4.513.136,76-TL olduğu, bu alacaktan eylem birliği içerisinde hareket eden dava dışı ...'in ödemiş olduğu 665,00-TL mahsup edildiğinde bakiye 3.848.136,99-TL'nin hüküm altına alındığı, her ne kadar davacı bu eylemler sonucu kredi çektiğini, kredi maliyetlerine katlandığını, bu iş nedeni ile çektiği kredilerden dolayı 4.854.403,91-TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş ise de; yapılan inceleme ve değerlendirmede davacının iddia ettiği kredi çekme maliyetinin zarar verici eylemler sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmediği gibi davacının bu kredi maliyetlerinin suç teşkil eden eylemler sonucu şirketin ekonomik olarak zor duruma düştüğünü ve bu gerekçelerle kredi çekilmek zorunda kaldığını ispat edemediği anlaşıldığından, davacının buna ilişkin talebinin reddedildiği, ayrıca somut uyuşmazlık açısından davacının kişilik haklarına teşkil edebilecek herhangi bir eylem veya fiilin olmadığı, davacı şirketin ekonomik olarak zarar görmesini sağlar nitelikte suç teşkil edici eylemler mevcut ise de bu eylemlerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edebilecek nitelikte olmadığı görüldüğünden davacının koşulları oluşmayan manevi tazminat taleplerinin reddedildiği, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; a-Envanter açığı, kar kaybı ve uğradığı zararlar toplamı olan 4.513.136,79-TL'den daha önce tazmin edilen 665.000,00-TL mahsubu ile bakiye 3.848.136,99-TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, b-Davacının kredi maliyetleri talebi olan 4.854.403,91-TL’ye ilişkin davasının reddine, c-Davacının manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 2-Maddi tazminat yönünden; a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 262.866,24-TL ilam harcından peşin alınan 194.129,18-TL'nin mahsubu ile bakiye 68.737,06-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yatırılan 42.693,75-TL peşin harç, 151.435,43-TL ıslah harcı ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 194.556,78-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, c-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 537.295,07-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, d-Davalılar, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 537.295,07-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, e-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin kabul-red oranına göre 1.561,02-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 2.238,98-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, f-Davacı tarafından yapılan 157.663,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 64.767,14-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, g-Davalı ... tarafından yapılan 360,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 212,11-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına, 3-Manevi tazminat yönünden; a-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davalılar, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.15/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”