Diğer ·

2026/497 E. 2026/764 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/497
Karar No
2026/764
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMES

ESAS NO : 2026/497 Esas KARAR NO : 2026/764

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2026 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "...”)’nun işletmesi Davacı Müvekkil Şirket tarafından yürütülmektedir. Davalı-Borçluya ait ... plakalı araçlar ile 09.05.2022-25.09.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapılmıştır. Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkânı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediği tespit edilmiştir. Geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine Müvekkil Şirketçe; Davalı-Borçlu aleyhine ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Ancak Davalı-Borçlu borca, faize, tüm fer' ilere itiraz etmiş ,takibin açıldığı İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı-Borçlunun itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğundan, tarafımızca süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmaktadır. Davalı-Borçlunun Kendi İhmal ve Kusurunun Sonuçlarından Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirketi Sorumlu Tutmaya Çalışması Kabul Edilemez Niteliktedir. Davalı-Borçluya ait ... plakalı araçlarca, işletme hakkı Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’e ait Otoyol’dan 09.05.2022-25.09.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapılmıştır. Davalı-Borçluya ait araçların Otoyol’u kullandığı anlarda HGS/OGS hesapları müsait değildir. Takdir edileceği üzere HGS/OGS hesabını müsait tutmak ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurmak Davalı-Borçlunun sorumluluğundadır. Bununla birlikte Otoyoldaki tüm levha ve uyarılarla yolun genel durumuna dikkat ederek araç kullanmak araç sahiplerinin ve sürücülerin kendi sorumluluklarındadır. Benzer şekilde KGM ve Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket tarafından yapılan ilanlar da vatandaşa yeterli bilgilendirmeyi sağlamaktadır. Bu durumda ücretli otoyolları kullanan Davalı-Borçlu HGS/OGS hesabını müsait tutmayarak Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’in sağladığı hizmetin karşılığında ücret ödeme yükümlülüğünü kendi kusuruyla ihlal etmiştir. Davalı-Borçlunun kendi ihmal ve kusurunun neticesini Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’e yüklemeye çalışması kabul edilemez niteliktedir. Ayrıca Davacı-Alacaklı Müvekkil şirketçe, Davalı-Borçluya ait plakalara tanımlı HGS hesabına ilişkin provizyon sorgusu kontrolü yapılmış ve geçişlere ilişkin provizyon sorgusunun “Ürün Sisteme Tanımlı Değil / , Ürün Kara Listede / Ürün Sisteme Tanımlı Değil,Ürün Kara Listede / ,Ürün Kara Listede / OGS de tanimli olmayan plaka,Ürün Kara Listede / Ürün Kara Listede ”vb. sonucu ile döndüğü anlaşılmıştır. Hesabı müsait olmayan ve geçişe ilişkin banka provizyon sorgusu olumsuz dönen davalının HGS/OGS etiketinden geçiş ücreti çekilememiş ve ücreti ödenmeyen geçişleri için geçiş ücreti ve bu geçiş için yukarıda açıklandığı üzere ceza bedeli borçları tahakkuk ettirilmiştir. Yapılacak olan hesaplamayla da görüleceği üzere Müvekkil Şirket kanuna uygun olarak ihlalli geçiş ücreti tahakkuk ettirmiş ve cezai yaptırım uygulamıştır. Delillerimiz olan, İhlalli Geçiş Kayıtları, İhlalli Geçiş Görüntüleri ve Provizyon Sorgu Sonuçlarının içinde bulunduğu CD/DVD’yi, işbu davamızın, E-Dava olarak, UYAP üstünden ikame edilmesine binaen, bir ön yazı ekinde dava dosyasına fiziksel olarak sunacağımızı sayın mahkemenin bilgisine sunarız. (Deliller, Ulusal Ücret Toplama Sistemleri'nden elektronik veri olarak temin edilmekte ve sayın mahkemenize DVD/CD içerisinde sunulmaktadır.)... işletiminden sorumlu olan Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket, köprü ve otoyollardan ihlalli geçiş ücretini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine ilişkin işlemleri, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Hizmetleri Hakkında Kanun’a (“6001 Sayılı Kanun”) uygun şekilde yürütmektedir. Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket ile yetkili idare olan Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan ve ...’nun işletme esaslarını düzenleyen İşletme Protokolü’nün 7.1. maddesi hükmüne göre araç sahipleri, “…OGS veya HGS aracılığı ile Otoyol’u kullanmak istiyorsa, kullanmak istediği sistemin abonesi olmak ve kullanılabilir durumda yeterli Bakiye’ye sahip Etiket bulundurmak…”, 7.7. maddesine göre ise “… Geçiş Ücreti, Hesap’tan elektronik olarak tahsil edilemez ise Araç Sahibi/Sürücü Ücret Toplama Sistemi doğrultusunda belirlenen Geçiş Ücreti’ni Manuel Ödeme şeklinde yapmak…” zorundadır. Bu noktada ifade etmek gerekir ki Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket, bir HGS/OGS işletmecisi değil, otoyol işletmecisidir. HGS/OGS işletmeciliği Bankacılık Kanunu kapsamında sunulan bir hizmet olup, ayrı bir yetkilendirmeye ve lisansa tabidir. Hâlihazırda bu hizmetler bankalar ve benzer statüdeki PTT tarafından yönetilmektedir. Dolayısıyla abonelik ilişkisi de anılan şirketler ile müşterileri arasındadır. Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirketin bu süreçteki konumu anılan ücret toplama sistemlerinin geçerli olduğu üye işyeri olmaktan ibarettir. Bu kurgu esasen kredi kartı/banka kartı ile işlem yapılabilen mağaza, market, akaryakıt istasyonlarındaki uygulamadan farksızdır. Nasıl ki kredi kart/banka kartı ile ödeme yapılmak istendiğinde anılan üye işyerleri ilgili hesabın bakiyesini görememekte ise Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket de HGS/OGS hesabının bakiyesini görememektedir. Böyle bir yetkisi olmadığı için işlem sorgusu (provizyon) anında banka ve PTT’den gelen yanıt ile bağlıdır. Sorgu sonucunda ret yanıtı alındığı noktada Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’in ilave bir işlem yapma olanağı ve yükümlülüğü bulunmamakta ve yukarıda anılan 6001 sayılı Yasa’nın amir hükmü uygulanmaktadır. Bu kapsamda müvekkil şirket HGS/OGS bankaları ile müşterileri arasındaki abonelik ilişkisine taraf olmadığından yetersiz bakiyeye ilişkin de herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Aksinin kabulü yukarıda anılan mağaza, market, akaryakıt istasyonu işletmelerinin aldıkları olumsuz provizyon yanıtından sorumlu oldukları sonucunu doğurur ki, bu sonucun hatalı olacağı açıktır. Bu itibarla Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’in tarafı olmadığı abonelik ilişkisinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı aşikardır. Söz konusu düzenlemeler kapsamında Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket tarafından, geçiş yapan araçlara ait OGS veya HGS hesaplarından geçiş ücreti tahsil edilmektedir. OGS veya HGS cihaz ve hesaplarının uygun olmaması halinde araç sahipleri, ihlalli geçiş tarihinden başlayarak on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilmektedirler. Belirtilen süre içinde ücreti ödemeyenler hakkında ise kanunun açık hükmü uyarınca ücretin dört katı tutarında ceza uygulanmaktadır. Davacı-Alacaklı Müvekkilin söz konusu cezayı uygulamaması kanuna aykırılık teşkil edeceğinden bu konuda Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’e bir sorumluluk yüklenmesi hukuka aykırı olacaktır. İhlalli geçiş yapan araç sahibi birçok kanaldan ihlalli geçiş sorgulaması yaparak yasal takip aşamasına gelmeden borcunu ödeyebilmektedir. Dosya kapsamındaki ihlalli geçiş tarihlerinde cezalar hakkında sorgulama yapılabilecek ve Müvekkil Şirket’e ödeme yapılabilecek kanallar açıktır. ... Bankası, ... Bankası web sitesi (...) ve mobil uygulamalar üzerinden hem sorgulama hem de Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’e sanal pos aracılığı ile kredi kartı ve banka kartı vasıtasıyla ödeme yapılabilmektedir. Bundan bağımsız olarak Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’in ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine, ihlalli geçiş yapıldığına ilişkin herhangi bir bildirim yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dolayısıyla Davacı-Alacaklı Müvekkilin uyguladığı tüm işlemlerin mevzuata ve hakkaniyete uygun olduğu açıkça görülmektedir. Davalı-Borçlu; Mesleği/Ticari İşi Gereği Ücretli Otoyolu Kullanmakta Olup, Araçlar Ticari Amaçla Kullanılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 3. Maddesinde Ticari İş; “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller” olarak tanımlanmıştır. Davalı-Borçlu ... plakalı ticari kullanım niteliği bulunan aracı ile mesleki ve ticari faaliyetini gerçekleştirdiği sırada, işletme hakkı Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirket’e devredilen otoyoldaki serbest geçiş bölgelerinden ve/veya gişelerden ücret ödenmeksizin takibe konu edilen ihlalli geçişleri yapmıştır. Davalı-Borçlu hakkında ... 23. İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca işlemiş ve işleyecek dönem için takip tarihinde yürürlükte olan %39,75 ticari faiz oranı- değişen oranlarda ve faiz oranlarındaki artıştan doğan her türlü hakkımız saklı tutularak talepte bulunulmuştur. Söz konusu yasa maddesi gereğince; arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden istenebilmektedir. Ticari işlerde uygulanan avans faiz oranı, 3095 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesi hükmüne göre değişken bir özellik taşımaktadır.(Ek-3) O halde asıl alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz ile takip tarihinden sonra değişen oranlarda avans faizin uygulanması gerektiği açıkça görülmektedir. Ancak borç ödeninceye kadar avans faiz oranında değişiklik yapılması halinde dönem dönem değişen faiz oranlarına göre kademeli olarak faiz hesabı yapılması gerekmektedir. Davacı Alacaklı Müvekkil Şirketin alacağının tahsili maksadıyla başlattığımız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine bu kez Arabuluculuk Daire Başkanlığı nezdindeki yetkili arabuluculuk merkezine başvurulmuş ve fakat dava öncesi zorunlu olarak gerçekleştirilen toplantılar neticesinde ''anlaşamama '' belgesi düzenlenmiştir. işbu durum üzerine alacaklı müvekkil şirketin alacağının tahsili maksadıyla işbu itirazın iptali davasını açmak gereği duyulmuştur. haklı davamızın kabulü ile davalı-borçlunun ... 23. icra müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin avans faiz oranlarında yapılan değişiklikler uyarınca faizin değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak takibin devamına, davalı-borçlunun iik.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine, karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacının işletmekte olduğu otoyolun davalı tarafından kullanıldığı ve bedelinin ödenmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 09/07/2026 tarihli cevabi yazısına göre; davalının herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 06/07/2026 arihli yazı cevabında ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının mükellefiyet kaydının bulunmadığı ve davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2026/497, K. 2026/764, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-497-e-2026-764-k-fc4987af59ec