Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1444 E. 2026/1144 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1444
Karar No
2026/1144
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/1444 KARAR NO : 2026/1144

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2026 NUMARASI : 2025/233 E. 2026/443 K.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARARIN YAZIM TARİH : 09/10/2026

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ayıplı mal satımından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, "görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine" dair verilen karara karşı davalı tarafından; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, gerçek kişinin tacir sıfatının, sicile kayıtla değil, ticari işletmenin fiilen kendisi adına işletilmesiyle kazanıldığı, çiftçi olması nedeniyle tacir olmadığı şeklinde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, vergi dairesi tarafından davacının açıkça ticari kazançtan dolayı mükellef olduğunun bildirildiği, kararın kaldırılması gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Öte yandan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/1 maddesi ile, “Sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, satıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/01/2026 tarihli cevabi yazısında, davacının sicil kaydının olmadığının belirtilmesi, davacının çiftçi olması nedeniyle olayda, davanın niteliğine ve tarafların sıfatına göre, mutlak ya da nispi nitelikte bir ticari davanın bulunmaması, davada görevli mahkemenin, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkemece verilen görevsizlik kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1444, K. 2026/1144, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1444-e-2026-1144-k-6308f00844ad