Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1585 E. 2026/1688 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1585
- Karar No
- 2026/1688
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1585 Esas
KARAR NO:2026/1688 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2025/470 Esas - 2026/521 Karar
TARİH:06/07/2026
DAVA:Zayi Belgesi Verilmesi
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Avcılar Vergi Dairesine ... vergi kimlik numarası ile kayıtlı ..., 2020 dönemi defteri kebir ile yevmiye ve envanter defterinin taşınma esnasında kaybetmiş olduklarını belirterek haklı davanın kabulüne 01.01.2020 - 31.12.2020 dönemi defteri kebir ile yevmiye ve envanter defterleri için zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/07/2026 tarih ve 2025/470 Esas - 2026/521 Karar sayılı kararında; " (...) 6102 Sayılı Kanunun 82/7. maddesi "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebileceği" şeklindedir.Davacının söz konusu düzenlemeden yararlanabilmesi için bir taraftan defterlerin ve belgelerin korunması amacı ile gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziya uğramanın onun iradesi dışında elinde olmayan bir neden ile meydana gelmiş olması gerekmektedir. İleri sürülen mücbir sebebin de defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olması, başka bir deyişle davacının irade dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması gerekmektedir.TTK'nın 82/7.maddesinde, zayi belgesi verilmesini gerektirecek zayi olma durumları sınırlı olarak sayılmamış ise de; tacirin zayi belgesi isteyebilmesi için, defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir.Dosya muhteviyatında bulunan Ticaret sicil kayıtlarının ve davacının SMMM'si ... tarafından sunulan beyan dilekçesi incelendiğinde, davacı firma tarafından 08.04.2022 tarihinde adres değişikliği yapıldığının anlaşıldığı, davacı tarafça taşınma esnasında defterlerin kaybolduğunun iddia edildiği, buna göre davacı beyanına göre kaybolma olayının 2022 yılında gerçekleştiğinin anlaşıldığı, dava tarihi olan 03.07.2025 itibarıyla yaklaşık 3 yıllık bir sürenin geçtiği,Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından 14.11.2024 tarihinde 2020-2021 yılları için vergi incelemesi başlatıldığı, inceleme talebi ile dava tarihi arasında 6 aydan fazla süre bulunduğu, Bakırköy ...Noterliği'nin yazı cevabından her üç defterin de açılış tasdiklerinin yaptırıldığı anlaşılmış olup;Davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile, Avcılar Vergi Dairesine ... vergi kimlik numarası ile kayıtlı ..., 2020 dönemi defteri kebir ile yevmiye ve envanter defterinin taşınma esnasında kaybetmiş olduklarını ileri sürmüş ise de; somut olayda, zayi olgusunun Kanun'un 82/7 maddesinde belirtilen yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık gibi bir nedenden dolayı gerçekleştiğine dair bir iddia ileri sürülmediği gibi tek başına soyut olarak kayıp iddiasının kanun maddesi kapsamında mücbir sebep teşkil etmediği ve davacı tacirin ticari defterlerini korumada gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve davanın süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla zayii belgesi verilmesi koşulları mevcut olmadığı anlaşılmıştır. (emsal ilamlar İstanbul BAM 12. HD. 23/10/2020 T. 2020/1237 E. 2020/1043 K. , İstanbul BAM 12. HD. 30/05/2024 T. 2024/811 E. 2024/843 K. )Açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan hüküm kurulduğunu, bu usulsüzlüğün sonuca doğrudan etkili olduğunu; sunulamayan itirazın hedefi olan 25.06.2026 tarihli ikinci ek raporun, hükmün üç gerekçesinden ikisini oluşturan iki yeni tespit içerdiğini, raporun bir yandan defterlerin kayıp tarihini 2022, vergi incelemesinin başlangıcını 14.11.2024 ve dava tarihini 03.07.2025 olarak sıralayarak süre değerlendirmesinde bulunduğunu, gerekçeli kararın süreye ilişkin bölümünün bu sıralamayı aynen benimsediğini, özene ilişkin bölümünün ise aynı raporun çizdiği tabloya dayandığını;taraflarınca, hükmün dayandığı bu iki tespite karşı tek bir cümle dahi kurulamadığını,Hak düşürücü sürenin zıyaın gerçekleştiği tarihten değil öğrenildiği tarihten işleyeceğini, TTK'nun 82/7 fıkrasında kanun koyucunun olay tarihini değil öğrenme tarihini esas aldığını, gerekçede, dava tarihi olan 03.07.2025 itibarıyla yaklaşık üç yıllık bir sürenin geçtiğinin ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından 14.11.2024 tarihinde 2020-2021 yılları için vergi incelemesi başlatıldığının, inceleme talebi ile dava tarihi arasında 6 aydan fazla süre bulunduğunun belirtildiğini; birinci tarihin taşınma yılı ve olay tarihi olup öğrenme tarihi olmadığını, ikinci tarihin ise dosyaya vergi dairesinin müzekkere cevabıyla girdiğini, ancak davacı mükellefin inceleme tarihinden inceleme tarihi itibariyle haberdar olmadığını, davacıya defterlerini ibraz etmesi için ne zaman yazı yazıldığının, bu yazının ne zaman tebliğ edildiğinin ve ibraz için hangi sürenin verildiğinin dosyada hiç araştırılmadığını,Gerekçenin kendi içinde de bir tutarsız olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden mi, esastan mı reddedildiğinin belli olmadığını,TTK m. 82/7'deki zayi sebeplerinin sınırlı sayıda olmadığını, sayılan sebeplerden birine dayanılmamış olmasının başlı başına ret sebebi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, zıyanın tacirin iradi bir davranışının ardından gerçekleşmiş olmasının, sayılan sebeplerden birine girmediği gerekçesiyle talebin reddini haklı kılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taşınma olgusunun tek başına yeterli görülmediği kanaatine varılsa dahi sonucun değişmeyeceğini; taşınmanın karmaşası ve üçüncü kişilerin hakimiyeti altındaki süreçte defterlerin kaybolduğunu, nakliye sırasında kolilerin kaybolması, karışması veya üçüncü kişilerce alınmasının söz konusu olabileceğinin yargılama boyunca taraflarınca ileri sürüldüğünü; kanun koyucunun hırsızlığı da zayi sebepleri arasına almakla, üçüncü kişilerin fiilinden doğan kayıpları kapsam içine aldığını; bu ihtimalin doğru olup olmadığı araştırılmadan, ileri sürülmediği kabulüyle hüküm kurulamayacağını,Davacının defterlerin korunmasında gerekli özeni gösterdiğini,defterlerin 20.12.2019 tarihinde usulüne uygun biçimde noterde tasdik ettirildiğini; muhasebe kayıtlarının tutulması için mali müşavire bırakılan defterlerin,09.09.2021 tarihli teslim tutanağıyla ve imza karşılığında geri alındığını; defterlerin bundan sonra da davacının arşivinde muhafaza edildiğini; 08.04.2022 tarihinde ticari işletmenin merkezinin değiştiğini ve bu değişikliğin ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini; bir tacirin, tescilli merkezi değiştiğinde defterlerini yeni merkeze nakletmesinin bir tercih değil, saklama yükümlülüğünün gereği olduğunu; defterlerin hiçbir aşamada işletme merkezinin dışında bulundurulmadığını, merkezin kendisinin taşındığını, özen ölçütünün, tacirden beklenebilecek olanla sınırlı olduğunu; kapanmış bir hesap dönemine ait ve arşivlenmiş defterlerin, herhangi bir denetim, dava ya da ibraz zorunluluğu doğmamışken raflardan indirilip tek tek sayılmasının basiretli tacirden beklenen davranış olmadığını; arşivlenmiş ticari defterlerin ancak bir vergi incelemesi, bir uyuşmazlık veya yasal bir ibraz zorunluluğu doğduğunda yerinden çıkarılacağını; kaybın nakliye sürecinde fark edilmemiş olmasının bir ihmal değil, ticari hayatın olağan akışının sonucu olduğunu,İspat yükünün müvekkile yüklenmesi bu davanın niteliğiyle bağdaşmadığını; davanın çekişmesiz yargı işi olduğunu ve 6100 sayılı Kanun'un 385. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca re'sen araştırma ilkesine tabi olduğunu; müvekkilin özen yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatine varılabilmesi için, ihlalin hangi davranışta somutlaştığının araştırılması ve kararda gösterilmesi gerektiğini,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, aksi kanaatte olunması halinde ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, kararın kaldırılarak davanın kabulü ile davacı şirketin 01.01.2020 ile 31.12.2020 dönemine ait yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri bakımından zayi belgesi verilmesine, yatırılan istinaf harçları ile yargılama giderlerinin müvekkile iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili mahkemece alınan ikinci ek rapora karşı beyan ve itiraz süreleri henüz dolmadan karar verildiğini ileri sürmüş ise de; 06/07/2026 tarihli tahkikatın bitirildiği celsede, rapora karşı beyan süresinin dolmadığı zapta geçirildikten sonra davacı vekiline söz verildiği, davacı vekili tarafından yazılı beyanda bulunmak için sürenin dolmasının beklenmesi yönünde bir talepte bulunulmadığı, aksine ek rapora itirazların tutanağa geçirtildiği ve daha önce alınan raporlara yönelik itirazların karşılanmadığının, yeniden rapor alınmasının talep edildiği anlaşılmış olup, davacı vekilinin rapora karşı beyan ve itirazlarını sunma haklarının kısıtlandığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TTK'nın 82/7. maddesinde;"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler;yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır.Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler için zayi belgesi verilebilmesi, defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına, ayrıca zıyanın, tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır. Somut olayda;davacı yanın dava dilekçesinde 2020 dönemi defteri kebir ile yevmiye ve envanter defterinin taşınma esnasında kaybedildiğini beyanla zayi belgesi verilmesini talep ettiği, yargılama sırasında toplanan deliller ve aşamalarda alınan beyanlardan defterlerin şirket merkezinin nakli nedeniyle 2022 yılında gerçekleşen taşınma esnasında kaybolduğunun iddia edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin istinafının aksine mahkemece talebin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddedilmediği, öncelikle davacı tarafından defterlerin bu taşınma esnasında kaybolduğuna dair somut bir delil ileri sürülmediği gibi, bir an için defterin taşınma esnasında kaybolduğu düşünülse dahi, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak ticari defter ve belgelerini korumak için gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, taşınma esnasında defterlerin kaybolmasını engellemek için gereken tüm tedbirlerin alındığını, tüm özen gösterilmesine rağmen kaçınılmaz sebeplerle zayii olgusunun gerçekleştiğini ispat edemediği, her ne kadar TTK'nun 82/7 fıkrasına dayalı davalarda re'sen araştırma ilkesi geçeli ise de,mahkemenin re'sen araştırabileceği hususların davanın niteliği ve dosyaya yansıyan olguların çerçevesi ile sınırlı olduğu, davacı vekili tarafından yukarıdaki hususlarda somut hiçbir kanıt sunulmadığı nazara alındığında mahkemece istemin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.