Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/990 E. 2026/1420 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/990
- Karar No
- 2026/1420
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/990
KARAR NO : 2026/1420
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2025
NUMARASI : 2025/181 E. - 2025/641 K.
DAVANIN KONUSU: Yargılanmanın Yenilenmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; tarafına karşı açılan menfi tespit davasında, dava sonucunda verilen kararda karşı tarafın sunduğu belgelerin sahte olduğu ortaya çıktığını, bu belgeler nedeniyle verilen karar, yanlış bir temele dayanmakta olup, yargılamanın hatalı sonuçlandığını, Bakırköy CBS Dosya No 2024/32595 sayılı dosyası ve Büyükçekmece 2022/56437 Soruşturma dosyalarda menfi tespit davasında öne sürülen ödemenin yapıldığı bir düzine evrakta sahtecilik hukuka ayrı resmi belgelerin düzenlendiği bununla ilgili bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, CBS dosyalarında ve bu durumun resmi belge olan çek ve menfi tespit davasını açan davacının sunduğu çekler üzerindeki bilirkişi imza incelemesinde imzanın eli ürünü olmadığı dolasıyla menfi tespit davasında alacağı teşkil eden çek bedellerinin tarafınca yapılmadığı gibi yeni delillerle tespit edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; somut olaya bakıldığında davacının yargılamanın iadesine konu menfi tespit davasında davaya dayanak yapılan çek ve senetlerin sahte olduğu, savcılık tarafından tespit edildiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu ve bu durumun savcılık dosyasında alınan raporla öğrendiğini beyan ettiği, şu halde davacının talebinin HMK'nın 375/1 d maddesine bağlı olarak ileri sürüldüğü ve yargılamanın yenilenmesi davasının HMK nın 377 maddesinde düzenlenen 3 aylık süre içinde açıldığı, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmünde kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla işin esasına girmek gerekmiştir. Esas yönünden yapılan incelemede ise her ne kadar davacı menfi tespit davasına dayanak kabul edilen senetlerin sahte olduğundan bahisle yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş ise de menfi tespit davasında davalı taraf olan iş bu dosya ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunanın verilen kesin sürede delil avansını yatırmamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği bu halde sahte olduğu ileri sürülen senetlerin menfi tespit davasında zaten hükme esas alınmadığı dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla,"
Davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karar, dosyada sonradan elde edilen ve uyuşmazlığın maddi temelini doğrudan etkileyen yeni deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile tesis edildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi incelemelerinde, davaya dayanak gösterilen çeklerdeki imzaların tarafıma ait olmadığı açıkça tespit edildiğini, davacı tarafın “borcun ödendiği” iddiası doğrudan bu çeklere dayandığını, imza aidiyetinin ortadan kalkması halinde ödeme iddiasının hukuki dayanağı da ortadan kalkacağını, mahkeme delilin “hükme esas alınmadığı” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıltığını, yargılamanın yenilenmesinde esas alınması gereken “sonuca etkili olma” kriterinin uygulanmaması anlamına geldiğini, mahkeme kararının bu yönüyle hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu, İstanbul 11. ATM 2022/797 esas 2023/539 karar sayılı kesinleşmiş karara ilişkin davanın yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
İstanbul 11. ATM 2022/797 esas 2023/539 karar sayılı dosyasında davacı tarafından dava dilekçesi ile, İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında aleyhine faturaya istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığını, hali hazırda zaten herhangi bir borcu olmayan ödemelerini zamanında tam ve eksiksiz yapmış olan müvekkili şirket yetkilisinin mağdur edildiğini belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece ilk celse davalıya bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verildiği, kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı için davanın kabulüne karar verildiği ve karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu mahkemece harcın tamamlattırılmasına ilişkin muhtıranın tebliğ edilmesine rağmen süresinde harç yatırılmadığı gerekçesi ile ek karar ile davalı tarafından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 08/05/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın iadesi/yenilenmesi hükümleri düzenlenmiş olup, yargılamanın iadesi sebepleri HMK 375. Maddesinde tahdidi olarak düzenlenmiştir. Buna göre; "(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir."
HMK'nın 377 maddesinde ise yargılamanın iadesi yönünden süreye ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre; "Yargılamanın iadesi süresi;
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği,
b) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği; alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu,
c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı,
ç) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı,
d) Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu,
e) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.
(2) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır."
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından İstanbul 11. ATM 2022/797 esas 2023/539 karar sayılı dosyasında hükme esas alınan senetlerin sahte olduğunun tespit edildiğini belirterek yargılamanın iade talebinde bulunmuş ise de, yargılamanın iade talep edilen dosyada, senetlerin hükme esas alınmadığı, mahkemece davalı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, yargılamanın iade sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2025 tarih ve 2025/181 E., 2025/641 K. sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL'nin davalının adli yardım talebi kabul edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
4- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
5- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026