Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/975 E. 2026/1660 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/975
Karar No
2026/1660
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/975 KARAR NO : 2026/1660

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2025 NUMARASI : 2024/719 Esas 2025/1120 Karar DAVA : KONKORDATO KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/719 Esas ve 2025/1120 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davacı ...'in konkordatonun tasdiki talebinin reddine dair verilen karara karşı asli müdahil ... Bankası TAO vekili, asli müdahil ... Bankası A.Ş. Vekili, asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde özetle; Davacı borçlu .... Şti.'nin metal sanayi sektörü alanında faaliyet gösterdiğini, şirketin 31/08/2024 tarihi itibariyle sermayesinin 6.000.000,00-TL olduğunu, tamamının ödendiğini, şirket ortağının sermaye taahhüt borcu bulunmadığını, şirketin pek çok firmaya toptan ve perakende olarak, 5 ana grupta (boru, profil, hadde grubu, sandviç panel, trapez sac olmak üzere) faaliyetlerde bulunduğunu, şirketin 2018 yılında giyotin kesim abkant büküm, 2020 yılında lazer ve plazma kesim makineleri, 2023 yılında 10 KV'lık lazer kesim makine yatırımları ile cirolarını ve işlerini genişlettiğini, bu faaliyetlerin yanı sıra saç işleme konusunda oluşturulan uzman kadrolar ile en son teknolojileri kullanarak müşterilerin isteklerine uygun saç kesim/büküm işlemlerine de ağırlık verildiğini, şirketin genel ekonomik kriz, pandemi döneminden gelen olumsuz etkiler, kredi vadelerinin çok kısa olması, ödenen yüksek finansman giderleri, bankaların kredi kanallarını kapalı tutmaları ve piyasalarda yaşanan dalgalanmalar neticesinde işletmenin nakit dar boğazı içerisine düştüğünü, 2024 yılı ve devamı süresince ülke ve dünya genelinde yaşanan ekonomik kriz ve firma özelinde öngörülemeyen olumsuz gelişmeler neticesinde şirket faaliyetinin sürdürülemeyeceği kanaatinin hasıl olduğunu, davacı borçlulardan ...'in şirketin müdürü ve %100 oranında hissedarı olduğunu, şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunmasına rağmen diğer davacı ...'in aynı şirkette ortaklığının bulunduğunu, aynı çatı altında yer aldıklarını, şirket ile şahsın aynı iktisadi amaç doğrultusunda iştigal eden bir yapı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, finans kuruluşlarından kredi temin ederken ya da satıcı firmalardan ham madde tedarik ederken firma ve davacı şahsın birbirlerine kefil olduklarını, teminatlar verdiklerini, aynı işlemler nedeniyle müteselsilen borç anlaşmalarına imza attıklarını, dolayısıyla şirket hakkında açılacak davaların ya da verilecek hükümlerin kefaletlerden dolayı şahsa da sirayet edeceğini, şirketin ve gerçek kişi ...'in mal varlıklarının ve gelirlerinin mevcut borçları uygun bir vade içerisinde ödeyebilecek yeterlilikte olduğunu, sadece zamana ve borçların yeniden yapılandırılmasına ihtiyaçlarının bulunduğunu belirterek borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında olan davacıların borçlarını ödeyebilmesi ve muhtemel bir iflastan kurtulmasına yönelik olarak alacaklılarına olan borçların yapılandırılmak suretiyle ertelenmesine yönelik vade konkordatosu yapabilmesi için konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılamanın devamı sırasında davacı borçludan alacaklı olduğunu beyan eden ilgililer dosyaya müdahale talebinde bulunmuşlar ve sundukları beyan dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkememiz tensip ara kararı ile konkordato talep eden ..... Şirketine ve davacı ...'e 12/09/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup bu karar ticaret sicil gazetesinde ve basın ilan kurumunda ilan edilmiştir. Mahkememizin 09/12/2024 tarihli duruşmasında; konkordato geçici komiserlerinin raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak İİK’nun 287/4 maddeleri uyarınca davacılara 12/12/2024 tarihinden başlamak üzere 1 yıllık kesin mühlet verilmiştir. Mahkememizce verilen geçici mühlet ve kesin mühlet kararları İİK 288. maddesi gereğince Basın İlan Kurumu ve Ticaret Sicil Gazetesi aracılığıyla ilan ettirilmiştir. Geçici mühlet ve kesin mühlet kararları İİK'nun 228. madde hükmü gereğince ilgili kurumlara bildirilmiştir. Duruşma gün ve saati Ticaret Sicili Gazetesinde ve Basın-ilân Kurumunun resmî ilân portalında ilân ettirilmiştir. Davacılar tarafından konkordato tasdik harcının yatırıldığı görülmüştür. Davacılar vekili tarafından her iki davacı yönünden ön projeyi revize ettikleri belirtilmiş ve 23/12/2024 tarihli konkordato revize ön proje sunulduğu görülmüştür. Davacı borçlulara mahkememizce verilen geçici mühlet süreleri içerisinde konkordato komiserleri tarafından konkordato sürecinin işleyişine ve şirketin faaliyetlerine yönelik düzenlenen raporlar dosyamız arasına ibraz edilmiştir. Konkordato komiserleri tarafından alacaklılar toplantısı yapılmış olup, toplantıya ilişkin hazırlanan tutanaklar ve raporlar dosyamız arasına ibraz edilmiştir. Konkordato komiser heyeti 19/11/2025 tarihli son raporunda özetle; yapılan alacaklılar toplantısı, mali bilgiler ve incelemeler, bilançolar, gelir tabloları, borca batıklık bilançosu, şirketin özvarlığı, teklif edilen tutarların borçluların kaynakları ile orantılı olup olmadığı hususlarında yapılan tespitler ve değerlendirmeler sonucunda, ... Şti yönünden, davacı şirketin öz varlık hesaplamasında borca batık olmadığını, davacı şirketin iflası halinde, adi alacaklıların tahsilat oranı %84,88 iken, konkordato teklifine göre tahsilat oranının %130 olduğunu, şirketin 31.10.2025 tarihi itibarıyla cari alacaklarının toplamının 18.622.542,17 TL olduğunu, her he kadar davacı şirketin ödeme planında kaynak olarak gösterdiği ticari faaliyet kar oranı firma beklentisinin altında ise de, ülkedeki ekonomik koşulların değişmesi ve üç yıl içerisinde üretim ve satışını arttırması durumunda buna bağlı cirosunun artması, davâcı şirketin güncel sahip olduğu güncel stok rayiç bedeli ve diğer varlıklar, davâcı şirketin kesintisiz bir şekilde ticari faaliyetini sürdürmesi, ticari faaliyetin devamı için asli unsur olan personelin maaş ve SGK primleri ile kira, elektrik, su, internet, doğalgaz ve günlük spontane olarak ortaya çıkan olağan üstü giderlerin düzenli bir şekilde ödenmesi, davacı şirketin kendi alacaklıların tahsilinden elde edeceği nakit, diğer davacı ve şirketin %100 ortağı ve kurucu sıfatına sahip ...'in şahsi projesinde kaynak olarak gösterilen gayrimenkullerin satılarak sermayeye çevrilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı şirkete ait projenin gerçekleşmesinin mümkün olabileceği kanaatinde olduklarını, ... yönünden; ödeme projesinin asgari nisabı sağlayamadığı ve %100 oranında oylanarak öngörülen çoğunluk koşulunun gerçekleşmediğini, 23.12.2025 tarihli revize projede davacı ... için gelir kaynağı olarak diğer davacı ....Şti. firmasından her ay alınan 175.000,00TL huzur hakkı ve aylık 36.000,00TL konut kira geliri ve üzerine kayıtlı 8 adet gayrimenkulün gösterildiğini, davacı ...'in diğer davacı firmadan her ay aldığı 175.000,00TL huzur hakkının diğer davacı tüzel kişinin ticari faaliyetinin devamı şartına bağlı olduğunu ve bu nedenle tahsil-i kabil yeteneği kesin olmadığından ödeme kaynağı olarak kabul edilemeyeceğini, ... üzerine kayıtlı 8 adet gayrimenkulün rayiç bedel tablosuna göre toplamda 42.015.000,00 TL gayrimenkulünün bulunduğunu, bu gayrimenkullerden aylık 76.000,00 TL kira geliri elde ettiğini, davacı ...'e ait projede belirtildiği üzere, davacı ...'in kendi üzerine kayıtlı 8 adet gayrimenkülün proje ödeme tarihlerinde satılmak suretiyle nakte çevrilerek şirkete sermaye olarak konulması taahhüdünün hayata geçirilmesi halinde projede taahhüt edilen ödeme planının uygulanabileceği kanaatine vardıklarını, şirketin varlıklarının toplamının 75.743.840,44 TL, borçları toplamının 83.123.214,58 TL olduğunu, eksik kalan 7.379.374,14 TL borcun, davacı ...'e ait toplamda rayiç değeri 42.015.000,00 TL olarak tespit edilen gayrimenkul satışından elde edilecek nakdin sermaye olarak davacı şirkete konulması suretiyle tüm borçların projedeki taahhüt şeklinde ödenebileceğini, davacılara ait konkordato ön projelerinin tasdiki konusunda, yukarıdaki açıklamaların gerçekleşmesi halinde, konkordato komiser heyeti olarak olumlu görüşe vardıklarını beyan etmişlerdir. Konkordato talep eden vekili duruşma sırasındaki beyanında özetle; mühlet süreci içerisinde komiser heyetinin talimatlarına davacılar tarafından birebir uyulduğunu, komiser heyetinin talimatları dışında hareket edilmediğini, alacaklar toplantısı yapılmış olup adi alacaklılar toplantısında yasanın aradığı nisap ile olumlu oy çıktığını, bu nedenle adi alacaklar yönünden tasdik şartları oluştuğundan konkordatonun tasdiki talebinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından tasdik harcı yatırıldığını, rehinli alacaklılar ile anlaşma yapılmaya çalışılmış ise de anlaşma sağlanamadığını, rehinli malların satışının bir yıl süre ile ertelenmesine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı asil duruşma sırasındaki beyanında özetle; ticari faaliyetlerinin devam ettiğini, konkordatonun tasdikine karar verilmesi halinde konkordato kapsamında borçlarını ödemeye niyeti içerisinde olduklarını, bu nedenle konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. Konkordato komiserleri duruşma sırasındaki beyanında özetle; nihai raporu tekrar ettiklerini, alacaklılar toplantısında adi alacaklılar yönünden davacı borçlu ... Şirketi yönünden yasada aranan şartların sağlandığını, diğer davacı ... yönünden alacaklılar toplantısında olumlu oy veren alacaklı olmadığını beyan etmişlerdir. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; talep Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) talebine ilişkindir. Konkordato; dürüst bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Konkordato, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, aslında kötüniyetli olmayan borçluları, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşürebilir. Mâli durumu bozulmuş ve bu nedenle tüm borçlarını vadesinde ödeyemeyecek durumda olan borçlular eğer iflâsa tabi ise iflâsın eşiğinde bulunuyor demektir. Eğer iflâsa tabi değilseler, önce davranan alacaklılar alacaklarına tamamen kavuşabilirken, diğer borçlularına iyiniyetle daha fazla tolerans gösteren, daha fazla zaman tanıyan alacaklılar ise alacaklarını hiç ya da tamamen alamayacaklardır. Kanun koyucu, bu durumda bulunan bir borçluya, «alacaklılarının çoğunluğu ile» bir anlaşma yaparak, kendisine alacaklılarının tanıdığı (yeni) süre içinde borçlarını ödeme olanağı tanımıştır. Bu durumda bulunan bir borçlu alacaklılarının kanunda öngörülen orandaki çoğunluğu ile anlaşırken çok kez onlardan yeni bir süre (mehil) alma (vade konkordatosu) yanında, ayrıca «alacaklarının bir yüzdesinden (miktarından) da vazgeçmelerini» (yüzde konkordatosu) sağlar. Bu kurum, hem borçlunun ve hem de alacaklıların lehinedir. Gerçekten, konkordato sayesinde borçlu iflâsa tabi ise iflâstan ve onun bütün hukuki ve cezai sonuçlarından kurtulmuş olur. Eğer borçlu iflâsa tabi değilse, bütün malvarlığının, alacaklıları tarafından haczedilip sonunda satılmaları sonucunda, borçlularından kısmen kurtulur ve alacağını kısmen ya da tamamen alamamış olan alacaklılarının da cebri icra tehdidiyle hayatını sürdürmeye çalışır. Bu kurum alacaklıların da lehinedir. Çünkü, konkordato ile alacaklılar haciz ve iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile, daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda alacaklılara da konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme hakkı tanınarak borçlu ile alacaklılar ve alacaklılar arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak gözetilmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı“ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı hakim tarafından belirlenecektir. 2004 Sayılı İİK.'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Konkordato talep edecek borçlunun somut, gerçekçi ve açık mali verilerle ve borç tasfiye projesi ile konkordato talebinde bulunması gerekmektedir. Afaki, fiktif ve sonucu öngörülemeyen, ciddi bir borç tasfiye projesi sunulmayan projeye dayalı talebin kabulü mümkün değildir. Yine, Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur. Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297. ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. 2004 sayılı İİK'nın "Konkordatonun Tasdiki şartları" başlıklı 305. Maddesinde; 302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması. b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması. c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması. d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır). e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması. Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Konkordato projesinin tasdiki için evvela projenin kanunun aradığı nisapla alacaklılar tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra davacı borçlu tarafından teklif edilen tutarın kaynaklarıyla orantılı olması ve olası bir iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutarın konkordato projesinde vaat edilen tutardan az olması yani konkordatonun alacaklılar için iflasa nazaran daha avantajlı olması gerekir. Bu şartlarla birlikte tasdik harcının yatırılması, imtiyazlı alacakların ve mühlet içi borçların da ödenmesi veya teminata bağlanması diğer şartlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Konkordato prosedüründe tasdik aşamasına geçilmeden önce alacaklıların projeyi müzakere etmek üzere bir araya geldikleri bir toplantı yapılır. Bu toplantının yapılmasındaki amaç toplantıya gelen alacaklıları borçlunun teklif ettiği proje hakkında bilgilendirmek; malvarlığı hakkında alacaklıları aydınlatmak ve proje hakkında oylama yapmaktır. Toplantı sonunda bir tutanak tutulur ve projeye onay verenler bu tutanağı imzalar. Muvafakat eden alacaklıların daha sonra bu beyanlarını geri almaları mümkün değildir. Alacaklılar toplantıyı takip eden 7 günlük iltihak süresi içinde proje hakkındaki oylarını bildirebilirler. Konkordato koşullarının kümülatif olarak bir arada bulunması halinde mahkeme konkordatoyu tasdik edecektir. Mahkemenin bu aşamada geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır ve tasdik yargılamasında re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme, tasdik yargılamasında konkordato projesini kontrol edecek, konkordato sürecinde yapılması gereken işlemlerin zamanında ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyecektir. Bu noktada amaç dengeli ve adil bir ödeme planı ortaya konulması, alacaklıların da buna göre tatmin edilmesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle konkordato projesinde alacaklılarca oylanan projenin dışında bir projenin tasdiki ancak bu projenin alacaklıların lehine bir değişiklik içermesi halinde mümkündür. Bunun dışında mahkeme hüküm verirken oylanan projede değişiklik yapamaz.(Yargıtay 6. HD'nin 19/10/2023 tarih ve 2023/2988 Esas, 2023/3398 Karar) Somut olayda; davacılar tarafından konkordatonun tasdiki talepli iş bu dava açılmış olup; mahkememizce davacılar lehine 12.09.2024 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet verilmiş, 12.12.2024 tarihinden itibaren davacılar lehine bir yıllık kesin mühlet kararı verilmiştir. Davacılar tarafından işbu dava açılması sonrasında mahkememizce konkordato komiser heyeti görevlendirilmiş ve komiser heyeti tarafından kesin mühlet süresi içerisinde davacı borçlulardan alacaklı olanların alacaklarını bildirmeleri amacıyla gerekli ilanlar ve çağrılar yapılmış, bu şekilde davacılardan alacaklı olanlar alacak bildiriminde bulunmuşlardır. Konkordato komiser heyeti tarafından mahkememize sunulan raporda davacılardan..... . Şirketinden toplamda 47 alacaklı olduğu, borç tutarının 48.808.300,93 TL olduğu, alacaklılar toplantısına katılan 5 alacaklının katıldığı, iltihak süresi içerisinde ise 24 alacaklının oy kullandığı, bu alacaklılardan 29 adedinin konkordato projesine olumlu yönde kabul oyu verdiği, 18 alacaklının ise konkordato projesine olumsuz yönde ret oyu verdiği komiser heyeti raporunda ifade edilmiştir. Buna göre konkordato projesine kabul oyu veren alacak tutarı 37.551.006,65 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda davacı ... Şirketinden toplam 47 alacaklı olduğu, bu alacaklılardan 29 alacaklının konkordato projesine kabul oyu verdiği, kabul oyu veren alacaklıların alacak miktarlarının 37.551.006,65 TL olduğu, bu şekilde konkordato projesine kabul oyu veren alacaklı sayısının %62 oranında, alacak miktarının ise %77 oranında olduğu, buna göre 2004 sayılı İİK'nun302/2 maddesinde aranan nisabın sağlanmış olduğu görülmektedir. Yine bu davacı borçlu tarafından teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının komiser heyeti raporunda açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca komiser heyeti, davacının geçici mühlet ve kesin mühlet süresi içerisindeki ticari faaliyetler kapsamına göre konkordato ön projesinde borcun ödenmesi amacıyla teklif ettiği tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğunu belirtmiştir. Davacı borçlu tarafından konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ve konkordatonun tasdiki durumunda yatırılması gereken harç tutarı da mahkememiz veznesine depo edilmiş olup; bu haliyle davacı ....Şirketi yönünden konkordato projesinin tasdiki için yasada aranan şartların gerçekleşmiş olduğu sonucuna varılmakla; bu davacı yönünden davanın kabulü ile konkordato projesinin adi alacaklılar yönünden tasdikine, konkordato tasdik karar tarihinden itibaren 3 yıl vade içerisinde konkordatoya tabi tüm borçların, her ayın son gününde ödenmek üzere %30 faiz ile 36 aylık eşit taksitler ile davacı borçlu tarafından alacaklılara ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Davacılardan ...'in toplam borcunun 28.794.734,00 TL olduğu, bu davacıdan 5 adet alacaklının bulunduğu, alacaklılar toplantısına sadece iki alacaklının katıldığı ve bu alacaklıların da ret oyu kullandığı, iltihak süresi içerisinde kabul oyu veren alacaklı olmadığı, bu şekilde alacaklıların tamamının konkordato ön projesinde red oyu kullandıkları komiser heyeti raporunda açıkça ifade edilmiştir. Buna göre davacı ... yönünden konkordato projesinin tasdiki açısından yasada aranan şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla; bu davacı yönünden konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Konkordatonun tasdikinin reddine karar verilmesi nedeniyle iflas yönünden değerlendirme yapılması gerekmekte ise de; bu davacının tacir statüsünde bulunmadığı, iflasa tabi kişilerden olmadığı..." gerekçesi ile, davacı ...TC kimlik numaralı davacı ...'in konkordatonun tasdiki talebinin REDDİNE, Manisa Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 71... sicil nosunda kayıtlı bulunan davacı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNİN konkordatonun tasdiki talebinin 2004 Sayılı İİK'nın 305 maddesi gereğince KABULÜ İLE bu davacının KONKORDATO PROJESİNİN ADİ ALACAKLILAR YÖNÜNDEN TASDİKİNE, 2004 Sayılı İİK'nın 308/c-1 maddesi gereğince konkordatonun tasdik kararının bağlayıcı hale geldiğinin TESPİTİNE, konkordato tasdik karar tarihinden itibaren 3 yıl vade içerisinde konkordatoya tabi tüm borçların, her ayın son gününde ödenmek üzere %30 faiz ile 36 aylık eşit taksitler ile davacı borçlu tarafından alacaklılara ödenmesine, 2004 Sayılı İİK'nın 308/c-2 maddesi gereğince konkordatonun tasdik kararının konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olduğunun TESPİTİNE, 2004 Sayılı İİK'nın 308/c-3 maddesi gereğince 2004 Sayılı İİK'nın 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmünün UYGULANMAMASINA, 2004 Sayılı İİK'nın 308/c-4 maddesi gereğince Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçların, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi olmadığına, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebileceğine ve 206 ncı madde kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenmesine, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta 248 inci madde kapsamında masa borcu sayılmasına, aynı kuralın karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerli olduğunun TESPİTİNE, 2004 Sayılı İİK'nın 308/ç-1 maddesi gereğince konkordatonun taraflar için bağlayıcı hâle gelmesi nedeniyle, 12/09/2024 tarihli geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan HACİZLERİN HÜKÜMDEN DÜŞÜRÜLMESİNE, bu konuda ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 2004 sayılı İİK'nın 308/ç-2 maddesi gereğince birinci fıkra hükmünün, 308/c maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar (2004 Sayılı İİK'nın 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında) için konulan hacizler hakkında UYGULANMAMASINA, kesin mühletin sona ermesi ile kesin mühlet kararı ile doğan ve İİK'nun 294, 295, 296 ve 297. maddesinde düzenlenen sonuçların kalkmış olduğunun TESPİTİNE, mahkememizin 12/09/2024 tarihli ve 2024/719 Esas sayılı dosyası tensip tutanağı ara kararı gereğince; KESİN MÜHLETİN SONUÇLARININ VE İHTİYATİ TEDBİRLERİN KALKTIĞININ TESPİTİNE, ihtiyati tedbirlerin kaldırılması için Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, konkordato projesine alacaklılar teminat koşulu aranmaksızın katılmış olduğundan TEMİNAT ALINMASINA YER OLMADIĞINA, rehinli malların muhafaza altına alınmasının ve satışının ertelenmesi talebinin yasal şartları oluşmadığından REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... Bankası TAO vekili, asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili ve asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Asli müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın davacı şirket yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyan ve talepleri dikkate alınmadan, eksik inceleme sonucu karar verildiğini, Komiser heyeti raporlarında; şirketin üretiminin artması nedeniyle konkordato projesinin uygulanabilir olduğu yönündeki varsayımların soyut olduğunu, borçlu davacı şirketin durumunun İİK madde 285 vd. aranan koşullara uymadığını, Konkordato ön projesinin uygulanabilir olmadığını, davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Asli müdahil ... Bankası TAO vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın davacı şirket yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı borçlu şirketin konkordato tasdik taleplerinin gerçekçi olmadığını, somut verilere dayanmadığını, proje tümüyle temenniye dayalı olup herhangi bir nakit kaynağı göstermeksizin yalnızca borcun vadeye yayılarak ödenmesi gayesiyle çıkılan yolda, alacaklıların faiz alacaklarının feda edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, mahkemece alacaklıların itirazlarının dikkate alınmadığını, komiserler tarafından itirazları değerlendirecek bir rapor sunulmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı firmanın konkordato projesi ile teklif ettiği tutarın, kaynakları ile orantılı olmadığını, Konkordato Komiser Heyeti tarafından sunulmuş olan tüm raporlarda şirketin üretiminin artması nedeniyle konkordato projesinin uygulanabilir olduğu yönündeki varsayımların soyut olduğunu, sunulan tüm projelerin maddi gerçeklere, şirket verilerine ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket hakkında konkordato tasdik şartlarının oluşmadığını, davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın davacı şirket yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece tasdik kararı verilirken alacaklıların itirazlarının dikkate alınmadığını, itirazlarla ilgili komiserlerden rapor alınmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, ret oyu kullanmalarına rağmen alacaklarının teminatlandırılmadığını, davacı şirketin gerçek durumuyla borca batık durumda olduğunu, konkordato projesinin teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığını, davacının borca batık olmadığına yönelik tespitin davacının bankalara olan borçlarının az gösterilmesinden kaynaklandığını, mahkemenin çekişmeli alacaklarla ilgili bir karar vermediğini, konkordatonun tasdiki için aranan şartların gerçekleşmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın davacı şirket yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının konkordato taleplerinin gerçekçi ve somut olmadığını, davacı şirketin alacaklılarına ödemekle yükümlü olduğu oranlar üzerinden faiz ödeyebilecek bir işgücü ve geliri olmasına rağmen kanun hükmünü kötüye kullanarak faiz yükünden kurtulmaya çalıştığını, aktifi pasifinden fazla olan şirketin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini, projesin kaynakları ile orantılı olma şartına uygun olmadığını, TCMB'nın avans faiz oranının altında kalmayacak bir oran üzerinden yıllık faiz yönünden teklifin revize edilmesi gerektiğini, konkordatonun tasdikini gerektirecek şartların bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 7101 Sayılı Kanunla değişik ; İİK.305.maddesine göre ; 302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması, b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder), c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması, d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır), e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir. İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir. İİK.307 maddesine göre ise; Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır, b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır, c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır, Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez. Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a)Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır. b)Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır. (1)Bu maddenin “Konkordato haricinde yapılan vaitler:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (2)Bu maddenin “Konkordatonun alacaklılardan birinin müracatiyle onun hakkında feshi:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. c)Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır. d)Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır. e)Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır. Birinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alacaklılar yazılı görüşlerini konkordatonun tasdikine ilişkin duruşmadan önce sunmaya davet edilirler; bu alacaklılar ayrıca tasdik duruşmasına çağırılırlar. Borçlu, rehinli veya finansal kiralama konusu malı rızasıyla devreder, iflâs eder veya ölürse, erteleme kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Konkordatoyu tasdik eden mahkeme, ilgili alacaklının talebi üzerine ve borçluyu da davet ederek aşağıdaki hâllerden birinin varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi kaydıyla erteleme kararını kaldırır. a) Borçlu ertelemeyi yanlış bilgiler vermek suretiyle elde etmişse. b) Borçlunun serveti ve gelirleri artmış ve borçlu, ekonomik varlığını tehlikeye sokmadan borcu ödeyebilecek hâle gelmişse. c) Rehinli malın paraya çevrilmesi veya finansal kiralama konusu malın iadesi, borçlunun ekonomik varlığını artık tehlikeye sokmayacaksa. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.) Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, m. 292'de hükme bağlanan iflasın şartları ile m.308 gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır. Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre, " Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte mahkeme, şartları varsa, derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu noktada dikkat etmek gerekir ki, konkordatonun tasdik edilmediğine (reddedildiğine) ilişkin karar m. 288'e göre ilan edilecektir. İflasın açılmasına ilişkin karar ise m.166 çerçevesinde tebliğ ve ilan edilir. Görüldüğü üzere, konkordatonun tasdik edilmemesi halinde iki farklı ilan yapılacaktır. (YENİ KONKORDATO HUKUKU Prof Selçuk Öztek, Prof Ali Cem Budak, Prof Serdar Kale, Doç.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Bilgehan Yeşilova shf,550 vd) Alacaklıların alacağının konkordato nisabına eksik dahil edildiği itirazı yönünden; borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nın 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nın 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nun 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Diğer bir ifade ile mahkemece çekişmeli alacaklar hakkında verilecek karar, çekişmeli olan alacağın da projeye dahil edilip edilmemesi ve konkordato kapsamında alacaklıya oy hakkı tanınıp tanınmayacağını dolayısıyla İİK'nun 302 maddesinde yer alan nisapların sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi için önem arz etmektedir. Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir. 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir. Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir. Bu amacın gerçekleştirilmesi yani konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması gerekir. İİK.nın 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir. Rehni 3. kişinin vermesi halinde bu rehnin paraya çevrilmesi konkordato talep eden borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu haliyle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesini konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemez. İİK.' da bu ve buna benzer maddelerde amaç borçlunun malvarlığını korumak ve bu sayede konkordato projesinin başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Alacağı 3. kişi rehni ile teminat altına alınan alacaklı kanundaki sınırlamalara bağlı kalmadan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilecek ve asıl borçlunun konkordato takibinin kabul edilmesi halinde rehinden karşılayamadığı alacak için konkordatoya tabi olarak talep edebilecektir. Malı satılan 3. kişide rücû alacağını ancak konkordato nisabına dahil edilmesi halinde talep edilebilcektir. İİK 303. maddesinde “konkordatoya hayır oyu veren alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarının muhafaza eder” hükmünü taşır. Taşınmazını borçlu lehine ipotek veren 3. kişinin borçtan birlikte sorumlu olduğunda tereddüt yoktur. Alacaklının bütün haklarını muhafaza edebilmesi ancak konkordato nisabına dahil edilerek oy kullanmasına bağlanmıştır. Bu alacak rehinli alacak olarak kabul edilerek alacaklıya oy hakkı verilmediği takdirde İİK. 303. maddenin uygulanması mümkün olmayacaktır. İİK. 298/1 maddesi “komiser görevlendirilmesini mütakip borçlunun mevcudunun bir defterini yapar ve mallarının kıymetini takdir eder” hükmünü taşır. Bu değerlendirme borçlunun malları ile sınırlıdır. 3. kişiye ait malın değeri bu aşamada belirlenmediği için alacaklının rehin dışında ne kadar alacağının kalacağı tesbit edilemeyeceğinden 3. kişi rehniyle temin edilen alacağın tamamının adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi hem alacaklı hem de asıl borçluya rücû edecek alacaklı açısından gerekliliktir. Bu bağlamda taşınmazı satılan 3. kişi nisaba ve sonuç olarak konkordatoya tabi olmadan alacağını tam olarak alma hakkına sahip olacağından bu kabul diğer alacaklıların zararına olabilecektir. Yukarıda belirtildiği gibi konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması amaçlanmıştır. Gerek 295. maddenin ruhunda ve gerekse 45. madde bağlamında zikredilen rehinli malların borçlunun kendisine ait mallar olduğunun kabulünde zorunluluk vardır. İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya çevirme ve muhafazasını erteleme hükümleri içermektedir. Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir. Kanunun lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez. Tüm bu gerekçeler nazara alındığında 3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi açısından gereklidir. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1792 Esas ve 2021/100 Karar sayılı İlamı) Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle talep eden davacı borçlu şirket yönünden İİK. 305. maddesinde düzenlenen tasdik koşullarının gerçekleşmesine (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2026 tarih ve 2026/1605 Esas 2026/1819 Karar sayılı ilamı), yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... Bankası TAO vekili, asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekili ile asli müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2025 tarih ve 2024/719 Esas 2025/1120 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan asli müdahiller ... vekili, ... Bankası TAO. vekili, ... Bankası A.Ş vekili ile ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında asli müdahil ... Bankası TAO tarafından alınması gereken 732,00.TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında asli müdahil ... Bankası A.Ş'den alınması gereken 732,00.TL karar harcından peşin olarak alınan 615,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.TL harcın asli müdahil ... Bankası A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu sırasında asli müdahil ... Bankası A.Ş'den alınması gereken 732,00.TL karar harcından peşin olarak alınan 615,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.TL harcın asli müdahil ... Bankası A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Asli müdahil ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 6-İstinaf başvurusu sırasında asli müdahiller tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden ve davanın niteliği itibariyle talep eden borçlu davacı şirket yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 9-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/975, K. 2026/1660, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-975-e-2026-1660-k-09eeef7327d0