Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/934 E. 2026/2103 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/934
- Karar No
- 2026/2103
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA N: 2026/2335
KARAR NO: 2026/2103
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/09/2026 (Ara karar)
NUMARASI: 2026/934 E.
DAVANIN KONUSU: İcra takibinden önce açılmış Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 26/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"
1- ) Aleyhine menfi tespit açtığımız davalı ... A.Ş. Kayseri ... ... Bölgesi ... Sok. No: ... ... ... /KAYSERİ adresinde ... Fuarı adı altında ... -... tarihleri arasında organizasyon yapacağından bahisle müvekkil şirkete tanıtımlar yapmış, sözleşmeler imzalanmıştır. Fuarcılık alanında faaliyet gösteren davalı şirket ile müvekkil şirket arasında ...tarihli ... sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmede öncelikli olarak bahse konu yapmayı taahhüt ettikleri fuarda belirli bir lokosyonu ve o lokosyonda belirli firmaların müvekkil şirketin yanında olacağına dair gösterilen ve verilen standların fuarda yerleşimine dair krokilerine itibar edilerek, fuar alanında tarafımıza sunulan krokide ... koridoru ... numaralı yerde ve etrafında ..., ... Kapı, ...Kapı firmalarının yanında ( bu firmalar müvekkil şirketin çalışmakta ve çalışılmak arzusuna olduğu firmalardır.) ve fuar alanının tam merkezinde yer alan 190 m2 stand yeri verileceği vaad edilmiştir. Bu şartlar altında müvekkil şirket fuarın en uygun lansman yeri olduğunu düşündüğü konumda, ve hali hazırda ticari ilişkileri kurduğu ve yürüttüğü yukarıda ismini verdiğimiz firmaların yanında olacağı yönünde müvekkil firmaya kroki verilmesi üzerine, davalı tarafa itimat ederek fuara katılmaya karar vermiştir . Bu uğurda müvekkil şirket bu fuar güçlü bir katılım için hazırlıkları yapmaya da başlamıştır
.2-) ... Tarihinde, sektörde yer alan firmalardan ve davalı fuarcılık firmasından, müvekkil firmaya sözleşmede vaat edilen hol ve konumun yerinin müvekkilin izni ve bilgisi dışında değiştirildiğini, müvekkil firmaya bu fuara katılacağı söylenen firmaların aslında bu fuara katılımlarının olmadığını ve bu haliyle yanıltıcı bilgilerin kötü niyetli olarak müvekkil şirkete verilerek iş bu sözleşmesinin yapılması esnasında müvekkil şirket iradesini sakatlandığını durumu ortaya çıkmıştır. TTK, BK,ve MK gereğince bu sözleşmenin haklı olarak tarafımızca feshi mümkün olduğundan haklı nedenler bu sözleşmeyi tek taraflı olarak Kayseri ... Noterliğinin ... tarih... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshetmiş ve sair hususları da davalı tarafa ihtar etmiştir. Bu ihtar ile ayrıca davalı tarafa yukarıda bahsedilen fuar organizasyonu konusu için verilen ... keşide , ... Vade Tarihli, 804.304,00-TL Bedelli Bononunda iadesi ihtar edilmiştir.
3-) Davalı tarafça yukarıda belirttiğimiz Noter İhtarnamesine karşı cevabi olarak Bakırköy ... Noterliğinin ... tarih,... yevmiye numaralı keşide etmiş olduğu ihtarnamesinde; tarafımızın keşide ettiği fesih ihtarnamesini kabul etmediklerini, stant yerlerinin kendilerinin onay alınmaksızın değiştirebileceklerini, söylemişlerdir. Yine cevabi ihtarın 6.maddesinde '' Müvekkil şirket fuar organizasyonunun sözleşmede belirlenen ... tarihinde gerçekleştirmeye ve şirketinize sözleşmede üstlenilen fuar katılım hizmetini eksiksiz olarak sunmaya hazırdır.'' şeklinde ihtarname göndermiştir. Bu ihtarname tarafımıza 08/09/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu cevabi ihtarnamede, sözleşme yükümlülüklerinin kendileri tarafından yerine getirileceği, davalı tarafından belirtmiş olmasına rağmen sahada bu yönde herhangi bir adım yine atılmamış, herhangi stant yeri ayrılmamıştır. Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/668 D.İŞ esas sayılı dosyası ile söz konusu fuar alanına mahkeme heyetince bilirkişi marifetiyle gidilerek bu bahse konu durumlar hakkında tespit yapılmıştır. Söz konusu tespit dosyasında davalı şirketin yukarıda bahsettiğimiz üzere müvekkil şirkete kiralamayı vaad ettiği bütün stant yerlerinin dolu olduğu ve müvekkil şirkete başka bir stant yeri de ayrılmadığı görülmüştür. Hal böyle iken müvekkil şirkete karşı, ihtarnamelerin varlığına rağmen kötü niyetli olarak fuarda stant yeri ayrılmadığı gibi, müvcekkil şirketin iadesini ihtar ettiği, verilme nedeni ortadan kalmış olmakla bedelsiz kalan ... keşide , ... Vade Tarihli, 804.304,00-TL Bedelli bono da tarafımıza iade edilmemiştir. Davacı taraf bu yönüyle, aynı yerleri birden fazla tarafa satmıştır. Şu halde davalı şirket sebepsiz olarak zenginleşmiştir.
4-) Yukarıda da bahsettiğimiz üzere; müvekkil firmaya sözleşme ile tahsis edilmesi kararlaştırılan Fuar alanında müvekkil şirkete sunulan krokide ... koridoru ... numaralı yerde müvekkil şirkete yer ayrılmadığı, bahse konu yerde başka fuarcılık hizmeti alan başka bir şirketin bulunduğu, ayrıca daha sonra tarafımıza tahsis edilen yerinde başka bir firmaya verildiği ortadadır. Davalı taraf her ne kadar cevabi ihtarname de sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinin devam ettiğinden söz edilmiş ise de müvekkil şirkete fuar alanında bahsedilen ve görsellerde belirtilen yerlerin ayrılmadığı yapılan mahkemece yapılan tespit ile ortaya çıkmıştır.
5-) Şu aşamada kedisine herhangi bir hizmet sağlanmayan/sunulmayan müvekkil şirket tarafından davalı tarafa verilen bononun tarafımıza ihtarnameye rağmen iade edilmediği açıktır. Davalı tarafça gözleşmeden eylemli olarak dönülmüştür. Eylemli (fiili) olarak sözleşmeden dönme, taraflardan birinin açık bir yazılı veya sözlü beyanda bulunmadan, doğrudan doğruya sözleşmeyi sonlandırma amacını taşıyan bir davranış sergilemesi (örneğin, teslim alınan ayıplı malı hemen satıcıya geri göndermesi, veya faturayı iade etmesi) anlamına gelir.Ayrıca sözleşmenin tarafınızca vaat edildiği şekilde yapılacağına güvenerek lansman ihtiyacımızı karşılayacağına inançla stand yeri tasarım,mimari proje,stand malzemeleri ayrıca fuara davet edilen kişiler için yapılan 100 kişilik rezervasyon, 300 kişilik fuar davetiyesi,tanıtıcı broşür,eşantiyon (Çakmak,kalem,katalog,not defteri,bardak,dosya vb harcamalar) masraflarımızın tespiti ve tarafımızın menfi ve müspet zararlarının tazmin edilmesi kanuni yollara başvuru ve buna dair tüm haklarımızı şimdilik saklı tutuyoruz.
6-) Hizmetin Hiç Yerine Getirilmemesi (Edimsizlik): Davalı taraf, üstlendiği hizmet edimini hiçbir şekilde yerine getirmemiş, hizmeti tamamen ifa etmekten kaçınmıştır. Borçlar Kanunu hükümleri gereğince karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, karşı taraf edimini hiç yerine getirmediği takdirde diğer taraf da borcunu ifa etmekle yükümlü değildir. Hizmet hiç yapılmadığı için işbu bononun da hukuki dayanağı kalmamıştır.
7-) İcra Takibi / Tehdidi ve Hukuki Yarar: Davalı taraf hizmeti sunmamasına rağmen elindeki bonoyu işleme koyarak banka protestosu göndertmiştir. Davalı senedi icraya koyma tehdidinde bulunduğundan, hukuki yararımız gereği bu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir.
8-) İhtiyati Tedbir Talebimiz Hakkında:İİK m. 72 uyarınca, haksız icra takibinin ve telafisi güç zararların önlenmesi için, dava sonuna kadar icra takibinin durdurulması ya da alacağın %15’inden az olmamak üzere yatırılacak teminat karşılığında veznedeki paranın alacaklıya ödenmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz.
9-) Yasa gereğince, bu şekilde açılan icra takibinden önce açılan menfi tespit davası açılacak icra takibini tek başına durdurmaya yeterli olmadığı veçhile, söz konusu bono bedelinin %20’ini tarafımızca yatırılmaya hazırız.İvedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekteyiz.
10-) Davalı şirket ile yaptığımız arabuluculuk görüşmeleri olumsuz sonuçlanmıştır.Ekte buna ilişkin tutanaklar mevcuttur.
HUKUKİ SEBEPLER: TMK, BK, TTK, İİK m. 72, HMK m. 400 vd. ve ilgili sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Sözleşme, Söz konusu bono (senet) fotokopisi, Bono teslim tutanağı (Tahsilat Makbuzu), Kayseri ... Noterliğinin ... tarih... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Bakırköy ... Noterliğinin ... tarih,... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/668 D.İŞ esas sayılı dosyası, Fuar krokileri, whatsapp ve SMS yazışmaları, tanık anlatımları, bilirkişi incelemesi, keşif ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, davamızın kabulü ile; öncelikle g,östereceğimiz teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine Müvekkil şirket tarafında düzenlenmiş, davalı şirketin lehdarı olduğu, ... Tanzim tarihli, ... Vade Tarihli 804.304,00 TL bedelli bobo yönünden borçlu olmadığının tespitine ve davalı tarafın asıl alacağın %20 inden aşağı olmamak üzere tazminata hüküm kurulmasına, yargılama giderleri(Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/668 D.iş sayılı dosyasında yapılan masraflar dahil) ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine"karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkeme 25/09/2026 tarihli ara kararıyla: "... Somut olayda davacının davalı lehine, keşide ederek bono verdiği, davalı ile arasında yapıldığını iddia ettiği sözleşme gereği edimini ifa etmediği iddiasıyla, talebe konu bonoya ilişkin icra takibinin önlenmesi kararı verilmesi talebinde bulunduğu görülmüştür. Somut olay, bahse konu yasa maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tedbir konusu bononun kambiyo senedi niteliğinde olması, mevcut kapsamda davacının yaklaşık ispat şartını sağlayamadığı kabul edilmiştir. Zayi nedeniyle açılacak iptal davalarının keşideci tarafından açılamayacağı gözetildiğinde; keşidecinin talebe konu bonoya ilişkin takip başlatılmaması kararı verilmesi talebi uygun görülmemiştir. Her ne kadar ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı tarafça bonoyla ilgili davalı tarafın edimini ifa etmediği iddia edilmiş ise de bu iddianın somutlaştırılması adına, bononun temel ilişki ile illiyetini net olarak ortaya koyacak evrak/sözleşme ibraz edilemediği, bu hususun belki defter inceleme vs delillerin ikamesi sonrasında yargılama ile tespit edilebileceği, somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin de bulunmadığı/sununlmadığı, senedin sözleşme dolayısıyla verildiği hususunun da yargılama gerektirdiği dolayısıyla yaklaşık ispatın sağlanamadığı, ticari hayatın güven ihtiyacı ile sebepten mücerretlik ilkeleri gözetilmekle bononun takibe konulmasının önlenmesi kararı verilmesine dair tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
2-Kararın tedbir isteyen tarafa tebliğine,,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;"Davalı taraf ile müvekkil şirket arasındaki temel ilişkiye dair, davalı tarafın yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirilmediğinin tespiti amacıyla tarafımızca Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/668 D.iş esas sayılı dosyası ile tespit davası açılmıştır. Tespit yapılan mahkeme heyetince söz konusu fuar alanına mahkeme heyetince bilirkişi marifetiyle gidilerek bu bahse konu durumlar hakkında tespit yapılmıştır. Söz konusu tespit dosyasında davalı şirketin yukarıda bahsettiğimiz üzere müvekkil şirkete kiralamayı vaad ettiği bütün stant yerlerinin dolu olduğu ve müvekkil şirkete başka bir stant yeri de ayrılmadığı görülmüştür. Dava dosyasındaki dilekçemizde ayrıntılı olarak sunduğumuz ve belirttiğimiz şekilde, dilekçemiz ekinde ilgili tüm ispat (yaklaşık ispatı sağlayan) delillerimizi de dava dosyasına sunduk. Bu temel ilişkiye dair verildiği, bono teslim belgesi/Tahsilat belgesi ile açıkça ortaya konulan bononun temel ilişki ile de alakası da son derece somut olarak tarafımızca ortaya konulmuştur. İstinafa konu ihtiyati tedbir talebimizin reddine dair ara kararı veren mahkeme, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki D.iş sayılı tespit dosyasının akıbetini dahi beklemeksizin alelacele bu haklı ve kanuni dayanağı bulunan talebimizi usul ve yasaya aykırı olarak reddetmiştir.Yine TTK, BK,ve MK gereğince bu sözleşmenin haklı olarak tarafımızca feshi mümkün olduğundan haklı nedenler bu sözleşmeyi tek taraflı olarak Kayseri ... .Noterliğinin ... tarih... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshetmiş ve sair hususları da davalı tarafa ihtar etmiştir. Bu ihtar ile ayrıca davalı tarafa yukarıda bahsedilen fuar organizasyonu konusu için verilen ... keşide , ... Vade Tarihli, 804.304,00-TL Bedelli Bononunda iadesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafça yukarıda belirttiğimiz Noter İhtarnamesine karşı cevabi olarak Bakırköy ... Noterliğinin ... tarih,... yevmiye numaralı keşide etmiş olduğu ihtarnamesinde; tarafımızın keşide ettiği fesih ihtarnamesini kabul etmediklerini, stant yerlerinin kendilerinin onay alınmaksızın değiştirebileceklerini, söylemişlerdir. Yine cevabi ihtarın 6.maddesinde '' Müvekkil şirket fuar organizasyonunun sözleşmede belirlenen ... tarihinde gerçekleştirmeye ve şirketinize sözleşmede üstlenilen fuar katılım hizmetini eksiksiz olarak sunmaya hazırdır.'' şeklinde ihtarname göndermiştir. İhtarımıza konu ettiğimiz bonoyu da iade etmemiştir.İş bu tedbir talebimiz İİK 72 maddedeki İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına ilişkindir. Mahkemece kanunda belirtilen teminat oranın tarafımızca yatırılacağı belirtilmesine rağmen Mahkemece tedbir talebimizin haksız ve yersiz olarak reddine karar verilmiştir. Oysa ki bu tedbir talebimizin mahkemece kabulü kanuni bir zorunluluktur. Mahkemenin takdir hakkı gibi geniş bir değerlendirme alanı da mevcut değildir. Hal böyle iken müvekkil şirkete karşı, ihtarnamelerin varlığına rağmen kötü niyetli olarak fuarda stant yeri ayrılmadığı gibi, müvcekkil şirketin iadesini ihtar ettiği, verilme nedeni ortadan kalmış olmakla bedelsiz kalan ... keşide , ... Vade Tarihli, 804.304,00-TL Bedelli bono da tarafımıza iade edilmemiştir. Davacı taraf bu yönüyle, aynı yerleri birden fazla tarafa satmıştır. Şu halde davalı şirket sebepsiz olarak zenginleşmiştir. Üstüne üstük müvekkil şirket şu aşamada haksız haciz ve icra baskısı altında bulunmaktadır. Müvekkil şirketin maddi olarak dara düşmemesi adına ivedi olarak tedbir talebimizin kabulü gerekmektedir.NETİCE İ TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; İhtiyati tedbir talebimizin reddine dair verilen 25/09/2026 tarihli ara karara karşı istinaf dilekçemizin kabulü ile mahkemenin verdiği ara kararın kaldırılarak, tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini " ileri sürmüş ve talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı, istinaf dilekçesinde İİK'nın 72. maddesi uyarınca teminat gösterilmesi halinde mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermek zorunda olduğunu, bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığını ileri sürmektedir.Ancak bu iddia kanun hükmüyle bağdaşmamaktadır.İİK'nın 72/2. maddesinde;"İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." hükmüne yer verilmiştir.Görüldüğü üzere kanun koyucu, teminat gösterilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini zorunlu tutmamış, bu konuda mahkemeye takdir yetkisi tanımıştır.Ayrıca HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Teminat gösterilmesi bu yükümlülüğün yerine geçmez.Davacı ise bononun bir ... sözleşmesi kapsamında düzenlendiğini, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve bu nedenle borçlu olmadığını ileri sürmektedir.Ancak bononun hangi ticari ilişki kapsamında düzenlendiğinin belirlenmesi ile bu ilişkiden doğan borcun sona erdiğinin ortaya konulması birbirinden farklı hususlardır.Davacı, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve buna bağlı olarak ödeme borcunun ortadan kalktığını yaklaşık ispat düzeyinde ortaya koyamamıştır.Dolayısıyla yalnızca teminat göstermeye hazır olduğunu bildirerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmesi yeterli değildir. Mahkemenin tedbir talebini reddetmesi bu yönüyle yerindedir.
II. BONONUN FUAR KATILIM SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA DÜZENLENMİŞ OLMASI, BEDELSİZ KALDIĞINI GÖSTERMEMEKTEDİR.Davacı, istinaf dilekçesinde bono teslim belgesine dayanarak senedin temel ilişkiyle bağlantısının ortaya konulduğunu ve bunun yaklaşık ispat için yeterli olduğunu ileri sürmektedir.Taraflar arasında ...tarihli ... Sözleşmesinin bulunduğu ve davaya konu bononun bu ticari ilişki kapsamında düzenlendiği hususunda esasen uyuşmazlık bulunmamaktadır.Ancak davacının göz ardı ettiği husus, bononun sözleşme kapsamında düzenlenmiş olmasının, sözleşmeden doğan ödeme borcunun sona erdiğini göstermemesidir.Nitekim ilk derece mahkemesinin ara kararında yazılı sözleşmenin sunulmadığından söz edilmiş ise de müvekkil şirket taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını inkâr etmemektedir. Aksine, alacak hakkımız bu sözleşmeye dayanmaktadır.Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli olan yalnızca bono ile sözleşme arasındaki bağlantı değil, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediği ve ödeme yükümlülüğünün sona erip ermediğidir.Davacı, tek taraflı fesih bildiriminde bulunmuş olmasını sözleşmeden doğan bütün yükümlülüklerinin sona ermesi için yeterli görmektedir. Oysa fesih bildiriminin yapılmış olması, bu bildirimin hukuken haklı ve geçerli olduğunu kendiliğinden göstermez.Taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri, fuar yerleşiminde yapılan değişiklikler ve davacının katılmama bildiriminin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, bononun bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın yaklaşık olarak dahi ispatlandığından söz edilemez.
III. DAVACININ HAKLI FESİH İDDİASINA DAYANAK GÖSTERDİĞİ STANT YERİ DEĞİŞİKLİĞİ, SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNDE AÇIKÇA DÜZENLENMİŞTİR.
Taraflar arasında ...tarihinde imzalanan ... Sözleşmesi kapsamında, müvekkil şirket tarafından düzenlenen ... Uluslararası ... Fuarı'na katılım konusunda anlaşılmıştır.Sözleşmede davacı için 190 m² reklam alanı karşılığında vergiler dahil 804.304,20 TL katılım bedeli kararlaştırılmıştır.Davacı, başlangıçta kendisine gösterilen ... numaralı alanın değiştirilmesini sözleşmenin haklı nedenle feshi için yeterli kabul etmektedir. Ancak sözleşmenin içeriği bu iddiayı doğrulamamaktadır.
Nitekim sözleşmenin 3. maddesinde;
"KATILIMCI, FUAR katılım koşulları, sergi veya FUAR'ın yeri, KATILIMCI'nın FUAR alanındaki yeri, düzenleme tarihleri ve işbu tarihlerde yapılacak değişiklikleri, unvanı vb. hususlarda, DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durum, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri peşinen kabul eder. Bu durum SÖZLEŞME'nin fesih sebebi değildir, KATILIMCI'nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder."hükmüne açıkça yer verilmiştir.Davacı, sözleşmeyi imzalarken fuar alanındaki yerinin organizasyon gerekleri doğrultusunda değiştirilebileceğini kabul etmiştir. Sözleşmenin ön yüzündeki "Stand İsmi" ve "İlave Bilgi" bölümlerinde de belirli bir stant numarasının değişmeyeceğine veya belirli firmalarla yan yana bulunulacağına ilişkin özel bir şart bulunmamaktadır.Dolayısıyla davacının ilk krokide gösterilen alanın değiştirilmesini doğrudan sözleşme ihlali olarak ileri sürmesi yerinde değildir.Kaldı ki davacının stant alanı değiştirilirken kendisine başka bir alan ayrılmadığı iddiası da dosyadaki belgelerle doğrulanmamaktadır.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/668 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, başlangıçta davacıya gösterilen ... numaralı 190 m² alanın yerinin değiştirildiği, davacı ... firmasının ise salonun üst bölümünde 20 x 10 metre ölçülerinde, yaklaşık 200 m² büyüklüğünde başka bir alana yerleştirildiği açıkça tespit edilmiştir.Başka bir ifadeyle davacının ilk yerleşim krokisindeki alanı değiştirilmiş, ancak fuara katılımı için başka bir alan gösterilmiştir.Taraflar arasında bu değişikliğe imkân tanıyan açık bir sözleşme hükmü bulunmasına rağmen davacının yalnızca ilk stant yerinin değiştirilmesine dayanarak bütün ödeme yükümlülüklerinin ortadan kalktığını ileri sürmesi kabul edilemez.
IV. DAVACININ FUARA KATILMAYACAĞINI BİLDİRMESİNDEN SONRA YERLEŞİM PLANI YENİDEN DÜZENLENMİŞTİR. DELİL TESPİTİ RAPORUNDAKİ BULGULAR BU SÜREÇTEN BAĞIMSIZ DEĞERLENDİRİLEMEZ.
Davacı, Kayseri ... Noterliğinin ... tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiğini ve fuara katılmayacağını bildirmiştir.Oysa fuar henüz başlamamış olup organizasyonun ... tarihlerinde gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.Müvekkil şirket, Bakırköy ... Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde davacının fesih beyanını kabul etmediğini, sözleşmenin yürürlükte olduğunu ve fuar katılım hizmetini eksiksiz şekilde sunmaya hazır bulunduğunu açıkça bildirmiştir.Buna rağmen davacı fuara katılmamıştır.Davacının ve başka bir firmanın organizasyona katılmaması nedeniyle fuar alanında yaklaşık 500 m² boşluk oluşmuş, bunun üzerine organizasyon bütünlüğünün korunması amacıyla yerleşim planı yeniden düzenlenmiştir. Bazı stantlar alt bölümlere kaydırılmış, fuar alanının arka kısmında ise ... olarak adlandırılan ikili iş görüşmesi alanı oluşturulmuştur.Bu hususlar Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/668 D. İş sayılı dosyasına sunduğumuz 15/09/2026 tarihli beyan dilekçesinde de açıklanmıştır.Davacının dayandığı keşif ise 11/09/2026 tarihinde, yani davacının fuara katılmayacağını bildirmesinden sonra yapılmıştır.Bilirkişi raporunda keşif tarihinde davacı adına stant bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak bu tespit, davacının daha önce fuara katılmayacağını bildirmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.Nitekim raporda, davacının ikinci krokide yaklaşık 200 m² başka bir alana yerleştirildiği belirtilmiş, sonradan yapılan yerleşim değişikliklerinin müvekkil şirketin açıklamalarıyla uyumlu olduğu da ifade edilmiştir.Bu nedenle keşif tarihinde davacı adına stant bulunmaması, tek başına müvekkilin sözleşmeyi ihlal ettiğini veya davacının ... tarihli fesih beyanının haklı olduğunu göstermemektedir.Davacı, kendi katılmama bildiriminden sonra ortaya çıkan yerleşim düzenini, daha önce gerçekleştirdiği fesih işleminin haklılığına dayanak göstermektedir. Ancak sonradan oluşan fiili durumun, fesih tarihinde mevcut olduğu ileri sürülen sözleşmeye aykırılığı ayrıca ortaya koyması gerekir.Bu husus yargılamayı gerektirmekte olup delil tespiti raporundan hareketle bononun bedelsiz kaldığı sonucuna ulaşılması mümkün değildir.
V. BİLİRKİŞİ RAPORUNUN BEKLENMEDEN KARAR VERİLDİĞİ İDDİASI DA İSTİNAF SEBEBİ OLARAK KABUL EDİLEMEZ.
Davacı, ilk derece mahkemesinin delil tespiti dosyasının sonucunu beklemeksizin ihtiyati tedbir talebini reddettiğini ve bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.Ancak mahkeme, ihtiyati tedbir talebini önündeki bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirmekle yükümlüdür. Her ihtiyati tedbir talebinde başka bir dosyada devam eden bilirkişi incelemesinin sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğine ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır.Nitekim ihtiyati tedbir talebi 25/09/2026 tarihinde reddedilmiş, davacının dayandığı bilirkişi raporu ise bu karardan sonra, 28/09/2026 tarihinde düzenlenmiştir.Dolayısıyla mahkemenin karar tarihinde henüz mevcut olmayan raporu değerlendirmemiş olması tek başına usule aykırılık oluşturmaz.Kaldı ki sonradan alınan bilirkişi raporu da davacının ileri sürdüğü hukuki sonucu kesin olarak ortaya koymamaktadır.Raporda üç ayrı yerleşim durumu incelenmiş; başlangıçta ... numaralı 190 m² alanın gösterildiği, ikinci krokide davacıya yaklaşık 200 m² başka bir alan ayrıldığı ve 11/09/2026 tarihli keşifte artık davacı adına stant bulunmadığı tespit edilmiştir.Bu tespitler, fuar alanındaki yerleşim değişikliklerini göstermektedir. Ancak sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği veya bononun bedelsiz kalıp kalmadığı konusunda hukuki bir sonuç içermemektedir.Davacı, 01/10/2026 tarihli beyan dilekçesinde bilirkişi raporunun iddialarını tam olarak ispatladığını ileri sürmüşse de raporda böyle bir değerlendirme yapılmamıştır.Fuar alanındaki yerleşimin sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı, sözleşmenin 3. maddesi ve olayların tarih sırası dikkate alınarak belirlenmelidir.Bu nedenle bilirkişi raporunun sonradan dosyaya sunulması da ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını gerektirmemektedir.
VI. DAVACININ İCRA TAKİBİ VE HACİZ TEHDİDİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI DA İHTİYATİ TEDBİR İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR.Davacı, istinaf dilekçesinde müvekkilin bonoyu iade etmediğini, haksız icra ve haciz baskısı altında bulunduğunu, bu nedenle maddi açıdan zor duruma düşebileceğini ileri sürmektedir.Ancak davacı, eldeki menfi tespit davasını icra takibinden önce açtığını bizzat kabul etmektedir.Bononun protesto edilmiş olması veya ileride icra takibine konu edilme ihtimali, tek başına sözleşmeden doğan borcun bulunmadığını veya yapılacak takibin haksız olacağını göstermez.Kaldı ki müvekkilin alacak talebi taraflar arasında imzalanan yazılı sözleşmeye ve davacı tarafından düzenlenerek teslim edilen bonoya dayanmaktadır. Sözleşmenin haklı nedenle sona erdiği ve bononun bedelsiz kaldığı ise henüz ortaya konulmamıştır.Davacının ileride başlatılabilecek bir icra takibinden zarar görebileceğine ilişkin genel açıklamaları, yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine geçtiği şeklinde değerlendirilemez.Ayrıca dava dilekçesinde alternatif olarak talep edilen icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki tedbir, İİK'nın 72/3. maddesinde takipten sonra açılan menfi tespit davaları bakımından düzenlenmiştir. Somut davanın ise takipten önce açıldığı açıktır.Davacı, mevcut durumda bir icra takibi bulunduğunu göstermediği gibi bononun bedelsiz kaldığını da yaklaşık olarak ispatlayamamıştır.Bu nedenle icra takibi ve haciz tehdidine ilişkin açıklamalar da istinaf başvurusunun kabulünü gerektirmemektedir.
VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE İLİŞKİN KARARI SONUÇ İTİBARIYLA YERİNDEDİR.TARAFLAR ARASINDA GEÇERLİ BİR ... SÖZLEŞMESİ BULUNMAKTADIR. MÜVEKKİL ŞİRKET, SÖZLEŞME KAPSAMINDA DÜZENLENEN FUARI ... TARİHLERİNDE GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.
Davacının başlangıçta gösterilen stant alanı, sözleşmenin izin verdiği şekilde değiştirilmiş ve ikinci yerleşim krokisinde kendisine yaklaşık 200 m² büyüklüğünde başka bir alan ayrılmıştır.Davacı ise fuar başlamadan önce tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve organizasyona katılmayacağını bildirmiştir. Müvekkil şirket bu feshi kabul etmemiş, sözleşmeden doğan hizmeti sunmaya hazır olduğunu noter aracılığıyla ayrıca açıklamıştır.Davacının katılmama bildiriminden sonraki yerleşim düzeni, daha önceki fesih işleminin haklı olduğunu kendiliğinden göstermemektedir.Kaldı ki sözleşmenin 3. maddesinde stant yerinde değişiklik yapılabileceği ve katılımdan vazgeçilmesi halinde ödeme yükümlülüğünün devam edeceği açıkça düzenlenmiştir.Bu koşullar altında davacının yalnızca tek taraflı fesih beyanına ve fuar alanındaki son yerleşim düzenine dayanarak bono nedeniyle borçlu olmadığını yaklaşık ispat düzeyinde ortaya koyduğu kabul edilemez.İhtiyati tedbir, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmeden önce uygulanan geçici bir hukuki korumadır. Bu aşamada davacının borçlu olup olmadığı kesin olarak karara bağlanmayacak olmakla birlikte, tedbir kararı verilebilmesi için gerekli koşulların oluşması da zorunludur.Somut olayda bu koşullar gerçekleşmemiştir.Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte değildir. Bu nedenle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ediyoruz.Esas davaya ilişkin yetki ilk itirazımız ile sözleşmeden ve davaya konu bonodan kaynaklanan bütün hak ve alacaklarımız saklıdır.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/09/2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararına karşı yaptığı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın yerinde olduğunun kabulüne,
İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Derdest dava, icra takibinden önce açılmış, dava konusu bonodan dolayı menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ile,"8-) İhtiyati Tedbir Talebimiz Hakkında:İİK m. 72 uyarınca, haksız icra takibinin ve telafisi güç zararların önlenmesi için, dava sonuna kadar icra takibinin durdurulması ya da alacağın %15’inden az olmamak üzere yatırılacak teminat karşılığında veznedeki paranın alacaklıya ödenmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz.9-) Yasa gereğince, bu şekilde açılan icra takibinden önce açılan menfi tespit davası açılacak icra takibini tek başına durdurmaya yeterli olmadığı veçhile, söz konusu bono bedelinin %20’ini tarafımızca yatırılmaya hazırız.İvedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekteyiz.......SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, davamızın kabulü ile; öncelikle göstereceğimiz teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine Müvekkil şirket tarafında düzenlenmiş, davalı şirketin lehdarı olduğu, ... Tanzim tarihli, ... Vade Tarihli 804.304,00 TL bedelli bobo yönünden borçlu olmadığının tespitine ve davalı tarafın asıl alacağın %20 inden aşağı olmamak üzere tazminata hüküm kurulmasına, yargılama giderleri(Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/668 D.iş sayılı dosyasında yapılan masraflar dahil) ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine" karar verilmesini istemiştir. Mahkeme 25/09/2026 tarihli gerekçeli ara kararı ile; "Somut olayda davacının davalı lehine, keşide ederek bono verdiği, davalı ile arasında yapıldığını iddia ettiği sözleşme gereği edimini ifa etmediği iddiasıyla, talebe konu bonoya ilişkin icra takibinin önlenmesi kararı verilmesi talebinde bulunduğu görülmüştür. Somut olay, bahse konu yasa maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tedbir konusu bononun kambiyo senedi niteliğinde olması, mevcut kapsamda davacının yaklaşık ispat şartını sağlayamadığı kabul edilmiştir. Zayi nedeniyle açılacak iptal davalarının keşideci tarafından açılamayacağı gözetildiğinde; keşidecinin talebe konu bonoya ilişkin takip başlatılmaması kararı verilmesi talebi uygun görülmemiştir. Her ne kadar ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı tarafça bonoyla ilgili davalı tarafın edimini ifa etmediği iddia edilmiş ise de bu iddianın somutlaştırılması adına, bononun temel ilişki ile illiyetini net olarak ortaya koyacak evrak/sözleşme ibraz edilemediği, bu hususun belki defter inceleme vs delillerin ikamesi sonrasında yargılama ile tespit edilebileceği, somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin de bulunmadığı/sununlmadığı, senedin sözleşme dolayısıyla verildiği hususunun da yargılama gerektirdiği dolayısıyla yaklaşık ispatın sağlanamadığı, ticari hayatın güven ihtiyacı ile sebepten mücerretlik ilkeleri gözetilmekle bononun takibe konulmasının önlenmesi kararı verilmesine dair tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Davacı vekili iş bu ara kararını süresinde istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri,derdest davanın icra takibinden önce açılmış dava konusu bonodan dolayı menfi tespit talebine ilişkin olması,taraflar arasında ...tarihli ... sözleşmesinin imzalandığının ve dava konusu bononun da bu sözleşme konusu ticari ilişki kapsamında düzenlenip davacı tarafça davalı tarafa fuar tarihinden önce (Avans mahiyetinde) teslim edildiğinin gerek taraf beyanları gerekse dosyaya örneği sunulan ... tarihli tahsilat/teslim makbuzundan anlaşılması,tarafların karşılıklı gönderdikleri Noterlik ihtarı ve ihtara cevabın içerikleri, Kayseri 1.Asliye ticaret mahkemesince 2026/0668 D.İŞ esas sayılı tespit dosyası üzerinden mahallinde yapılan keşif ve tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunun içeriği ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Davaya konu bonoya dayalı olarak açılan derdest işbu menfi tespit davasının icra takibinden önce açılmış menfi tespit davası olduğu, İİK madde 72:...MENFİ TESBİT VE İSTİRDAT DAVALARI: (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir..." şeklinde düzenlendiği, yukarıda belirtilen hususlar ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte dikkate alındığında, icra takibinden önce açılan iş bu menfi tespit davasında davacının İ.İ.K. 72/2 maddesi uyarınca istediği ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunduğu, zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olduğu, bu nedenlerle İİK 72/2 md uyarınca, davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin, dava konusu ... tanzim, ... vade tarihli, keşidecisi davacı ... kapı sistemleri ... LTD. ŞTİ, lehtarı davalı ... A.Ş., düzenleme yeri ... olan, 804.304,00TL bedelli bononun miktarı olan 804.304,00TL nin takdiren %20 si oranında nakdi teminat yada aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ve işbu menfi tespit davasının tarafları yönünden olmak üzere kabulü ile, davaya konu bonoya dayalı olarak işbu dava tarihinden sonra başlatılması halinde sözkonusu icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak mahkemece yanılgılı olarak davacı tarafın bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 25/09/2026 tarihli ara kararıyla karar verildiğinden davacı tarafın yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 25/09/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/09/2026 tarihli, 2026/934 Esas sayılı ARA KARARINA karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-HMK 353/1-b.2 md. gereğince, işbu 25/09/2026 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA,
Düzeltilerek yeniden karar verilmesine, buna göre;
3-"1- İİK 72/2 md uyarınca, davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin, dava konusu ... tanzim, ... vade tarihli,keşidecisi davacı ... kapı sistemleri ... LTD. ŞTİ, lehtarı davalı ... A.Ş.,düzenleme yeri ... olan, 804.304,00TL bedelli bononun miktarı olan 804.304,00TL nin takdiren %20 si oranında nakdi teminat yada aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ve işbu menfi tespit davasının tarafları yönünden olmak üzere kabulü ile, davaya konu bonoya dayalı olarak işbu dava tarihinden sonra başlatılması halinde sözkonusu icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına,
2- İşbu Teminat mahkemeye (İlk derece mahkemesine) yasal süresi içinde yatırıldığı/sunulduğu taktirde mahkemece (İlk derece mahkemesince) İcra Müdürlüğüne/dosyasına bu konuda yazı yazılmasına,"
4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta giderinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dosya üzerinden ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 md uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2026