Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1434 E. 2026/1559 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1434
- Karar No
- 2026/1559
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1434
KARAR NO : 2026/1559
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 22/05/2024
NUMARASI : 2023/186 E. - 2024/85 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın ..., ...ve ... no ile tescilli markaların sahibi olduğunu, diğer davacıların davacı ...'a ait /ortağı olduğunu, bu firmaların markalarını kullanımına da ...'ın muvafakat ettiğini, müvekkillerinden ... ve ... ( Yeni ünvanı; ... Anonim Şirketi) ile davalı ...A.Ş. arasında ayrı ayrı 29/01/2021 tarihli ''MÜNSAHIR YETKİLİ GAYRİMENKUL TELLALİYE HİZMET SÖZLEŞMESİ'' imzalandığını, sözleşme hükümleri incelendiğinde ...'a ait markaların davalı tarafından kullanımına dair bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin ise; müvekkil ... tarafından Bakırköy 39.Noterliği 26/12/2022 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname ile, müvekkili ... ... Limited Şirketi tarafından Bakırköy 39.Noterliği 26/12/2022 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname ile haklı olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshi akabinde Bakırköy 32.Noterliği 08/03/2023 tarihli ... ve ... yevmiyeli ihtarnameler ile; "... Mahallesi ... Caddesi No:... ... / İstanbul" adresindeki işyeri içerisinde ve dış cephelerinde müvekkiline ait "...", "...", "..." vs. tescilli markalar ile ayrıca müvekkili firma ile arasında franchise sözleşmesi bulunan ...’a ait "...", "... ..." gibi tescilli tanınmış marka ve logoların yetkisiz ve izinsiz olarak kullanıldığının ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde işyerinin gerek içinde ve gerekse dış cephelerinde söz konusu tescilli marka ve logoların tamamının kullanımına kısmen dahi olsa son verilmemesi halinde, derhal hukuki ve cezai yönden tüm yasal yollara başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, davalının markaları kullanmaya devam ettiği gibi, en son markaların yer aldığı bayrak direkleri dikerek markalarının haksız kullanımını attırdığını ve müvekkillerinin tescilli markalarını "... Mahallesi ... Caddesi No:... ... / İstanbul" adresindeki işyeri içerisinde ve dış cephelerinde kullanmaya devam ettiklerini, bu kullanım nedeniyle fikri ve sınai hakları zarara uğratıldığını, haksız kullanım ile ilgili olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/26170 Hazırlık dosyasından ayrıca şikayette bulunulduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraflar ile müvekkilleri arasında 29/01/2021 tarihinde davacılara ait Balıkesir ili ... ilçesindeki "..." projesi ile ... ili ... İlçesindeki "..." projesinin tanıtım, pazarlama,ve satış faaliyetleri konusunda 2 adet "münhasır yetkili gayrimenkul tellaliye hizmet sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında müvekkillerinden niteliği ve yapısı davacılar tarafından belirlenen şekilde bir satış ofisi kurulması yükümlülüğü müvekkillerine yüklendiğini, ekte sundukları mail yazışmalarında da görüleceği üzere söz konusu satış ofisinin seçimi, kiralanması, iç ve dış dizaynı ve hatta ofis eşyalarının iç düzenine kadar her türlü ayrıntı davacı tarafça belirlenmiş olup davacının talepleri doğrultusunda satış ofisi kurulduğunu, özellikle davacı tarafın haksız kullanım olarak nitelendirdiği satış ofisi taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin gereği olarak ve yine davacı tarafın talep istekleri doğrultusunda kurulmuş olup dava dilekçesinde belirtilen marka ve logoların tamamı da yine davacı tarafın talepleri, bilgisi ve onayı ile davacı tarafça satış ofisinde kullanıldığını, bu nedenle taraflar arasında söz konusu projelerin tanıtımı, pazarlanması ve satışı konusunda iki adet sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelerde müvekkiline olduğu kadar davacı tarafa da sorumluluklar yüklendiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini davacı tarafın da onayı ile yerine getirmiş iken davacı taraf yükümlülüklerini yerine getirmemiş işlerin yürümesinde tıkanıklığa sebep olduklarını, müvekkilleri tarafından davacı tarafa yükümlülüklerini yerine getirmesi hususunda gerek sözlü olarak gerekse mail yolu ile defalarca talepte bulunulduğunu, davacı taraf yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi asılsız iddialar ile .... A.Ş.'ye Bakırköy 39. Noterliğinde 26/12/2022 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı ihtarlarını çekerek münhasır yetki sözleşmelerinin feshedildiği bildirildiğini, bu fesih bildirimi haksız ve geçersiz olduğundan Bakırköy 51. Noterliği 06/01/2023 tarih ve ... ve ... yevmiye nolu ihtarları ile cevap verilmiş olup feshi talebinin haksız ve geçersiz olduğu ve sözleşme hükümlerinin uygulanmasının talep edildiğini, devam eden süreçte davacı taraf edimlerini yerine getirmediğinden tekrardan Bakırköy 51. Noterliği 06/03/2023 tarih ve ... ve ... yevmiye nolu ihtarları ile davacıdan sözleşme gereği edimlerinin yerine getirilmesi ve müvekkilinin masraflarının karşılanması istendiğini, davacı taraf yine edimlerini yerine getirmemiş olup bu kez ise marka ve logoların kullanılmaması yönünde ihtar gönderdiklerini, Bakırköy 51. Noterliği 20/03/2023 tarih , ... ve ... yevmiye nolu ihtarı cevap verilmiş ve söz konusu marka ve logoların müşteki tarafça konulduğu müvekkilinin bu konuda bir etkisinin olmadığının bildirildiğini, yine söz konusu satış ofisinin kira sözleşmesinde davacı ...'ın da müşterek müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, yine satış ofisinin kurulmasında bizzat davacı tarafın yetkilendirdiği mimar ... isimli kişi tüm iş ve işlemler ile ilgilenmiş olup tüm masraflar ise müvekkillerine ödettirildiğini, bunlara rağmen davacı taraf kötü niyetli olarak bu kez savcılık şikayetinde bulunduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/26170 sayılı dosyası ile yapılan soruşturma neticesinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafın tüm iddialarının haksız ve asılsız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dosyaya sunulan tüm deliller ve taraf beyanlarına göre davalının, davacı yana ait markaların ayniyet içerir benzerlerini, aynı hizmet ve emtia grubunda markasal bir şekilde kullandığı hususlarında bir tartışma bulunmamaktadır. Davalı bu kullanımlarının taraflar arasında akdedilmiş 29/01/2021 tarihli Münhasır Yetkili Gayrimenkul Tellaliye Hizmet Sözleşmesi kapsamında hukuka uygun olduğu savunmasında bulunmuştur. Dosyada mevcut delillere göre davacı 26/12/2022 tarihinde Bakırköy 39. Noterliği'nde keşide ettirdiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, davalının da 06/01/2023 tarihli cevabi ihtarnameyi keşide ettiği anlaşılmaktadır. Davaya konu uyuşmazlık olan marka hakkına tecavüz bakımından feshin davalı savunmalarında olduğu gibi haklı yahut haksız olması bir önem taşımamaktadır. Gerçekten de burada üzerinde durulması gereken, feshin haklı olup olmadığının marka hakkına tecavüz yönünden bir öneminin bulunmaması, marka hakkı sahibinin (haklı ya da haksız) tek taraflı fesih beyanının lisans alana ulaştığı andan itibaren lisans alanca gerçekleştirilecek her türlü markasal kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturacağıdır. Sözleşmeden kaynaklı yükümlülükler ve haksız fesih nedeni ile uğranılan zarar gibi hukuki uyuşmazlıklar mahkeme görevi ve yargılama kapsamında değildir.
Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/6363 E, 2016/2153 K. Sayılı ilamı ve aynı Dairenin 2017/2554 E, 2017/4313 K sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; akdin feshine ilişkin irade beyanı tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğuracağından bu andan itibaren taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erer. Feshin haklı olup olmaması ise sadece fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini bakımından önemlidir.
Davaya konu olayda davacının fesih iradesinin davalı yana ulaştığı andan itibaren davalının fiili markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturacağı, bu tarihten sonra davalı kullanımlarına açık ya da örtülü rıza verildiğine ilişkin delil bulunmadığı, davalının sunduğu yazışmaların ihtarname öncesi döneme ait olduğu kanaatiyle davacının netice-i talebi doğrultusunda davasının kabulüne" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Esası belirtilen dava dosyası ile yapılan yargılama sonucunda usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, Davacı taraflar ile müvekkilleri arasında 29/01/2021 tarihinde davacılara ait Balıkesir ili ... ilçesindeki "..." projesi ile ... ili ... İlçesindeki "..." projesinin tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetleri konusunda 2 adet "münhasır yetkili gayrimenkul tellaliye hizmet sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmeler kapsamında müvekkillerinden niteliği ve yapısının davacılar tarafından belirlenen şekilde bir satış ofisi kurulması yükümlülüğünün müvekkillerine yüklendiğini, dosyada mübrez mail yazışmalarında söz konusu satış ofisinin seçiminin, kiralanmasının, iç ve dış dizaynının, ofis eşyalarının, iç düzenine kadar her türlü ayrıntının davacı tarafınca belirlenmiş olduğunu, davacının talepleri doğrultusunda satış ofisi kurulduğunu, Davacı tarafın haksız kullanım olarak nitelendirdiği satış ofisi taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin gereği olarak ve yine davacı tarafın talep istekleri doğrultusunda kurulmuş olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen marka ve logoların tamamının da davacı tarafın talepleri, bilgisi ve onayı ile davacı tarafça satış ofisinde kullanılmış olduğunu, müvekkilinin bu hususta bir dahili ve etkisi söz konusu olmadığını, Davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu,
-Söz konusu satış ofisinin davacı tarafın isteği üzerine kurulduğunu, dosyada mevcut kayıtlar ve önceki beyanları ile de sabit olduğunu, söz konusu satış ofisinin davacı tarafın edimlerini yerine getirmemesinden dolayı hizmete hazır olmasına rağmen aktif olarak kullanılamamış olduğunu, bu satış ofisinin tüm masraflarının müvekkili tarafından karşılanmış olduğunu, esasında yapılan kullanımların yine davacının adına yapılmış olduğunu, yerel mahkemece bu hususlar gözetilmediğini, yerel mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeler incelenmeksizin ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiler ve edim yükümlülüklerinin dikkate alınmasızın, soyut ve sınırlı bir inceleme hukuka aykırı olarak hüküm kurulmuş olduğunu, söz konusu sözleşmelerde müvekkiline olduğu kadar davacı tarafa da sorumluluklar yüklendiğini, Müvekkili sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini davacı tarafın da onayı ile yerine getirmiş iken davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemiş işlerin yürümesinde tıkanıklığa sebep olduklarını, Müvekkilince davacı tarafa yükümlülüklerini yerine getirmesi hususunda sözlü olarak ve mail yolu ile defalarca talepte bulunduğunu, ancak davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi asılsız iddialar ile .... A.Ş.'ye Bakırköy 39. Noterliğinde 26/12/2022 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı ihtarlarını çekerek münhasır yetki sözleşmelerinin feshedildiğini bildirmiş olduğunu, bu fesih bildiriminin haksız ve geçersiz olduğundan taraflarınca da Bakırköy 51. Noterliği 06/01/2023 tarih ve ... ve ... yevmiye nolu ihtarları ile cevap verilmiş olduğunu, feshi talebinin haksız ve geçersiz olduğunu, tarafınca kabul edilmediğini, sözleşme hükümlerinin uygulanmasının yeniden istenmiş olduğunu, davacı tarafın edimlerini yerine getirmediğinden taraflarınca tekrardan Bakırköy 51. Noterliği 06/03/2023 tarih ve ... ve ... yevmiye nolu ihtarları ile davacıdan sözleşme gereği edimlerinin yerine getirilmesini, müvekkilinin masraflarının karşılanmasını istediğini, ancak davacı tarafın yine edimlerini yerine getirmemiş olduğunu, bu kez ise marka ve logoların kullanılmaması yönünde ihtar çekmiş olduklarını, taraflarınca da Bakırköy 51. Noterliği 20/03/2023 tarih , ... ve ... yevmiye nolu ihtarı cevap verilmiş, söz konusu marka ve logoların davacı tarafça konulduğu müvekkilinin bu konuda bir etkisinin olmadığı bildirilmiş olduğunu, söz konusu marka ve logoların müvekkilinin kullanımı değil, davacı tarafın kendi kullanımı olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı bir kullanımının da söz konusu olmadığını, davacı tarafın bizzat kendisi söz konusu logoları kendi projesi için koydurduğunu, söz konusu satış ofisinin kira sözleşmesinde davacı ...'ın da müşterek müteselsil kefil olarak imzası bulunmakta olduğunu, satış ofisinin kurulmasında bizzat davacı tarafın yetkilendirdiği mimar ... isimli kişinin tüm iş ve işlemler ile ilgilenmiş olduğunu, tüm masrafların müvekkillerine ödettirilmiş olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak edimlerini yerine getirmekten kaçınmakta ve müvekkilini de zarara uğratmakta olduğunu, davaya konu marka ve logoların da bizzat davacı tarafça satış ofisine konulmuş olduğunu, davacı tarafın aksi yöndeki tüm iddialarının haksız ve asılsız olduğunu, taraflar arasında mevcut bulunan sözleşmelerin, yazışmaların ve ihtarların haklılığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, Davanın reddi gerektiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın istinaf dilekçesinde; marka ve logo kullanımlarının müvekkilinin onayı ve bilgisi ile yapıldığını iddia ettiğini, dava ile ilgisiz hususları tekrar tekrar gündeme getirdiğini, Davalının bahsettiği ve dava dilekçesinde bahsi geçen ''münsahır yetkili gayrimenkul tellaliye hizmet sözleşmesi'' incelendiğinde ...'a ait markaların davalı tarafından kullanımına dair bir hüküm bulunmadığını, davalı tarafından markaların kullanımına izin verildiğine dair düzenlemenin de sözleşmede bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin; ihtarname ile haklı olarak feshedilmiş olduğunu, Sözleşmenin feshi akabinde Bakırköy 32.Noterliği 08 Mart 2023 tarihli ... ve ... yevmiyeli ihtarnameler ile; markaların kullanılmaması ihtar edildiğini, fesih işlemi karşı tarafa ulaşması ile hüküm doğuran bir işlem olduğunu, fesih işleminin haklı veya haksız oluşunun fesih işleminin kendisi ile ilgili olmadığını, tazmin ve alacak vs. sonuçları ile ilgili olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih edildiğini, ( sözleşmenin marka kullanım hakkı vermediğini,) ve markanın kullanımının artık haksız ve yetkisiz olduğunun, noter aracılığı ile bildirilmesine rağmen davalının markaların kullanımına devam etmesinin marka hakkını ihlal ettiğini, fesih edilmemesi durumunda da sözleşme sürelerinin dolmuş olduğunu, satış ofisindeki markaların/tabeların kimin tarafından konulduğunun veya kimin izniyle konulduğunun işbu davanın konusu olmadığını, satış ofisinin davalılara ait ve fesih sonrası ve markaların kullanılmaması ihtarına rağmen kullanıma devam edilmesinin davalıların sorumluluğu olduğunu, müvekkilinin davalı tasarrufunda olan satış ofisine müdahale ederek markaları kaldırmasının mümkün olmadığını, işbu dava konusu yapıldığının da açık olduğunu, müvekkili markasının yer aldığı tabelaların bulunduğu davalı işyerinin hiç açılmadığını, adeta terkedilmiş şekilde durmakta olduğunu, davalılara ait işyerinde/ tabelalarında müvekkilleri markası kullanıldığı için, müvekkilleri firmasının faaliyetlerine son verdiği ve battığı izlemini oluşturmakta olduğunu, çevreden bu yönde birçok soru ve konuşmanın müvekkillerine ulaştığını, markaların haksız kullanımının müvekkilinin ticari itibarına da ciddi zarar verir halde olduğunu, diğer yönden ''... '' markası aynı zamanda müvekkili firmaların unvanı olarak da koruma altında olduğunu, bu kullanım nedeniyle de davalılara ait işyerinin müvekkili firma ile de özdeşleştirilmesinin sözkonusu olduğunu, dış tabelaların bir kısmının rüzgardan yırtılmış, kısmen zarar görmüş ve bakımsız şekilde olduğunu, müvekkili markalarının yer aldığı ofisin adeta batmış bir firmanın terk edilmiş bir ofisi izlenimi vermekte olduğunu, açık delilere ve somut olaylara rağmen davalının asılsız ve dava ile ilgisiz hususları tekrar tekrar gündeme getirdiğini, Davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davalının, davacı ...'ın sahibi, diğer davacıların lisans sahibi olduğu markalardan doğan haklarına tecavüzün tespiti, men ve ref'i talebine yöneliktir.
Dosya, davacı vekilinin tespit talebi doğrultusunda tensiben bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 13/12/2023 tarihli raporunda; "Davacının Türk Patent nezdinde ... (37) no ile tescilli ve ... (...) ve ... (37) no ile tescilli ... markalarının tescilli hak sahibi olduğu, Davalının kullanımlarının davacının tescilli markaları ile ayniyet arz ettiği ve davacının tescilli markaları kapsamında yer alan hizmetlerle benzer/ilgili hizmetlerde markasal olarak kullanıldığı, sözkonusu kullanımların ise ortalama düzeydeki alıcı kitlesi nezdinde davacının tescilli markaları ile iltibasa neden olabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.
Mevcut bilirkişiden rapordan sonra sunulan tüm deliller, taraf itirazları ve beyanlar da değerlendirilmek suretiyle davalının davacılara ait markalardan doğan haklara tecavüzünün bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 15/04/2024 tarihli raporunda; "Davacının Türk Patent nezdinde ... (37) no ile tescilli ve ... (...) ve ... (37) no ile tescilli ... markalarının tescilli hak sahibi olduğu, davalının kullanımlarının davacının tescilli markaları ile ayniyet arz ettiği ve davacının tescilli markaları kapsamında yer alan hizmetlerle benzer/ilgili hizmetlerde markasal olarak kullanıldığı, söz konusu kullanımların ise ortalama düzeydeki alıcı kitlesi nezdinde davacının tescilli markaları ile iltibasa neden olabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.
Dosya kapsamı, taraf beyanları, deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ile davalılar arasında 29/01/2021 tarihinde davacılara ait Balıkesir ili ... ilçesindeki "..." projesi ile ... ili ... İlçesindeki "..." projesinin tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetleri konusunda 2 adet "münhasır yetkili gayrimenkul tellaliye hizmet sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmeler kapsamında davacılar tarafından belirlenen şekilde bir satış ofisi kurulduğu, .... A.Ş.'ye Bakırköy 39. Noterliğinde 26/12/2022 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı ihtarlarını çekerek münhasır yetki sözleşmelerinin feshedildiğinin bildirdiği, dava konusu uyuşmazlığın fesihten sonraki marka kullanımının tecavüz oluşturup oluşturmadığına ilişkin olduğu, her ne kadar davalı tarafça sözleşmeye dayalı kullanım olduğu ileri sürülmüş ise de , fesih tarihi itibariyle davalının markayı kullanma hakkının sona erdiği, bu tarihten sonraki kullanımların geçerli bir akdi veya hukuki sebebinin kalmadığı, feshin haklı olmadığına ilişkin beyanların bu sonuca etkili olmadığı, fesih sonrası kullanımların marka sahibinin izni olmadan kullanım olması itibariyle marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, davalının 26/12/2022 fesih tarihinden sonraki fiili markasal kullanımlarına dair bilirkişi raporu ve davalı yanın beyanlarından fiili kullanımın devam ettiği, bu nedenle marka hakkına tecavüzün oluştuğu konusunda verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/05/2024 tarih ve 2023/186 E., 2024/85 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026