Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/69 E. 2026/135 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/69
Karar No
2026/135
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/69 - 2026/135 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/69 KARAR NO : 2026/135

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/09/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/169 E., 2021/480 K. DAVACI : . DAVALI : .

DAVA : Alacak (... Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 08/10/2026 YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı kurumun, faaliyetlerini kendi imkanları ile yaptığı gibi ihaleye çıkararak müteahhitler vasıtasıyla da yaptığını, dilekçede belirtilen işçilerin, davacı kurumda personel çalıştırılmasına dayalı ... alımı ihalelerinin yüklenici firmaları bünyesinde aralıksız olarak çalıştığını, davacı kurumca yapılan ihaleler sonrası, sözleşmeleri ve eki tüm dokümanları imzalayarak işe başladığını, davalı firmanın imzalamış olduğu tüm belgelerin içeriğini bilmekte olduğunu ve kabul ettiğini, davacı Kurum tarafından kıdem tazminatlarının işçilere ödendiğini, işçinin önceki işverenleri ve onların ihaleye birlikte girdikleri iş ortakları olan diğer davalı firmaların da, kıdem tazminatı açısından işçiyi çalıştırdıkları kendi dönemleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davacı Kurumun yasal zorunluluk gereği ödemiş olduğu kıdem tazminatını davalıdan isteyebileceğini, sözleşme ve şartnameler ile çalışanın her türlü yasal haklarından firmaların sorumlu olacağının belirlendiğini, anılan sözleşme hükümleri, hukuki mevzuat ve Yargıtay Kararları gereğince kendi sözleşme dönemindeki kıdem tazminatlarından davalı yüklenici firmanın sorumlu olduğunu, davalı ... firmasınca herhangi bir ödeme yapılmadığını, öncelikle ara buluculuğa başvurulmuş olduğunu fakat davalı firma ile anlaşma sağlanamadığını beyan ederek; belirtilen işçilere ödenen kıdem tazminatlarından davalının kendi sözleşme dönemine ait toplam 141.343,19-TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte rücuen tahsili ile davacı Kuruma ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Kıdem tazminatı ödemesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davalı şirket ile dava dışı işçi arasındaki iş ilişkinin tamamen şekli bir iş ilişkisi olduğunu, işçinin gerçek ve tek işvereninin davacı Kurum olduğun, davacı asıl işveren ile tüm alt işverenler arasında yarı yarıya sorumluluğun söz konusu olduğunu, iş akdinin feshedilmesi nedeniyle doğan söz konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme içermediğinden davalı şirketin sorumluluğunun, kendi dönemi ve bu dönemdeki ücret üzerinden hesaplanacak tutar ile sınırlı olduğu gibi ayrıca bu miktarın da yarısı kadar olduğunu, davacı tarafça dava dışı işçiye yapılan ödemelerin ve ödeme miktarlarının hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini, dava dışı işçilerin ilgili alacaklarının doğmamasına rağmen veya doğan miktarın üzerinde ödeme yapılmış olma ihtimalinin bulunduğunu, ödeme tarihinden itibaren ticari faiz talebinin de doğru olmadığını, rücu talebiyle ilgili olarak ödeme tarihinde davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini, taahhüt kapsamında iş ticari bir iş olmadığından ticari faiz işletilmesinin de mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...iş sözleşmeleri uyarınca hazırlanan aylık bordrolar 30 gün esas alınarak hazırlandığından bilirkişinin hesap yaparken yılı 360 gün almasının yerinde olduğu yine bilirkişinin davalının sorumlu olduğu miktarı hesaplarken işçilerin davalı bünyesinde çalıştığı süre ve davacı tarafın ödemiş olduğu net miktarı esas almasının da yerinde olduğu, davacının dosyaya yansıtmadığı ve ödediğine ilişkin kayıt bulunmayan vergilerinde hesaba katılmasının istenilmesi yönündeki talebinin bu nedenden ötürü yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca işçilerin tazminatlarından davalı sorumlu olduğundan; bilirkişinin, davacının dava dışı işçilere ödemiş olduğu miktarın, işçilerin davacı bünyesinde çalıştığı dönem göz önüne alınarak bir kısmından sorumlu tutulmasınında yerinde olduğu, bu çerçevede bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun hazırlanması denetime elverişli olması nedeni ile mahkememizce kabul görmüş olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının bilirkişi raporu doğrultusunda toplamda 135.649,19-TL yönünden kabulüne, söz konusu bedele ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın kısmen kabulüne...." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel Mahkemece; davacı yan tarafından dava dışçı işçilere ödenen meblağın yerindeliği denetlenmeden yalnızca davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu belgeler esas alınarak hüküm tesis edildiğini, dava dışı işçilerin iş akitlerinin tazminatı hak edecek şekilde sona erip ermediğinin ve yapılan ödemelerin sıhhatinin tespitinin yapılmamış olduğunu, bu hususa ilişkin olarak SGK' ya ve ilgili bankalara müzekkere yazılmadan hüküm tesisinin hatalı olup tesis edilen hükmün kaldırılması gerektiğini, davacı yan ile müvekkili arasında imzalanan ve dosyaya sunulan sözleşmelerin hiç bir maddesinde açıkça ve tahdidi biçimde kıdem tazminatının ödeneceğini ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, bilirkişi raporuna bu hususta itiraz ettiklerini ancak itirazlarının karşılanmadığını, dosya safahatında yer alan beyan ve itirazlarda belirtildiği üzere; 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı iş kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması ile bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına dair kanun’un 8 inci maddesi ile 4857 sayılı kanunun 112 nci maddesinde yapılan değişiklikler ile iş sözleşmeleri 1475 sayılı iş kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından ödeneceği hüküm altına alınmıştır. dolayısıyla kıdem tazminatı ödemelerinin asıl işverenler/davacı tarafından yapılması gerektiği hususu dikkate alındığında davanın bu nedenden dahi reddi gerektiğini, bu kapsamda akdedilen taahhüt sözleşmelerinde işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağına dair hükümler bulunsa dahi bu hükümlerin uygulanamayacağı, kanun hükmünün uygulanabileceğinin açık olduğunu, böylece alt işverenlerin, dolayısıyla müvekkili şirketin kıdem tazminatı ödemelerinden sorumlu tutulamayacağının açıkça kabul edilmiş olduğunu, yerel Mahkemece rücuya konu alacak talebi ile ilgili olarak faiz istem tarihi ve faiz oranı yönünden yapılan itirazların kararda gerekçelendirilmemiş olduğunu, ayrıca hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin temerrüt tarihi ile ilgili olarak ispat yükü davacı yana düşmekle usule uygun bir ihtar-başvuru olup olmadığı araştırılıp daha sonra ihtar-başvuru var ise ihtar-başvuru tarihinden yoksa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmekte iken mahkemece bu husus göz ardı ederek ödeme tarihinden itibaren faiz işletmiş olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını beyan ve talepleri nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ... sözleşmesinden kaynaklanan alacak taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; Sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Bu durumda davalının miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün iddia edilmediği ve ihtarname sunulmadığı gözetilerek, kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değildir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2015 tarihli, 2015/3608 E. 2015/7299 K.) Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili olarak yapılan değerlendirme neticesinde davalının istinaf başvuru dilekçesinde belirtmiş olduğu sair istinaf nedenleri kabul edilmeksizin sadece faiz başlangıcı yönünden istinaf başvurusunun kabulüyle, davacı kurum tarafından ödeme istem yazısının davalıya tebliğine ilişkin dosya kapsamında bir belge bulunmadığından HMK 353/1.b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek faiz başlangıcı yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine, 2-) Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.b.2 madde gereğince, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/169 E., 2021/480 K. sayılı, 14/09/2021 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, Buna göre: "1-Davanın kısmen kabulü ile; 135.649,19 TL'nin 10/03/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 9.266,19-TL olduğundan peşin alınan 2.413,79-TL harcının mahsubu ile bakiye 6.852,40 -TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin ret kabul oranına göre hesaplanan 1.266,80-TL'sinin davalıdan, geriye kalan 53,20-TL sinin davacı tarafından alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca hesaplanan 16.836,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 2.413,79-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 67,80-TL harç toplamı, 121,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.188,80-TL yargılama giderinin red kabul oranına göre hesaplanan 1.140,89-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, redde tekabül eden kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine," 3-)Davalı tarafından sarf edilen 64,80 TL yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-)Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.08/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/69, K. 2026/135, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-69-e-2026-135-k-0f26d2d3c6c1