Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1579 E. 2026/1847 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1579
- Karar No
- 2026/1847
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1579 - 2026/1847 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1579 KARAR NO : 2026/1847 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2023/54 E. - 2023/371 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2023 tarih ve 2023/54 E. - 2023/371 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/38036, 2016/95784, 2016/95783, 2014/105846 sayılı "... ... ...", "...”, "...”, "... ... ... durum sorgulama" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya itirazda bulunulduğunu, bu itirazın ve kararın yeniden İncelenmesi talebinin nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, ancak bu red kararının yerinde olmadığını, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, "..." ibaresinin tescilinin talep edildiği sınıflar bakımından kaynak gösterme fonksiyonu sağlamadığını, herkesin kullanımına açık genel bir ibare olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. madde hükmüne açıkça aykırılık oluşturması sebebiyle markanın tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı markasının bilinirliğinden haksız yere fayda elde edilmesine sebep olacağınından dava konusu başvurunun SMK'nın 5, 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri gereğince reddi gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 202241-16306 sayılı kararın iptali ile 2021/138273 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davacının "... ... ...” ibareli markasının da davacı beyanları kapsamında ayırt edici olmadığını, davacının tek başına markalaştırılması imkansız olan tüm ibareleri de tekeline aldığını düşünmekte olduğunu, davacı tarafın davalının kötü niyetli olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın faaliyet alanı bankacılık işlemleri olduğundan ve davalı da bu faaliyetler bakımından markasını tescil etmediğinden haksız rekabetin oluşmasından bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "...” ibareli marka başvurusunun 35, 38, 42, 45. sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebinde bulunulduğu, davacı tarafından 36, 42. sınıflarda tescilli, ''... ... ...", "...", "...", '... ... ... durum sorgulama" ibareli markaları mesnet gösterilerek, SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri gereğince itiraz edildiği, dava konusu YİDK kararında da 5. madde kapsamında bir mutlak red hali değil, 6. madde kapsamında nispi red hali kapsamında inceleme konusu yapıldığı, dolayısı ile mutlak ret sebebinin dava konusu kararda yer almadığı, SMK'nın 5/1 maddesi değerlendirildiğinde, anılan sınıfta yer alan hizmetler yönünden mutlak ret engellinin oluşmadığı, zira anılan emtialar yönünden başvurusu konusu ibarenin tanımlayıcı ve yahut ayırt edici olmadığını söylemenin mümkün olmadığı, davacı markalarında "..." gibi ayırt ediciliği sağlayan başkaca unsur olması, yine "..., durum sorgulama” gibi farklı ibarelerin de yer alması nedeni ile markaların birbirinden farklılaştığı ve ayırt edilebildiği, davacının markalarında "..." ibaresinin tek başına baskın ve esaslı unsur olmadığı, davalının bu ibareden oluşan markası ile taraflar markalarının benzer olmadığı, SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9 ile 5/1-b-c bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin daha önceki 2016/95782 numaralı "...", 2016/95781 numaralı "...", 2016/95780 numaralı "...” ibareli markanın 36. ve 42. sınıflarda tescilini talep ettiğini ve ayırt edici olmaması, kaynak gösterme fonksiyonunun olmaması nedenleriyle mutlak ret sebeplerine istinaden başvurunun tüm alanlarda reddedildiğini, dosya kapsamında alınana raporda "...” ibaresinin ayırt edici niteliği tartışılmadığını, davalıya ait markada "..." ibaresi dışında başka hiçbir ek unsur kullanılmadığından müvekkiline ait markaların esas unsuru ile yüksek derecede benzerlik ortaya çıktığını, "..." ibaresinin çatı markası olduğunu, ayırt ediciliği sağlayan bir unsur olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, eksik incelemeye dayalı rapora göre hüküm kurulmaması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli markanda SMK'nın 5/1 hükmü uyarınca kalan sınıflar bakımından mutlak ret engellinin oluşmadığı, davacının markalarında "..." ibaresinin tek başına baskın ve esaslı unsur olmadığı, davacı markalarında bir bütün olarak ayırt ediciliği sağlayan ve markaları ayrıştıran başkaca unsurların bulunduğu, bu unsurların markaları birbirinden farklılaştırmış olması nedenleriyle markaların benzer olmadığı, SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9 koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.