Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/657 E. 2026/785 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/657
- Karar No
- 2026/785
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/657
KARAR NO:2026/785
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/04/2026
NUMARASI:2025/955 Esas,
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:15/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için; alt taşeron davacının, yüklenici davalı aleyhine başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup;mahkemece davacı yanın ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü sonrası davalı yanın ihtiyati hacze yaptığı itirazın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 12/12/2023 tarihli sözleşme ile, ... inşaat projesinin gerçekleştirilmesi konusunda anlaşıldığını, söz konusu projede davalı şirketin söz konusu projede asıl yüklenici, davacı şirketin ise alt yüklenici olduğunu, söz konusu 12/12/2023 tarihli sözleşmenin tarafların mutabakatı neticesinde sona erdirildiğini, bu sefer taraflar arasında 07/11/2024 tarihli iş sözleşmesi devir protokolünün imzalandığını, protokol gereğince davacı şirketin, söz konusu inşaat projesinde çalışan personellerin, iş sözleşmelerinin sona erdirilerek, tüm personeller ile ihtiyari arabuluculuk anlaşması yapılması, personellerin işçilik alacaklarının davacı şirket tarafından ödenmesi, ödemelerin ise 20/11/2024 tarihinde davalı şirketten nakden ve defaten tahsil edilmesinin kararlaştırıldığını, davacı şirket tarafından 15/11/2024 tarihinde arabuluculuk anlaşması yapılan tüm personellere işçilik alacaklarını ödediğini, akabinde söz konusu ödemeleri davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirketin ise talebe olumlu cevap vermediğini, taraflar arasında akdedilen protokol ile bu ödemelerin açık bir surette davalı tarafça takas ve mahsuba konu edilemeyeceğinin düzenlendiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından, söz konusu borç için İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak, personellere ödenmiş olan 44.709.582,80-TL anapara ve 11.889.380,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.598.962,80-TL ödenmesini talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından söz konusu takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin tüm kurucu ve idarecilerin adreslerinin Rusya'da olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeterinin üzerine, gerekli görüldüğü takdirde teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasını, itirazın iptali ile davalı aleyhine, esas alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu 07/11/2024 tarihli protokolün konusunun belirsiz olduğunu ve geçersiz bir protokol olduğunu, 07/11/2024 tarihinde taraflar arasında aynı tarihte imzalanmış iki ayrı protokol olduğunu, bunlardan birinin çalışmaya devam edecek işçilere ilişkin; diğerinin ise işten ayrılacak işçilere yönelik olduğunu, dava konusu edilen protokolde personellerin iş sözleşmelerinin belirli bir tarihten itibaren sona ermesine rıza ve muvafakat gösterdiğinin ifade edildiğini, ancak işçilerin söz konusu protokolün tarafı olmadığını ve bireysel imzalarının bulunmadığını, davalının tarafı olmadığı iş sözleşmesinin ve işçilerin kim olduğunun dahi bilinmediği bir iş sözleşmesinin ayrı ayrı sona ermesine rıza ve muvafakat etmesinin hukuken bir değerinin bulunmadığını,işçilerin işten ayrılmalarına bağlı olarak belirlenmiş olan protokol konusunun da hukuki bir temelinin bulunmamakta olduğunu, diğer yandan ikinci protokolün konusunun, protokol ekinde adı yazılı personeller ile davacı şirket arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinin birtakım işçilerin, davalı şirkete devrolunması esnasında işten ayrılmaları sonucu davalı şirket tarafından söz konusu personellerin işçilik alacaklarının ödenmesine ilişkin olduğunu, oysaki yine protokolde işçilerin işten ayrılacağı tarihin 08/11/2024 olduğunu, yani işçilerin sözleşme tarihi olan 07/11/2024 itibariyle de işten ayrılmış olmadıklarını, her şeye rağmen protokolün geçerli olduğu kabul edilecek olsa dahi, dava konusu protokolün uygulamaya geçirilemediğini, taraflarca protokolde belirtilen ekli liste oluşturulmadığını ve protokolün de eki haline getirilmediğini, nitekim davacı tarafça da ekli listenin sunulamadığını, bu anlamda hangi işçilerin protokol kapsamında olduğunun belirlenemediğini, ekli listenin protokolün tali bir eki olmadığını; protokolün kapsamını belirleyen asli unsuru olduğunu, bu anlamda davacı tarafın tek taraflı ve hiçbir detayına vakıf olmadıkları süreçler sonucu, ödeme yaptığı iddiası ile davalı şirketten bir talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca arabuluculuk süreçlerinin protokol kapsamı ile ilişkilendirilmediğini ve davalı şirketi bağlamayacağını, diğer yandan protokolde belirtilen ödemelerin, protokole göre avans ödemesi niteliğinde olduğunu ve hak edişlerden mahsup edileceğinin düzenlendiğini, talep edilen alacağın likit olmadığını ve ihtiyati haciz şartlarının bulunmadığını, belirterek; ihtiyati haciz talebinin ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; 25/02/2026 tarihli ara kararı ile, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından 06/03/2026 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile; tekrar ihtiyati haciz talep edilmiştir.Mahkemece; 13/03/2026 tarihli ara kararı ile; "Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile; davacı/alacaklının davalı/borçludan alacağı olan 44.709.582,80-TL'nin tahsilinin ifasını temin bakımından, vaki isteği İİK'nun 257.maddesi 1. fıkrasına uygun bulunduğundan borçluların ve üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı %25 oranında(11.177.395,70-TL) teminat yatırılması suretiyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının İcra İflas Kanunu'nda gösterilen muayyen tahditler dairesinde İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve bu dosyadan ihtiyaten haczine; fazlaya ilişkin ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili 18/03/2026 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin gerekçeli olarak reddedildiğini, ihtiyati haczin şartlarında veya delillerinde bir değişiklik olmadığını, davacı tarafın 06/03/2026 tarihli cevaba cevap dilekçesi incelendiğinde, sözleşmenin esasına ilişkin cevaplarına ilişkin herhangi bir farklı beyanın söz konusu olmadığını, bildirilen delillerden farklı bir delil de sunulmamış olduğunu, mahkemece İİK'nın 258/3. maddesi hükmü yok sayılarak hukuken fahiş hata niteliğinde bir karar verildiğini, iki karar arasında geçen bu kısa sürede, alacağın hukuki niteliğine, miktarına ya da muacceliyetine ilişkin yeni bir maddi olgu da ortaya çıkmadığını, söz konusu ihtarnamenin, ihtiyati haciz talebinin ilk değerlendirildiği tarihten çok önce, 25/11/2024'te düzenlendiğini ve davacının elinde olduğunu, davacının bu belgeyi ilk talepte sunmadığını, ilk ret kararından sonra ikinci bir girişimde dosyaya eklediğini, dolayısıyla bu karar verilirken davacı vekilinin ihtiyati haczin şartlarında veya delillerinde dava dilekçesindeki beyanlar dışında yeni bir değişiklik olmadığından, yeni bir beyan sunma haklarının kısıtlanmış olduğunu, ayrıca söz konusu ihtiyati haciz kararına karşı 7 gün içinde itiraz yolu mevcut olduğu halde, mahkememiz kararında yalnızca istinaf yolunun açık olduğunun belirtilerek, güvence altına alınan hukuki dinlenilme haklarını ve savunma haklarını açıkça ihlal ediliğini, söz konusu ihtarnamenin yaklaşık ispat standartlarını karşılamadığını, hangi yeni hukuki olgulara dayandığının açıklanmadan yeni bir karar verildiğini, davacının ispat vasıtası olarak sunduğu sözleşmelerin konusu ve içeriğinin belirli olmadığını, talep edilen alacağın hem likit olmadığını ve yaklaşık ispat olgusunun da karşılamadığını, belirterek; ihtiyati haczin kısmen kabulü kararına itiraz etmiştir.Mahkemece 02.04.2026 tarihli mürafaa duruşması sonucunda verilen ara karar ile; İhtiyati haciz talep eden tarafından sunulan belgeler, mahkeme dosyasına kazandırılan icra dosyası,SGK kayıtları, taraflarca dosyaya sunulan 07/11/2024 tarihli iki ayrı protokol ve içerikleri, işten ayrılan ve devrolunan işçilere ilişkin ilişkin sunulan bilgi ve beyanlar dikkate alındığında, icra takibine itiraz nedeniyle açılan davada ihtiyati haciz isteminin çekişmeli alacağın ispatına ilişkin olarak alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğu hususunda kanaat uyandırıcı nitelikte olmadığı, alacağın varlığının tespiti hususunun yargılamayı gerektirdiği ve bu haliyle de 2004 sayılı İİK'nın 258. maddesindeki yaklaşık ispat koşullarının da bu aşamada oluşmadığı anlaşıldığı gerekçesi ile davalı tarafın, 13/03/2026 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı yaptığı itirazın kabulü ile Mahkemenin 13/03/2026 tarih ve 2025/955 esas sayılı ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; 07.11.2024 tarihli protokol, sgk kayıtları, arabuluculuk dosyaları, ödemelere ilişkin dekontlar, uzman görüşü, ihtarname bir arada değerlendirildiğinde; alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini, dosyada mübrez uzman görüşü ile davacının İstanbul 33.İcra Müdürlüğünün 03.06.2025 tarih ve .... sayılı dosyası ile davalı ... firması aleyhinde İlamsız İcra Takibi açmasının protokol şartlarına uygun olduğu,..." değerlendirmesinin yapıldığını, davalı tarafça yapılan itirazın İİK md. 265 kapsamındaki sebeplere dayanmadığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan taşeron, davalı ise yükkenicidir.Taraflar arasında; ... projesi kapsamında start-up kompleksi, POS tesisleri ve yardımcı tesislerin birleştirilmesi, inşaat ve montaj işlerinin yapımına ilişkin2/12/2023 tarihli eser sözleşmesi akdedilmiştir.İİK'nın 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati haciz talep eden taraf, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Somut olayda, davacı taşeron vekili, taraflar arasında imzalanan 07.11.2024 tarihli sözleşme kapsamında, asıl sözleşmedeki işin davacıya devredilmesi sonrası davalı işçileri için ödediği işçilik tazminatlarının bedelinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Dava dosyası itibariyle yargılamaya yeni başlanmış olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamıştır.Davacının talebi ilişkin taleplerin yerinde olup olmadığı yargılama ile belirlenecek olup, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiştir. Bu nedenle yerel mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin ihtiyati haczin kaldırılması kararına yaptığı itirazın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/04/2026 tarih ve 2025/955 Esas, sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2- İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.