Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/858 E. 2026/888 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/858
Karar No
2026/888
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/858

KARAR NO:2026/888

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :2026/270

NUMARASI:2026/270 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:26/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde: davalı üzerine düşen edimleri yerine getirmediği gibi ayrıca kendisine yapması gereken iş kapsamında ödenen bedelleri de müvekkil şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığa geri ödemediğini, fazlaya dair haklarımız saklı kalması kaydıyla gerek takip talebinde gerekse işbu dilekçe ekinde sunduğumuz dekontlar ve iş listesi belgeleri kapsamında davalıya ödenen 2.579.000,00-TL bedel sebebiyle müvekkil şirketlerin oluşturduğu ... alacaklı konumunda olmasına rağmen ve davalıya bu durum defalarca belirtilmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış ve neticesinde Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası tahtında borçlu aleyhinde takip tarihine kadar işlemiş faizi ile beraber fazlaya dair haklar saklı tutularak 3.525.490,59-TL tutar üzerinden takibe geçilmek zorunda kalındığını, ayrıca sayın mahkemeniz dosyasında açmış olduğumuz işbu itirazın iptali davamızda mevcut durumda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaştığı ve gecikme sebebiyle ciddi zarara uğranacağı açık olduğundan, borçlunun mallarını kaçırma ihtimaline karşın, alacağımızın sürüncemede kalmaması ve haklı davamızın sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’ da İhtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan sayın mahkemenizden borçlunun mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, işbu dava dilekçesi ekinde sunduğumuz dekontlar ve diğer kayıtlardan da görüleceği üzere müvekkil iş ortaklığının davalıdan alacağı sabit olduğunu, davalı tarafın icra takibin haksız şekilde itiraz etmesi, borçtan kurtulma amacıyla hareket ettiğini açıkça göstermekte olduğunu, davalının ekonomik durumu ve ticari faaliyetleri dikkate alındığında, malvarlığını üçüncü kişilere devretme, kaçırma veya üzerinde tasarrufta bulunma ihtimali son derece yüksek olduğunu, mevcut koşullar altında, dava sonuna kadar beklenecek olunması hâlinde müvekkilin alacağı yönünden telafisi imkânsız veya son derece güç zararların doğması muhakkak olduğu, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesi artık bir takdir değil, zorunluluktur. açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, İİK M. 257 kapsamında ihtiyati haciz koşulları somut olayda gerçekleşmiş olup, davalının malvarlığı üzerinde derhal ihtiyati haciz tesis edilmesi gerekmekte olduğunu, ihtiyati haciz talebinin teminatsız şekilde kabulüne, fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla, davanın kabulü ile davalı tarafından Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhinde %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve adımıza hükmedilecek vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini müvekkil adına arz ve talep etmektedir Mahkemece 20/04/2026 tarihli ara karar ile, davacının ihtiyati haciz isteminde haklı olduğuna dair mahkemece olumlu kanat uyandıracak nitelikte bulunmamış olup, sunulan belgelerin İİK.nun 258.maddesinde belirtildiği ölçüde ihtiyati haciz talebinin kabulüne yeterli bulunmadığı kanaatine varılmakla öte yandan İhtiyati haciz isteyen vekilince sunulan dilekçe ve eklerinin incelenmesi neticesinde, talebe dayanak taraflar arasındaki ilişki kapsamında tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, davacı iddiasının yargılamaya muhtaç olup, aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafından mal kaçırma çabası içinde bulunduğuna dair bir delil sunulmadığından koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler, dekontlar ve diğer kayıtlardan da görüleceği üzere davacı iş ortaklığının davalıdan alacağının sabit olduğunu, davalı tarafın icra takibine haksız şekilde itiraz etmesinin borçtan kurtulma amacıyla hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, mevcut koşullar altında, dava sonuna kadar beklenecek olunması hâlinde davacının alacağı yönünden telafisi imkânsız veya son derece güç zararların doğacağını,yerel mahkemenin ihtiyati haciz değerlendirmesinde yaklaşık ispat ölçütünü göz ardı ederek esasa girer nitelikte değerlendirme yaptığını ve hataya düştüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DEĞERLENDİRME

Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı yüklenici iş bedellerine ilişkin fatura ve dekontlara dayanarak icra takibi yapmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı yüklenici açtığı itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talep etmiştir. Davacının alacağının varlığı ve miktar, aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafından mal kaçırma çabası içinde bulunduğu hususlarına ilişkin delil bulunmadığından, koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/04/2026 tarih ve 2026/270 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,

2- İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/858, K. 2026/888, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-858-e-2026-888-k-f6f633560165