Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/626 E. 2026/877 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/626
- Karar No
- 2026/877
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2026/626
KARAR NO :2026/877
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/10/2024
NUMARASI:2016/119 Esas, 2024/600 Karar
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/973 E. Sayılı Dosyası
DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:18/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :ASIL DAVADA;Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... arasında ... Mah. ... Bulvarı No:5 82 pafta, 30 ada, 21 parsel ... adresindeki AVM inşaatının iksa işlerinin yapılması konusunda 23/04/2012 tarihli ve yine ... ... şirketi arasında ... Mah. ... Bulv. No:5 82 pafta 30 ada 21 parsel ... adresindeki AVM inşaatının öngermeli ankraj işlerinin yapılması konusunda 06/08/2013 tarihli sözleşmeler imzalandığını, ... şirketi ile imzalanmış olunan 23/04/2012 tarihli sözleşmenin 22/07/2013 tarihi itibari ile karşılıklı olarak sonlandırıldığını ve ... şirketinin AVM inşaatının iksa işlerinde taşere ettiği ... ... şirketi ile 06/08/2013 tarihli sözleşme imzalanarak ankraj işlerinin yapımına devam edildiğini, her iki sözleşmenin dokuzuncu sayfasındaki sözleşmenin eklerinde yer alan teknik şartname başlığı altındaki 7. Maddesinde yer alan yapılacak imalatın açıklamaları, yapılacak işlerin genel açıklaması başlığı altındaki m.7f "çevre binalar ve yahut da yollarda oluşabilecek tüm hasarları ve / veya yapımcıdan kaynaklanan hasarları yapımcı karşılayacaktır" sözleşme hükmü ile düzenleme yapıldığını, davalılarım imalatları esnasında çevre binalar ve yollarda yapımcılardan kaynaklanan birtakım hasarlar meydana geldiğini, sözleşme gereği bu hasarları yapımcıların karşılayacağını, bu zarar ve hasarlara ilişkin olarka Sulh Hukuk Mahkemelerinden çeşitli tespit kararları alındığını ve bu hasar ve zararlar nedeni ile davacı müvekkili firmanın çevre binalar için tamir ve tadilat harcamaları, binaların tahliyesi için tahliye giderleri, taşınma ve taşınma sonrası zarar gören kişilerin kiraya yerleştirilmesi ve ayrıca komşu parselde yer alan bina hakkında ... Belediyesi tarafından yıkım kararı verilmesi ve yıkım sebebi ile meydana gelen tüm zararların müvekkili şirket tarafından karşılanması ve bunun gibi binası hasar gören kişilere sulh yolu ile ödenen tazminatlar ve devam eden tazminat davaları bulunduğundan zarar bilançosunun netleşmemiş olduğunu, bu zararlar sebebi ile sözleşme gereği davalılardan alacaklı bulunduklarını ve bu sebeple Bakırköy ... Noterliğinin 02/12/2015 tarih ... yevmiye numaralı ve Bakırköy .... Noterliğinin 02/12/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamelerinin keşide edilmişse de zararların tazmin edilmediğinden buna ilişkin olarak sözleşmenin ekleri ana başlıklı 31. Maddesinin m.7.f gereği alacak davası açmak zarureti hasıl olduğunu belirterek, tahkikat sonucunda müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 289.908,56-TL zararının tazminini ve ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ile dava etmiştir.Davacı vekili 05/07/2017 tarihli dilekçesi ile, dava konusu alacak miktarına konu ödemeler; yüklenici firma .... Şti hak ediş bedeli olarak 20.11.2015 tarihinde ödenen 220.183,56 TL'lik fatura, hasar gören bina sahiplerinden olan ...'e ödenen 36.225,00 TL, ...'a ödenen 3.500,00 TL, ...'e ödenen 30.000,00 TL tazminat bedelleri olarak bildirilmiştir.Davalı .... Şti. vekili; yapılan imalatlar nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden 3. kişilerin açmış oldukları davaların davacı tarafından taraflarına ihbar edilmediğini, bu hususta işten el çektirilen 22/07/2013 tarihinden itibaren davacı tarafından hiçbir bildirimde de bulunulmadığını, 3. kişiler tarafından davacıdan tazminat talep edilmiş olmasına rağmen durumun taraflarına bildirilmediğinden, davacı firmanın dürüstlük kurallarına göre bildirebileceği tarih üzerinden de dava tarihi itibariyle 2 yılın üzerinde bir zaman geçtiğinden zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 23/04/2012 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince müvekkili firma tarafından her türlü güvenlik önlemi alınarak adı geçen işin yapımına başlandığını, işin başlangıcı öncesinde işveren tarafından bilirkişilere hazırlatılan çevre binalarda daha önce tespit edilmiş yapısal durum ve eksiklik, kusurlu/zarar görmüş, eski ve yıpranmış binaların (mühürlenmiş binaları ve gece kondu tarzı yapı bozuklukları gibi) bilgilerinin bulunduğu rapor baz alınarak, işin yürütülmesi sırasında oluşabilecek her türlü durumun işveren şirket yöneticileri, şantiye yetkilileri, müşavir üniversite öğretim üyeleri ve yüklenici tarafları yetkilileri ve şantiye teknik elemanlarınca, yüklenicinin taahhüdünde bulunan işlerin yapılması sırasında her türlü ilim, fen, teknik ve yapım şartları gereği yine her türlü proje, durum tespiti, revize yapılması gerekli iş ve imalat gereklilikleri, raporlamalar doğrultusunda, gerek işveren firma merkezinde ve gerekse işin yürütüldüğü şantiye merkezinde haftalık periyot ile yapılan toplantılar yapılarak işin yürütülmesinin sağlanmış olduğunu, yapılan periyodik şantiye toplantılarında, işin yürütülmesinde gerekli her türlü bilgi/belge paylaşımı yapılarak işin tekniği ve gerekliliği elzem iş, imalat ve güvenlik şartları ve öncelikleri karşılıklı bildirilerek taahhütün yerine getirildiğini, adı geçen işin başında, taraflarına verilen zemin durumu, proje, zemin okumaları, sahada yapılan zemin etüdü ve alınmış olan numuneler ve sondaj bilgileri doğrultusunda işin yapımına başlanmış, geoteknik açıdan... içerisinde bulunan şantiye alanında yapılan ilk imalat ve tespitler doğrultusunda, zemin etüdü ve sondajlarının ilk projelendirmeye uygun olmadığı, sağlam zemine oturması ve soketlenmesi gereken imalat tekniğinin (..., ..., ...) önceden belirlenen ana kaya derinliğinin tespit edilenden çok daha derinde çıkması nedeniyle imalat tekniğinde yapısal değişikliklere gidilmesi zarureti doğurmuş olduğunu, bu hususta konusunda uzman mühendislerden taraflarınca mütalaa alındığını, müvekkili firmaya ilk başta verilen zemin verileri aldatıcı ve iş yapım fiyatlandırması işveren lehine olacak şekilde gösterilmiş, yapımcı olan tarafları aleyhine ticari mağduriyet yaşatılmasına sebep olunmuş, zemin şartlarının ciddi boyutta menfi çıkması sebebiyle yapılması zorunlu imalat tekniği, işveren firma ve şantiye yetkililerince de zaruri görüldüğünden proje revizyonu işveren firma tarafından da uygun görülerek, imalatın müşavir üniversite öğretim üyelerinin bulunduğu ve uygun gördüğü şekil ve yöntemlerle yapılması hususunda kısmi mutabakata varıldığını işin ve imalatın gerektiği diğer yöntemler işveren firma tarafından fahiş fiyat artışına sebep olacağı öngörüsüyle uygun görülmemiş, yapılabilecek minimum proje revizyonu ve maliyet ile işin tamamlatılması gerektiğinin taraflarına bildirilmiş olduğunu, iş ve imalatın yürütülmesi aşamalarında her türlü imalat büyük bir titizlikle sürdürülmüş, her türlü çevre ve güvenlik önlemi alınmış, imalatların yapıldığı alanlarda çevresel yapıların olası hasar durumları ile ilgili gelişmeler takip edilmiş, gerek işveren firma/şantiye yetkilileri ve gerekse müşavir üniversite öğretim üyeleri ile yapılan periyodik görüşme ve toplantılarda, olası durum ve anlık tespitler şantiye raporlarına işlenmiş olduğunu, ayrıca zemin formasyonu sebebiyle yapılan çalışmanın hassasiyeti açısından teknik ölçümler yine periyodik olarak yapılmış olduğunu, çalışmaların sürdürülmesi sırasında şantiye alanında yapılan hafriyat çalışmalarına müdahale edilmeye çalışılmış ancak hafriyat programının iş programına göre hızlı götürülmesi gerektiği bildirilerek hızlı yük alımları ilgililer tarafından yapılmış olduğunu, inisiyatifleri dışında ani yük kaldırımlarından dolayı çevre zeminlerde oturmalar ve çökmeler meydana gelmiş olduğunu, iksa yapılarının zarar görebileceği iş veren yetkililerine bildirildikten sonra şantiye sahasından alınmış olan hafriyat malzemesi yerine dışarıdan malzemeler getirilerek geri dolgular yaptırılmış olduğunu, iksa yapıları ve çevre yapıların zarar görmesinin önüne geçildiğini, saha içerisinde programsız olarak alınmış hafriyat sebebiyle oluşması muhtemel problemlerden iş veren şantiye yetkililerinin almış oldukları karar ve uygulamalarından taraflarının sorumlu tutulamayacağını, imalatın sürdürülmesi sırasında yapılan çalışmalar sırasında uygulama tekniği ve işin maliyeti açısından yaşadıkları mağduriyeti ilgililere bildirmelerinin ardından, işin başlangıcından itibaren her aşaması ve sıkıntıları taraflarınca yaşanan iş ile ilgili hak etmiş oldukları bedellerin ödenmesinin önüne çeşitli ve farklı bahaneler sürülerek iş veren firma yetkililerince mobing yapılarak, işin fahiş fiyatlara mal olacağı v.b. bahaneler ile işveren ile tarafları arasındaki akit 22/07/2013 tarihinde “sözleşmenin karşılıklı sonlandırılması sözleşmesi” ne binaen, şantiye çalışmaları, iş tamamen bitirilmeden sonlandırıldığını, zarar ve kar mahrumiyeti alacaklarının haklarının saklı olduğunu, imalat tekniği açısından yapılması elzem imalatlar iş veren firma yetkililerince fahiş fiyat ve maliyet bahaneleri ile iş veren tarafından yaptırılmadığından iş tekniğine uygun şekilde iş tamamlatılmamış, 22/07/2013 tarihinde sona eren sözleşmeye istinaden imalatların 3.kişi / kuruluşlara yaptırılmış olduğunu, işten el çektikleri 22/07/2013 tarihine kadar iddia edilen zararlar ve hasarlara ilişkin tespit yapılmadığı gibi taraflarına yapmış oldukları imalatlardan kaynaklı hasar ve zarar taleplerinin de ihbar olunmadığını, söz konusu işin başkaca firmalara tamamlatılmış olup, bu firmaların 3. kişilere vermiş olduğu zararlardan sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, işe başladıkları 23/04/2012 tarihinden işten el çektikleri 22/07/2013 tarihine kadarki imalatları nedeniyle kesinlikle çevre binalarda ve yollarda herhangi bir hasar oluşmadığını, davalı müvekkili firmadan sonra işi devralan firmaların yapmış oldukları imalatlar nedeniyle taraflarına kusur atfedilemeyeceğini, bu nedenlerle dahi huzurdaki davanın reddi gerektiğini belirteek, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, aksi taktide esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... vekili; müvekkili firma aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, davacının inşaatının iksa işlerinin yapımındaki hatalardan kaynaklanan zararının karşılanmasını talep ettiğini, İstanbul18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/973 Esas sayılı dosyası ile taraflarınca açılmış bulunan kesin kabule dayanan alacağının da bu davada oluşacak alacağından mahsubunu zımnen beyan ettiğini, diğer davalı ... ile 27/03/2013 imzaladıkları sözleşme ile alışveriş merkezi şantiyesinde ankraj imalatına başlanmış olduğunu, iddia edildiği gibi iksa işlemleri taşeronluğu alınmadığını, yapılan işlemlerin ...'un üstlendiği işlemlerin yaklaşık %10 bölümünü içermekte olduğunu, ... Zemin olarak ... ile yapılmış olan sözleşme iksa işleri sözleşmesi olmadığını, iksa işlemleri içerisinde bir kalem olan ankraj imalatı olduğunu, bu imalatın da bir kısmı olduğunu, diğer kısımların ... tarafından yapılmış olduğunu, ... ile yapılan işlemler sonucunda bir sorun bulunmaması nedeniyle kesin hesaplar yapılmış, ödemeler alınmış ve ticari ilişki sona erdirilmiş olduğunu, davacı tarafından sunulan sözleşme ve buna bağlı zararlardan kaynaklanan davalar ile herhangi bir bağları ve ilişkilerinin söz konusu olmadığını, iddia edildiği üzere tarafların sözleşme imzaladığı tarihlerde yapılan işlemler ve verilen zararlardan sorumlu olmalarının mümkün olmadığını, bir an için taraflarından yapılan işlemlerden kaynaklanan zararın varlığından söz edilse dahi bu ancak sözleşme ile sorumlu oldukları ...'a karşı olacağını, yapılan tüm eylem ve işlemlerin uzman tarafından belirlenmiş ve onaylanmış işlemler olduğunu, davacı ile diğer davalı ... ile olan sorunlar sebebiyle aralarındaki sözleşme sona erdirilmiş, müvekkili firma ile 06/08/2013 tarihinde geride kalan ve yapılmamış ankraj imalatları için ...ile sözleşme imzalanmış olduğunu, bahsi geçen sözleşme ile yapılan işlemler sonrasında herhangi zarar ve hasar oluşmamış olduğunu, davacının İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/973 Esas sayılı dosyasında da mevcut belgeden de anlaşılacağı üzere bakiye alacakları için mutabakat evrakı gönderilmiş olduğunu, müvekkili firmadan önce çalışan firmaların oluşturduğu zararların taraflarından istenilmesi iyi niyet kuralları ile açıklanamayacağını, ... ile çalışırken müvekkili firmadan memnun ve doğru iş yapılması nedeniyle sözleşme yapmaya telkin edildiği ifade edilmiş olduğunu, sözleşme imzalandığı andan sonra yapılan tüm eylem ve işler konusunda projelerin şantiye yönetimi (... ) tarafından verildiğini, yapılan ve yaptırılan tüm işlerin müşavirler tarafından kontrol edilip denetlenen işlemler olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA;Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 06.08.2013 tarihli sözleşme gereği müvekkili şirketin yüklenici olarak üstlendiği görevi tamamladığını ve davalıya eksiksiz teslim ettiğini, tamamlanan işin bakiyesinin ödenmesi için davalı tarafça gönderilen 30.09.2014 tarihli mutabakatnameye müvekkilinin de mutabık oldukları beyanı ile cevap verdiğini ancak kalan bakiyenin davalı tarafça ödenmediğini, bu nedenle bakiye 87.702.89 TL iş bedeli alacağı ile 8.087,89 TL işlemiş faizin davalıdan tahsili için 12.10.2014 tarihinde İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ....sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu belirterek, davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili; davacı üstlendiği işleri sözleşmenin 24. Maddesinde belirtildiği şekilde yerine getirmediği için hak edişlerinden kesilen teminat bedellerinin ödenmediğini, davacının üstlendiği işi yaparken çevre binalara zarar verdiğini, sözleşme gereği bu hasarları davacının karşılaması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada; davalıların eser sözleşmesinden kaynaklanan AVM inşaatının iksa işlerinin yerine getirilmesi nedeniyle çevre binalarda meydana gelen hasardan sorumlu oldukları, TBK'nun 147/6 maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği 289.908,56-TL zarar bedelinin davalılar tarafından ödenmesini talepte haklı olduğu, birleşen davada; 06/08/2014 tarihli sözleşmenin konusu olan işe yönelik olarak davacının sunduğu 30/09/2014 tarihli hesap mutabakatında davalıdan 87.702,87 TL alacağı olduğu konusunda tarafların mutabık oldukları, davalının takip öncesi dönemde ihtar ya da ihbarla temerrüde düşürüldüğüne ilişkin belge sunulmadığı, bu sebeple takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep edilemeyeceği, kabul edilen alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle, asıl davada; davacının davasının kabulüne 289.908,56-TL. zarar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davada; davacının davacının kısmen kabulü ile davalının İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın 87.702,87 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, kabul edilen alacağın %20’si olan 17.540,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAFLAR:
A-)Davalı-birleşen davacı .... vekili istinafında;
1-)Müvekkili şirketin dava konusu projede iksa işlerinin tamamını değil yalnızca öngermeli ankraj imalatlarını üstlendiğini, Mahkeme gerekçesinde kabul edilen maddi vakıalar itibarıyla çevre bina ve yollarda meydana gelen zararların ...'in değil ... tarafından gerçekleştirilen iksa ve kazı çalışmalarından kaynaklandığının anlaşıldığını, teknik bilirkişi tarafından müvekkil şirket ile dava konusu zarar arasında illiyet bağı kuran değerlendirmelerin dosya kapsamı ve teknik verilerle örtüşmediğini, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen ankraj imalatının tüm iksa imalatlarının sınırlı bir kısmını oluşturduğunu ve bu durumun müteselsil sorumluluk sonucunu doğurmayacağını, davacı ile ... arasındaki sözleşmesel ilişkiden ve bu ilişki kapsamında doğduğu ileri sürülen zararlardan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği dönemde herhangi bir zarar veya hasar meydana gelmediğini, dosyada mevcut 24.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda çevre bina zararlarının tamamının ... tarafından gerçekleştirilen iksa işleri sırasında meydana geldiğinin ve ...'in sorumluluğunun bulunmadığının açıkça belirtildiğini, 25.10.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin çevre bina zararlarından sorumlu olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını, dosya kapsamındaki çeşitli bilirkişi raporlarında zararların sözleşme gereği ...'un sorumluluğunda olduğunun kabul edildiğini, Mahkemece yalnızca 09.08.2023 tarihli ek bilirkişi raporundaki müteselsil sorumluluğa ilişkin değerlendirmelere itibar edildiğini ve bu rapora yönelik itirazların karşılanmadığını,
2-)Davanın TBK'nın 72. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacının zarar ve sorumluyu öğrenmesinden itibaren iki yıllık sürenin geçtiğini,
3-)Bu nedenlerle asıl dava yönünden müvekkili hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
4-)Birleşen dava yönünden, takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddedilmesinin yerinde olmadığını belirterek,
asıl dava yönünden kararın kaldırılması ile davanın reddine, birleşen dava yönünden ise işlemiş faiz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B-)Asıl dosya davalısı .... Şti. Vekili istinafında;
1-)Davacı tarafından ileri sürülen zarar ile sorumlunun, bilirkişi raporunda da atıf yapılan toplantı tutanaklarının düzenlendiği tarihte öğrenildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki sözleşmenin 22.07.2013 tarihinde sona erdiği ve bu tarihten sonra şantiyeden ayrıldıkları dikkate alındığında davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı halde mahkemece zamanaşımı itirazının dikkate alınmadığını,
2-)Davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar ile müvekkili şirket faaliyetleri arasında somut ve teknik verilere dayalı bir illiyet bağı kurulamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun varsayımlara dayalı değerlendirmeler içerdiğini,
3-)İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/397 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu zararların hafriyat işlerinden kaynaklandığının tespit edilmiş olmasına rağmen bu raporun değerlendirme dışı bırakıldığını,
4-)Davacının iddialarını ispatlayamadığı halde eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini belirterek,kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davalı iş sahibi, davalı-birleşen davacı ... şirketi yüklenici, davalı ... Gurup şirketi diğer bir yüklenicidir.Asıl dava, ... adresindeki AVM inşaatının iksa işlerinin yapılması esnasında meydana gelen hasarlardan dolayı davacı iş sahibi ...şirketi tarafından dava dışı 3. Kişilere yapılmak zorunda kalınan ödemelerin davalı yüklenicilerden rücuen tahsili talebine ilişkindir.Asıl davada davacı tarafından, davalı .... Şti. ile 23.04.2012 tarihli iksa işleri sözleşmesi, davalı .... Şti. ile ise 06.08.2013 tarihli öngermeli ankraj işleri sözleşmesi imzalandığı, dava konusu AVM inşaatına ilişkin kazı, iksa ve ankraj imalatları sırasında çevre bina ve yollarda hasarlar meydana geldiği, söz konusu hasarlar nedeniyle üçüncü kişilere tazminat ve onarım bedelleri ödendiği, yapılan ödemelerin sözleşme hükümleri gereğince davalılardan rücuen tahsilinin gerektiği ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulmuş, davalı ... vekilince davanın zamanaşımına uğradığı, meydana gelen zararların müvekkil şirket faaliyetlerinden kaynaklanmadığı, hasarların hafriyat çalışmaları veya sonradan iş yapan yüklenicilerin faaliyetleri nedeniyle oluşmuş olabileceği, davacının zarar ve sorumluyu uzun süredir bildiği halde dava açtığı ve davacının iddialarını ispatlayamadığı savunulmuş, davalı ... vekilince ise müvekkil şirketin yalnızca ankraj imalatlarını üstlendiği, çevre bina zararlarının kendi faaliyetlerinden kaynaklanmadığı, davacı ile ... arasındaki sözleşmesel ilişkiden doğan zararlardan sorumlu tutulamayacağı ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.Birleşen dava, davacı yüklenici ... Zemin şirketi tarafından davalı iş sahibi ...şirketine karşı, aralarındaki 06.08.2013 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen faturaya ve 30.09.2014 tarihli mutabakata dayalı olarak, bakiye 87.702.89 TL iş bedeli alacağı ile 8.087,89 TL işlemiş faizin tahsili için, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üstünden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Birleşen davada davacı tarafından, taraflar arasında akdedilen 06.08.2013 tarihli sözleşme kapsamındaki işlerin tamamlanarak teslim edildiği, 30.09.2014 tarihli hesap mutabakatı ile davalının 87.702,87 TL bakiye borçlu olduğunun kabul edildiği, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiği ileri sürülerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş, davalı tarafından ise üstlenilen işlerin sözleşmeye uygun şekilde yerine getirilmediği, dava konusu inşaat faaliyetleri nedeniyle çevre binalarda meydana gelen zararların davacıya ait olduğu, bu zararlar nedeniyle yapılan giderlerin davacıdan mahsup edilmesi gerektiği ve bu nedenle davacının alacak talebinde bulunamayacağı savunulmuştur.Davacı iş sahibi ...şirketi ile davalı yüklenici ... şirketi arasında imzalanan, ..., 30 Ada, 21 parsel, ...- İstanbul adresindeki AVM inşaatının iksa işlerinin yapımına ilişkin 23/04/2012 tarihli sözleşmenin 7.2. Maddesinde; "Yapımcı, konusu olan işleri yaparken yapılmış ve /veya yapılmakta olan işlere zarar vermeyecektir. Zarar verdiği tutanakla tespit edildiği takdirde zarar miktarı iş sahibinin hesabına göre yapımcının hakedişinden kesilecektir." düzenlenmesi yer almakta olup, sözleşmenin 22/07/2013 tarihinde sona ermesi kararlaştırılmıştır.Davacı iş sahibi ...şirketi ile diğer davalının taşeronu olan davalı yüklenici ... ... şirketi arasında imzalanan, AVM inşaatının öngermeli ankraj işlerinin yapımına ilişkin 06/08/2013 tarihli sözleşmenin M.7 F. Maddesinde; "çevre binalar ve yahutta yollarda oluşabilecek yapımcıdan kaynaklanan hasarları yapımcı karşılayacaktır" düzenlemesi yer almaktadır.Davacı ile dava dışı .... Şti arasında imzalanan 29/09/2015 tarihli sözleşme ile AVM inşaatının çevre binalarında meydana gelen hasarların İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1 D. İş sayılı tespit dosyasında belirlenen teknik hususlara göre tamir ve tadilatı düzenlenmiş olup, işin tahmini 1. Keşif tutarı 402.388,00TL olarak belirtilmiştir.Dosya kapsamındaki sözleşmeler, tasfiye protokolleri, şantiye toplantı tutanakları, teknik ölçüm kayıtları, tespit dosyaları, sulh protokolleri, ödeme belgeleri, kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davalı ... vekilinin davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, uyuşmazlığın mahkemece de kabul edildiği üzere haksız fiilden değil eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, bu nedenle TBK'nın 72. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin değil TBK'nın 147/6. maddesinde düzenlenen beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, nitekim 24.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda da davanın zamanaşımına uğramadığının açıkça belirtildiği anlaşılmakla bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı,Davalı ... vekilinin zarar ile müvekkili şirket faaliyetleri arasında illiyet bağı kurulamadığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, özellikle 11.08.2023 tarihli bilirkişi raporu ile bunu teyit eden sonraki teknik değerlendirmelerde çevre bina ve yol hasarlarının dava konusu kazı ve iksa faaliyetleri sırasında meydana geldiğinin, hasarlar ile davalıların yürüttüğü faaliyetler arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ve zararların bu çalışmaların doğal sonucu olduğunun teknik verilerle ortaya konulduğu, bu nedenle söz konusu itirazın dosya kapsamı ile örtüşmediği,Davalı ... vekilinin İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/397 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, anılan dosyanın ve raporların bilirkişi heyetleri tarafından incelendiği, 21.07.2020 tarihli ek raporda söz konusu dosyanın değerlendirildiğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla mahkemece bu delilin göz ardı edildiğinden söz edilemeyeceği,Davalı ... vekilinin davacının zararını ispatlayamadığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, dosyada mevcut sulh protokolleri, ödeme belgeleri, tespit dosyaları ve bilirkişi incelemeleri ile davacının üçüncü kişilere ödeme yaptığı ve bu ödemelerin dava konusu zararlarla bağlantılı olduğunun sabit olduğu, bu nedenle zararın ispatlanamadığı yönündeki itirazın da yerinde bulunmadığı,Davalı ... vekilinin yalnızca ankraj imalatlarını üstlendiği ve iksa işlerinden sorumlu tutulamayacağı yönündeki istinaf itirazı bakımından, her ne kadar dosya kapsamındaki bazı bilirkişi raporlarında ...'in üstlendiği işin kapsamının sınırlı olduğu belirtilmiş ise de hükme esas alınan son tarihli teknik raporlarda ...'in de zarar doğuran imalat sürecinin içerisinde yer aldığı, sözleşme hükümleri gereğince çevre yapı zararlarından sorumluluğunun bulunduğu ve bu kabulün teknik verilere dayandığı anlaşıldığından söz konusu itirazın hükmün kaldırılmasını gerektirmediği,Davalı ... vekilinin zarar ile faaliyetleri arasında illiyet bağı bulunmadığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, her ne kadar 24.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda ... yönünden tazminat sorumluluğu bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de daha sonra alınan 11.08.2023 tarihli rapor ve devamındaki teknik değerlendirmelerde dosya kapsamındaki tüm teknik veriler yeniden değerlendirilmek suretiyle her iki davalı yönünden de uygun illiyet bağının bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, mahkemenin de bu kapsamlı ve denetime elverişli raporlara üstünlük tanıyarak hüküm kurduğu,Davalı ... vekilinin 24.08.2021 tarihli rapor ile 25.10.2022 tarihli ek raporun lehine olduğu ve mahkemece yalnızca son tarihli raporlara dayanıldığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, mahkemece dosyada alınan tüm raporların birlikte değerlendirildiği, son tarihli raporların önceki raporlarda ortaya çıkan tereddütleri giderici nitelikte olduğu, raporlar arasındaki farklılıkların yargılama sürecinde alınan ek raporlarla tartışılarak giderildiği ve hangi rapora neden üstünlük tanındığının kararda yeterli şekilde açıklandığı, bu nedenle hükme esas alınan raporların denetime elverişli olduğu,Davalı ... vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının da yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı,Birleşen dava yönünden ileri sürülen takip öncesi işlemiş faiz alacağının reddedilmesinin hatalı olduğu yönündeki istinaf itirazı bakımından, taraflar arasındaki 30.09.2014 tarihli hesap mutabakatı ile asıl alacağın sabit olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte davalının takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünü gösteren herhangi bir ihtarname veya eşdeğer belge dosyaya sunulamadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin mahkeme kabulünün usul ve yasaya uygun olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı,Sonuç olarak ilk derece mahkemesince toplanan delillerin değerlendirilmesinde, bilirkişi raporlarının takdirinde, maddi vakıaların tespitinde ve hukuki nitelendirmede usul ve esas yönünden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar vekilleri tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin hükmün kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı .... Şti. vekili ile davalı-birleşen davacı .... Şti. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/10/2024 tarih ve 2016/119 Esas, 2024/600 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı .... Şti. vekili ile davalı-birleşen davacı .... Şti. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Asıl dosya bakımından alınması gereken ayrı ayrı 19.803,65 TL nisbi istinaf karar harcından istinafa gelen taraflarca ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 4.950,92'şer TL harçların mahsubu ile bakiye 14.852,73 TL harcın davalı .... Şti.'den ve davalı-birleşen davacı .... Şti.'den ayrı ayrı alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Birleşen dosya bakımından alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalı-birleşen davacı .... Şti.'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davalı ve davalı-birleşen davalı taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.