İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/183 E. 2026/537 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/183
Karar No
2026/537
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/183 Esas KARAR NO :2026/537

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ:17/11/2020 KARAR TARİHİ:02/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 17/11/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibi nedeniyle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın 14.04.2015 tarihi itibariyle borçlu şirketin ... Tekstil Kuyumculuk San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait tüm hisselerini devrettiğini, ... Bankası A.Ş.'ye gerekse krediyi temlik alan davalı ...Ş.'ne bu kredilerle ilgili herhangi bir hukuki sorumluluğu ve borcu bulunmadığını, müvekkili tarafından temlik eden ... Bankası A.Ş.'ye gönderilen .... Noterliğinin 19.10.2015 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarname ile bildirildiğini, davalının icra takibinde temerrüt faizi olarak talep ettiği belirsiz olan faiz oranına, temerrüt faizine işlemiş ve işletilen avans faiz kalemlerine itiraz ettiklerini ve kabul etmediklerini, .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. sayılı dosyası ile ilgili yapılan icra takibinde müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, İ.İ.K. m. 72/3’e göre icra dosyasına ödenen ya da ödenecek paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiklerini, sonuç olarak açıklanan nedenlerle; .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. sayılı dosyasında müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, İ.İ.K. m. 72/3’e göre icra dosyasına ödenen ya da ödenecek paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın kötü niyetli olarak hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış olduğunu, alacağın tazminini geciktirmeye yönelik olduğunu, davacının alacaklıdan mal kaçırma kastıyla yapmış olduğu devirler nedeniyle aleyhinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/... E. Sayılı davanın da derdest olduğunu, huzurdaki dosyanında aynı sebeple açılmış olduğunu, davacının imzaya ilişkin itirazlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira temlik eden bankanın da her banka gibi şirket yetkilisi ile genel kredi sözleşmesi imzalanırken kredi lehtarlarını imza sirküleri sunma zorunluluğuna tabii tuttuğunu, sözleşme imzalanırken şirket yetkilisi olan ...'ın huzurdaki davada imzaya itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının faiz kalemlerine olan itirazının da yersiz ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki açılan icra takibinde belirtilen faiz oranı, temlik alınan genel kredi sözleşmesinde taraflarca sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanmış hükümler ile belirlenmiş olduğunu, sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davacının faize ilişkin itirazlarının reddinin gerektiğini, dava dışı temlik eden banka kayıtları ve defterlerinin kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açmış olduğu bu kayıtlar incelendiğinde ortaya çıkacağını, davacının açıkça alacaklı müvekkilini zarara uğratmak istediğini ve alacağın tahsilini geciktirmeye çalıştığını, sözleşmeye uygun olmayan hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 17/03/2022 tarihli ... sayılı kararının tarafların istinaf başvuru dilekçesi sunması nedeniyle istinafa gönderildiği, İstanbul BAM 43. H.D'nin 27/01/2026 tarihli 2022/1113 Esas 2026/92 sayılı kararıyla kaldırımakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER: - .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasının Uyap kayıtları, - ... Bankası'ndan, ... Tapu Müdürlüğü'nden, ... Sosyal Dayanışma Müd.'nden, ... Belediyesi'nden, ... Nüfus Müdürlüğü'nden, ... İlçe Hukuk Şefliği'nden, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ve mahkemelerden gelen cevabi yazılar, - 26/11/2021 tarihli ATK raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, icra takibi ve buna dayanak kredi sözleşmesi nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 17/03/2022 tarihli ... sayılı kararının tarafların istinaf başvuru dilekçesi sunması nedeniyle istinafa gönderildiği, İstanbul BAM 43. H.D'nin 27/01/2026 tarihli 2022/1113 Esas 2026/92 sayılı kararıyla; "...İlk derece mahkemesinin açık yargılamada tefhim ettiği kısa kararla, sonradan yazdığı gerekçeli karar arasında farklılık bulunduğundan, ilk derece mahkemesin kararında delillerin değerlendirilerek gerekçeli bir karar verdiğinden söz edilemez. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü..." gerekçesi ile kaldırılarak mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin kaldırılan ... Esas sayılı 17/03/2022 tarihli kısa kararda: " davacının davasının kabulü ile; davalının .... İcra müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine," şeklinde karar verildiği, gerekçeli kararda ise " 1-Davacının davasının kabulü ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı dosyasında 50.000,00 TL nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine" şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Kaldırma kararı sonrası mahkememizce 07/05/2026 tarihli celsede, "Dava konusu icra takip çıkışının 663.325,77 TL olduğu ve dava değerinin bu durumda 663.325,77 TL olarak belirlenmesi gerektiği, davacının davasını 50.000,00 TL üzerinden açtığı görülmekle; davacıya, 663.325,77 TL olması gereken dava değeri üzerinden hesaplanan 11.327,94 TL peşin harçtan; yatırılan 853,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 10.474,06 TL eksik harcı tamamlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen sürede harç yatırılmadığında davanın HMK 150.maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)," şeklinde dava değeri açıklama ve eksik harcın tamamlanması yönünden ara karar kurulmuş; davacı vekili tarafından celse arasında belirlenen dava değeri üzerinden eksik harcın yatırıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, icra takibi ve buna dayanak kredi sözleşmesi nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı takibe dayanak kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmuştur. Kaldırma kararı öncesi İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden imza incelemesine esas olmak üzere rapor alınmış; 26.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda özetle; "...Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğitim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu sözleşmenin 49. Sayfasında ve bilgilendirme formunda 4. Sayfada "... Tekstil" kaşe izleri üzerine atılı imzalar ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği..." raporlanmıştır. Bilirkişi raporu ile icra takibine konu edilen kredi sözleşmesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Davalı her ne kadar davacının bildirdiği belgeler ile imza incelemesi yapıldığı, davacının günlük hayatında kullandığı imzaların imza incelemesinde dikkate alındığı, oysaki şirket yetkilisi olarak attığı belgelerin getirilmesi yolunda bilirkişi raporuna itirazda bulunmuşsa da bu yönde bir yasal düzenleme ve zorunluluk bulunmaması dikkate alınarak davalı talebi yerinde görülmemiştir. Davacının imzası kendisine ait olmayan kredi sözleşmesi ve buna istinaden başlatılan icra takibi nedeni ile sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuşsa da davalının alacağı temlik alan şirket olması, kredi sözleşmesinin kendisi önünde imza edilmemiş olması ve kötü niyeti ispatlanamadığından davacı istemi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacının davasının icra dosyasında talep edilen 663.325,77 TL toplam alacak yönünden kabulü ile bu miktardan davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin ise reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;. 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı dosyasındaki 663.325,77 TL toplam alacak nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davalının kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 45.311,78 TL harçtan peşin alınan 11.327,94 TL harcın mahsubu ile eksik 33.983,84 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 3.415,50 TL peşin harç, 960,00 TL ATK faturası, 297,80 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 4.727,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.02/07/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/183, K. 2026/537, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-183-e-2026-537-k-0b4bc4ed2711