Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1355 E. 2026/1412 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1355
- Karar No
- 2026/1412
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1355 Esas
KARAR NO : 2026/1412 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/165 Esas - 2026/226 Karar
TARİH: 26/02/2026
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret odasına ... sicil numarası ile kayıtlı ... Mah. ... Cad. ... Sk. ... Merkezi .. ... / İstanbul adresinde faal olan .... Ltd. Şti. Ünvanlı işletmenin 31/10/2013 tarihinde ... Vergi dairesi tarafından resen kapatıldığını ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi ile 30/12/2012 tarihli ... sayılı resmi gazetede yayımlanan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğin 5. Maddesinin 1-b bendi uyarınca 09/10/2015 tarihinde ito kaydının resen terkin edildiğini ve tüzel kişiliğinin sona erdiğini, 27/05/2024 tarihinde Sarıyer ...'ta bulunan hesabına adı geçen şirketin borçlarından konulan bloke ile durumu öğrendiğini, Ordu 6. Noterliğinin 04/04/2018 tarihli ... yevmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesi ile tüm hissesini ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak hisse devrinin İstanbul Ticaret Odasına tescil ettirilmediğinden mağduriyet yaşadığını, hisse devrinin tespiti ile devrin ticaret sicile tescil ve ilanının yapılmasını talep etmiştir.
Davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 26/02/2026 tarih ve 2025/165 Esas - 2026/226 Karar sayılı kararında; "Dava, davalı şirkete ait hisselerin davacı tarafından dava dışı ... adına devredildiğinin tespiti ve devir işleminin ticaret siciline kayıt ve tescili talebine ilişkindir.
TKK'nun 595.maddesi uyarınca limited şirkette esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Somut olayda davalı şirketin tek ortaklı şirket olması hasebiyle yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca payını devreden davacı aynı zamanda ortaklar kurulunu da teşkil ettiğinden hisse devri sözleşmesinin ortaklar kurulu tarafından verilen muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu sebeple somut olayda pay devrinin geçerliliği için ayrıca ortaklar kurulu onayı alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
TTK'nun 598/1. maddesinde, esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından sicile başvurulabileceği düzenlendikten sonra, 598/2. maddesinde başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortağın, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürünün şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceği düzenlenmiştir. Madde hükümlerinden de açıkça açıklanacağı üzere TTK'nın 598/2. maddesi şirket müdürlerinin esas sermaye paylarının geçişinin tesciline ilişkin ticaret siciline başvurmayı ihmal etmesi halinde uygulanacaktır. Somut olayda davalı şirketin hisselerinin davacı tarafından dava dışı ... adına devredilmiş olduğu, bu devir işlemi bakımından şirketin tek ortaklı olması sebebiyle yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ortaklar kurulu onayı aranmayacağı, bu bakımdan hisse devrinin davalı şirket ortaklar kurulunca uygun görüldüğünün kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki böyle kabul edilmese dahi davacının öncelikle TTK 595/7 maddesi anlamında devre onay için şirkete başvuru yapması daha sonra şirket tarafından bu konuda sessiz kalınması halinde 3 aylık süre sonunda artık şirketin devre onay verdiğinin kabulu ile bu kez TTK 598.maddesi gereğince, şirketin pay devrinin tescilden kaçınması halinde şirket ortaklığından ayrılmış olan davacının sicile başvuru yapabileceğinin açık olduğu olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından ise ne hisse devrinin onayı için şirkete, ne de devir işleminin tescili için ticaret siciline yapılan bir başvurunun olmadığı görülmektedir. Bu bakımdan davacının TTK'nun 598/2. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğüne adının devrettiği paylarla ilgili olarak silinmesi için başvurması gerekirken doğrudan devrin ticaret siciline tesciline ilişkin dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/2279 Esas, 2022/1760 Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/17 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/265 Esas, 2025/728 Karar sayılı kararı). HMK'nın 114/1.h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Hal böyleyken, somut olayda davacının hisse devrinin tesciline ilişkin dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek tescil talebi yönünden açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
'' 1-Davanın Hukuki Yarar Şartı Yokluğundan Usulden Reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin bir yandan pay devrini kabul ederek diğer yandan hukuki yarar bulunmadığını kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin şirketi “tek ortaklı şirket” gibi değerlendirdiğini; ancak maddi vakıanın hatalı olduğunu, mahkemenin davayı “ortaklıktan çıkma/çıkarılma” gibi gösterdiğini; oysa davanın tescile icbar ve sicil kaydının düzeltilmesi davası olduğunu, mahkemenin şirketin terkin edildiğini kabul ettiğini; fakat terkin edilmiş şirkete başvuru yapılmasını dava şartı gibi kabul ettiğini, hukuki yararın mevcut olduğunu, davacının hâlen sicilde ortak göründüğünü,
TTK 598/2 hükmünün “önce sicile başvuru zorunluluğu” değil, ayrılan ortağa tanınmış ek bir hak olduğunu; Yargıtay ve istinaf uygulamasının tescile icbar davasının mümkün olduğunu kabul ettiğini, ilk derece mahkemesinin dayandığı İstinaf kararlarının somut olaya uygun olmadığını; mahkeme, eğer ön başvuru eksikliği görüyorsa HMK 115/2 kapsamında süre vermesi gerektiğini,
Mahkemece yapılması gerekenin; ... şirketinin güncel ve geçmiş ticaret sicil kayıtlarının eksiksiz celbi, 2013 vergi dairesi re’sen terk/kapanış kayıtlarının celbi, 2015 terkin işleminin dayanak belgelerinin celbi, şirket sözleşmesi, ortaklık yapısı, pay defteri, karar defteri ve müdürlük yetki belgelerinin celbi, Ordu 6. Noterliği’nin 04/04/2018 tarih ... yevmiye sayılı pay devri sözleşmesinin aslının/onaylı örneğinin celbi, ...’in devralan ortak ve münferit imza yetkili müdür sıfatının tespiti, devir işleminin şirket tarafından açık veya zımni biçimde kabul edilip edilmediğinin değerlendirilmesi, şirketin terkin edilmiş olması nedeniyle gerekirse dosya kapsamıyla sınırlı ihya/ek tasfiye için davacıya süre verilmesi, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2024/926 E. Sayısı ile Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/165 E. sayılı yerel mahkemedeki dava dosyasına münasır verilen ihya kararının celbi ile tescile icbar, pay defterine kayıt ve ticaret siciline bildirim yönünden esastan karar verilmesi gerektiğini; bu araştırmalar yapılmadan davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu,
İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, aksi durumda dosyanın mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve istinaf giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacının, 6102 sayılı TTK'nun 'nun Geçici 7.maddesine göre 09/10/2015 tarihinde sicilden resen terkin edilen şirket ortaklığından pay devri yolu ile ayrıldığının tespiti ile bu hususun şirket pay defterine kaydı ile sicile tescil ve ilanına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı şirketin sicil kayıtları kapsamından; 08/12/2006 tarihinde iki ortaklı olarak kurulduğu, ortaklarının ... ve ... olduğu, davacının 06/06/2008 tarihli pay devir sözleşmesi ile ...'ın paylarını devralarak şirkete yarı oranında ortak olduğu, şirketin 09/10/2015 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Davacının dilekçesi ekindeki Ordu 6 Noterliği'nin 04/04/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile davalı şirketteki tüm paylarını diğer ortak ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak devrin pay defterine kaydedilmediğini ve sicile tescil edilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Taraf teşkilinin sağlanılması kamu düzeninden olup, resen gözetilmesi gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davalı şirketin dava tarihi itibariyle sicilden terkin edilmiş ve tüzel kişiliğinin sona ermiş bulunduğu anlaşıldığına göre, mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davacıya davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, süresinde ihya davası açılması ve şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda davalı şirkete dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve yargılama bu şekilde devam olunması gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.
Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun açıklanan sebeple kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2025/165 Esas ve 2026/226 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılması gereken 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.