Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/633 E. 2026/1457 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/633
- Karar No
- 2026/1457
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/633 Esas
KARAR NO : 2026/1457 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/400 Esas- 2023/859 Karar
TARİH: 12/12/2023
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 13/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Şirketi'nde çalıştığı dönemde davalı bankanın ...Şubesinde hesap açtığını, müvekkilinin, iş ilişkisi çerçevesinde ... Şirketi'nin söz konusu bu banka hesabının üzerinde tasarrufta bulunması amacıyla vekaletname düzenlediğini, ... Şirketi tarafından bu hesabın üzerinde tasarruf yetkisi vermeye zorlandığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin ... Şirketi tarafından 05.06.2012 tarihinde haksız surette feshedildiğini ve müvekkilinin işten çıkarıldığını, bu sebeple müvekkilinin azilname çekerek vekaletname ile ... Şirketi'ne verdiği banka hesabı üzerindeki tüm yetkilerini geri aldığını, bu azilnameyi, ... nezdindeki hesap üzerinde vekil olan ... Şirketi tasarrufta bulunmasın diye davalı ...'a da ilettiğini, müvekkilinin azilnamesinin 05.06.2012 tarihinde saat 15:45' te alındığının görüldüğünü, 05.06.2012 tarihinde saat 15:45 itibariyle dava dışı ... Şirketi'nin vekaletnameye dayalı yetkisinin son bulduğunu, 12.08.2013 tarihli banka cevabi yazısında bildirilen ekstreye göre, havalenin 06.06.2012 tarihinde saat 19:57' te gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, yine havale bedelinin 59.572,44 TL olduğunu, dava dışı ... Şirketi'nin hesabına azilnamenin bankaca kayda alınmasından sonra havale çıkarılmasının, bankanın haksız davrandığını gösterdiğini, davalı bankanın, müvekkilinin hesabında yetkisiz olduğunu bildiği halde ... Şirketi'nin tasarruf yapmasına izin verdiğini ve banka hesabındaki parayı ... Şirketi'ne ödediğini, neticeten temsil yetkisi kaldırılan 3. kişiye ödeme yapılmasının hukuka aykırı ve haksız fiil mahiyetinde olduğunu, azilnamenin bankaya ulaştığı anda banka hesabında bulunan tüm paranın müvekkiline ödenmesi gerektiğini, yaklaşık 2-3 ay sonra tesadüfen banka hesabını sorguladığında müvekkilinin bu durumu öğrendiğini beyanla Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi!nin 2013/354 Esas sayılı dosyasındaki aşamalarda yapılan yargılama ile tespit edilmiş olan 59.572,44 TL'nin haksız işlem tarihi olan 05.06.2012 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının usul ve yasaya aykırı talep ve davasının reddi gerektiğini, huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, hukuki yarar yokluğu düzeltilebilecek veya tamamlanabilecek bir eksiklik olmadığından, daha önce ikame edilen dava, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği ve dava zamanaşımı kesilmediğinden ve TBK'nın 158. maddesinin tatbiki de mümkün olmadığından zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddi gerektiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı 26.05.2023 tarihinde kesinleşmiş olup, kesinleşme tarihinden önce dava şartı arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, derdest yargılama devam ederken dava şartı arabuluculuğa başvurulmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davanın husumet yokluğundan da reddi gerektiğini, davacının azilnamesinin müvekkiline ulaştırılmasından çok önce davacının hesabı üzerinde işlem yapmak hak ve yetkisi bulunan ... tarafından ödeme ve hesap kapama talimatı müvekkiline ulaştırılmış olup, talimatın ulaştığı anda yasal olarak hesap üzerinde işlem yapmak hak ve yetkisi bulunan tüzel kişinin talimatının aksine işlem yapılmaması kanuna aykırı olduğundan ve aksi halde havale talebine aykırı olarak işlem gerçekleştirmeyen personelin de cezai sorumluluğu doğacağından davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının faiz talebinin de reddi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2021 tarih, 2021/572 Esas, 2021/961 Karar sayılı ilamındaki taraflar ile davanın konusunun bu dava ile aynı olduğu, söz konusu davada Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği, kararın 26/05/2023 tarihinde kesinleştiği, bu davanın 14/06/2023 tarihinde açıldığı, uyuşmazlığın davacının zamanaşımına uğrayan alacakları yönünden Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/572 Esas dosyasında dava yolu ile talepte bulunduğu 30/09/2011 tarihinin esas alınıp alınmayacağından kaynaklandığı, bu noktada somut olayda TBK'nın 158. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafından belirsiz alacak davası niteliğinde açılan ilk davanın, hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddedildiği, hukuki yararın, tamamlanamayacak ve düzeltilemeyecek nitelikte bir dava şartı olduğu, bu itibarla, davacı tarafından daha önce açılan ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddedilen davanın, zamanaşımını kesen bir nitelik arz etmediği ve ayrıca TBK’nın 158. maddesinin uygulanmasına cevaz vermediği, hukuki yararın tamamlanamayacak ve düzeltilemeyecek nitelikte bir dava şartı olduğu (aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/482 Esas 2018/1047 Karar sayılı ilamı) gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davanın süre yönünden reddinin hukuka aykırı olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının tamamlanamayacak ve düzeltilemeyecek bir yanlışlığa vücut vermeyeceği, sadece usuli bir problem oluşturacağı, TBK'nın 158. maddesindeki hükmün, açıkça düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması halini de ek süre verilmesi noktasında öngördüğü, bu düzenlemenin bazı usul hataları sebebi ile davanın reddi halinde doğabilecek adaletsizliğin önüne geçmek amacı ile düzenlendiği, hukuki yarar yokluğu sebebi ile reddedilen davadan sonra aynı taleplerle açılacak davada, önceki davanın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, görev ve yetki de hukuki yarar gibi dava şartı olup, görev ve yetki bakımından dava şartı eksikliği sebebi ile verilen ret kararından sonra altmış günlük ek süre tanınmasına imkan veren Kanunun, aynı kapsamda sayılan hukuki yarar yokluğu sebebi ile ret halini “düzeltilemez bir yanlışlık” olarak kabul ettiğini söylemenin adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü ile bağdaşmadığını, kaldı ki Yargıtay'ın son içtihatlarının da belirsiz alacak davası olarak açılan ve hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilen davadan sonra açılacak davaların TBK'nın 158. maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiğine yönelik olduğu, bu sebeplerle karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacının davalı banka nezdindeki mevduat hesabında bulunan paranın, azledilmiş olmasına rağmen vekaleten işlem yapan dava dışı ... ... A.Ş.'ye gönderildiğinden bahisle dava dışı şirket hesabına gönderilen bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TBK'nın 158/2. maddesi uyarınca; dava veya def'i mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.
Dosya kapsamından; davacının, dava dışı ... ... A.Ş. nezdinde çalışmakta iken davalı bankada bulunan mevduat hesabında işlem yapmak üzere adı geçen şirkete vekaletname verdiğini ancak 05/06/2012 tarihinde işinden ayrıldığını, bu tarihte davalı bankaya dava dışı şirketin vekaletten azledildiğini bildirmesine rağmen hesabında bulunan paranın ... ... A.Ş.'nin hesabına aktarıldığını iddia ederek, dava dışı şirkete aktarılan 59.572,44 TL'nin 05/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep ettiği, iddianın ileri sürülüş şekli ve dosya kapsamında bulunan belgelerden, davacının talep ettiği alacak yönünden zamanaşımı süresinin 05/06/2012 tarihinde başladığı ve TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın ilk olarak Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/172 Esas sayılı dosyası ile ve belirsiz alacak davası olarak açıldığı, Mahkemece 2017/172 Esas, 2018/745 Karar sayılı ve 29/06/2018 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4627 Esas, 2019/5930 Karar sayılı ve 30/09/2019 tarihli karar ile; "...davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı" gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 2021/572 Esas, 2021/961 Karar sayılı ve 25/10/2021 tarihli karar ile "davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine" karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/9149 Esas, 2023/203 Karar sayılı ve 12/01/2023 tarihli kararı ile düzeltilerek onandığı ve 26/05/2023 tarihinde kesinleştiği, davacının 02/05/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, arabuluculuk son tutanağının 07/06/2023 tarihinde düzenlendiği ve bu davanın 13/06/2023 tarihinde açıldığı, davacının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/172 Esas sayılı dosyası ile açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olması sebebiyle açıldığı tarihte dava zamanaşımın kesilmediği ve 05/06/2022 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar Mahkemece, ilk açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile hukuki yararın tamamlanamayacak ve düzeltilemeyecek nitelikte bir dava şartı olduğunun kabul edilmesi sebebiyle bu davada TBK'nın 158. maddesinde yer alan ek 60 günlük sürenin uygulanamayacağı kabul edilmiş ise de, ilk davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının, esasen davacının böyle bir davayı açmakta hiç bir hukuki yararının bulunmamasından değil, davanın talep sonucunda, yani alacağın tam olarak belirlenmesi suretiyle açılmamasında herhangi bir hukuki yararının bulunmamasından, zira alacağın davanın açıldığı tarihte belirli olmasından kaynaklandığı, belirsiz alacak davasının mülga 1086 sayılı HUMK'da yer alan bir dava türü olmadığı, ilk olarak 6100 sayılı HMK'da düzenlendiği ve 01/10/2011 tarihinde kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başladığı, uygulamada yaşanan karışıklıklar sebebiyle Yargıtay Dairelerince, dava tarihinde belirli ya da belirlenebilir olan alacaklar hakkında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığının içtihat edildiği ve İlk derece mahkemelerince de bu şekilde kararlar verildiği, bu noktada ilk davanın açıldığı tarihte belirsiz olarak açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilebilirse de, reddedilmesinden sonra alacağın tam olarak belirlenmesi ile yeniden dava açılmasının mümkün olduğu, daha açık bir ifade ile burada ilk davanın açıldığı tarihte henüz uygulanmaya başlamış bir dava türü olan belirsiz alacak davasının açılması sırasında gerçekleşen yanılgının/yanlışlığın sonradan düzeltilebilir bir yanlışlık olduğu ve zamanaşımı yönünden TBK'nın 158. maddesinde yer alan 60 günlük ek sürenin ikinci davada uygulanması gerektiği, Yargıtay'ın çeşitli Dairelerince verilen güncel kararların da bu yönde olduğu, aksi durumun kabulünün adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğünü ihlal edeceği, buna göre ilk davada verilen karar 26/05/2023 tarihinde kesinleştiği ve bu dava 12/06/2023 tarihinde ve 60 günlük süre dolmadan açıldığından Mahkemece, davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın isabetsiz olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarihli, 2023/400 Esas ve 2023/859 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.