Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/590 E. 2026/1315 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/590
- Karar No
- 2026/1315
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/590
KARAR NO:2026/1315
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/03/2021
NUMARASI:2019/1104 E. - 2021/238 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile dava dışı ... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesine imzalandığını, davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalandıklarını, borçlu şirket tarafından kredi borcunun zamanında geri ödenmemesi sebebiyle kredi hesaplarının kat edildiğini, davalılara Üsküdar ...Noterliği'nin 13.09.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin gereklerini yerine getirmeyen borçlu şirket ve kefiller hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, müvekkil banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davalıların kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 6.2 maddesine göre taraflar arasında çıkan her türlü uyuşmazlıkta İstanbul merkez mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili kılındığını, dolayısıyla, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, takibin yetkili icra müdürlüğünde başlatıldığını, ihtarnamedeki alacak kalemlerine itiraz edilmediğini, dolayısıyla, davalılar tarafından işbu ihtarnamede yer alan borcun kabul edildiğini, takip sonrası davalı borçlular tarafından 09.10.2018 tarihinde 20.000,00 TL, 23.10.2018 tarihinde 92.150,00 TL ve 24.10.2018 tarihinde 150.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin 6.1 maddesine göre taraflar arasında çıkan her türlü uyuşmazlıkta banka defter ve kayıtlarının yegane geçerli, bağlayıcı ve kesin delil olacağını, dolayısıyla yaptırılacak olan bilirkişi incelemesinde banka defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilleri tacir olmadığından sözleşmedeki yetki anlaşmasının davalılar için geçerli olmayacağını, HMK'nın 17.maddesi uyarınca davalılar ile yetki sözleşmesi yapılamayacağını, bahsedilen sözleşme dava dışı şirket için bağlayıcı olsa da müvekkilleri açısından bağlayıcı olmadığını, bu nedenle yetki itirazı haklı olduğundan davanın reddi ile takibin iptali gerektiğini, davalılar ile banka arasında geçerli ve tüm borcu kapsayacak bir kefalet sözleşmesi akdedilmediğini, bu nedenle davalıların kefalet nedeniyle borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı banka tarafından davalı borçlular aleyhine açılan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek takibe geçildiğini, davalılar tarafından icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ise davacı tarafça başlatılan icra takibinin usulsüz olduğunu, takibe itirazın haklı olduğunu, davanın reddine karar verilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir. İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı banka tarafından borçlu davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı alacağa ilişkin başlatılan adi takip yolu ile icra takibine borçlu davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında imzalandığı, diğer davalıların genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldığı, kefalet miktarının 6.500.000,00-TL olduğu görülmüştür.Üsküdar ... Noterliği'nin 13/09/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmesi hesabının kat edildiği, ihtarnamenin davalılara 15/09/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Bankacı Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 16/09/2020 tarihli bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmaması ve takipten sonra davadan önceki tahsilatlara ilişkin hesaplamanın yeterli görülmemesi nedeniyle bu rapora itibar edilmeyerek farklı bir bilirkişiden rapor alınmıştır.Bankacı Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; Dava Tarihi İtibariyle Davacı Alacağının Tespiti:Takip tarihinden sonra, rotatif kredilerin teminatında bulunan çekler tahsil olmuştur: Tahsilatların TBK 100. Md. göre mahsubu suretiyle kredi borçları hesabı aşağıda verilmiştir.Rotatif Kredi Yönünden; Asıl alacak rotatif 214.902,63-TL, faiz 197.173,17-TL ile BSMV 9.858,66-TL olmak üzere toplam 421.934,46-TL olarak hesaplandığı, Dava taraihinden borç tamamen ödeninceye kadar 214.902.63 TL asıl alacak üzerinden %90 temerrüt faizi ve faizin %5 BSM si davalılartdan talep edilebileceği,KMH yönünden;BK 100 e göre yukarıda tabloda yapılan hesaplamada faizler 21.10.2018 tarihli tahsilatla sona erdiğinden iş bu tarihtan dava tarihine kadar yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalılardan dava taraihi itibarı ile KMH hesabından dolayı asıl alacak 70.954,15-TL, işlemiş faiz 130,08-TL, BSMV 6,50-TL olmak üzere toplam 71.090,74 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, dava tarihinden başlamak üzere 70.954.15 TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık % 33 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden % 5 gider vergisinin davalıdan istenilebileceği, Davacı bankanın dava tarihi itibarı ile 37 adet çek depo talebi için 59.200,00 TL lık depo talebinin yerinde olduğu tespit edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, Bankacı ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından dava dışı ... Şirketi'ne kredi kullandırıldığı, dava dışı şirketin vadesinde borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiği ve alacağın tahsili için dava dışı şirket ve müteselsil kefil olan davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından nakdi kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalılar olan müteselsil kefiller tarafından kefalet sözleşmesinin yasal şartları taşıması ve geçerli olmasından dolayı davalı müteselsil kefillerin nakdi kredi borcundan ve sözleşmedeki şart gereği gayri nakdi kredi bedelinin depo edilmesinden sorumlu oldukları sabit olduğundan düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen ve takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan tahsilat nedeniyle tahsilat yapılan rotatif kredi yönünden dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamalara ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava ve takip konusu rotatif kredi alacağı yönünden takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2018 tarih, 2017/19-822 E., 2018/1754 Karar sayılı içtihadında belirtildiği şekilde mahsubu sonrası davacı bankanın davalılardan dava tarihi itibariyle 214.902,63-TL asıl alacak (rotatif), 197.173,17-TL işlemiş temerrüt faizi, 9.858,66-TL BSMV, 70.954,15-TL asıl alacak(ticari kmh), 130,08-TL işlemiş temerrüt faizi, 6,50-TL BSMV olmak üzere toplam 493.025,20-TL alacaklı olduğu, takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla belirtilen miktar yönünden 214.902,63-TL asıl alacak için dava tarihinden (23/10/2019) itibaren yıllık %90 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi, 70.954,15-TL asıl alacak için dava tarihinden itibaren yıllık %33 ve değişen oranlarda faiz ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamı gerektiği, nakdi kredi alacağı yönünden takip tarihinden sonra dava tarihinden önce ödendiği anlaşılan toplam 262.150,00-TL yönünden davacının mahsup yapmadan dava açtığı bu nedenle bu miktar yönünden davacının fazlaya ilişkin isteminin haksız olduğu, ayrıca davalılar tarafından gayri nakdi kredi alacağından kaynaklanan 59.200,00-TL çek bedelinin depo edilmesi gerektiği, gayri nakdi alacağa ilişkin takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla belirtilen miktar yönünden tazmin tarihlerinden itibaren tazmin tutarları üzerinden yıllık %90 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamı gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin isteminin haksız olduğu anlaşılmış, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın (285.856,78-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; a) nakdi kredi alacağı yönünden takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin mahsubu sonrası borçlu davalılar tarafından 214.902,63-TL asıl alacak (rotatif), 197.173,17-TL işlemiş temerrüt faizi, 9.858,66-TL BSMV, 70.954,15-TL asıl alacak(ticari kmh), 130,08-TL işlemiş temerrüt faizi, 6,50-TL BSMV olmak üzere toplam 493.025,20-TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla belirtilen miktar yönünden 214.902,63-TL asıl alacak için dava tarihinden (23/10/2019) itibaren yıllık %90 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi, 70.954,15-TL asıl alacak için dava tarihinden itibaren yıllık %33 ve değişen oranlarda faiz ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, b) Nakdi kredi alacağı yönünden takip tarihinden sonra dava tarihinden önce ödendiği anlaşılan toplam 262.150,00-TL yönünden talebin reddine, c) Gayri nakdi kredi alacağı yönünden borçlu davalılar tarafından 37 adet çek için toplam 59.200,00-TL çek bedelinin depo edilmesine yönelik yapılan itirazın iptaline, gayri nakdi alacağa ilişkin takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla belirtilen miktar yönünden tazmin tarihlerinden itibaren tazmin tutarları üzerinden yıllık %90 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ç) Asıl alacağın (285.856,78-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine, itirazları doğrultusunda rapor alınmak üzere dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edildiğini, alınan 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise alacağın eksik hesaplandığını, buna ilişkin olarak itirazlarını mahkemece dikkate alınmaksızın dosyada bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, lehe olan hususlara bir diyecekleri bulunmamakla birlikte, itirazlarının ve yapılan hesaplamadaki eksikliklerin gidermeksizin kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla, eksik incelemeye dayalı işbu hükmün alacağımızın reddedilen kısmı açısından kaldırılması ve yeniden inceleme yapılarak davanın tam kabulüne kabul verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ile nakit 529.606,09 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi tarafından toplam nakit alacağın 493.025,20 TL olarak tespit edildiğini, reddedilen kısmın ise 36.580,89 TL olduğunu, buna rağmen, kabul - red oranları dikkate alınmaksızın davalılar lehine 29.361,16 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu durumun hakkaniyete aykırılık taşımakla birlikte usul ve yasaya da aykırı olduğunu, dolayısıyla, hükmün bu yönüyle de kaldırılarak yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu yetki sözleşmesine nazaran açılan davanın da usulden reddi gerektiğini, davalılar tacir olmadığından kendileri ile yetki sözleşmesi yapılamayacağını, bahsedilen sözleşmenin dava dışı şirket tacir olduğundan dolayı onun için bağlayıcı olsa da tacir olmayan müvekkilleri açısından bağlayıcı olmadığını, sözleşmede yer alan yetki şartı müvekkilleri açısından geçersiz takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, dava şartının eldeki davada gerçekleşmediğini, karara temel alınan bilirkişi raporunda söz konusu hesaplamaların yalnızca davacı tarafın sunduğu belgeler üzerinden yapıldığını, dava dışı esas borçlu görünen şirketin kayıtlarında böyle bir borç olmadığını, dava dışı şirket ile davacı bankanın arasındaki kredi, Çek/Senet Karşılığı Kredi olup bu kredi türü; firmaların, vadeli mal/hizmet satışları nedeniyle elde ettikleri senetlerin ve çeklerin teminat olarak alındığı, çek ve/veya senetlere belirli bir marj uygulanmak suretiyle nakde dönüştürüldüğü kredi türü olduğunu, somut olayda ödeme zamanı genellikle 11. ve 12. Aya ait olan çeklerin ödeme zamanları; dava dışı kredi sözleşmesinin esas tarafı olan şirket konkordato sürecine girdiğinden dolayı beklenmeden ihtar ile hukuki süreç başlatıldığını, bu sebeple ödeme zamanları ile bu süreç arasında şirketin borçlu gözükmesinin gayet olağan olduğunu, ödeme zamanları geldiğinden kredi karşılığından verilen çeklerden de ve kayıtlardan da açıkça görülecektir ki çeklerin bir tanesi hariç ( çeklerin akıbeti hakkında davacı bankaya müzekkere yazılması gerektiğini, ödenmeyen çek ise zaten kredi kapsamındaki %20'lik marjın içinde olup işbu davanın ve icra takibinin başlatılmasını gerektirmediğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların yalnızca davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu evraklar üzerinden yapılan hesaplamalar olduğunu, bunun zaten raporu ve raporu temel alan gerekçeli kararı hukuka aykırı hale getirdiğini, ihtarnamenin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemenin inceleme alanına giren bir konu olduğunu, bu kapsamda mahkemenizce karar verilirken Tebligat Kanunları göz önünde bulundurularak yapılan tebligatların Tebligat Kanunu ve yönetmelikler kapsamında usule uygun olup olmadığının kontrolünün oldukça elzem olduğunu, krediye karşılık olarak verilen bu çeklerin ödeme zamanının gelmeden de böyle bir ihtar çekilerek davacı bankanın müvekkillerine icra takibi ve akabinde dava açması bir güven kurumu olan bankaların iyiniyetli olmadığını, kullandırılan kredilerin genel kredi sözleşmesi kapsamında olup olmadığı araştırılmadan karar verildiğini, asla kabul edilmese de müvekkillerinin müteselsil kefil olduğunun kabulü halinde birden çok kredi kullandırılması halinde kefilin bu kredi sözleşmelerinden sorumluluğunu tespit edebilmek için kredilerin kefalet verilen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığının tespiti gerektiğini, eğer kullandırılan birden çok krediler kefalet verildiği iddia edilen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler değilse bu durumunda kefilin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkillerin bir anlığına söz konusu dosyada kefil olarak kabulü halinde kullandırılan kredilerin genel kredi kapsamında kalıp kalmadığının ayrıca incelenmesi gerektiğini, gerekçeli kararda uygulanan temerrüt faizi oranı ve tahsil olan çeklerin mahsubu usulünün somut olaya ve hukuka aykırı olduğunu, kabul edilmemekle birlikte müvekkillerinin müteselsil kefil olduğu kabulünde ilk raporda bilirkişi temerrüt faizi oranının %58,50 oranında belirlemişken, ikinci bilirkişi raporunda ise davacının talebinde olduğu gibi %90 oranından belirlendiğini, ikinci rapordaki bu tespitin hatalı olduğunu, ilk bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere Yargıtay kararları uyarınca TCMB'ye bildirilen azami faiz oranı değil, krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranına, sözleşmede kararlaştırılan artırım oranının uygulanması ile temerrüt faizi istenebileceğini, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2017/7727 Esas sayılı kararının bu yönde olduğunu, bu karar göre belirlenen faiz oranının kabulü gerekirken ikinci rapordaki faiz oranına itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip ile dava arasında yapılan ödemelerin alacaktan mahsubundaki hatanın ise yine bankanın kötüniyetli olarak, teminat olarak verilen çeklerin ödeme tarihlerini beklemeden hesabın kat edilerek ihtar çekmesinden kaynaklandığını, kötüniyetli olarak ihtar çekilmeseydi söz konusu çeklerin bedellerinin verilen kredinin asıl alacağından düşüleceğini, dava dışı esas borçlu konumda olan şirketin konkordato sürecine girdiğinden haksız olarak bu yola başvuran davacı bankanın bu hareketiyle haksız olarak temerrüt faizi işlettiğini, böylece ödenen çeklerin mahsubunun hatalı yapıldığını,mahkemece, cevap dilekçesinde açıkça talep etmelerine rağmen kötüniyet tazminatına yönelik bir hüküm verilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 434.911,96 TL rotatif, 20.375,33 TL işlemiş faiz, 70.954,15 ticari KMH, 1.116,92 TL işlemiş faiz, 862,27 TL asıl alacak, 1.074,61 TL BSMV, 310,89 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 529.606,09 TL alacak yönünden 02.10.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak genel kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin gösterildiği, ödeme emirlerinin 03.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 10.10.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır.Dava dosyası Dairemizin 2021/1012 E sırasına kaydedilmiş ve dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, avalılar vekilinin istinaf başvurusununa HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair, 2024/1000 karar sayılı ve 12.06.2024 tarihli hüküm verilmiştir. Dairemizin anılan hükmü, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 14.10.2025 tarih ve 2025/5486 Esas - 2025/6221 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamında; "...A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygula
2.Davalılar, dava dışı ... Şirketi ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir. Kredi sözleşmesinin temerrüt faizi başlıklı 2.7.1 maddesinde aynı Türk Lirası krediler ve hesaplar için bankanın Merkez Bankasına bildirmiş olduğu Türk Lirası kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faiz oranlarının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi oranın belirleneceği şeklinde düzenlendiği ve açık bir faiz oranının olmadığı görülmüştür. Mahkemece ise, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda Merkez Bankası'na bildirilen ve krediye fiilen uygulanmayan temerrüt faizi oranı esas alınarak alacak tespit edilmiştir. Bu durumda Dairemizin yerleşik ve istikrarlı uygulaması çerçevesinde Mahkemece, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde gerekirse yerinde inceleme yetkisi tanınarak davacı Bankanın takibe konu aynı tür kredi/krediler için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı veya oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA..." gerekçesine yer verilmiştir.Bozma üzerine Dairemizce, HMK'nın 373/3 hükmü uyarınca duruşma açılmış, bozma hakkında taraf beyanları alındıktan sonra, usule ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamı uyulmuştur. Yargıtay bozma ilamı, sadece davalılar vekilinin faizin oranına ilişkin istinaf sebebine ilişkindir. Bunun dışındaki taraf temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiş olması nedeniyle, Dairemizin önceki kararında, her iki taraf vekillerinin istinaf sebeplerine dair gerekçeleri aynen geçerli olup bozma sonrası yargılama, Yargıtay bozma ilamı kapsamında yapılmıştır.Uyulan bozma ilamı doğrultusunda, bozma sebebinin yani uygulanacak temerrüt faizinin oranın tespiti bakımından, ilk derece aşamasında rapor tanzim etmiş olan Bankacı Bilirkişi ...'dan ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişiye, uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, öncelikle davacı Bankanın takibe konu aynı tür krediler için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranları tespit edilerek, fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı veya oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin düşük olan orana göre temerrüt faiz oranını belirledikten sonra, davacının takibe konu her bir kredi türü bakamından hesap kat tarihi itibariyle asıl alacak, faiz, ve ferilerinin miktarlarının ne olduğu, icra takip tarihi itibariyle takip konusu her bir kredi türü için asıl alacak, faiz, BSMV ve ferilerinin miktarlarının ne olduğu, icra takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce davacı Banka tarafından yapılan tahsilatların TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle temerrüt faizlerden mahsubu yapılmak suretiyle, dava tarihi itibariyle davacının her bir kredi türü bakımından asıl alacak, temerrüt faizi ve BSMV tutarlarının ne olduğu, konularında ek rapor düzenleme görevi verilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 10.06.2026 tarihli ek raporda; rotatif kredi bakımından uygulanacak temerrüt faizi oranı %87,50 olarak tespit edilmiş ve bu oran esas alınarak davacının bu kredi türünden kaynaklanan bakiye alacağı tablo hâlinde ve denetime açık bir şekilde hesaplanmıştır. Kredili Mevduat Hesabı (KMH) yönünden ise esasen bozma söz konusu olmayıp, ilgili mevzuata uygun olarak %33 faiz oranı esas alınarak bakiye alacak hesabı yapılmıştır. Taraf vekillerinin rapora itiraz ve beyanları Dairemizce değerlendirilmiş, yeniden ek rapor alınmasına gerek görülmediğinden, tahkikat sonuçlandırılmıştır.Akdî temerrüt faizinin oranı dışındaki diğer hususları dair Dairemizin önceki kararına yönelik temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiş olup, bozulan kararımızda faizin oranı dışındaki diğer tespit ve gerekçeler aynen geçerli olup burada tekrarlanmamıştır.Bozulan kararımızdaki bozma kapsamı dışında kalan gerekçeler, uyulan Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler ve bu doğrultuda alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı ilamsız icra takip dosyasında;
a)Nakdî kredi alacağı yönünden takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin mahsubu sonrası, borçlu davalıların; 214.902,63 TL asıl alacak (rotatif), 191.758,73 TL işlemiş temerrüt faizi, 9.587,34 TL BSMV, 70.954,15 TL asıl alacak (ticari KMH), 130,08 TL işlemiş temerrüt faizi, 6,50 TL BSMV olmak üzere toplam 487.339,43 TL alacağa yönelik itirazlarının iptaline, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, takibin, 214.902,63 TL asıl alacak için dava tarihinden (23/10/2019) itibaren yıllık %87,75 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında gider vergisi, 70.954,15 TL asıl alacak için dava tarihinden itibaren yıllık %33 ve TCMB tarafından ilan edilecek değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında gider vergisi de uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamına,Takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce ödenen kısım yönünden davanın usulden reddine,
b)Gayri nakdî kredi alacağı yönünden borçlu davalılar tarafından 37 adet çek için toplam 59.200,00 TL çek bedelinin depo edilmesine yönelik talebe yapılan itirazın iptaline, depo talebine konu çeklerin tazmini hâlinde tazmin tarihlerinden itibaren tazmin tutarları üzerinden yıllık %87,75 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin kaldığı yerden devamına; fazlaya ilişkin depo isteminin reddine,
c)Hüküm altına alınan asıl nakit alacaklar toplamı olan 285.856,78 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 57.171,35 TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair,
2-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 6.396,32 TL peşin harcın, alınması gereken 33.678,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 27.282,23 TL nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanununun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 821,96-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, geri kalan 498,04-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 44,40-TL başvurma harcı, 6.396,32-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.440,72-TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı toplam 2.199,40 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.290,00 TL'lik bölümünün davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nispi 77.974,31 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar yargılama sırasında kendilerini avukatla temsil ettirdiklerinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen maktu 42.320,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit miktarlarda verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansının, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının davacı tarafa iadesine,
9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 48,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 210,10 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalılarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,
d-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 42.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
e-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 42.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit miktarlarda verilmesine,
10-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,
11-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
Davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 08.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.