Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1091 E. 2026/874 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1091
- Karar No
- 2026/874
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1091
KARAR NO:2026/874
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/11/2021
NUMARASI:2019/983 Esas, 2021/827 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:18/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 23.12.2016 tarihli 4 adet ve 23.01.2017 tarihli 1 adet olmak üzere toplam 5 adet alt işveren sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeler kapsamında dilatasyon profili temini ve montaj işlerinin davacı tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiğini, sözleşmelerin 10.2. maddesi uyarınca hakedişlerden toplam %5 adet nakit teminat kesintisi yapıldığını, anılan hüküm gereğince nakit teminatların kesin kabulün yapılmasından itibaren 30 gün içerisinde alt işverene iade edilmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmelere konu işlerin tamamlandığını, A etap işi bakımından 01.10.2018 tarihinde geçici kabul tutanağının düzenlendiğini ancak davalının kesin kabul yapmaktan kaçındığını, B etap işi bakımından 11.05.2019 tarihinde kesin kabul tutanağı düzenlendiğini, C etap işi bakımından 31.12.2018 tarihinde kesin kabul tutanağı düzenlendiğini, D etap işi bakımından 11.06.2019 tarihinde kesin kabul tutanağı düzenlendiğini, 23.01.2017 tarihli sözleşme kapsamındaki iş bakımından ise 25.12.2018 tarihinde kesin kabul tutanağı düzenlendiğini, kesin kabul tutanakları ile birlikte ...’dan alınacak borcu yoktur belgesinin ibrazının nakit teminatların iadesi için yeterli olduğunu, davacı tarafından gerekli belgelerin sunulmasına rağmen teminatların iade edilmediğini, taraflar arasında 21.02.2019 tarihli cari hesap mutabakatı da bulunduğunu, buna rağmen davalı tarafından borcun ödenmediğini, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının nakit teminat iadesi talebinin sözleşme şartlarının gerçekleşmesine bağlı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelerin 10.2. maddesinde hakedişlerden %5 oranında nakit teminat kesileceğinin ve ancak geçici kabul şartlarının sağlanması hâlinde bu bedellerin alt işverene iade edileceğinin düzenlendiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlayamadığını, nakit teminatların iadesi için gerekli şartların oluşmadığını, bu nedenle teminatların iadesinin ertelendiğini, davacının dayandığı cari hesap kayıtlarının tek başına alacak doğurmayacağını, cari hesabın taraflarca kapatılması veya teyit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan mutabakat belgesinin iddia edilen alacağı ispata yeterli olmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, ayrıca davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Davanın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda davacı ticari defterlerinde icra takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 188.951,71 TL teminat hesabından ve 58.777,35 TL cari hesap alacağından olmak üzere toplam 247.729,11 TL borçlu gözüktüğünün, davalı ticari defterlerinde ise davalının davacıya 188.951,71 TL teminat hesabından ve 37.324,83 TL cari hesap hesabından olmak üzere toplam 226.276,54 TL borçlu gözüktüğünün tespit edildiği, davacının takibe konu ettiği alacağın ise 247.715,95 TL olduğu, taraflar arasında düzenlenen 21.02.2019 tarihli mutabakat formunda 31.12.2018 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 247.715,95 TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı ve tarafların bu hususta mutabık olduklarının anlaşıldığı, sözleşmelerin 10.2. maddesinde nakit teminat kesintilerinin geçici kabul şartlarının sağlanması hâlinde alt işverene iade edileceğinin düzenlendiği, dosyada bulunan kesin ve geçici kabul tutanakları ile davacının ... prim borcu bulunmadığına ilişkin belgeler dikkate alındığında nakit teminatların iadesi şartlarının gerçekleştiği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve birbirlerini doğruladığı, ticari defter kayıtları, mutabakat formu, sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 247.715,95 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 247.715,95 TL asıl alacak üzerinden devamına ve alacağın likit nitelikte bulunması nedeniyle asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında özetle;
1-)Davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiği ve nakit teminat iadesi şartlarının oluştuğu yönündeki kabulün hatalı olduğunu, taraflar arasında SA.SÖZ..., SA.SÖZ..., SA.SÖZ..., SA.SÖZ... ve SA.SÖZ... numaralı beş adet alt işveren sözleşmesi bulunduğunu, davacının sözleşmeler kapsamında dilatasyon profillerinin temini, işçiliği, nakliyesi ve montajını üstlendiğini, sözleşmeler uyarınca hakediş ödemelerinin yapılmasının alt işverenin tüm sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiği anlamına gelmediğini, sözleşmelerde işverenin eksik veya hatalı işler ile uygun olmayan malzeme kullanımından kaynaklanan zararları teminatlardan mahsup etme ve irat kaydetme yetkisinin açıkça düzenlendiğini, bu nedenle yalnızca hakedişlerin ödenmiş olmasının teminatların iadesini gerektirmediğini, davacının iade şartlarını yerine getirmemesine rağmen kötü niyetli şekilde icra takibi başlattığını, mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden karar verildiğini,
2-)Sözleşmenin 10.2. maddesinin yanlış yorumlandığını ve teminat iadesi şartlarının gerçekleşmediğini, sözleşmenin 10.2. maddesinde hakedişlerden %5 oranında nakit teminat kesileceğinin ve ancak sözleşmede öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde teminatların iade edileceğinin düzenlendiğini, aynı maddede sözleşmede öngörülen şartların yerine getirilmemesi durumunda işverenin nakit teminatın iadesini şartların gerçekleşmesine kadar erteleyebileceğinin açıkça kararlaştırıldığını, tarafların bu konuda iradelerinin sözleşmeye yansıtıldığını, mahkemece ise sözleşme hükümlerinin tamamı değerlendirilmeksizin yalnızca kabul tutanaklarına dayanılarak sonuca gidildiğini, bu nedenle sözleşmenin bağlayıcı hükümlerinin göz ardı edildiğini,
3-)Davacının sigorta ve diğer sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini kanıtlayamadığını, sözleşmenin 15. maddesi ve ilgili hükümleri uyarınca davacının sigorta yükümlülüklerine ilişkin bilgi, belge ve kayıtları usulüne uygun şekilde işverene ibraz etmesi gerektiğini, davacının bu yükümlülüklerini yerine getirdiğini gösteren belgeleri sunmadığını, sözleşmede öngörülen sigorta yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi hâlinde müvekkil şirketin teminat iadesi yükümlülüğünün doğmayacağını, mahkemenin bu hususu incelemeksizin karar verdiğini,
4-)... borcu yoktur yazılarının teminat iadesi şartlarının gerçekleştiğini kanıtlamadığını, yerel mahkemenin ...’dan alınan borcu yoktur yazılarını davacının tüm sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğinin kanıtı olarak kabul ettiğini, ancak ... tarafından düzenlenen 28.02.2018 ve 14.11.2018 tarihli yazılarda bu belgelerin 5510 sayılı Kanun’un 90. maddesi kapsamında ihale konusu işlerde teminat çözümüne yönelik düzenlendiğinin, ilişiksizlik veya ibra belgesi niteliği taşımadığının açıkça belirtildiğini, söz konusu belgelerin alt işveren sözleşmelerindeki yükümlülüklerin ifa edildiğini göstermediğini, davaya konu işin ...ve ... projeleri kapsamında ihale yoluyla yaptırılan işler arasında bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin ... belgelerine yüklediği hukuki sonucun isabetli olmadığını,
5-)Mahkemenin sözleşme hükümlerini incelemeksizin bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda nakit teminat iadesi koşullarının yalnızca geçici ve kesin kabul tutanakları ile ... yazıları esas alınarak değerlendirildiğini, bilirkişinin tarafların sözleşmelerden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini incelemediğini, sözleşmelerin bütün hükümleri birlikte değerlendirilmeden yalnızca muhasebesel hesaplamalara dayanılarak rapor düzenlendiğini, mahkemenin de rapordaki bu eksik değerlendirmeleri aynen benimseyerek hüküm kurduğunu, oysa sözleşmesel yükümlülüklerin kapsamlı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, bu yönüyle kararın eksik incelemeye dayandığını,
6-)Aynı mahkemenin benzer nitelikteki dosyada farklı sonuca ulaşmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/313 Esas, 2021/859 Karar sayılı başka bir dosyasında taraflar arasındaki benzer içerikli uyuşmazlıkta teminat iade şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini,
7-)Sonuç olarak, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirmelere dayandığını, davacının teminat iadesi koşullarını yerine getirdiğinin ispatlanamadığını, sözleşme hükümlerinin yanlış yorumlandığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve benzer nitelikteki dosyada verilen karar ile çelişki bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasında akdedilen alt işveren sözleşmeleri kapsamında davacı tarafından davalı nezdinde oluştuğu ileri sürülen 188.951,76 TL teminat hesabı alacağı ile 58.764,19 TL cari hesap alacağından oluşan toplam 247.715,95 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı taraf, sözleşmeler kapsamında üstlendiği işleri tamamladığını, sözleşmeler uyarınca hakedişlerden kesilen nakit teminat bedellerinin iadesi için gerekli şartların gerçekleştiğini, taraflar arasında 21.02.2019 tarihli mutabakat formu düzenlendiğini ve buna rağmen takip konusu alacağın ödenmediğini ileri sürmüş; davalı taraf ise davacının sözleşmelerden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle sigorta, ..., vergi ve diğer sözleşmesel yükümlülüklerin ifa edildiğinin ispatlanamadığını, bu nedenle sözleşmeler kapsamında kesilen nakit teminatların iade şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Tarafların iddia ve savunmaları, ilk derece mahkemesinin kabul gerekçesi ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlar birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, takip konusu alacağın önemli bölümünü oluşturan ve alt işveren sözleşmeleri kapsamında hakedişlerden %5 oranında kesilen nakit teminat bedellerinin iade şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, buna bağlı olarak davacının takip konusu teminat hesabı alacağını talep edip edemeyeceği ve sonuç olarak itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamındaki sözleşmeler incelendiğinde, taraflar arasında imzalanan alt işveren sözleşmelerinin 10.2. maddesinde alt işveren hakedişlerinden %5 oranında nakit teminat kesintisi yapılacağının, kesilen nakit teminatın ise geçici kabul şartlarının gerçekleşmesi halinde alt işverene iade edileceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşmelerde öngörülen teminat iadesi şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.Dosya kapsamında bulunan kabul tutanaklarından, taraflar arasındaki beş adet alt işveren sözleşmesinden dördü yönünden kesin kabul tutanağı, biri yönünden ise geçici kabul tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmelerin geçici kabul şartlarını düzenleyen hükümleri incelendiğinde ise, geçici kabul işleminin gerçekleştirilebilmesi için alt işveren tarafından ..., işçilik, ücret, vergi ve benzeri yükümlülüklerin yerine getirilmesinin zorunlu tutulduğu görülmektedir. Bu itibarla taraflar arasında geçici ve kesin kabul tutanaklarının düzenlenmiş olması, sözleşmede kabul işleminin yapılabilmesi için öngörülen şartların gerçekleştiğine karine teşkil etmektedir.Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, taraf ticari defterlerinde teminat hesabından kaynaklanan alacak ve borç kayıtlarının mevcut olduğu, davalı ticari defterlerinde dahi davacı lehine teminat hesabı borcunun kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. Bunun yanında taraflar arasında düzenlenen 21.02.2019 tarihli mutabakat formunda, 31.12.2018 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 247.715,95 TL alacaklı olduğu hususunda mutabakata varıldığı görülmektedir. Anılan mutabakat formu ile taraf ticari defter kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, takip konusu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kayıt altına alındığı ve davalı kayıtlarında da karşılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.Davalı tarafça, davacının sigorta, ..., vergi ve diğer sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle teminat iadesi şartlarının oluşmadığı ileri sürülmüş ise de, geçici ve kesin kabul işlemlerinin tamamlanmış olması karşısında, teminat iadesine engel teşkil edecek nitelikte hangi sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmediği, bu eksikliğin ne şekilde tespit edildiği ve teminatın iadesini neden engellediği hususlarının somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulamadığı görülmektedir. Davalı tarafın bu yöndeki savunmaları genel ve soyut nitelikte kalmış olup, kabul işlemlerinin tamamlanmasına rağmen teminatın irat kaydedilmesini veya iade edilmemesini haklı gösterecek somut bir eksiklik ya da zarar olgusunun dosya kapsamında ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Öte yandan davalı tarafça sözleşme hükümlerinin bilirkişi tarafından eksik değerlendirildiği ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporunun yalnızca muhasebesel kayıtlarla sınırlı bir inceleme içermediği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin, kabul tutanaklarının, ticari defter kayıtlarının ve mutabakat formunun birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca ulaşıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince de anılan rapor, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmuş olup, eksik inceleme yapıldığından söz edilemez.Davalı vekili tarafından ... tarafından düzenlenen belgelerin ilişiksizlik veya ibra belgesi niteliğinde olmadığı ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince sonuca yalnızca bu belgelere dayanılarak ulaşılmadığı, kabul tutanakları, sözleşme hükümleri, taraf ticari defterleri, mutabakat formu ve bilirkişi incelemesinin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan istinaf sebebi de hükmün kaldırılmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.Yine davalı vekilince aynı mahkemenin başka bir dosyada farklı yönde karar verdiği ileri sürülmüş ise de, her uyuşmazlığın kendi maddi vakıaları, delil durumu ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, başka bir dosyada verilen kararın eldeki uyuşmazlık bakımından bağlayıcı nitelik taşımadığı açıktır. Bu nedenle bu yöndeki istinaf itirazına da değer verilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamındaki sözleşmeler, geçici ve kesin kabul tutanakları, taraf ticari defterleri, 21.02.2019 tarihli mutabakat formu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, taraflar arasındaki sözleşmelerde nakit teminatın iadesi için öngörülen şartların gerçekleştiği, davacının takip konusu teminat hesabı alacağını talep etmekte haklı olduğu, davalının icra takibine yönelik itirazının yerinde bulunmadığı, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/11/2021 tarih ve 2019/983 Esas, 2021/827 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 16.921,48 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.230,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.691,11 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.