Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1011 E. 2026/800 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1011
Karar No
2026/800
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1011

KARAR NO:2026/800

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:21/10/2020

NUMARASI:2019/273 Esas, 2020/673 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:15/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan, iş bedeline ilişkin olarak davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine; davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı yüklenici vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı yüklenici vekili; düğme ve çıt çıt imalatı ile iştigal eden davacı şirket tarafından,davalının talebi üzerine fason üretimi yapılan düğme, çivi,perçin vs malların ve düzenlenen faturaların davalı borçluya teslim edildiğini, davalı tarafından itirazda bulunulmadığını, faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiğini, fatura bedelleri ödenmediği için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme yapıldığından bahisle itiraz edildiğini, belirterek; davalının Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı iş sahibi vekili; taraflar arasında ticari ilişki kapsamında takibe konu faturaların kesildiği ve bu faturaların davalı şirkete gönderildiğinin, faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedildiğinin doğru olduğunu, o tarihte piyasaya ciddi borçları olan davacının, ödemeleri kendi hesabına değil; bir kısmının davacı şirketin muhasebecisi ... adına, bir kısmının davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...’ın eşi ...’ın hesabına gönderildiğini, bir kısmının ise davacının SGK, Vergi ve elektrik borçları olarak toplam 428.103,24 TL ödendiğini, bu ödemeler dışında 21.064,48 TL’lik ödeme yapıldığını, buna göre müvekkilinin borçlu değil 19.828,61 TL alacaklı olduğunu, bu ödemelere ilişkin banka dekontlarını sunduklarını, dekontlarda davacı şirkete olan cari borca ve faturalara mahsuben ödendiğinin yazılı olduğunu, ödemelerin tamamının davalı şirketin kendi hesabından yapıldığını, bu durumun tarafların muhasebecileri tarafından 2018 yılında muavin defter hesap özetleri ile belirlendiğini ve mutabakata varıldığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece 21.10.2020 tarihli karar ile; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında, takibe konu faturaların davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafça ticari defterlerine kaydedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlığın fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgelerinin takibe konu faturalara ilişkin yapılan ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, davalı tarafından, davacı şirketin bir kısım vergi, SGK, elektrik faturalarına ilişkin ödemeler, davacı şirket yetkilisi ...'ın hesabına ve davacı şirket muhasebecisine yapılan ödemeler toplamının 428.103,24 TL olup, davalı şirket kayıtlarında, davacı borcu olarak kaydedildiği, taraflar arasında sözleşme bakiye bedelinin 3.kişiye ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığı, bu haliyle 3. kişiye yapılan ödemenin kötü ödeme kabul edileceği ve borcu ortadan kaldırmayacağı (Yarg. 19. HD 2017/530 Esas - 2018/6673 Karar sayılı ilamı) bu husus kabul edilmekle birlikte; davacı taraf, yargılama safahatının başından itibaren ödemelerin kendi uhdesine geçmediği yönünde bir iddiada bulunmadığı, ödemelerin yapıldığını kabul etmekle birlikte bu ödemelerin fatura bedellerine ilişkin ödeme olmadığını, tarafları ve konusu farklı olan başka bir sözleşmeye istinaden yapılan ödemeler olduğunu iddia ettiği, şirket muhasebecisi ...'a yapılan ödemeler noktasındaki itiraz da esasen bu ödemelerin şirkete yapılmadığı değil, takibe konu faturalara ilişkin olmadığı halde bu hususta sahte veri girişi yapıldığı iddiasına dayandığı, itirazın özünde ödemelerin yapılmadığının değil, fatura bedeline mahsuben yapılmadığının belirtildiği, mahkemece "davalı tarafça sunulan bir kısım ödemelerin ... ve ... arasında yapılan dava dışı başka bir sözleşme gereği yapılan ödemeler" iddiasına ilişkin sözleşme ve belgeleri sunmak için süre verildiği, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen 14/05/2018 tarihli protokol ile davacı şirketin aktifinde yer alan kayıtlı veya kayıt dışı olarak fiilen mevcut bulunan demirbaşları ile hammadde, mamul veya yarı mamullerin, borçların, alacakların satışı hususunda karşılıklı yükümlülükler, sözleşmenin tatbik ve feshinde doğabilecek uyuşmazlıkların çözüm yollarının tayin ve tespitini konu aldığı, alıcı ...'ın, 150.000 USD kapora, 250.000 USD tahmini bedel ile davalı şirkete devir işlemi masraflarını vergileri ve KDV'si peşin olmak üzere senetle karşılayacağı, 150.000 USD peşin, kalan tutar için 1 yıl vadeli senet verileceğini, 15/05/2018 tarihinden sonraki siparişlerin, borçların alıcıya (davalıya), alacakların satıcıya ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf ödemeleri kabul etmekte birlikte, davalı tarafın ödemelerinin işbu protokol gereğince yapıldığı iddiasına dayandığı, davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili kişisi ... olup, ibraz edilen protokolün davacı ile davalı şirket ortağı ... tarafından imzalandığı, şirket yetkilisi olmayan ortak tarafından imzalanan protokol hükümlerinden; davalı şirketin sorumlu olmayacağı, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin davalı şirket yetkilisinin imzasını taşımayan protokol ödemelerinden mahsubunun da mümkün olmayacağı, ibraz edilen ödeme belgelerine konu ödemelerin takibe konu faturalara mahsuben yapıldığı kabul edildiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;

1-Delillerinin tamamı toplanmadan karar verildiğini,

2-Davalı tarafın, toplam 450.716,72 TL.lık çeşitli ödeme belgeleri sunarak; fatura bedellerinin ödendiğini iddia ettiğini, oysa bu ödemelerin fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin değil, davacı şirket yetkilisi ... ile davalı şirket ortağı ... arasında imzalanan, ...'ye ait işletmenin bir bütün halinde davalı ...'e devrine ilişkin protokol gereğince yapılan ödemeler olduğunu, davacı şirket yetkilisi ...'ın, protokole uygun olarak edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı şirket ortağı ... ve davalı tarafın ise protokol hükümlerini yerine getirmediğini,protokolün konusunun, işletmenin davalı ...'e devrine ilişkin olup bu devirden davalının menfaat sağlayacağını, fiilen bu devrin gerçekleştiğini, davalının, davacı şirkete ait makineler, hammaddeler, işçiler, vs. ile yeni bir şube açarak; düğme ve çıtçıt imalatı alanında faaliyet gösterdiğini, fiilen devrin gerçekleştiğine ilişkin mevcut bilgi ve belgeler sunularak; keşif yolu ile inceleme yapılmasını talep etmelerine rağmen bu konudaki delillerinin toplanmadan karar verildiğini, böylece davalı tarafın, protokol gereğince üzerine düşen edimleri yerine getirmeden; hem işletmeyi devir aldığını hem de fatura bedellerini ödemekten kurtulduğunu,

3-Cevaba cevap dilekçesinin 1. maddesinde; "Davalı taraf, dava konusu fatura bedellerine ilişkin ... Şti.ne ödeme yapmamıştır."şeklinde beyanları mevcut iken mahkemece ödemelerin davacı şirketin uhdesine geçmediği yönünde iddiamızın olmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu,

4-Protokolün temsil ve ilzama yetkili olmayan ... tarafından imzalanmış olması nedeniyle davalı şirketin protokol hükümlerinden sorumlu olmayacağı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşme kural olarak temsil edileni bağlamasa da, temsil edilenin sözleşmeyi onaylaması halinde sözleşmenin geçerli hale geleceğini, yetkili değil ise, imzalayanın şahsen sözleşmeden sorumlu olduğunu, protokol gereğince yapılması gereken ödemelerin tamamı yapılmamış olsa da, davalı şirket ortakları ... ve ... ile ...'ın kardeş çocukları olmalarından kaynaklı; akrabalık ilişkilerinin olması ve bakiye ödemelerin yapılacağına ilişkin güven nedeniyle; makineler, hammaddeler, sekreter ve muhasebeci dahil işçilerin davalı şirkete aktarıldığını, bunlarla davalı şirketin yeni bir şube açarak faaliyete geçtiğini, bu eylemlerin davalı tarafın sözleşmeye bağlanma iradesini gösterdiğini, protokolü imzalayan ...'ın davalı şirketin ortağı ve ticari vekil olduğu, fiilen devir yapılarak davalı şirketin şubesi olarak faaliyet gösterdiği dikkate alındığında protokol hükümlerinin davalı şirketi bağlayıcı olduğu ve ödemelerden de davalı şirketin sorumlu olduğunu,

5-Ödeme belgeleri incelendiğinde; ... Tarafından, davacı şirketin 14.789,71 TL SGK borcunun ve 32.420,81 TL vergi borcunun ödendiği; ... tarafından 13.930,10 TL elektrik borcunun, 26.168,62 TL SGK borcunun ödendiği; yine ... tarafından işçi maaşlarının ödenmesi için ...'a 63.550,00 TL ve 40.000,00 TL.lık havale yapıldığı, ... tarafındaN ... hesabına 35.000,00 TL, 80.000,00 TL ve 60.000,00 TL.lık havale yapıldığının görüldüğünü, ...'a yapılan havalelerin, ... tarafından ... hesabına aktarılmadığını, protokolün tarafı olan ...'a teslim edildiğini, faturalar karşılığında davacı şirkete yapılmış ödeme olmadığının görüldüğünü,

6- Görüldüğü üzere yapılan ödemelerin, protokol gereğince işletmenin bir bütün halinde devredilecek olması nedeniyle; şirketin borçlarını kapatmaya yönelik ödemeler olduğu, ödeme belgelerindeki miktarlar ile fatura bedellerinin de uyuşmadığını, bir tacirin, aldığı mallara ilişkin düzenlenen fatura bedellerini şirket hesabına havale etmek yerine; şirketin başka kurumlara olan borçlarını kapatmaya yönelik ödemeler yapmasının ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin fatura bedellerini aşan 19.828,61 TL fazladan ödeme yapmış olması da dikkate alındığında, yapılan ödemelerin fatura bedellerine ilişkin olmayıp protokol gereğince yapılan ödemeler olduğunun açık olduğunu, bu ödemelerin protokol gereğince yapıldığının diğer bir göstergesinin, o zaman şirketin muhasebecisi ... tarafından, ...'a gönderilen mail olduğunu, bu mailde, yapılacak ödemelerin ...'dan istendiğini,

7-Ticari defterlere göre davacının, davalıdan 427.719,11 TL alacaklı gözüktüğünü, ancak davalı tarafın defterlerinde 427.719,11 TL.lik fatura kaydına karşın; 450.716,72 TL.lik ödeme kaydı olduğunu, ayrıca 03.07.2018 tarihli 7.395,00 TL SGK ödemeleri mevcut olup bu ödemenin belgesini davalının dosyaya sunmadığını, davalının borcu olmadığı halde, davacı şirketin 02.07.2018 tarihinde 14.789,71 TL. ile 03.07.2018 tarihli 7.395,00 TL.lık SGK ödemelerini yapmış olmasının da delil olarak sundukları ödemelerin protokol gereği yapılmış ödemeler olduğunu gösterdiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında; süregelen eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalılar ise arsa sahibidir.Davacı yüklenici vekili; davalının talimatı üzerine fason üretimi yapılan düğme, çivi,perçin vs malların ve bunlara ilişkin düzenlenen faturaların; davalı borçluya teslim edildiğini, davalı tarafından itirazda bulunulmadığını, faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiğini, fatura bedelleri ödenmediği için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme yapıldığından bahisle itiraz edildiğini, belirterek; davalının Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı iş sahibi vekili; taraflar arasında ticari ilişki kapsamında takibe konu faturaların kesildiği ve bu faturaların davalı şirkete gönderildiğinin, faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedildiğinin doğru olduğunu, o tarihte piyasaya ciddi borçları olan davacı yüklenicinin, ödemeleri kendi hesabına değil; bir kısmının davacı şirketin muhasebecisi ... adına, bir kısmının davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...’ın eşi ...’ın hesabına gönderildiğini, bir kısmının ise davacının SGK, Vergi ve elektrik borçları olarak toplam 428.103,24 TL ödendiğini, bu ödemeler dışında 21.064,48 TL’lik ödeme yapıldığını, buna göre davalının borçlu değil 19.828,61 TL alacaklı olduğunu, bu ödemelere ilişkin banka dekontlarını sunduklarını, dekontlarda davacı şirkete olan cari borca ve faturalara mahsuben ödendiğinin yazılı olduğunu, ödemelerin tamamının davalı şirketin kendi hesabından yapıldığını, bu durumun tarafların muhasebecileri tarafından 2018 yılında muavin defter hesap özetleri ile belirlendiğini ve mutabakata varıldığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, takibe konu faturaların davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafça ticari defterlerine kaydedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlığın fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgelerinin takibe konu faturalara ilişkin yapılan ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, davalı tarafından, davacı şirketin bir kısım vergi, SGK, elektrik faturalarına ilişkin ödemeler, davacı şirket yetkilisi ...'ın hesabına ve davacı şirket muhasebecisine yapılan ödemeler toplamının 428.103,24 TL olup, davalı şirket kayıtlarında, davacı borcu olarak kaydedildiği, taraflar arasında sözleşme bakiye bedelinin 3.kişiye ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığı, bu haliyle 3. kişiye yapılan ödemenin kötü ödeme kabul edileceği ve borcu ortadan kaldırmayacağı, davacının ödemelerin yapıldığını kabul etmekle birlikte; bu ödemelerin fatura bedellerine ilişkin ödeme olmadığını, tarafları ve konusu farklı olan başka bir sözleşmeye istinaden yapılan ödemeler olduğunu iddia ettiği, mahkemece "davalı tarafça sunulan bir kısım ödemelerin ... ve ... arasında yapılan dava dışı başka bir sözleşme gereği yapılan ödemeler" iddiasına ilişkin sözleşme ve belgeleri sunmak için süre verildiği, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen 14/05/2018 tarihli protokol ile davacı şirketin aktifinde yer alan kayıtlı veya kayıt dışı olarak fiilen mevcut bulunan demirbaşları ile hammadde, mamul veya yarı mamullerin, borçların, alacakların satışı hususunda karşılıklı yükümlülüklerin konu aldığı, alıcı ...'ın, 150.000 USD kapora, 250.000 USD tahmini bedel ile davalı şirkete devir işlemi masraflarını vergileri ve KDV'si peşin olmak üzere senetle karşılayacağı, 150.000 USD peşin, kalan tutar için 1 yıl vadeli senet verileceğini, 15/05/2018 tarihinden sonraki siparişlerin, borçların alıcıya (davalıya), alacakların satıcıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davacı taraf ödemeleri kabul etmekte birlikte, davalı tarafın ödemelerinin işbu protokol gereğince yapıldığı iddiasına dayandığı, davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili kişisi ... olup, ibraz edilen protokolün davacı ile davalı şirket ortağı ... tarafından imzalandığı, şirket yetkilisi olmayan ortak tarafından imzalanan protokol hükümlerinden; davalı şirketin sorumlu olmayacağı, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin davalı şirket yetkilisinin imzasını taşımayan protokol ödemelerinden mahsubunun da mümkün olmayacağı, ibraz edilen ödeme belgelerine konu ödemelerin takibe konu faturalara mahsuben yapıldığı kabul edildiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda; davanın tarafı her iki şirket ortaklarının; amca çocukları olduğu, davacı yanın; kestiği faturalara ilişkin bedelleri, davalının defterine işlediği halde ödemediğinden bahisle yaptığı icra takibine, davalının yaptığı itirazın iptalini talep ettiği, takibe konu 7 adet faturanın her iki taraf defterinde işli olduğu ve taraf defterlerinin incelenmesinde; davalı iş sahibinin yaptığı ödemeler neticesinde davacı yükleniciden 19.828,61 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ve davalı tarafından defterine de işlediği ödeme dekontlarının açıklama kısımlarında davalı şirketin cari hesabına ilişkin olduğunun belirtildiği, davacı yanın ise davalı ödemelerini defterine işlemediğinden davalıdan 427.719,11 TL alacaklı olarak göründüğü, davacı yan, davalının yaptığı ödemelerin taraflar arasında imzalanan 14/05/2018 tarihli protokolden kaynaklandığını iddia etmiş ise de; bu protokolde, davacı şirketin aktifinde yer alan kayıtlı veya kayıt dışı olarak fiilen mevcut bulunan demirbaşları ile hammadde, mamul veya yarı mamullerin, borçların, alacakların satışının kararlaştırıldığı, alıcı ...'ın, 150.000 USD kapora vereceği, 250.000 USD tahmini bedel ile davalı şirkete devir işlemi masraflarını vergileri ve KDV'si peşin olmak üzere senetle karşılayacağı, 150.000 USD peşin, kalan tutar için 1 yıl vadeli senet verileceğinin kararlaştırıldığı, bu protokolde; belirlenen toplam 350.000 USD bedelinin o günkü kur üzerinden TL karşılığının (1 USD =4,06 TL) 1.421,000 TL olduğu, davalı yanın yaptığı ödemeler toplamının, bu bedel ile uyuşmadığı ancak davacının cari hesabı ile uyumlu olduğu, kaldı ki protokolde peşin verilen 150.000 USD den sonra kalan bakiye için 1 yıllık vadeli senet verileceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirketin yetkili temsilcisi olmayan ...'ın kalan bakiyeyi nakit olarak ödemeyeceğinin, senet vereceğinin kararlaştırıldığı, tarafların şirket ortaklarının amca çocukları olması nedeni ile protokol ile şirketteki demirbaş ve ham maddelerini satmak için anlaşma yapmasının da; davacı şirketin mali durumunun bozuk olduğunun iddiasını güçlendirdiği, bu nedenle davalı yanın; davacının maddi durumunun bozuk olması sebebi ile cari hesaba dayalı fatura ödemelerinin bir kısmını, davacının muhasebecisine, bir kısmını şirket yetkilisinin eşine yaptığı ve bir kısım ödemeninde davacı şirketin vergi, SGK, elektrik faturalarının ödenmesi sureti ile yapıldığının ve bu durumunda ödemeye ilişkin belge ve defter kayıtlarına açıklama yazılmak sureti ile tevsik edildiği, davalı yanın savunmalarının ispatlandığı, davacı yanın ise iddialarını ispatlayamadığı anlaşıldığından; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/10/2020 tarih ve 2019/273 Esas, 2020/673 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 15/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1011, K. 2026/800, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1011-e-2026-800-k-e7b3b2110f70