Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1771 E. 2026/1953 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1771
Karar No
2026/1953
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2026/1771 KARAR NO : 2026/1953

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.05.2026 NUMARASI : 2026/404 Esas, 2026/458 Karar MAHKEMESİ : URLA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10.09.2025 NUMARASI : 2025/22 Esas, 2025/304 Karar DAVA : HAK EDİŞ ÖDEMELERİNDEN YAPILAN KESİNTİNİN TAZMİNİ KARAR TARİHİ : 04.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ:04.09.2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Urla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davacının hak ediş ödemelerinden yapılan kesintinin davalılardan tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı Belediye arasında.... Hizmetlerinde kullanılmak üzere 30 ay süre ile muhtelif cinslerde taşıt ve iş makinesi kiralama hizmeti alım işi hizmet alımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin kendi araçlarını ve başka şirketlerden kiraladığı araçları davalı belediyenin kullanımına sunduğunu, belediye çalışanı olan davalı ..... tarafından maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada şoförün kanında yasaklı maddeye ve alkole rastlanılmış olup ağır kusurlu olup 50,00 TL hasar bedelinin kaza tarihinden, 50,00 TL değer kaybının kaza tarihinden, 50,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden, 100,00 TL haksız kesintilerin kesinti tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ..... plakalı aracını dava dışı şirket .... Şti'ye ... ile akdettiği sözleşme için kiraladığını, dava dışı şirketin aracı belediyeye teslim ettiğini, ancak belediye çalışanı tarafından 03.07.2023 tarihinde trafik kazası nedeniyle .... plakalı araca maddi zarar verildiğini, bu aracın ... bünyesinde çalışan ... tarafından kullanıldığını ve sürücünün dikkatsizliği nedeniyle tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, .....'ın beden işçisi olarak çalıştığı için özel nitelikte ehliyet gerektiren bir aracın tesliminin davalının kazada ihmali olduğunu gösterdiğini belirtmiş ve araç değer kaybı, hasar bedeli, ikame araç bedeli, araç mahrumiyet bedelinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini istemiştir. Urla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/22 Esas, 2025/304 Karar sayılı, 10.09.2025 tarihli ilamı ile, Ağır Ceza Merkezlerindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı alanları da 14.11.2002 tarih, 520 sayılı HSYK kararı ile ayrıca belirlenmiş ve söz konusu kararın 2.maddesinde “Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki Merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu Ağır Ceza Merkezlerinde oluşturulan müstakil Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin yalnız Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde Ağır Ceza Merkezinin Yargı çevresi olarak” tespitine dair düzenleme yapılmıştır. Daha sonra HSYK nın 27.12.2004 tarihli 636 sayılı kararı ile 5216 sayılı yasanın yürürlüğe giriş tarihine kadar açılmış davaların mahkemesine gönderilmesi düzenlemesi yapılmıştır. En son olarak bu kez HSYK.nin 24.03.2005 ve 188 sayılı kararı 12-1/a maddesinde düzenleme tekrarlanmış bu kez davaların açılış tarihinin ayrık tutulmadığı görülmüştür. Anılan ilke kararına göre 23.04.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 10.07.2004 tarih 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, gereğince Urla ilçesi, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alındığından davanın açılış tarihine bakılmaksızın Mahkememizin Asliye Ticaret mahkemesi sıfatı kalmadığından artık Büyükşehir Belediyesi kapsamındaki yerlerde meydana gelen Ticaret kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklara İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması gerektiği dikkate alınarak davacıların ticaret limited şirketi oldukları, dava konusu kazaya karışan aracın ticari amaçla yolcu taşınma işinde kullanıldığı anlaşılmakla eldeki davanın ticari dava olduğu belirtilerek, dosyanın görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar 20.11.2025 tarihinde kesinleşmiştir. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/404 Esas, 2026/458 Karar sayılı 15.05.2026 tarihli ilamı ile, somut olayda; tefrik kararı sonrası davacının ... ..Şirketi, davalıların ....ve ..., dava konusunun ise hak ediş ödemelerinden yapılan kesintinin ödenmesi talebi olduğu, her ne kadar davacı şirket tacir olsa da davalıların tacir olmadığı, dava konusunun ise mutlak ticari davalardan olmadığı, bu nedenle işbu davanın ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği belirtilerek, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ve karar 14.07.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır; Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/404 Esas sayılı dosyasında görülen davanın, mahkemenin tefrik kararı sonrası davacının. ..Şirketi, davalıların ... ve ..., dava konusunun ise hak ediş ödemelerinden yapılan kesintinin ödenmesi talebi olduğu, davacı şirket tacir olsa da davalıların tacir olmadığı, dava konusunun ise TTK'nın 4. maddesinde sayılı mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Urla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Urla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04.09.2026 .

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1771, K. 2026/1953, T. 04.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1771-e-2026-1953-k-03c377457216