Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/715 E. 2026/2396 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/715
- Karar No
- 2026/2396
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/715
KARAR NO:2026/2396
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :13/01/2026
NUMARASI:2025/347 E - 2026/41 K
DAVANIN KONUSU:İstirdat
KARAR TARİHİ:17/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerin, ... & .... ŞTİ. İŞ ORTAKLIĞI 'nın ortakları olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığını, bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerektiğini, adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerektiğini, adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığından huzurdaki davanın adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından ikame edildiğini, davacı müvekkillerinin, İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Mah., 980. ... ...Şantiyesi adresinde bulunan inşaatın yapımını üstlenmiş müteahhit olduğunu, bu bölgede lisanslı elektrik dağıtım şirketi olan davalı tarafından, belirtilen şantiyede “sözleşmesiz kayıtsız sayaç üzerinden enerji kullanıldığına” dair iddia ile davacı müvekkilleri hakkında ... seri numaralı kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiğini, müteakiben davalı tarafından, anılan kaçak elektrik espit tutanağına dayanılarak düzenlenen 18.11.2024 tarihli, ... no’lu ve 247.016,34-TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ile müvekkili adına 247.016,34-TL kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, müvekkil davacıların, davaya konu mezkûr fatura bedeli ile faiz ve ferileriyle birlikte toplamı olan 248.794,86-TL’yi davalı şirkete 02.12.2024 tarihinde ödendiğinin tahsilat makbuzu ile sabit olduğunu, oysaki davacı müvekkil tarafından mezkûr kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, davalı tarafın, haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasını, HMK.m.190 ve TMK.m.6 hükümlerine göre ispatla yükümlü olduğu gibi Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin m.43/5 hükmüne göre de, iddia ettiği kaçak elektrik kullanımı tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırmak ve davacı müvekkilin haklarını ihlal etmemek zorunda olduğunu, mahkemenin kanaatinin kaçak elektrik kullanım iddiasını kabul yönünde oluşması hâlinde dahi bu defa; davalı şirket tarafından, mezkûr faturalar ile tahakkuk ve tahsil edilen kaçak elektrik bedeli, EPTHY’nin kaçak elektrik tüketiminin tespitine, kaçak elektrik tüketim bedelinin hesaplanmasında ve faturalandırılmasında esas alınması gereken tüketim miktarını ve süreyi belirleyen m.42 ilâ m.49 hükümleri hilafına haksız ve hukuka aykırı olarak fazla belirlendiğini ve tahsil edildiğini, bu durumun bilirkişi incelemesi ile açığa çıkacağını, davalı tarafından mezkûr faturayla tahakkuk ettirilen kaçak elektrik tüketim bedelinin, EPTHY. hükümlerine göre haksız ve hukuka aykırı olarak tahakkuk ile tahsil edildiği ve keza, haksız tahsilât miktarının, bilirkişi marifetiyle tespit edilebileceğini, davacı müvekkilinin kendi zararına davalı şirketin yararına sebepsiz zenginleştirme oluşturan fazladan ödediği parayı, - olmayan bir borcu rızasıyla değil - haksız ve hukuka aykırı olarak düzenlenen faturalarla talep edilmesi ile elektriğin kesilmesi baskısı altında ödemiş olduğu gibi, mevzuat hükümlerine aykırı olarak tahsil edilmiş olduğundan, ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürmemiş olsa bile istirdaden talep etme hakkına sahip olduğunu bildirerek HMK.m.107 hükmü kapsamında belirsiz alacak davası olarak davacı müvekkilinin davaya konu istirdat alacağının miktarının bilirkişi marifetiyle tam olarak tespit edildiğinde, talep miktarının HMK.m.107/2 hükmü uyarınca artırılmak kaydıyla 500,00-TL istirdat alacağının, fazladan yapılan her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikle davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare davasını ıslah etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan işlemlerin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği mevzuatına uygun olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili kurum ekiplerince 15.11.2024 tarihinde yapılan kontrollerinde davaya konu yerde EPTHY mevzuatına aykırı olarak sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik enerjisi tüketildiğinin tespit edildiğini, işbu kullanım şeklinin EPTHY 42. madde 1/a - "Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir." hükmü gereğince kaçak elektrik kullanımını oluşturduğunu, kaçak elektrik tespitinin yapılması akabinde EPTHY mevzuatı kapsamında, müvekkili kurum tarafından davacılar adına 247.016,34 TL kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini, işbu kaçak tüketim fatura bedellerinin borçlu tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödendiğini, müvekkili kurum tarafından yapılan kaçak tespiti işlemlerinin ilgili mevzuata uygun olup Mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile fatura tutarlarının ilgili yönetmeliğe uygun olduğunun tespit edileceğini, kaçak elektrik tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, davacı kurum tarafından, kaçak elektrik tespit tutanağını aksini ispat edebilecek nitelikte hiçbir delil sunulmadığını, davacı yanın salt soyut beyanları ile ikame ettiği haksız ve mesnetsiz davasının reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde kaçak elektrik tutanağında imzasının bulunmadığını bu mesnetle tutulan tutağın usulsüz olduğunu belirttiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre tutanakta abonenin imzasının bulunmamasının tutanağın geçerliliğine etki etmediğini, imza şartının aranmadığını, kaldı ki adına kaçak elektrik tutanağı tutulmuş birisinin tutanağı imzalamasının da beklenemeyeceğini, bu nedenle müvekkili kurum çalışanlarının usulüne uygun tanzim ettiği kaçak elektrik tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerla müvekkili kurumun huzurdaki dava dosyasında haklılığını ortaya koyduğunu, davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun dava dilekçesindeki beyanlarına itibar edilmeksizin yapılacak inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kesinlikle davacı yanın müvekkili Kurumdan alacağı bulunduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte kaza tarihi itibariyle müvekkili Kurumun temerrüde düşürülmemiş olduğundan ödeme tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca avans faizi talep edilmesinin de mümkün olmayıp somut olayda ancak yasal faiz istenebilmesinin mümkün olabileceğini bildirerek haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, Mahkeme aksi görüşte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " ... davacı tarafça tutanak adresinde ticari faaliyet gösterilmediğine ilişkin bir itirazın bulunmadığı, kaçak elektrik kullanımının bulunup bulunmadığının ve bulunması halinde talep edilebilecek miktarın tespiti hususunda elektrik mühendisi bilirkişiden 15/12/2025 tarihli raporun alındığı, alınan bu raporun mahkememizce denetime elverişli ve uygun bulunduğu hükme esas alındığı, yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafça tutanak adresinde ticari faaliyet gösterilmediğine ilişkin bir itirazın bulunmadığı, ...'dan gelen müzekkere cevabından davacının tutanağa konu adres yönünden 11/12/2024 tarihinde abonelik sözleşmesi imzaladığının, tutanak tarihinde sözleşmesinin bulunmadığı, yine raporda tespit edildiği üzere davacı tarafça tutanak tarihinde kayıtlı olmayan sayaçtan geçirilerek elektrik kullanıldığı anlaşılmakla davacının bu eylemlerinin ilgili yönetmelik kapsamıda kaçak elektrik enerjisi kullanımı olduğu, raporda dosya içerisindeki tespit ve delillere uygun olarak Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44, 45 ve 46.maddeleri kapsamında kaçak elektrik kullanımı yönünden süre ve miktar tespitinin ve hesaplamanın yapıldığı, tüketim miktarı hesaplamasının yönetmeliğin 44/1-b maddesi kapsamında davacı tarafça abonelik sözleşmesi imzalanıp, kayıtlı sayaçtan elektrik kullanılmaya başlandığı ihtilafsız dönem tüketim miktarına göre yapıldığı, yapılan hesaplamanın Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44, 45 ve 46.maddeleri kapsamında uygun olduğu, alınan rapor kapsamında davacının tespit edilen kaçak kullanımı yönünden davalı tarafça 137.009,31 TL talep edebileceği, davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davalı tarafça belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı yönünde itirazda bulunulmuş ise de davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığının kullanmış ise sorumlu olacağı miktarın tespitinin yargılamayı gerektirdiği bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açabileceği, davacı tarafça sunulan bedel arttırım dilekçesinde bilirkişi tarafından tespit edilen olması gereken fatura bedeli yönünden ödeme tarihine kadarki faiz ve kdv'si hesaplanarak fazla ödendiği belirtilen 110.853,14 TL'nin iadesinin talep edildiği, bedel arttırım dilekçesinde yapılan hesaplamanın uygun olduğu, davacının 110.853,14 TL'nin iadesini talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile 110.853,14-TL 'nin 02.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle
1-Davanın kabulü ile 110.853,14-TL 'nin 02.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın eksik harç yatırılarak açıldığını,davaya belirsiz alacak davası olarak devam edilemeyeceğini, yapılan ödeme davacı borçlunun kendi rızası ile kaçak elektrik borcuna istinaden yapıldığını,ödeme anında davacı tarafından ihtirazi kayıt da ileri sürülmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı olup müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını,bilirkişinin kullanmış olduğu hesaplama yöntemi hatalı olduğunu,davacı adına tahakkuk ettirilen faturada hiçbir hata bulunmamakla birlikte bilirkişi raporunda istirdat alacağının hesaplanması noktasında da hata yapıldığını, müvekkili tarafından tahakkuk ettirilen bedel 247.016,34 tl, bu tutarın işlemiş faiz tutarı 1.482,10 tl, faizin kdv'si 296,42 tl olup davacı tarafça bu üç alacak kalemi için toplamda 248.794,86 tl ödeme yapıldığını, bilirkişi tarafından yeni hesaplanan fatura bedelinin işlemiş faizi ve faizin kdv'si hesabının yapılmadığını, ödenen tutarı doğrudan asıl alacak tutarı olan fatura bedelinden düşüldüğü anlaşılmakta olup bu hesaplama yöntemi hatalı olduğunu, davacının talep etmiş olduğu faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı tahakkuk eden ve ödenen bedeller nedeniyle menfi tespit ve istirdat taleplerine ilişkindir.Mahkemesince taraf delilleri toplanmış, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle;"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; kaçak kullanımına konu adreste mevzuata uygun bir şekilde elektrik kullanımı yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi ile, dava konusu 15/11/2024 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağının ve tahakkuk hesaplamalarının yasal mevzuata uygun olup olmadığının tespit edilmesi noktalarında toplandığı,.Davacının kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığı yönünde beyanları olmasına rağmen, sunulan bilgi ve belgeler, yapılan incelemeler sonucunda elde edilen bulgulara göre, dava konusu kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağının düzenlendiği 15/11/2024 tarihinde ilgili adreste davalı adına bir abonelik sözleşmesi olmadığı gibi, kayıtsız sayaç üzerinden tüketim yapıldığı ve bunun da Yönetmeliğin 42.1.(a) maddesinde tanımlandığı şekliyle perakende satış sözleşmesi olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik tüketimi yapılması olduğu,Davacının vergi levhası belgesine göre, 16/07/2024 tarihinde işe başladığı adresteki kaçak elektrik tüketiminden ve tahakkuk edecek fatura bedelinden sorumlu olduğu, Kaçak tüketim miktarı hesabında,Yönetmelikte izin verildiği şekliyle bizzat davacı tarafından gerçekleştirilen 2024 yılı ortalama tüketim miktarı üzerinden hesaplama yapılabileceği, Yönetmeliğin ilgili hükümleri gereğince yapılan hesaplamalar sonucunda, 15/11/2024 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağına istinaden tahakkuk ettirilebilecek kaçak tüketim fatura bedeli 137.009,31.-TL olarak hesaplanmış, davacının tutanağa istinaden tahakkuk ettirilen 247.016,34.-TL’ den 110.007,03.-TL’ yi iade alabileceği, " yönünde görüş bildirmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Buna göre, hükme esas bilirkişi raporunun mevzuat hükümlerine uygun olduğu, davacıların haksız olarak ödediğini iddia ettiği kaçak tahakkuk ve ek tahakkuk bedelinin iadesini ihtirazı kayıt ileri sürmemiş olsa bile, zamanaşımı süresi içinde isteyebileceği anlaşılmış olmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalıdan alınması gereken 7.572,38 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.893,95TL harcın mahsubu ile bakiye 5.678,43 TL'nin bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026