Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2358 E. 2026/2441 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2358
Karar No
2026/2441
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2358

KARAR NO:2026/2441

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/07/2026

NUMARASI:2026/142 E - 2026/524 K

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:22/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun kaçak ekipleri tarafından davalı tarafın "... Bayrampaşa/İSTANBUL" adresinde otel olarak işlet- tikleri işyerinde13.02.2025 tarihinde yapılan kontrolde sayaca müdahale suretiyle kaçak elektrik kul- lanıldığı tespit edilmekle ... seri nolu kaçak /usulsüz elektrik kullanım tespiti tutanağı düzen- lendiğini, bilahare bu tutanak gereğince 03.03.2025 son ödeme tarihli 1.708.331,58TL bedelli fatu- ranın tahakkuk olunduğunu, fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı nede- niyle takibin durduğunu , davalılar tarafınıdan İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2025/ 232 E. sayılı dosyasında davalı tarafından menfi tespit davası açıldığını beyanla;Usul ekonomi gereğince eldeki davanın menfi tespit davası ile birleştirilmesine,Müvekkilinin alacağını teminen, borçlu tarafın 03.03.2025 son tarihli 1.708.331,58 TL fatura alacağını karşılamaya elverişli malvarlığının İHTİYATEN HACZİNE,Borçluların Bakırköy 10. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına vaki itiraz- larının iptaline, takibin asıl alacağa yıllık % 44,4 (6183 sayılı yasa gereği değişecek oranlar üzerinden) gecikme zammı, bu gecikme zammına % 20 KDV işletilerek devamına,Haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davalı müvekkili ...(...) A.Ş., İstanbul Avrupa yakası bölgesinde görevli elektrik tedarik şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'nin sözleşmeli abonesi olarak ticari işletmesi olan ... tesisat/hizmet no'lu kullanım yerinde elektrik enerjisi kullandığını, elektrik dağıtım şirketi olan davacı tarafından davalı ... ..)A.Ş.'nin abone olduğu kullanım yerinde kaçak elektrik kullanıldığı iddiası ile 13.02. 2025 tarihli, ... seri no'lu kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, söz konusu kaçak elektrik tespit tutanağı gereğince davacı tarafça düzenlenen 20.05.2025 tarihli, ... no'lu ve 1.708.331,57-TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ile davalı ... A.Ş. adına kaçak elek- trik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, ... (...) A.Ş. tarafından 17.02.2026 tarihinde Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyasına 17.02.2026 tarihinde 180.000,00 TL ve 17.02.2026 tarihinde 650.000,00-TL, 19.02.2026 tarihinde 14.000,00-TL, 20.02.2026 tarihinde 1.000,00-TL olmak üzere toplamda 845.000,00-TL icra dosyasına ödeme yapıldığını, davalı hakkında tahakkuk ettirilen 1.708.331,57-TL kaçak elektrik bedeli,133.249,86-TL gecikmiş gün faizi, 26.649,97 TL faizin KDV'si olmak üzere 1.868.231,40-TL tutarın tahsili amacıyla Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü' nün .... sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullanma- dığını, kaçak elektrik tespit tutanakları tek taraflı düzenlenmiş olup aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığını, davacı tarafın kaçak kullanım ve alacak iddiasını yasal deliller ile ispat etmek zorunda olduğunu, iddiaların yargılamaya muhtaç olduğunu, dava konusu alacağa AATUHK gere- ğince gecikme zammı değil, tarafların sıfatına göre avans faizi veya yasal faiz talep edilebileceğini, icra inkar tazminatı koşullarını oluşmadığını, Huzurdaki davanın öncesinde, Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takibine dayanak faturadan dolayı davalı müvekkil ...) A.Ş. tarafından davacı ... A.Ş.'ne karşı borçlu olmadığı istemiyle İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/232 E. sayısına kayden menfi tespit davası açıldığını söz konusu davanın bekletici mesele yapıl- masının gerektiğini ,ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını beyanla ihtiyati haciz talebi ve davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce 05.03.2026 tarihli ara kararı ile: "haksız fiil mahiyetindeki kaçak elektrik tüketiminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin, kaçak tüketimin gerçekleştirilmiş olması halinde ne kadar tahakkuklandırılması gerektiği, davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı hususunun yargılama gerektirdiği, mevcut delil itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmeği" gerekçesiyle İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:Aar karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: davalı tarafın sayaca müdahale suretiyle kaçak elek- trik kullandıkları hususunun dosyaya sunulan tutanak, video kaydı ve fotoğraflar ile kayıt altına alın- dığını, yaklaşık ispatın sağlandığını, alacağın muaccel olduğunu, rehin ile temin edilmediğini, ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispatın sağlandığını,"ölçülülük ilkesi" gözetilerek ihtiyati haciz kararı verile- bileceğini beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.Davacı vekili,alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir.Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.

Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır.Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde,ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından,koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından; ... kaçak ekipleri tarafından davalı tarafın otel olarak işlettiği "...Bayrampaşa/İSTANBUL" adresinde 13.02.2025 tarihinde yapılan kontrolde sayaca müdahale suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilmekle ...(...) A.Ş. Adına ... seri nolu kaçak /usulsüz elektrik kullanım tespiti tutanağı düzenlendiği, bu tutanak gereğince 20.02.2024 son ödeme tarihli 1.708.331,58 TL bedelli faturanın tahakkuk olunduğu, fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle borçlular aleyhine Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılarak kaçak tüketim bedeli, takip tarihine kadar işlemiş gecikme zammı ve KDV'den ibaret 1.868.231,40 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, itiraz nedeniyle takip durduğundan itirazın iptali talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Dosyanın tetkikinde, davalılar tarafından söz konusu faturalar ile ilgili olarak iş bu davadan önce İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2025/232 E. sayılı dosya üzerinden menfi tespit davası açıldığı,davanın derdest olduğu, dava dilekçesinde davaların birleştirilmesi, cevap dilek- çesinde bekletici mesele yapılması talebinde bulunulduğu, mahkemece birleştirme yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır.İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2025/232 Esas sayılı dosyasına elektrik mü- hendisi ... tarafından sunulan raporda ; 03.03.2025 son ödeme tarihli kaçak tüketim fatura bedelinin 463.755,15.-TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Ancak menfi tespit davası celp edilme- diğinden rapora itiraz sürecinin ne şekilde işlediği tespit edilememiştir.Uyuşmazlık konusu yargılamaya muhtaç olup mevcut delil durumu itibariyle yaklaşık ispatın sağlanmadığı değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvuru- sunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2358, K. 2026/2441, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2358-e-2026-2441-k-e493545aa66c