Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2390 E. 2026/1301 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2390
- Karar No
- 2026/1301
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2390 KARAR NO : 2026/1301
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2021 (Dava) - 30/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/848 Esas - 2023/471 Karar DAVA : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:08/07/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarihli 2022/848 Esas ve 2023/471 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunan davacıya ait ve tüketici olarak kullandığı .... plakalı aracın 06/04/2020 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde iken .... yönetimindeki ... plakalı araçla çarpışması neticesinde davacının aracında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacıya ait aracın asli kusurlu bulunduğunu, yaşanan kaza sonrasında davacının davalı sigorta şirketine ihbarda bulunduğunu ve hasar dosyası açıldığını, davacının aracının olduğu servise davalı sigorta şirketi tarafından eksper görevlendirmesi yapılmadığını, oluşan hasarın tespiti için eksper tayini yapıldığını, hasarın kayıt altına alınarak rapor tanzim edildiğini, 04/08/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, davalının araçta oluşan maddi hasarı gidermediğini ve araçta oluşan onarım bedeli ödenmediğini beyanla araçta meydana gelen zarar nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat talebini arttırmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine, araçta oluşan hasarın kayıt altına alınması ve rapor tanzimi için zorunlu olarak yapılan 500,00 TL eksper ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar için talep ettikleri 100,00-TL tazminat alacaklarını geriye kalan miktar üzerinden 25.192,50-TL artırarak toplamda 25.292,50-TL'nin kazanın meydana geldiği tarih olan 06/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın uyuşmazlık miktarı nedeniyle tüketici hakem heyetlerine başvurunun zorunlu olduğunu, davalı şirket adresi İstanbul olduğundan ve taraflar arasındaki uyuşmazlık kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı olduğundan haksız fiile ilişkin yetki kurallarının uygulanmayacağı genel yetki kurallarının uygulanacağını, davalı şirketin adresinin bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, alacağın muaccel olmadığını, davacı tarafın ihbar yükümlülüğünü süresinde gerçekleştirmediğinden dava tarihine kadarki süreçte ekspertiz incelemesinin sona ermediğini, dolayısıyla temerrütün gerçekleşmediğini, kazanın beyan edilen yer ve zamanda beyan edilen şekilde gerçekleşmediğini, davalı şirket tarafından görevlendirilen ekspertiz incelemesinin bizzat araç üzerinde fiziki olarak yapıldığını, ancak davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ekspertiz incelemesinin araç görülmeksizin dosyadaki mevcut belgeler üzerinden düzenlendiğini bu nedenle geçerli bir ekspertiz raporu niteliğinde olmadığını, görev itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, davacının taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair beyan, ibare, kanun maddesinin gösterimi veya benzer bir kayıt yer almamakta olup, davanın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması veya ileride dava değeri artırılmak üzere açılması halinde davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekeceğinden uyuşmazlık konusu davanın da kısmi dava olarak açıldığı değerlendirilmiştir. Dava konusu kaza tarihi 06/04/2020 olup, ihbar tarihi 10/04/2020, sigorta şirketinin temerrüt tarihi ise 26/05/2020'dir. TTK'nın 1420/1. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesinde alacağın muaccel olmasından sonra zamanaşımının işlemeye başlayacağı düzenlemesi doğrultusunda 26/05/2020 tarihinde zamanaşımı işlemeye başlamış ise de Koronavirüs Pandemisi sırasında duran zamanaşımı süreleri nedeniyle zamanaşımı başlangıç tarihi 16/06/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlamış, dava tarihi 04/04/2021 tarihinde tazminatın 100,00-TL'lik kısmı yönünden zamanaşımı kesilmiştir. Davacının ıslah dilekçesi 26/04/2023 tarihinde sunulmuş olup, zamanaşımı başlangıç tarihi 16/06/2020 ile ıslah tarihi 26/04/2023 tarihleri arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı sigorta vekili tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Bu durumda davanın dava dilekçesinde talep edilen 100,00-TL'lik kısmı yönünden kısmen kabul, ıslahla artırılan kısmı yönünden zamanaşımı nedeniyle kısmen ret kararı verilmesi gerektiğinden ıslahla artırılan 25192,50-TL yönünden zamanaşımı nedeniyle ret hüküm kurulmuştur. Davacı tarafça dava öncesi zararın belirlenmesi hususunda ekspertiz raporu alınmış olup rapor bedelinin yargılama giderine dahil edilmesi talep edilmiştir. Yerleşik yargısal içtihatlar uyarınca davacının kaza öncesi maddi zararının tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırması halinde bunun yargılama giderlerine dahil edilebileceği, ekspertiz ücretinin bir zarardan ziyade yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, davacı tarafça yaptırılan ekspertiz ücreti olan 500,00-TL'nin serbest piyasa rayiçlerine uygun olduğu, ekspertiz hizmeti ile davacının dava açıp açmama yönünde haklılık durumunu dava öncesi tespit ettirebileceği, bu nedenle gereksiz bir harcama olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek bu harcamanın yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesine karar verilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 680,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutar yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmiştir....'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜNE, 100,00-TL hasar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına 26/05/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair kısmın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece 12/09/2013 tarihli ek kararla; ''...Dosyanın tetkikinde davalı aleyhinde verilen kararın kesinlik sınırı altında olduğu görülmekle 6100 sayılı HMK'nın 341/2. ve 346/1. Maddeleri uyarınca istinaf dilekçesinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu ,işbu dava tamamiyle teknik ve uzmanlık gerektiren özel bir alan olduğundan alacak miktarını belirleyebilmesinin davacı taraftan beklenemeyeceğini, belirsiz bir alacağın söz konusu olduğunun dava dilekçesinden de anlaşıldığını, araçta kaza sonucu oluşan hasar tutarının tespitinin, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacağını, işbu dosyada dava dilekçesi davalı tarafa 22.04.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 29.04.2021 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inin yer almadığını, dolayısıyla davalı tarafın zamanaşımı def'inin geçersiz olduğunu, davaya konu talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa yani talep muğlak ise, HMK m. 119/2 gereğince davacıya kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi ve buna dair beyan dilekçesi sunulması istenmemiş iken 30.05.2023 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli 2022/848 E. ve 2023/ 471 K. sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından bahisle Mahkeme kararı istinaf edilmekle birlikte hukuki dayanaktan yoksun bu talebin reddedilmesi gerektiğini, mahkemece, belirsiz alacak davasının türü ve sonuçları itibariyle dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde Yargıtay'da görüş birliği bulunduğundan bahisle görülmekte olan davanın kısmi dava olduğu sonucuna haklı şekilde ulaşıldığını, dava dilekçesinde sadece fazlaya ilişkin haklar tutulup belirsiz alacak davası olduğunun açıkça belirtilmediğini, bu durumda huzurdaki davanın kısmi alacak davası niteliğinde olduğunu, uyuşmazlığa konu kaza tarihinin 06.04.2020 olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemece temerrüt tarihi olarak 26.5.2020 tarihinin belirlendiğini, koronavirüs pandemisi başlangıcında duran yargısal süreler nedeniyle zamanaşımının 16.6.2020 tarihinden başlatıldığını, davacının 26.4.2023 tarihinde ıslahla artırmış olduğu tutarın 2 yıl geçmiş olduğundan zamanaşımına uğradığını, bu nedenle Mahkemenin bu yöndeki kararının yerinde olduğunu, davacının istinaf nedeni olarak ileri sürdüğü hususların hukuki dayanağı bulunmadığını, istinaf dilekçesinde yer verilen Yargıtay kararı belirsiz alacak davasına ilişkin olup somut olaya uygun olmadığını, davacının talebinin zamamaşımı nedeniyle reddinin haklılığının yanı sıra doğmuş bir alacağı da bulunmadığını, bu nedenle Mahkemece kabul edilen 100 TL'lik kısmın istinaf edilmesi zorunluluğu doğduğunu, kazanın beyan edildiği şekliyle gerçekleşmediğini, kazaya ilişkin Tespit Tutanağına göre hasarının sadece ön kısımda olması gerekirken ayrıca arka kısım hasarlarının oluşu dikkate alındığında kazanın beyan edilen şekilde gerçekleşmediği sonucunu ortaya çıkardığını, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği ve iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde kullandığı için ispat külfetinin yer değiştirerek sigortalıya geçtiğini, somut olayda da sigortalının ihbar yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmediğini ve araçta oluşan hasarları süresinde bildirmemiş olduğundan bilirkişinin hasarın kaza ile uyumlu olduğuna dair değerlendirmelerine dayanarak Mahkemece verilen kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, davacının alacağı bulunduğuna dair bir tespit bulunmadığını, bilirkişi raporu eksiklikler barındırmakta olup denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda aracın hangi parçalarının hasarlandığı, hasarlanan parçaya yapılacak işlem (onarım, değişim vs.), onarım maliyeti, parça maliyeti, işçilik ücretleri gibi hiçbir veri bulunmadığını, bilirkişinin sigortalıya ait aracın eski kazalarını araştırmadığını, eski kazalarda aracın hangi bölgelerinden hasarlandığını, hasar onarımının ne şekilde gerçekleştiği (onarım, eşdeğer-orjinal parça değişimi) yönünde herhangi bir araştırma yapmadan değişimi gereken parçalar açısından orjinal parça takdir edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda aracın onarımının ekonomik olduğu belirtilse de aracın sovtaj bedeli belirlenmeksizin varılan bu sonucun eksik incelemeye dayandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi raporunda piyasa şartlarındaki makul iskonto oranlarının dikkate alınmadığını, parça ve işçilik fiyatlarının fahiş şekilde belirlendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin KDV'den sorumlu olmadığını, Mahkeme kararının, kabul yönündeki kısmı yerinde olmadığı gibi davacının zamanaşımı nedeniyle reddedilen kısma yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenleri hukuki dayanaktan yoksun olup davanın tamamıyla reddi gerektiğini belirterek davacı tarafın istinaf talebinin reddine, istinaf taleplerinin kabulüne, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.5.2023 tarih ve 2022/848 E. 2023/471 K. sayılı karardaki kabule yönelik kısmın kaldırılarak davanın tümden reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 15/09/2023 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nın "Katılma yolu ile başvurma" başlıklı 348/1. maddesinde "İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir." denildiğini, dosya kapsamında verilen 30.5.2023 tarihli kararın 24.7.2023 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, 23.8.2023 tarihinde davacı tarafından istinaf edildiğini, bunun üzerine, yukarıda yer verilen maddenin tanıdığı imkan dahilinde taraflarınca hem bu dilekçeye cevap verildiğini hem de kabule ilişkin kısımın katılma yoluyla istinaf edildiğini, davacının kararı istinaf etmesi nedeniyle, kabul edilen kısım kesinlik sınırı altında olsa dahi taraflarınca katılma yoluyla istinaf yoluna başvurma hakkı bulunduğundan Mahkemece verilen 12.9.2023 tarihli ek karar hukuka aykırı olup bu kararın kaldırılarak esas karara ilişkin istinaf başvurusunun görüşülmesi gerektiğini, davacının talebinin zamamaşımı nedeniyle reddinin haklılığının yanı sıra doğmuş bir alacağı da bulunmadığını, bu nedenle Mahkemece kabul edilen 100 TL'lik kısmın istinaf edilmesi zorunluluğu doğduğunu belirterek istinaf dilekçelerini tekrarla istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin 12.9.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına, istinaf başvurularının esastan görüşülmesine, nihai olarak esas karara ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.5.2023 tarih ve 2022/848 E. 2023/471 K. sayılı karardaki kabule yönelik kısmın kaldırılarak davanın tümden reddine, davacı tarafın istinaf talebinin ise reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kasko poliçesine dayalı hasar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 1-) Davacı vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan İncelemede; Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde, sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayanılmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 1420 nci maddesinde, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 1420 nci maddesi, genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Yine Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları C.9. maddesine göre; sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı açıkça ve aynen yer almaktadır. Dava dilekçesi incelendiğinde, açıkça belirsiz alacak ya da HMK'nın 107 nci maddesinden bahsedilmeksizin, "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" eldeki davanın açıldığı, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası olduğunu açıkça belirtmediğinden davanın HMK'nın 109. maddesinde düzenlenen "kısmi dava" niteliğindedir(bkz. Yargıtay 4. HD'nin 25.11.2024 tarihli 2024/5490 E., 2024/11551 K.; 15.01.2025 tarihli 2023/12408 E., 2025/733 K.; 10.07.2023 tarihli 2023/3996 E.,2023/8750 K.; 14.02.2022 tarihli 2021/11186 E., 2022/2410 K., sayılı kararları, Yargıtay HGK'nın 01.03.2023 tarihli 2021/(15)6-192 K., 2023/157 K.; 07.07.2021 tarihli 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. sayılı kararları). Kısmi dava, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında ''Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.'' hükmüne, 3. fıkrasında ise; ''Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.'' hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılması halinde, zamanaşımı sadece kısmi davada talep edilen kısım yönünden kesilmiş olup varsa bakiye zarar için zamanaşımı süresi kesilmez, işlemeye devam eder. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması, zamanaşımı süresi içinde talep edilecek zarar yönünden önem taşır. Bu nedenle zamanaşımının başladığı tarihten itibaren yine aynı zamanaşımı süresi içinde, bakiye zarar için ek dava açılabileceği gibi kısmi davada talep edilen zarar miktarı ıslah yolu ile de artırılabilir. Bu açıklamalara göre; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/848 Esas - 2023/471 Karar sayılı dosyasında açılan davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu, kazanın 06/04/2020 tarihinde gerçekleştiği, 10/04/2020 ihbar tarihinden 45 gün sonra 26/05/2020 tarihinde muaccel olduğu, Koronavirüs Pandemisi sırasında zamanaşımı süresinin 15/06/2020 tarihine dek(bu tarih dahil) durduğu, zamanaşımı süresinin 16/06/2020 tarihinde işlemeye başlayacağı ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi 04/04/2021 itibariyle sona ermediği, dava tarihi 04/04/2021 tarihinde tazminatın 100,00-TL'lik kısmı yönünden zamanaşımı kesildiği, davacının ıslah dilekçesi 26/04/2023 tarihinde sunulmuş olup, zamanaşımı başlangıç tarihi 16/06/2020 ile ıslah tarihi 26/04/2023 tarihleri arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, olayda kazanın ve davanın niteliği gereği ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, mahkemece ıslah dilekçesi arttırılan bedel yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-) Davalı vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan İncelemede; 6100 sayılı HMK'nın " Adli tatil süresi" başlıklı 102. maddesine göre, adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar ve 31 Ağustos'ta sona erer. Yeni Adli yıl 1 Eylül'de başlar. Aynı Kanunun 104. maddesine göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. 103. maddesinde ise, adli tatilde görülecek dava ve işler ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Buna göre dava, adli tatilde görülecek dava ve işlerden değildir. Eldeki davada hükmün davalı vekiline 29.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği; yine davacı vekilinin İstinaf başvuru dilekçesi davalı tarafa 28.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 06.09.2023 tarihinde davacının istinaf başvurusuna cevap ve İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılması talepli istinaf başvurusu dilekçesi sunduğu, İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine hükmedilen miktar kesinlik sınırı altında kaldığından 6100 sayılı HMK'nın 341/2. ve 346/1. maddeleri uyarınca davalının istinaf dilekçesinin reddine ilişkin olarak 12/09/2023 tarihli ek karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı aleyhine hükmedilen tutar kesinlik sınırı altında kalsa da davalı vekilinin istinaf istemi katılma yoluyla istinaf başvurusu olarak kabul edilerek istinafa konu edilen miktar bakımından İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi nedeniyle davalı yönünden de istinaf edilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi'nin 12/09/2023 tarihli ek kararı kaldırılarak davalı tarafın karara yönelik istinaf incelemesine geçildi (Benzer mahiyette bkz. Yargıtay 3. HD'nin 29/09/2022 tarihli 2022/6053 E., 2022/7161 K. sayılı kararı). Dosya kapsamına, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına, somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına, bilirkişi raporunda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre kaza tutanağı ve resimler incelendiğinde hasar ile kazanın uyumlu olduğunun belirtilmesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olmasına, dosya kapsamına ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak belirlenen hasar tutarı bakımından da bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2023 tarihli 2022/848 Esas ve 2023/471 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, b-Davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/07/2026